- Mekale Detayları:
-
Kategori: Anlatılmayan HIRİSTİYANLIK !!!
-
Oluşturulma tarihi: Çarşamba, 06 Nisan 2011 13:15
-
Son günceleme: Salı, 30 Ağustos 2011 16:12
-
Yayın tarihi: Çarşamba, 06 Nisan 2011 13:15
-
Makale Yazarı: Metin YILMAZ
-
Gösterim: 156
Gördüğünüz bu resim eskiden İsrailoğullarının dünyanın şekline olan inançlarını yansıtmaktadır. Bu inanç İsrailoğullarının kutsalkitaplarına yansımış ve bu yansıma Hıristiyan kardeşlerimin kutsal kitaplarınada aksetmiştir.
Bu makalemizde kutsal kitabın düz dünya inancının yanı sıra, tercümelerinde bu yanlışlığı nasıl kapama yoluna gittiklerinide araştıracağız. İbranice '' shamayim '' Türkçemize genelde gök veya gökler olarak tercüme edilmiştir. Konumuz ile diğer önemli İbranice kelime '' chuwg '' dır. Tüm kutsal kitapda üç kere kullanılan bu kelime Türkçe çevirilerde üzerinde oynanan kelimelerden biri olmuştur. İngilizceye '' circle, circuit, compass '' olarak çevrilen bu kelimeye Türkçe çeviride ilginç anlamlar yüklenmiştir.
Kutsal kitaba göre dünya düz, daire şeklinde, uçları olan direkler üzerinde olan hareketlendirelemeyecek bir dünyadır.
'' Tanrı derinliklere bir daire çizip işe başladı ''
'' circle, circuit, compass '' ın İngilizceden Türkçeye olan anlamları için referanslara bakınız:
NRSV KJV Pro 8:26-27 When he prepared the heavens, I [was] there: when he set a compass upon the face of the depth:
Pro 8:27 RAB gökleri yerine koyduğunda oradaydım, Engin denizleri ufukla çevirdiğinde,
Kutsal kitap çevirmenlerinin Pro 8:27'de geçen bu çeviriye cümlenin içinde Rab kelimesi olmadan Rab kelimesi eklendiğini ayrıca '' chuwg '' kelimesine ASV, NASB, KJV, NKJV, RSV, NRSV, WEB, HNVWEB adlı bu İngilizce çeviriler '' circle: daire '' anlamı vermiştir yanlızca KJV adlı çeviri '' a compass '' anlamı vermişken, yine aynı İncil yeni çevirisinde diğer İngilizce İncil'lerle beraber '' circle: daire '' anlamı verdiğini görmekteyiz.
Pro 8:27 RAB gökleri yerine koyduğunda oradaydım, Engin denizleri ufukla çevirdiğinde,
KJV Pro 8:27 When he prepared the heavens, I was there: when he set a compass upon the face of the depth:
Diğer önemli noktada Türkçemize Pro 8:27 ...Engin denizleri ufukla çevirdiğinde, olarak çevrilen olan kısmıdır. Genel olarak yapılan İngilizce tercümelere baktığımızda '' derinliklerin yüzüne bir daire çizdiği zaman '' olarak tercüme edebileceğimiz bu cümle böylesi bir tercümeyle katledilmiştir. Bu çevirilerin bizim için önemi burada dünyanın oluşumunun anlatılmasıdır. Bu anlatımda bir noktayı kaçırmak dünyanın kutsal kitaba göre nasıl oluştuğunu anlamamızı engelleyecektir. Çevirmenlerin denizlerin ufkunu hangi kelimedeki anlamdan çıkarmış olduklarını anlamış değiliz. Şayet cümlede geçen '' depth:derinlik, derin yer '' kelimesinden bu anlam çıkarılmış ise bu kelimenin yapılmış olan çeviri ile alakası yoktur.
depth: kaynak_ www.seslisozluk.com/
1. (i). derinlik, derin yer, engin. depth charge su altındaki herhangi bir hedefe özellikle denizaltılara atılan patlayıcı madde. depth of winter kışın ortası, karakış. depths (i). denizin derinlikleri, umman; öz nüve depths of degradation. rezalet, kep.
