...... Hıristiyanlığın Tarihi

'' ya bu (orjinal Greekçesi) kutsal kitap değil... veya biz Hıristiyan değiliz.''

Either this (the original Greek) is not the Gospel… or we are not Christians.” Thomas Linacre (bilinmiyor. 1460 - Ekim 20, 1524)
 

İsa'nın yaşadığı dönemde, bir kitap yazdırmaması, hatta elimizdeki yazmalara göre kendine bir kitap verildiğini bile ima etmemesi, onu takip etmeye çalışan topluluklar tarafından oluşturulmaya çalışılan kitabın sancılı bir yol izlemesine neden olmuştur. Oluşturulmayan çalışılan kitap aynı zamanda oluşturulmaya çalışılan Hıristiyanlığında sürüvenidir. Günümüz Hıristiyanlığını anlamamız için, kutsalkitabın oluşum aşamasınıda anlamalıyız.
Elimizdeki yazmaların İsa'ya gelen bir İncil'in varlığından bahsetmemesine ve diğer insanların İncil diye bir kitabın varlığı ile olan sorularına Hıristiyan kardeşlerimin cevapları ise şöyle olmaktadır.
"isa'ya indirilen incil" diye birşey yoktur...zira İsa Mesih e gökten kitap indirilmemiştir İsa'nın kendisi zaten "yaşayan vahiydir" ve hristiyanların inancına göre ve incil de bildirildiği üzere isa "Tanrı'nın sözü" dür.bir bakıma "canlı vahiydir"...
 
 
Günümüzde toparlanıp kitap haline getirilmiş olan bu mektup ve yazmaların ise 2Tim.3:16 Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. olduğu görüşü hakimdir. Kitabın kendi hakkında olan bu kaynağının belirtisini iyi anlamamız gerekmektedir. Kitap kendisinin İsa tarafından hazırlandığı veya Tanrı tarafından gönderildiği ile ilgili bir iddiası yoktur. Savunması 2Tim.3:16 Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir... yani birilerinin Tanrıdan esinlenerek, günümüz Türkçesi ile ilham alarak yazdığı dükümanlardır, kutsallaştıran ise bizleriz. 2Tim.3:16 de geçen ''esinidir'' kelimesinin Greekçe kökeni '' theopneustos '' dur ve bizim tesbitimize göre Kitabı Mukaddes denilen bu kitabın başkaca bir yerinde kullanılmamıştır.
 
 
Fakat elimizdeki bu yazmaların böylesi ilham alınarak yazılmasından daha ileri olan savunma ise Esin.1:1 Bu kitap İsa Mesih'in esinlemesidir. Tanrı, yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu esini verdi. O da gönderdiği kendi meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti. olarak karşımıza çıkmaktadır.
Buradaki anlatıma göre bu esinlenme İsa'ya Tanrı tarafından verilmiş, O'da bunu kendi meleği aracılığı ile kulu Yuhanna'ya iletmiş olmasıdır. Anlatımdan anladığımız esinlenmenin kaynağı Tanrı olmakta, aradaki İsa ile İsa'nın meleği bir aracı konumuna gelmektedir. Esin.1:1 'deki cümlenin içinde geçen ''esinlenmesi, esini'' kelimelerinin Greekçe kökeni ise '' apokalupsis '' dir.
 
'' apokalupsis ''un diğer kullanıldığı yerlerde aldığı anlam ise şöyledir: Eph 3:3 ...bildirdi., 2Th 1:7 ...gelip göründüğü zaman..., 1Cr 1:7 ...görünmesini ..., Rom 8:19 ...ortaya çıkmasını ..., Luk 2:32 ...aydınlatıp ...
 
Esinlenerek yazılan, İncil'in bahsedilmeyen sayfalarını karıştırdığımızda, karşımıza belirtilmeyen bir nokta, kendini sadece yahudilere adamış görünen bir İsa potresi çıkmaktadır.
 
 
Mark 7:26
Yahudi olmayan bu kadın Suriye-Fenike ırkındandı.
Kızından cini kovması için İsa'ya rica etti.
Mark 7:27
İsa ona,
«Bırak,
önce çocuklar doysunlar» dedi.
«Çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak doğru değildir.»
 
Yahudi olmayanlara iyilik yapmak istemeyen, onları köpek olarak niteleyen, kendini yanlızca İsrail oğullarının kaybolmuş koyunları için gönderildiğine inanan ve talebelerinede diğer uluslara ait yerlere gitmemeyi öğütleyen bir İsa görmekteyiz.
 
