YA KUTSAL KİTAP YA KURAN! Yoksa ikisi de doğru olabilir mi !!?

 

  • İznik konseyinde ne oldu?
  • Kutsal kitap tahrif edilmiştir diyenlere sorular?
  • Teslis '' üçlü birlik '' inancı nedir?
  • İsa Mesih Tanrının oğlumudur?
  • İslam önceki dinden ayrı bir dinmidir?
  • Hz.Muhammed önceki kitaplarda müjdelendi mi?
  • Hristiyanlar niçin Hz.Muhammed'e inanmıyor?

Bu makalemizde belli bir sıralama ile Hıristiyanlar tarafından ortaya konmaya çalışılan bu argumantlara cevap vermeye çalışacağız.


YA KUTSAL KİTAP YA KURAN! Yoksa ikisi de doğru olabilir mi?

Konunun başlığı http://www.hristiyan.net/kitabimukaddes/bolum1.htm siteye aittir. Makalelerinde Kitabı Mukaddes'in doğruluğunu ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bizde verdikleri cevaba cevap olarak Kuran-ı Kerim'in doğruluğunu ortaya koymaya çalışacağız. Bizcede ikisi birden doğru olamaz, ve bize görede Kuran-ı Kerim doğrudur. Makaleye başlamadan önce unutmamanızı rica ettiğim,Kitabı Mukaddes'in Allah-ı Teala'nın göndermiş olduğu Tevrat, Zebur ve İncil'le alakası yoktur, ortada olan gerçek Hristiyanların Kuran-ı Kerimde geçen ilahi kitapların isimlerini kullanıp ortaya çıkarmaya çalıştıkları dinde kullanmak ve müslümanlarında aklını karıştırmak için, isimlerini Kuran'dan ödünç almış oldukları, ve nedensede bu isimlerle adlandırdıkları fakat Tevrat, Zebur ve İncil olmayan kitaplar vardır. Hayır öylesi amacımız yok diyenlerin ellerindeki kitapta geçmeyen Tevrat, Zebur ve İncil adlarıyla kitaplarını tanıtmamalarını beklemekteyiz, şayet ellerindeki kitapta bu kitap isimleri yoksa, neden Kuran-ı Kerimde geçen bu ilahi kitapların adları kullanılmaktadırada cevap üretsinler. Kuran-ı Kerim'e göre ortada olan gerçek:

Hadid (27) Sonra onların izleri üzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik; arkasından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipliği ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak Allah'ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.

Bakara (79) Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için: "Bu Allah tarafındandır." derler. Artık vay o ellerinin yazdıkları yüzünden onlara! Vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!

Tevrat, Zebur ve İncil'in dışında insanların elleriyle yazıp "Bu Allah tarafındandır." dedikleri kitaba örnek olarak Kitabı Mukaddesi rahatlıkla örnek gösterebiliriz. Öncelikle Tevrat, Zebur ve İncil'in kimlere gönderildiği araştıralım. Ayrıca unutmamanız gereken Hıristiyan kardeşlerimiz ellerindeki kitabın bazı bölümlerinden bahsederken, Tevrat veya İncil şöyle der gibi örnekler vermektedirler, bu tamamen ellerindeki kitabı Kuran'da adı geçen bu ilahi kitaplarla meşrutiyet kazandırıp insanların düşüncelerini karıştırmaktan başka birşey değildir. Mesela Kuran'dan haberi olmayan yabancı bir Hıristiyan hiç bir zaman ellerinde Kuran'da adı geçen kitaplar olduğu iddiasında bulunmaz, Kuran'ın adını belki duymuş olan bu Hıristiyanlara göre ise Kuran şeytan tarafından gönderilmiş bir kitaptır. Bu makalede bu sorulara cevap arayacağız.

 

Tevrat:


Bakara(53) Ve bir vakit musa'ya o Kitab'ı ve Furkan'ı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.Fussilet(45) Andolsun ki. musa' ya o kitabı verdik de onda ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı aralarında iş bitirilirdi. Kesinlikle onlar, onun hakkında kuşkulu bir şüphe içindedirler. 

Enam(154) Sonra Siz, Musa'ya, güzelce tatbik edene nimetlerimizi tamamlamak, herşeyi detaylı açıklamak, doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere o kitabı verdik ki, Rablerine kavuşacaklarına inansınlar...