2. derinlik.
3. derinlik. derin yer. engin. derin.
Prov 8:29 Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,
Ayrıca burada Prov 8:29 ...Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde, geçen '' temel '' kelimesinin kökeni '' mowcad '' dır. Bu kelimede kutsal kitap denilen kitapda üç kere kullanılmış ve devamlı temel olarak tercüme edilmiştir. Deu 32:22...Ve dağların temellerini tutuşturacak.' Psa 82:5 ...Yeryüzünün temelleri sarsılıyor. Prov 8:29 ...Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,
Burada bahsedilen temel kelimesi bir inşaatda bahsedilen temel kelimesi ile aynı kelimeden üretilen, Jer 51:26 Senden köşe taşı, temel taşı olmayacak,...
Dünyanın düz ve daire şeklinde olduğu ile ilgili olan kelimelerin anlamlarının değişip Türkçemize çevirildiğini görmemizin diğer bir örneği Isa 40:22 'de geçmektedir. Buradaki anlatıma göre daire şeklinde olduğu inanılan dünyanın üzerinde oturan Tanrıya aşağıdaki insanlar ise çekirge gibi gözükmektedir.
KJV Isa 40:22 [It is] he that sitteth upon the circle of the earth, and the inhabitants thereof [are] as grasshoppers; that stretcheth out the heavens as a curtain, and spreadeth them out as a tent to dwell in:
Isa 40:22 Gökkubbenin üstünde oturan RAB'dir,Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir.Gökleri perde gibi geren, Oturmak için çadır gibi kuran O'dur.
Buradaki cümlede geçen '' chuwg circle, circuit, compass '' kelimesinin hangi anlamlara geldiği yukarıda incelemiştik. İngilizce tercümesine KJV Isa 40:22 [It is] he that sitteth upon the circle of the earth, olarak giren bu tercüme Türkçemize Isa 40:22 Gökkubbenin üstünde oturan RAB'dir, böylesi bir çeviri ile girmiştir. Aslında '' O dünyanın dairesinin üstünde oturur '' olarak tercüme edilmesi gereken bu tercüme '' Isa 40:22 Gökkubbenin üstünde oturan RAB'dir, '' olarak tercüme edilmiştir. Bir dairenin düz olduğu tartışma gerektirmeyecek bir gerçektir. Fakat dünyanın bir daire olarak yuvarlak ve düz olarak tanımının ortaya çıkmaması için tahrip edilmiş çevirilerdir bunlar. Ayrıca Isa 40:22 ...Oturmak için çadır gibi kuran O'dur. burada geçen '' çadır '' tanımlamasını anlamamızla dünyanın ne gibi bir şekilde olduğu rahat anlaşılacaktır.
'' ve Dünyayı dört bucaklı yarattı ''
Özellikle unutulmaması gereken ise hayalinizde, dünyanın Isa 11:12 ...Dünyanın dört bucağından.. olarak çevrilen, fakat İngilizce çeviriye göre KJV Isa 11:12 ...from the four corners of the earth. '' dünyanın dört köşesinden '' olarak olması gereken çeviriye göre, köşeleride olan bir dünya şekli oluşturmanız gerekmektedir. Bu köşeleri bucağa çevirip verilmek istenen mesajı bulandırmaya çalışmaları her zaman mümkün olmamıştır. Yine elimizdeki İncil olduğu savunulan kitaba göre Rev 7:1 ...yeryüzünün dört köşesinde duran dört melek gördüm. ... yeryüzünün dört köşesi olduğu açıkca belirtilmiştir.
ve inanca görede Tanrı bulunduğu bu yerden tüm insanları çekirge gibi görür. Gerçek olan ise elimizde bulunan bu yazmalar insan ürünü olduğundan ortaya böylesi problemler çıkmıştır. Yazarların dünyanın küresel top şeklinde olduğundan haberleri yoktur. Bu bilgi eksikliği kutsal kitapda verilen diğer örneklerede yansımıştır.
Dan 4:10 Yatarken gördüğüm görümler şunlar: Dünyanın ortasında çok yüksek bir ağaç gördüm.