Matta;15-24
İsa,
«Ben yalnız İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim» diye cevap verdi.

Matta;10-5
İsa Onikileri şu buyrukla halkın arasına gönderdi:
«Diğer uluslara ait yerlere gitmeyin.
Samiriyelilere ait kentlerin de hiçbirine uğramayın.

Matta;10-6
Bunun yerine, İsrail halkının kaybolmuş koyunlarına gidin.

36 yaşında İsa'nın çarmıha gerildiğini kabul eden Hıristiyan alemi, yaklaşık olarak aynı sene içinde ilk şehidini vermesiyle Paul '' Pavlus '' ile tanışır. Paul başlangıçta Hıristiyanlığa karşı kudurmuşcasına saldıran biri olarak tarihe girer. Fakat Hıristiyan aleminin bir mucize olarak gördüğü Paul'un kendi saflarına katılmasıyla dengeler ve gelecek değişir. Paul'a göre artık İsa'nın mesajıda değişmiştir, bu fikir ile ortaya çıkan Paul yahudiler arasında fazla itibar görmez, o da öğretisini İsa'nın uğramayın dediği diğer uluslara taşır.Nasıl olmuştur bu,
 
 
E.İşleri;9-(1,2)
Saul ise Rab'bin öğrencilerine karşı hâlâ tehdit ve ölüm soluyordu. Başkâhine gitti, Şam'daki havralara verilmek üzere mektuplar yazmasını istedi. Orada İsa'nın yolunda yürüyen kadın erkek, kimi bulsa tutuklayıp Kudüs'e getirmek niyetindeydi.
E.İşleri;9-3
Yol alıp Şam'a yaklaştığı sırada,birdenbire gökten gelen bir ışık çevresini aydınlattı.
E.İşleri;9-4
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, «Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?» dediğini işitti.
E.İşleri;9-5
Saul, «Ey efendim, sen kimsin?» dedi.«Ben, senin zulmettiğin İsa'yım» diye cevap geldi.
E.İşleri;9-6
«Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği sana bildirilecek.»
E.İşleri;9-7
Saul'la birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu, oldukları yerde kalakaldılar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.
E.İşleri;9-8
Saul yerden kalktı, ama gözlerini açtığında hiçbir şey göremiyordu. Sonra kendisini elinden tutup Şam'a götürdüler.
Yukarıdaki bu olay Elçilerin İşlerini yazarına göre böyle olmuştur. Yazıdaki anlatım tarzına baktığımızda bunu Paul'un yazmadığı izlenimi vermektedir. Fakat yine aynı yazmaların 22. bölümüne baktığımızda ortaya başka bir anlatım ile beraber olaylarında gelişmesinin değiştiğini görmekteyiz.
 
 
E.İşleri;22-6
«Ben öğleye doğru yol alıp Şam'a yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlatıverdi.
 
E.İşleri;22-7
Yere yıkıldım.
Bir sesin bana,
`Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?' dediğini işittim.
 
E.İşleri;22-8
«`Ey efendim,
sen kimsin?' diye sordum.
«Ses bana,
`Ben senin zulmettiğin Nasıralı İsa'yım' dedi.
 
E.İşleri;22-9
Beraberimde olanlar ışığı gördülerse de,
benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.
 
E.İşleri;9-7 ...Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.
 
 
böylesine çelişkili bir anlatım ile kendini kabul ettirir ve kendince İsa'nın öğretilerini yaymaya çalışır.
 
Paul'un tarih sahnesine çıkdığı bu dönemin Roma imparatorluğunun güçlü olduğu, insanların köle pazarlarında hayvan gibi alınıp satıldığı bir dönem olduğunu unutmayalım.
 
 
Rom.13:1
Herkes,
altında bulunduğu yönetime bağlı olsun.
Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur.
Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur.
Rom.13:2
Bu nedenle,
yönetime karşı direnen,
Tanrı'nın düzenlediğine karşı gelmiş olur.
Karşı gelenler yargılanır.

Rom.13:3
İyilik yapanlar değil,
kötülük yapanlar yöneticilerden korkmalıdır.
Yönetimden korkmamak ister misin?
İyi olanı yap,
yönetimin övgüsünü kazanırsın.