Kuran- Kerim açıkca Hz.Musa'ya Tevrat ve Furkan'ın verildiğini belirtmektedir. Kuran'dan az çok haberi olan ve müslümanları Hıristiyan yapmaya çalışan Hıristiyanlar ise ellerindeki Kitabı Mukaddes dedikleri kitabın eski antlaşma dedikleri bölümün bir kısmının Tevrat olduğunu iddia ederler. Öylemidir?
Bahsettikleri bölümler eski antlaşmanın ilk beş bölümüdür, bu bölümdeki bu beş kitabın isimlerine bakalım.

Yaratılış
Mısır`dan Çıkış
Levililer
Çölde Sayım
Yasa`nın Tekrarı
bu isimler, bizlere Tevrat diye sunmaya çalıştıkları kitabın adlarıdır ve bu kitapları Hz.Musa'nın yazdığını savunurlar, öylemidir.


Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:5 
Böylece RAB'bin sözü uyarınca RAB'bin kulu Musa orada, Moav ülkesinde öldü.
Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:6 
RAB onu Moav ülkesinde, Beyt-Peor karşısındaki vadide gömdü. Bugüne dek mezarının nerede olduğunu kimse bilmiyor.
Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:7 
Musa öldüğünde yüz yirmi yaşındaydı; ne gözleri zayıflamıştı, ne de gücü tükenmişti.
Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:8 
İsrailliler Moav ovalarında Musa için otuz gün yas tuttular. Sonra Musa için ağlama ve yas tutma günleri sona erdi.
Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:9 
Nun oğlu Yeşu bilgelik ruhuyla doluydu. Çünkü Musa ellerini üzerine koymuştu. İsrailliler onu dinliyor ve RAB'bin Musa'ya verdiği buyruklar uyarınca davranıyorlardı.
Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:10 
O günden bu yana İsrail'de Musa gibi RAB'bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı.
Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:11 
RAB onu Mısır'da Firavun'a, görevlilerine ve bütün ülkesine bir sürü belirtiler, şaşılası işler yapması için göndermişti.
Yasa Kitabı (Deuteronomy) 34:12 
Musa İsrailliler'in gözleri önünde güçlü, büyük ve ürkütücü işler yapmıştı.

görüldüğü gibi beşinci kitabın kendilerince Tevrat'ın kapanış cümleleri bunlardır. Bu kapanış cümlelerininde Musa tarafından yazıldığına inanılmaktadır. '' O günden bu yana İsrail'de Musa gibi RAB'bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı. '' denirken, bu kitapların Musa'dan çok sonraki bir zamanda bir başkası tarafından yazıldığı ortadadır. Kısaca ellerinde Kuran'da adı geçen Tevrat yoktur.

 

Zebur:
Kuran-ı Kerime göre Zebur Hz.Davud!a verilmiştir.

Enbiya (105) 
Andolsun ki, 
Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazmıştık ki: 
" Muhakkak yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır."

Isra(55) 
Rabbin, 
göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. 
Andolsun ki, 
peygamberlerin bir kısmını bir kısmından üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik.

Kuran bize Zebur'un Tevrat'tan sonra yazıldığını ve Hz.Davud'a verildiğini açıkca söylemektedir. Peki Hz.Davud'a Hıristiyanlara göre böyle bir kitap verilmişmidir. İlginç olan ise Kitabı Mukaddes'e göre Davud peygamber bile değildir.

2 Samuel 24:11-12 Ertesi sabah Davut uyandığında, RAB Davut'un bilicisi Peygamber Gad'a şöyle dedi: "Gidip Davut'a de ki, 'RAB şöyle diyor: Önüne üç seçenek koyuyorum. Bunlardan birini seç de sana onu yapayım.'"

2 Samuel 24:18 O gün Gad Davut'a gitti. Ona, "Gidip Yevuslu Aravna'nın harman yerinde RAB'be bir sunak kur" dedi.
2 Samuel 24:19 Davut Gad'ın sözü uyarınca RAB'bin buyurduğu gibi gitti.

Muhakkak bazı dönemler aynı dönemde birden fazla peygamberler gönderilmiştir, fakat Kitabı Mukaddes'e göre ''Peygamber Gad '' ın olduğu dönemde Davud peygamber değildir. Şayet peygamberse neden başkası Davud'a Rab'den mesaj getirmektedir. Burada Kitabı Mukaddesdeki Rab'bin Davud'a konuşmadığını savunmuyoruz, Kitabı Mukaddese göre Davud'un peygamber olmadığını ve O'na kitap verilmediğini isbat etmeye çalışmaktayız.