Dan 4:11 Ağaç büyüdü, güçlendi, boyu göklere erişti. Dünyanın dört bucağından görülüyordu.
Bu alıntıda Daniel yazarının dünyayı düz olarak gördüğü kesindir. Dünyamız küresel top şeklinde olduğu için yazarın bahsettiği gibi ortası yoktur. Fakat bir dairenin ortası vardır. Ayrıca dünyamızda büyüyen bir ağaç ne kadar büyürse büyüsün, büyüyerek uzayada çıksa dünyanın her yerinden görülemez. Fakat bu kitapları yazan insanların inandığı gibi dünya daire şeklinde ve düz ise ancak o zaman böyle birşey mümkün olabilir. Bu tanımda bize bu yazarlarında tamamiyle böyle bir inanca sahip olduklarını göstermektedir. Dünyanın düz ve daire şeklinde olduğuna ait olan düşüncenin yeni antlaşmada denilen İncil'de de devam ettiğini görmekteyiz. Mat 4:8 İblis aynı şekilde İsa'yı çok yüksek bir dağa çıkarıp O'na tüm görkemleriyle dünyanın bütün ülkelerini gösterdi. Küresel şekilde olan dünyamızın hangi dağına çıkarsanız çıkın böyle bir şey mümkün değildir.
Şayet dünyayı bir daire şeklinde tasavvur etmekteyseniz, bu aynı zamanda uçlarıda olduğu anlamını verir ki bu yazarlarda tamamiyle böyle bir inanca sahiptirler. Job 38:13 Yeryüzünün uçlarını tutsun, Oradaki kötüler silkilip atılsın diye? Dünyanın böylesi daire şeklinde ve düz olduğu inancının yanı sıra uçlarınında olduğuna ve büyüklüğünün sonsuz olmadığı üzerine olan inancı Job 11:9 Ölçüleri yeryüzünden uzun, Denizden geniştir. bu alıntıda daha rahat görebiliriz. Bu insanlara göre dünya düz ve daire şeklindedir ve ölçüleride vardır. Deu 13:6-7 ...dünyanın bir ucundan öbür ucuna dek uzakta,...,
KJV Job 37:3 He directeth it under the whole heaven, and his lightning unto the ends of the earth.
Job 37:3 Şimşeğini göğün altındaki her yere, Yeryüzünün dört bucağına salar.
Dünyanın fiziksel olarak sonu olduğunu belirten bu alıntı ise yine çevirmenlerimiz tarafından katledilmiştir. Cümlede geçen '' kanaph '' kelimesine '' dört bucağı '' anlamı verilmiştir. Aslında ise belirtilmek istenen dünyanın bittiği yerlerdir. bizce ''Şimşeğini göğün altındaki her yere, Yeryüzünün uçlarına, sonuna salar. '' olarak yapılıp dünyanın sonunun olduğunun belirtilmeye çalışıldığına yakın bir tercüme yapılması gerekirdi. Verilen '' dört bucağı '' anlamı bizce verilmek istenen mesajı aktaramamıştır.
Fakat dünyamızın küresel durumuna baktığımızda, dünyanın böylesi bir başlangıçı ve sonu olduğunu söyleyemeyiz. Belki dünyayı turlamaya bir noktadan başlasanız ve devamlı doğuya veya batıya aynı hizada gitseniz, başlangıç noktanıza gelmeniz mümkündür, fakat bu dünyanın başlangıçı ve sonu olduğu anlamını çıkarmaz. Kutsal kitap yazarlarına göre dünyanın düz ve daire şeklinde olan bu yapısından dışarıya düşebileceğiniz bir noktaya gelmeniz mümkündür.
Dünyanın uçları ve dört buçağı olduğu üzerine olan inancı kutsal kitaptan şu örnekler ile toparlayabiliriz.
Deu 28:49 ...dünyanın öbür ucundan bir ulusu...
Deu 28:64 ...dünyanın bir ucundan öbür ucuna,...
Deu 33:17 ... Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları yaralayacak....
Job 28:24 ...O yeryüzünün uçlarına kadar bakar,...
Job 37:3 ...Yeryüzünün dört bucağına salar.