Rom.13:4
Çünkü yönetim,
senin iyiliğin için Tanrı'nın hizmetindedir.
Ama kötü olanı yaparsan, kork!
Yönetim,
kılıcı boş yere taşımıyor;
kötülük yapanın üzerine Tanrı'nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı'nın hizmetindedir.

Rom.13:5
Bunun için,
yalnız Tanrı'nın gazabı nedeniyle değil,
vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.
Rom.13:6
Vergi ödemenizin nedeni de budur.
İşte yöneticiler,
Tanrı'nın bu amaç için gayretle çalışan hizmetkârlarıdır.
 
 

Böyle bir dönemde Paul'un verdiği mesaj ise Rom.13:1 Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur. deyip, insanların pazarlarda hayvanlar gibi satılmasının Tanrı tarafından kurulmuş bir rejim olduğunu savunması ve insanlardan böyle bir rejime karşı bile, Rom.13:2
Bu nedenle,
yönetime karşı direnen,
Tanrı'nın düzenlediğine karşı gelmiş olur.
Karşı gelenler yargılanır.
 
direnmemesini öğütlemesidir. Hatta böylesi bir düzene bile karşı gelenleri Tanrıya başkaldırı ile aynı kefeye koymuştur. Bu görüş özünde her yeni gelen peygamberin geliş amaçınada uygun değildir. Örneğin İsa'nın dönemindeki yoldan çıkan dindar takımı şayet oraya Tanrı tarafından konulmuşsa İsa'nın onların bu düzenine olan mücadelesi bu açıklamaya göre Tanrının düzenine karşı gelmek değilmidir.
 
Kutsal yasanın yerine getirilmesini ise,
Rom.13:10
...sevgi, Kutsal Yasa'nın yerine getirilmesidir.
Rom.13:8
...Çünkü başkalarını seven, Kutsal Yasa'yı yerine getirmiş olur.
bu kadar basite indirgeyebilmiştir. Başınızdaki yönetimin ırkcılığına, zülmüne baş kaldırma ve kutsal yasayı yerine getirmek istiyorsan komşunu sevmen yeterlidir gibi bir öğreti daha önceki peygamberlerin veya İsa'nın yaptığı bir öğreti değildir. Yahudi olmayan topluluklarda yaptığı vaazlarda sünnet olmayı ve domuz eti yeme ile olan yasağı kaldırıp yeni bir din anlayışı getirmeye çalışması Paul'un çalımalarının meyvesini verir ve Paul'un kurduğu Hıristiyanlık orta doğuda, Roma imparatorluğunun kalbinde gelişmeye başlar.
Ortaya çıkan bu yeni din sanki zalim yöneticilerin tahtını koruması için çizilmiştir. Rom.13:1
Herkes,
altında bulunduğu yönetime bağlı olsun.
Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur.
Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur.
Rom.13:2
Bu nedenle, yönetime karşı direnen,
Tanrı'nın düzenlediğine karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır.
Roma ne kadar zulm ederse etsin, kendini böylesine Tanrıdan seçilmiş olarak gösterilen bu dini:

Rom.13:4
Çünkü yönetim,
senin iyiliğin için Tanrı'nın hizmetindedir.
Ama kötü olanı yaparsan, kork!
Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor;
kötülük yapanın üzerine Tanrı'nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı'nın hizmetindedir.

Rom.13:5
Bunun için,
yalnız Tanrı'nın gazabı nedeniyle değil,
vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir.

Rom.13:6
Vergi ödemenizin nedeni de budur.
İşte yöneticiler,
Tanrı'nın bu amaç için gayretle çalışan hizmetkârlarıdır.
Rom.13:7
Vergi hakkı olana vergiyi,
gümrük hakkı olana gümrüğü,
korku hakkı olana korkuyu,
saygı hakkı olana saygıyı, herkese hakkını verin.
 
tıkır tıkırda dini bir şevk ile vergisini vermeye gönüllü olan bu dini kendi resmi dini yapmaya karar verir. Ortaya çıkan öğretim değişikliklerini bir çatı altında toplamak için ise İ.S 325 tarihinde meşhur iznik konseyi kurulmaya karar verilir. Çağrılanlarlar, ve muhaliflerin karşılaştığı kötü muamele, ortadan delillerin kalkmasından dolayı, biz elimizdeki bulgularla, bu insanların neden toplanıp ne gibi kararlar aldığından yola çıkıp meseleyi anlamaya çalışalım.