2 Samuel 2:1 Bundan sonra Davut RAB'be, "Yahuda kentlerinden birine gideyim mi?" diye sordu. RAB, "Git" dedi. Davut, "Nereye gideyim?" diye sorunca, RAB, "Hevron'a" diye karşılık verdi.

Burada ve birçok yerde Rab'bin Davud'a konuştuğunu ortaya koyabiliriz fakat bu Davud peygamberdir demek değildir. Hatta Kitabı mukadese göre Davud hata yapmıştır ve yine Davud'a bu hatası peygamber Natan tarafından iletilir.

2 Samuel 12:1 RAB Natan'ı Davut'a gönderdi. Natan Davut'un yanına gelince ona, "Bir kentte biri zengin, öbürü yoksul iki adam vardı" dedi,
2 Samuel 12:2 "Zengin adamın birçok koyunu, sığırı vardı.
2 Samuel 12:3 Ama yoksul adamın satın alıp beslediği küçük bir dişi kuzudan başka bir hayvanı yoktu. Kuzu adamın yanında, çocuklarıyla birlikte büyüdü. Adamın yemeğinden yer, tasından içer, koynunda uyurdu. Yoksulun kızı gibiydi.
2 Samuel 12:4 Derken, zengin adama bir yolcu uğradı. Adam gelen konuğa yemek hazırlamak için kendi koyunlarından, sığırlarından birini almaya kıyamadığından yoksulun kuzusunu alıp yolcuya yemek hazırladı."
2 Samuel 12:5 Zengin adama çok öfkelenen Davut, Natan'a, "Yaşayan RAB'bin adıyla derim ki, bunu yapan ölümü hak etmiştir!" dedi,
2 Samuel 12:6 "Bunu yaptığı ve acımadığı için kuzuya karşılık dört katını ödemeli."
2 Samuel 12:7 Bunun üzerine Natan, Davut'a, "O adam sensin!" dedi, "İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki, 'Ben seni İsrail'e kral olarak meshettim ve Saul'un elinden kurtardım.

Ortadaki gerçek budur. Kitabı mukaddeste hiç bir kitabın adı Zebur olarak verilmemiştir. Fakat müslüman kardeşlerimizin fikrini bulandırmak amaçıyla falanca kitaplar Davud'a inmiştir derler, buyursunlar Kitabı Mukaddese göre Davud'a Zebur diye bir kitap hatta herhangi bir kitap verildiğini isbat etsinler. Bizim tesbitimiz, Kitabı Mukaddese göre Davud peygamber değildir ve kendisine Rab tarafından herhangi bir kitapta verilmemiştir.

 

İncil:

Maide(110) 
Allah o günde şöyle buyuracak:
"Ey Meryem oğlu İsa, 
sana ve anana olan nimetimi düşün; 
hani seni Cebrail ile destekledim, 
insanlarla hem beşikte hem de yetişkin iken konuşuyordun; 
sana yazı yazmayı, 
hikmeti, 
Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim.
Hani Benim iznimle çamurdan kuş biçiminde birşey yapıyordun, 
içine üflüyordun da Benim iznim ile bir kuş oluveriyordu; 
anadan doğma körü ve abraşlıyı Benim iznimle iyi ediyordun; 
hani ölüleri Benim iznimle diriltiyordun ve hani İsrailoğullarına açık delillerle geldiğinde, 
onlardan inkar edenler: 
"Bu apaçık bir büyüden başka birşey değildir." 
demişlerdi de, 
seni onlardan kurtarmıştım. 
Allah bütün Resulleri toplayacağı o günde: 
"Size ne cevap verildi." 
diye soracak. 
Onlar da: 
"Bizim bir bilgimiz yok, 
gizli olanları bilen ancak Sensin Sen!" 
diyecekler.

Kuran-ı Kerim'e göre Hz.İsa'ya İncil'in verilmesi haricinde Tevrat'ında öğretildiğini okumaktayız. Peki Hıristiyanlara göre İsa'ya İncil diye bir kitap verilmişmidir.

 

İncil Nedir ?