Psa 2:8 ...yeryüzünün dört bucağını vereyim.
Psa 19:4 ...Söyledikleri dünyanın dört bucağına ulaşır....
Psa 22:27 Yeryüzünün dört bucağı anımsayıp RAB'be dönecek,...
Psa 48:10 ...övgün de Dünyanın dört bucağına varıyor....
Psa 59:13 ...Yeryüzünün ucuna kadar ulaşır....
Psa 61:2 ...yeryüzünün öbür ucundan,...
Psa 65:5 ...Sen yeryüzünün dört bucağında,...
Psa 72:8 ...Fırat'tan yeryüzünün ucuna dek!
Dünyanın bir tepsi gibi yuvarlak olduğuna olan bu inanç, yüksekçe bir yerde yaşadığına inanılan Tanrının bu yükseklikten herşeyi görebildiğine inanılmaktadır. Psa 33:14 Oturduğu yerden, Yeryüzünde yaşayan herkesi gözler. Dönemin insanları böyle bir inanca sahip olsada ilginçtir, inanılan bu Tanrı her zaman bulunduğu yerden herşeyi görememektedir.
Gen.18:20 Sonra İbrahim'e, "Sodom'la Gomora büyük suçlama altında" dedi, "Günahları çok ağır. Gen.18:21 Onun için inip bakacağım. Duyduğum suçlamalar doğru mu, değil mi göreceğim. Yapıp yapmadıklarını anlayacağım." Burada İbrahime konuşan İbranilerin eşsiz adını bile söylemeye özen gösterdikleri Tanrı YHWH 'nin kendisidir. Bu Tanrının Gomora'nın suçlama altında olmasından dolayı meseleyi anlamak için inip bakması ve görmesi gerekmektedir. Gen.18:21 Onun için inip bakacağım. Duyduğum suçlamalar doğru mu, değil mi göreceğim. Yapıp yapmadıklarını anlayacağım." demektedir.
'' Direkler üzerinde hareketsiz bir Dünya ''
Tepsi gibi daire şeklinde düz olan bu dünya inancına göre, dünyanın üzerinde durduğu direklerin temelleri yine Tanrı tarafından atılmış ve O bu direkler üzerine dünyayı koymuştur.
KJV 1Sa 2:8 Düşkünü yerden kaldırır,...Çünkü yeryüzünün temelleri RAB'bindir, O dünyayı onların üzerine kurmuştur.
KJV 1Sa 2:8 'de temeller olarak tercüme edilen kelimenin İbranice kökeni matsuwq 'dur. Bu kelimeye İngilizce verilen anlam ise '' pillars, direk, sütun '' dur.
pillars: kaynak_ http://www.seslisozluk.com/
1. i., f. direk, sütun; dikme, dik meye benzer şey; f. sütunlarla tutmak veya süslemek .pillar box ing posta kutusu. Pillars of Hercules Cebelitarık boğazının iki tarafındaki yüksek kayalıklar. a pillar of society topluma dayanak olan kimse, nüfuzl.
2. sütun. direk. önemli üye/destekçi/yandaş.
3. sütun. direk. dikme. dayak. payanda.
Birinci olarak verilen anlamın '' direk veya sütun'' olduğunu görmekteyiz. Bu gerçek ortaya çıktığına göre yapılması gereken tercümede dünyanın temellerin üzerine değil fakat direklerin üzerine konulması gerektiğini anlıyoruz.
Şayet direkler var bu direklerde bir temelemi atılmış diye düşünürseniz, kutsalkitabı yazanların düşünce yapısını anlamakta fazla hata yapmamış olursunuz. Isa.24:18 ...Dünyanın temelleri sarsılacak.
Yukarıdaki bu alıntıda tercüme edilen '' temelleri '' kelimesinin kökeninin ise '' mowcadah '' olduğunu görmekteyiz. ''mowcadah ''ın temel olarak tercüme edilmesine bir itirazımız yoktur.