'' İznik konseyi ''

Hıristiyanlığa Rom.13:1 Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur. anlamında resmi bir din olarak tanıyıp, Hıristiyanlar arasında yönetimine meşruluk kazandırmak isteyen Constantine, o dönemde olan tartışma konusu olan İsa'nın konumuna karar verilmesi için imparatorluk sınırlarının içindeki Hıristiyanlığın ileri gelenlerini masrafları kendi tarafından karşılanmak üzere İznik'e davet eder. Bu davete gelenlerin kaç kişi olduğu üzerine olan rakam genel olarak 318 olarak kabul görmüştür. Diğer önemli nokta ise bu çoğunluğun yunanlılar tarafından oluşturulmasıdır. Çoğunluğa karşı, karşıt görüşte gözüken Arius ise günümüz Beyrut'unun Bishop'u Eusebius 'un görüşlerini savunmaktadır. Mesele aslında özünde İsa'nın doğduğu ve öğretilerini yaptığı bölgedeki hakim olan görüş ile dışarda olan görüşün fikirlerinin mahkemesidir. Aslında konseyde dışarıdakiler çoğunlukta olduğundan buna, dışardakilerin, diğerlerini susturma operasyonuda diyebiliriz.

İznik konseyinin önemli ismi Arius'un soyunun Libyalı olduğu, doğumu İ.S 250 ölüm 336 kabul edilmektedir. Arius'un öğretisine göre İsa Tanrının oğlu olduğuna göre başlangıcı vardır ve bu başlangıç onun Tanrı tarafından yaratıldığı anlamını getirmektedir ve bundan dolayıda Tanrı ile aynı değerde olamamasıdır.
Kaynak: http://incil.egetasarim.com/ 'sitesine göre meselenin özü şudur.
 
 
M.S. 321 yılında arkadaşı İzmitli Evsebyus'a yazdığı bir mektupta şöyle açıklıyor:iznik konseyinde neler oldu? kaç incil vardı Papazlar incilleri değiştirdilermi? barnaba incili Tomas incili nedir?
“ İnanıyoruz ki Oğul (İsa Mesih) doğurulmamış değildir, kesinlikle doğurulmamış olan Allah’ın bir parçası değildir. Ayni zamanda Allah'tan daha aşağı bir özlem, yani maddeden ile yapılmış; değildir. 0, Baba Allah 'in iradesi ve amacıyla zamandan önce bütün anlamıyla Allah, değişmeyen biricik Oğul olarak mevcuttu. Oğul doğurulmadan, yaratılmadan önce yoktu; çünkü doğurulmamış değildi. Baskı çekmemizin nedeni 'Oğul 'un başlangıcı vardı, ama Allah’ın başlangıcı yoktur' dememizdir. Bunu da, O'nun ne Allah'ın ne de aşağı bir varlığın bir parçası olmadığından söylüyoruz”
 
Ayrıca sitenin bu konuda, bu mektup üzerine olan yorumu ise,
Bu mektuptan anlaşılır ki, Aryus'a göre İsa Mesih ne tam anlamıyla Allah, ne de sadece bir insandır: Allah’ın özünden gelen ilk ve en yüce yaratığıdır. Bazı eserlerde ileri sürüldüğü gibi Aryus hiçbir zaman "İsa Allah’ın Oğlu değildir, kuludur aynı zamanda da resulüdür. Sizin, bizim gibi bir insandır, bunun haricinde hiçbir şey değildir” demedi. Böyle yanlış ifadeler, tarihsel kayıtlara değil, kişisel din önyargılarına dayanmaktadır.
 
 
Bu yorum elimizdeki yazmalara ters düşsede, Arius'un mektubundan rahatca anlaşılabileceği gibi İsa'ya bir başlangıç vermeye çalışmaktadır, fakat gelinen veya konseyde alınan karar İsa'nın Tanrının kendisi olduğu ve bundan dolayı başlangıcının söz konusu olamayacağıdır. Arada kabul edeceğiniz gibi büyük bir anlam farkı vardır.
Konseye katılan 318 bishop'dan yanlızca 17'si çoğunluğun fikirlerine karşı koymaya çalışmaktadır. Konseyde olan bu tartışma Hıristiyan alemi tarafından küçümsenmeye, aslında ortada bir problem yokmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bir çoğuna göre hepsi aynı şeyi söylemekte fakat değişik olarak söylemektedirler. Fakat http://incil.egetasarim.com/ sitesine göre, Arius'un arkadaşına yazdığı kabul edilen mektuba ve çıkan sonuca göre aynı şeyin söylenmediği ortadadır.
Arius konseye amentuları ile ilgili dokumanlarını sunarlar, diğerlerinin buna cevabı, bu dokumanları kabul etmek veya tartışma yerine tutup bunları yırtarlar. Kaynak: http://essenes.net/ Bu anlayış ve düşmanca tavırlar ile süren konseyin sonunda Constantine'ninde yardımıyla daha önce yazmalarda bulunmayan tanımlama ile İsa'nın kimliği kabul edilir, bu tanımlamaya göre İsa Tanrı ile "hypostasis" bizimkilerin tercümesi ile Tanrı ile aynı özden Tanrıdır.