İncil, aslında Mesih İsa'nın getirdiği müjdedir. Demek ki bu sözcük İsa'nın tüm öğretilerini kapsamaktadır. Yunanca olan İncil'in anlamı 'Müjde'demektir.
Ancak İsa'nın kendisi hiçbir şey yazmamış ve hiç bir kimseye hiç bir şey yazdırıp dikte etmemiştir. Kasabadan kasabaya, köyden köye giderek bu Müjdeyi sözlü olarak bildirmiştir. Kendisini devamlı bir şekilde takip ederek sözlerini dinleyen Havarileri O'nun sözlerini ezberlemiş ve sonra yani Mesih İsa'nın ölümü ve Göklere yükselişinden sonra onları halka ilan etmişlerdir. Ve daha sonra bu şakirtlerden dördü İsanın birer hayat öyküsünü yazarak O'nun sözlerini de bu yazılarında kaydetmişlerdir. Bu dört şakirdin isimleri Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'dır.

kaynak: http://www.alsancakkatolikkilisesi.net/sorular.htm

Hıristiyan kaynaklı İncil ne demektir olan görüş ortadadır. Onlara göre İncil diye herhangi bir kitap İsa'ya verilmemiştir. İsa birşey yazmamış herhangi birinede birşey yazdırmamıştır. Daha sonra şakirtlerden dördü O'nun sözlerini yazarak kaydetmişlerdir, denmektedir. Bu bahsedilmeye çalışılan şakirtlerin yazmış olduğu kitaplarda yeni antlaşma dedikleri bölümün içerisinde yer almaktadır. İlginçtir, ellerindeki kitaptan bile haberleri yok demek zorundayım, çünkü isimleri verilen bu dört kişi yine bu Kitabı Mukaddese göre İsa'nın şakirtleri değildir, en azından ikisi değildir.

Markos ve Luka

Mt.10:2-4 Bu on iki elçinin adları şöyle: birincisi 
01_Petrus adıyla bilinen Simun, 
02_onun kardeşi Andreya, 
03_Yakup ve 
04-Yuhanna, 
05_Filipus ve 
06_Bartalmay, 
07_Tomas,
08_Matta, 
09_Alfay oğlu Yakup ve 
10-Taday, 
11-Simun,
12_Yahuda İskariyot.

Mk.3:16-18 İsa bunlardan on iki kişiyi yanında bulundurmak, Tanrı sözünü duyurmaya göndermek ve cinleri kovmaya yetkili kılmak üzere seçti. Seçtiği bu on iki kişi şunlardır: 
01_Petrus adını verdiği Simun, 
02_Yakup ve 
03_Yuhanna, 
04_Andreya, 
05_Filipus, 
06_Bartalmay, 
07_Matta, 
08_Tomas, 
09_Alfay oğlu Yakup, 
10_Taday, 
11_Simun, 
12_Yahuda İskariyot.

Lk.6:14-16 Gün doğunca öğrencilerini yanına çağırdı ve onların arasından, `elçi' diye adlandırdığı şu on iki kişiyi seçti: 
01_Petrus adını verdiği Simun, 
02_Andreya, 
03_Yakup, 
04_Yuhanna, 
05_Filipus, 
06_Bartalmay, 
07_Matta, 
08_Tomas, 
09_Alfay oğlu Yakup, 
10_Simun, 
11_Yakup oğlu Yahuda 
12_Yahuda İskariyot.

Bizlere İsa'nın şakirti olduğu söylenen Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'dan Markos ve Luka'nın İsa'nın şakirti olmadığını yine bize Kitabı Mukaddes denilen kitabın kendisi söylemektedir. Görüldüğü gibi İsa'nın şakirti diye bilinen ve isimleri sayılan kişilerin arasında bu ikisinin ismi yoktur. Peki diğer ikisi İsa'nın şakirtimidir. Matta'ya göre Matta ile İsa'nın karşılaşmasını okuyalım.

 

Matta:

Matta (Matthew) 9:9 İsa oradan geçerken, vergi toplama kulübesinde oturan birini gördü. Adı Matta olan bu adama, «Ardımdan gel» dedi. Adam da kalkıp İsa'nın ardından gitti.

Evet Hıristiyan kardeşlerime göre bu satırların yazarı Matta'nın kendisidir. Yazıdaki usluba bakıp siz karar verin. Siz Matta olsaydınız ve bu olayı yazmış olsaydınız bu cümleyi böylemi kurardınız. Anlaşılan Matta bir başkası olarak bu cümleyi kurmakta bayağı zorlanmıştır. Şayet ben Matta olmuş olsam bu cümleyi şöyle yazardım.