KJV 1Sa 2:8 'de temeller olarak tercüme edilen kelimenin İbranice kökeni matsuwq 'dun anlamının '' direk '' olduğunu kabul ettiğimizde sanırım görmemizi istemedikleri gerçek daha rahat ortaya çıkacakdır. Bu gerçekde dünyanın direkler üstünde duran tepsi şeklinde bir yapıya sahip olduğudur. Dünyanın döndüğüne falan bir fikre sahipseniz, aman buda kutsal kitap öğretilerine aykırı bir düşüncedir. 1Ch 16:30 ...ey bütün yeryüzündekiler! Dünya sağlam kurulmuş, sarsılmaz. Psa 93:1 ...Dünya sağlam kurulmuş, sarsılmaz.
1Ch 16:30 'da kullanılan kelimenin kökeni '' mowt '' tur. Bir kaç örnek ile verilmek istenen resimi anlamaya çalışalım.
Job 41:23 ...kımıldamazlar.
Psa 10:6 ...sarsılmam...
Psa 15:5 ...sarsılmayacak.
Psa 16:8 ...sarsılmam,...
Psa 46:5 ...Sarsılmaz ...
İngilizcesine baktığımızda ise '' mowt '' ta karşılık olarak verilen anlam KJV 1Ch 16:30 ...that it be not moved. olarak görmekteyiz. Burada anlamamız gereken kelime '' moved '' dur, bu kelimeninde kökeni '' move '' dur, bununda sözlük anlamı '' kımıldatmak, oynatmak, hareket ettirmek '' cümledeki '' not '' kelimesi olumsuzluğu işaret ettiği için buna '' kımıldatılamaz, oynatılamaz, hareket ettirilemez '' olarak verebiliriz.
KJV 1Ch 16:30 Fear before him, all the earth: the world also shall be stable, that it be not moved.
1Ch 16:30 Titreyin O'nun önünde, ey bütün yeryüzündekiler! Dünya sağlam kurulmuş, sarsılmaz.
Ortaya çıkan gerçek ise hareket halinde olan dünyamız için tam tersi çıkan bir anlam ile karşılaşmaktayız. Direkler üzerine yerleştirilen tepsi şeklinde olan bu dünyanın ise hareket ettirilmesinin veya sarsılmasının bile mümkün olmayacağı inancı sahiptir. Hareket halinde olan dünyamızdan haberi olmayan bir dünya görüşüdür bu, işin garibi kutsal ve Tanrı tarafından olduğu kabul edilen yazmalarda mevcut olan görüştür.
Dünyanın oluşumunun hariçinde ise gökkubbenin oluşumuda kutsal kitaba göre çok ilginçtir.
'' Gökkubbenin diğer görevi suları ayırmak ''
Gen 1:6 Tanrı, "Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın" diye buyurdu.
Gen 1:7 Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
Burada geçen açıklamayı iyice okumanızı tavsiye ederim. Verilen açıklamaya göre başlangıçta tamamen su olan dünya bir kubbe ile arada yaşanacak bir yer açılmakta ve bu kubbenin görevi denizler ile kubbenin dışında kalmış suları birbirinden ayırma gibi bir şey. Gen 1:7 ...Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
Aslında kutsal kitap denilen bu kitap kendince yağmurların oluşumunu anlatmakta ve devam etmekte,Psa 148:4 Ey göklerin en yüce katı Ve göklerin üstündeki sular, O'na övgüler sunun! Bu tanımlama ile Gen 1:6, Gen 1:7 'de geçen suların ayrılmasıyla kubbenin dışında kalan bu sulara işaret edilmek istenmektedir. Tepsi şeklinde olduğuna inanılan bu dünyada yaratılan bu kubbenin görevinin ise yanlızca suları ayırma olmadığını ise şu alıntıda görmekteyiz.
Gen 1:14-18 Tanrı şöyle buyurdu: "Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak,
yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun.
Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin."
Ve öyle oldu.
Tanrı büyüğü gündüze,
küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı.
Yeryüzünü aydınlatmak,
gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi.
Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Gökkubbenin diğer görevinin ise ışığı karanlıktan ayırmak olduğunu görmekteyiz. Anlaşılan inanca göre gecelerin ve gündüzlerin bu gökkubbe tarafından ayarlandığı inancı hakimdir. Ayrıca gökyüzünü aydınlatacak ışıkların ve diğer gök cisimlerinin gökkubbeye yerleştirildiği inancı hakimdir.