 
 
'' İznik konseyinde sonuç bildirgesi ''
Konseyin sonunda İncil’in öğretişine dayanarak İsa Mesih’ in Tanrı sıfatına sahip olduğu ortak bir bildiriyle yayınlanmıştır. İ.S. 325’te İznik’teki konseyde hazırlanan ve bugünkü Mesih İnanlıları mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul edilen amentü (inanç bildirisi) şöyledir:
 
 
“ Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün şeylerin Yaratanı olan bir tek Baba Allah’a inanıyoruz; Bir tek Rab İsa Mesih’e inanıyoruz: Allah’ın Oğlu, Baba’dan doğan biricik Oğul, yani Baba’nın öz varlığından oluşan Allah’tan Allah, Nurdan Nur, gerçek Allah’tan gelen gerçek Allah, yaratılmış değil, Baba’nın özünden çıkmış, Baba’nın aynı öz varlığına sahip olan, Kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yapılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O’dur; Ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.” kaynak: http://www.kutsalkitap.org/
Devamı ise kaynak: http://www.newadvent.org/
 
 
Those who say: There was a time when He was not, and He was not before He was begotten; and that He was made our of nothing (ex ouk onton); or who maintain that He is of another hypostasis or another substance [than the Father], or that the Son of God is created, or mutable, or subject to change, [them] the Catholic Church anathematizes.
 

Ve eğer kim "Tanrı'nın Oğlu'nun var olmadığı bir zaman vardı" diyecek olursa, ya da "südur etmeden önce yoktu" diyecek olursa, ya da "önceden var olmayan şeylerden yapıldı" diyecek olursa, ya da "Baba'dan farklı bir özdendir" diyecek olursa, ya da onun bir yaratılmış olduğunu ya da dönüşüme açık olduğunu diyecek olursa, Katolik Kilisesi tüm bu sözleri söyleyenleri lanetler.
 
 
kısaca konsey aldığı karar ile İsa'yı Tanrı yapmış, buna karşı olan görüşleri ise lanetlemiştir. Konseyin bu kararı, toplanma amacını açıkca ortaya koymaktadır. Ortada kimilerinin savunduğu gibi, piknikimsi bir amaç ile toplanılmamıştır.
Bütün mesele Pavlus'un ortaya attığı Rom.13:1 Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı'dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur. Rom.13:2 Bu nedenle, yönetime karşı direnen, Tanrı'nın düzenlediğine karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır. düşüncesini Hıristiyan alemine kabul ettirmekten başka birşey değildir. Bundan dolayı toparlanıp kitap haline getirilmiş yazmalara Pavlus ve Pavlus'cuların görüşüne ağırlık verilmesine özen gösterilmiştir.
 
 
Karşı görüşü savunabilecek herhangi bir kardeşimin öncelikle iznik konseyine çağrılmayı hakedebilecek kadar Hıristiyan gözüken Arius'un ve onu destekleyen Eusebius'un görüşlerinin veya mektuplarının neden kutsal kitapda bulunmadığına dair cevabını hazırlaması gerekmektedir. Neden ve nasıl bu insanlara ait düşünceler ortadan kaybolmuştur. Hıristiyanlığın oluşumunu anlamak isteyen herhangi birinin sağlıklı bir sonuça varması için cevap bulması gereken soruların başında bunların gelmesi gerekmektedir.
 
 
4.yy'a gelindiğinde, Latincenin Greekçenin yerini almasından dolayı, Avrupadaki kiliselerin anlayabilecekleri yeni bir çeviriye ihtiyaç olur. Ortaya çıkan yediye yakın yanlışlarla dolu bu Latin çevirilere karşı, kilise resmi olarak kabul edebileceği Greekçeden latinceye çeviri görevini Jerome'ye verir. (340-2; Bethlehem,de 30 Eylül, 420. öldü) Papa Damasus Jerome'u kendine ilahiyatcı danışmanı olarak atar ve Jerome'nun yaptığı bu çeviri orta çağ Avrupasının kullandığı (Latin Vulgate) diyede anılan İncil'i oluşturur.
 
 
Aradan geçen yüzyıllar, bu sefer Latinceyi tarih sahnesinden silmiştir. Gelinen noktada Latince yanlızca yüksek tahsillilerin arasında konuşulan bir lisan durumuna düşmüştür. Normal insanlar kilisenin konuştuğunu anlayamaz duruma gelmiştir. Kitabı anlamak isteyenlerin kiliseye olan mecburiyetini ortadan kaldırmamak için kilise yeni bir tercüme yapmamayı seçer.
 
 
John Wycliffe: 1000 senenin üzerinde başka bir lisana çevrilmeyen İncil, 1380 tarihinde, Oxford 

professörü, ilahiyatcısı, bilim adamı John Wycliffe tarafından (1320:Aralık 31, 1384.) ''Latin Vulgate'' tercümesi kullanılarak ingilizceye çevrildi. Bu kitaplar elde yazılarak oluşturulmuştu. John Wycliffe, Avrupada kiliseye karşı muhalefetiyle tarih sahnesinde yerini aldı. Papa'yı oldukça kızdıran Wycliffe, ölümünden sonrada papa'nın gazabından kurtulamaz, öldükten 44 sene sonra bile papa mezarının kazılmasına ve kemiklerinin kırılıp nehire atılmasını emreder.
Wycliffe, Hıristiyanlıkta yapılan ıslah hareketinden 200 sene evvel yaşamıştı. Fakat inanç ve öğretilerinin Luther, Calvin ve diğer reformcular ile çok yakın olduğu söylenmektedir. Bu konumundan dolayı tarihciler tarafından '' ıslah hareketinin yıldızı '' olarakda anılmıştır.
 

John Hus: Wycliffe'nin takipcilerinden olan Hus, insanların İncil'i kendi lisanlarında okumasını ve Roma kilisesinin zorbalığına karşı direnmesini savunmaktaydı. Hus'un bu düşünce ve fikirleri 1415 tarihinde kazığa bağlanarak yakılmasına sebep oldu. Hus'u yakan ateş ise Wycliffe'nin yaptığı tercümelerden oluşan kağıtlarla ile tutuşturuldu. Hus'un son sözleri ise '' yüz sene içinde, Tanrının çıkaracağı adamın reform çağrılarını sindiremeyeceksiniz '' olmuştu. Yaklaşık tam yüz sene sonrada Martin Luther, 1517'de meşhur 95 maddelik tezini Wittenberg'da bir kilisenin kapısına çakar.
 
 
1450'de Johann Gutenberg'in matbayı icadıyla ilk bastığı kitap ise Latince İncil oldu. 1500 'lerde ise ingilterede İncil basımı kanunen yasaktır. 1525 Tydale'in ingilizce tercümesi olan İncil basılır ve İngilterede dağıtılmaya başlanır. Fakat Londra Bishop'u eline geçenleri yakmakla meşguldur. Bu tercüme İncil'e sahip olanın yakılarak öldürülme cezasına karşı kitap halk arasında dağılmaya devam eder.
Arkadaşı tarafından ihanete uğrayan Tyndale, tutuklanır ve bir seneden fazla tutuklu kalır, sonunda boğazlanır ve 1536'da kazıkda yakılır.
Kral James, yönetime geldiğinde çeviri problemine son vermek ister ve yaptırdığı çeviri 1611 yılında KJV İncil'i basılır. Halk arasında kabul görmüş olan Geneva İncil'inin yerini alması ise yıllar sonraya kalır. Sonunda KJV İncil'i ingilizce konuşanların ilk seçeneği olur. 1881'de ise bu İncil'de tekrar düzeltilip basılır ve günümüze ulaşır. Fakat eski KJV, bazı kiliseler tarafından vazgeçilmez konumunu korumaktadır.
1490 tarihinde, Oxford profesörlerinden ve Kral 7.ve 8. Henry'in özel doktoru olan '' Thomas Linacre '' Greekçe öğrenmeye karar verir. Greekçe öğrenip kutsal yazıları anlamaya karar veren '' Thomas Linacre '' sonunda Greekçe okuduğu '' Latin Vulgate '' üzerine günlüğüne şu ilginç notu düşmüştür. '' ya bu (orjinal Greekçesi) kutsal kitap değil... veya biz Hıristiyan değiliz.'' Onun bu tesbiti günümüz Hıristiyanları içinde geçerlidir. Thomas Linacre'nin tesbiti Kutsal kitabın Latince versiyonu o kadar bozulmuştur ki İncil'in verdiği mesajdan sapmıştır.
 