Bu gökkubbenin ise Job 37:18 Dökme tunç bir ayna kadar sert olan gökkubbeyi... dökme tunç kadar sert bir yapıya sahip olduğuna olan inancı görmekteyiz. Tanrı ise dökme tunç gibi olan bu Job 22:14 ...Gökkubbenin üzerinde dolaşır.'
Gökkubbenin böylesi tunç gibi bir yapıya sahip olduğuna olan inanç ile kubbenin dışındaki gerçeğin ve bu gökkubbenin yine Tanrı tarafından denetlendiği inancını yine kutsal denilen kitapda görebilmekteyiz.
John 1:51 ...göğün açıldığını,...
Acts 10:11 Göğün açıldığını ...
Acts 7:56 ...göklerin açıldığını...
Mat 3:16 ...gökler açıldı...
Birilerinin bu gökkubbeden dışarı gidip gelebilmesi için ise bu gökkubbenin açılması gerekmektedir.
John 1:51 Sonra da, «Size doğrusunu söyleyeyim, göğün açıldığını,... Acts 10:11 Göğün açıldığını... Acts 7:56 «Bakın» dedi, «göklerin açıldığını ve İnsanoğlu'nun Tanrı'nın sağında durmakta olduğunu görüyorum.» Mat 3:16 İsa vaftiz olur olmaz sudan çıktı. O anda gökler açıldı...
Hatta yaratılışta gökkubbeyle ayrılıp dışarda kalan sularında yağmur olarak dünya ya gelebilmesi içinde bu böyledir. Gen 1:7 ...Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
İnsanlarda Tanrıya karşı günah işlediğinde Tanrı kızar ve bu yağmur gelecek kapakları kapar anlayışı her ne kadar inanamasakda kutsalkitapda mevcuttur. 2 Chr 6:26 "Halkın sana karşı günah işlediği için gökler kapanıp yağmur yağmazsa,...
ve tabi Tanrı kızıp bu kapakları kapadığı gibi yağmurun yağması için yine kapakların açılmasının emrini yine O verir. Psa 78:23 Yine de RAB buyruk verdi bulutlara, Kapaklarını açtı göklerin;
Mal 3:10 ... RAB. "Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım,... Rev 11:6 Peygamberlik ettikleri süreceyağmur yağmasın diye göğü kapamaya yetkileri vardır. ... Gen 7:11 ...göklerin kapakları açıldı.
Sonuç: Tanrı dünyayı temellere diktiği direkler üzerine koymuştur. KJV 1Sa 2:8 ...Çünkü yeryüzünün temelleri RAB'bindir, O dünyayı onların üzerine kurmuştur. ve bu temeller sağlamdır sarsılmaz, Psa 93:1 ...Dünya sağlam kurulmuş, sarsılmaz. Dünya ise Dan 4:11 Ağaç büyüdü, güçlendi, boyu göklere erişti. Dünyanın dört bucağından görülüyordu. ortasında bir ağaç büyüdüğünde diğer yerlerden görülebilecek bir yapıda kısaca bir tepsi gibidir. Dünyanın üzerine konduğu bu temeller ise Tanrınındır, sarsılmaz vaziyetde olan bu temeller ancak Tanrının emri ile sarsılabilir. Isa.24:18...Dünyanın temelleri sarsılacak.
Tanrı ayrıca suları ayırmak için gökkubbeyi yaratmıştır, Gen 1:7 Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. Bu gökkube ise Job 37:18 Dökme tunç bir ayna kadar sert olan gökkubbeyi.. dökme bir tunç kadar serttir, yağmurların veya kişilerin bu kubbeyi geçmesi için kapaklarının açılması gerekmektedir. 2 Chr 6:26 ...gökler kapanıp yağmur yağmazsa, dışarda kalan bu suların böylesi bir düzen ile çalışdığı düşünülmektedir.
Tanrı ise Job 37:18 Dökme tunç bir ayna kadar sert olan ... bu Isa 40:22 Gökkubbenin üstünde oturan RAB'dir,
düzenlenip devam edecektir........

Powered by Bullraider.com