14.yy başlayan 15.yy'da Martin Luther (Kasım 10, 1483 Eisleben, Germany - Şubat 18, 1546) ile devam eden kutsal kitabı sorgulama ve Hıristiyanlığı tekrardan rayına oturtma işi, aslında Hıristiyanlığı kabul edilebilecek seviyeye getirme çalışmalarından başka bir şey değildir. 14.yy'da kilisenin kutsal kitabı Latincenin dışında okuyanı ölümle tehdit ettiği dönemde yapılan bu çalışmalar aslında Hıristiyanlığın ne kadar kabul edilemeyecek durumda olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
1517 tarihine geldiğimizde Martin Luther, Roma kilise'sine Halloween' i uygulamalarından dolayı karşı geldiğini açıklar. Elimizdeki bulgular Halloween'in uygulamasını M.Ö 5.yy dayandırmakta ve bunun eski Celtic kültürünün putperestlik kültüründen kalma bir uygulaması olduğunu göstermektedir. Fakat kilise bunu kendi dini inanışlarına uygulamış, ortaya İsa'nın öğretileriyle alakalı olmayan bir uygulama çıkarmıştır. Buna karşı gelen ve 1521'de öldürülmeye karar verilen Martin Luther, sürgüne gönderilir.
 
1505'de ailesinin isteği üzerine hukuk fakültesine başlayan Martin Luther, yanına bir yıldırımın düşmesi sonucu büyük bir korkuyla kurtulursam keşiş olacağım diye dua eder. Kurtulur ve sözüne sadık kalır. 19 Ekim 1512, e gelindiğinde ise o artık ilahıyat Doktorluğu ünvanı almış biridir. Din üzerine (anlaşılan Hıristiyanlık) üzerine yaptığı çalışmalardan ortaya çıkan bulgular onu rahatsız edecek seviyeye gelmiş ve sonunda kiliseye karşı mücadeleye başlamıştır.
 
17 Nisan 1521'de kilise tarafından mahkemeye çekilen M.Luther, mahkeme tarafından öğretilerinden dolayı suçlu bulunur. Fakat yüksek mevkide bir çok dostu olan M.Luther bunlardan prense Frederick tafarından kacırılır ve güvenliği için bir kaleye konur. İncil'i Almancaya çevirme çalışmalarına burada da devam eder. M.Luther yeni antlaşmayı ve eski antlaşmayı Almancaya ilk çeviren olur. 1522'de çıkardığı Almanca yeni antlaşmayı 1534'de eski antlaşma takip eder ve kutsal kitabın tamamını Almancaya kazandırır. Çalışmalarında kullandığı 1516'da Desiderius Erasmus'un çıkardığı eleştirisel Greekçe çevirileri (textus receptus) ana kaynağı oluşturmuştur.
Martin Luther'in başlattığı bu hareket Hıristiyanlıkta rönasans olarak anılmıştır. Reformcular olarak anılan bu Protestanlar Hıristiyanlara dört ana noktaya dönme çağrıları yaparlar. 1-Sola Scriptura, anlamı yanlızca Kitabı Mukaddes 2-Sola gratis, anlamı yanlızca itikatle kurtulma 3-Sola fides, anlamı yanlızca inanç 4- Her itikat edene ruhban sınıfına dahil olabilme hakkı, ki tüm bunlar Katolik inançlara karşı gelmekteydi. Çünkü Katoliklere göre papa Tanrı ile insan arasında arabulucudur.
 
 
Günümüzde ise kadar 2000 üstünde değişik lisana çevrilen İncil'in kendisi olduğu kadar, elimize ulaşımıda ilginç bir yol katetmiştir.
Sonuç olarak, Hıristiyanlığın geldiği konum, düne göre bugün, bügüne göre ise dün haklı değildirler.
 
 
Düzenlenip Devam edecek.....
 
 

Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.