İsa oradan geçerken, vergi toplama kulübesinde oturan beni gördü. Adım Matta olan bana, «Ardımdan gel» dedi.Bende kalkıp İsa'nın ardından gittim.

Sizce şayet Matta (Matthew) 9:9'da geçen bu cümlenin yazdığımız gibi yazılmış olması gerekmiyormu. Kısaca Hıristiyanlar ellerindeki bu belgeye birinin adını vermişler ve fena halde yanlış seçim yapmışlardır. Ortada olan gerçek, Matta yazarı Matta değildir veya ortada bilinmeyen başka bir Matta vardır. Önemli olan bu Mattaların İsa'nın şakirti olmadığını bize Kitabı Mukaddes söylemektedir.

 

 

Yuhanna:

Yuhanna'ya göre Yuhanna'da, Matta'ya göre Matta'dan farklı değildir. Buyrun yine Kitabı Mukadese bakıp İsa ile Yuhanna arasındaki bir konuşmayı okuyalım.

Yuhanna (John) 21:15 
Yemekten sonra İsa, Simun Petrus'a, «Yuhanna oğlu Simun, beni bunlardan daha çok seviyor musun?» diye sordu.
Yuhanna (John) 21:16 
İkinci kez yine ona, «Yuhanna oğlu Simun, beni seviyor musun?» diye sordu.....
O da, «Evet, Rab, seni sevdiğimi bilirsin» dedi....
Yuhanna (John) 21:17 
Üçüncü kez ona, «Yuhanna oğlu Simun, beni seviyor musun?» diye sordu.
Petrus kendisine üçüncü kez, «Beni seviyor musun?» diye sormasına üzüldü....

Ortadaki uslup bize bu yazıların Yuhannaya ait olmadığını isbatlamaktadır. Sanırım Yuhanna'da yazarken böylesi bir uslup seçmeyle bayağı zorlanmıştır. Nedense bu cümlelerde '' bana sordu, sormasına üzüldüm '' gibi tanımlar görememekteyiz. Kısaca bu belgeleri yazanların kimler olduğu belli değildir, ileride konunun bu kadar derince araştırılması düşünülmeden bu belgelere böylesi isimler vermişlerdir. Veya İsa'nın şakirtlerinin yazmış olduğu belgeler ortadan kaldırılmış, onların isimlerine atıfta bulunarak işte bu belgeler İsa'nın şakirtlerine ait denmiş olabilir. Tabi böylesi bir gerçeklede bize ulaşan bu belgelerin İsa'nın şakirtlerine ait olmadığı ortaya çıkmaktadır.

 

 

 

Neden dört İncil


Şu gerçeği tekrar belirtmekte yarar görüyoruz: İncil tektir. Çünkü İsa'nın kendisi "İncil", yani müjdedir. Eski Antlaşma, O'nun geleceğini önceden haber verirken, Yeni Antlaşma yazıları O'nun gelmiş olduğunu müjdeler ve ondan kaynaklanan yeni oluşumu açıklar:

Kısaca açıklamaya çalıştığımız İsa'nın müjdesi, İncil'deki ilk dört bölüm arasında görülen farklılıklar, tanrısal bir amacın parçalarıdır. Bu dört farklı bakış açısı, tek olan Rab'bin kişiliğini bütünleyen açıklamalardır. Her bir bölümün kendine özgü ayrıntılarında ve vurgulamalarında Tanrı'nın seçtiği Kurtarıcı'nın dört kusursuz portresini görebiliriz.

Buna karşın İncil'in önemli bir yönü vardır ki, bu her dört anlatımda da bulunur. Bu, İsa'nın doğumu, vaftiz olması, mucizeleri ya da dağda görünümünün değişmesi değil, çarmıhtaki ölümü ve ölümden dirilişidir. İsa'nın günahları bağışlatan kurban olarak ölmesi ve üç gün sonra dirilerek göğe alınması her dört kitapçıkta bütün ayrıntılarıyla anlatılır. Öyle ki, Tanrı'nın bütün insanlara sağladığı bu büyük kurban, Kutsal Kitap'ın en derin sırrı ve gerçek müjdesidir.
kaynak: http://www.kutsalkitap.org/

Evet bir diğer Hıristiyan site ve Hıristiyan yazarımıza göre '' İncil'deki ilk dört bölüm arasında görülen farklılıklar, tanrısal bir amacın parçalarıdır. '' kısaca ortada olan çelişkilere bulunmaya çalışılan kılıf budur. Ne hikmetse ''Tanrı'nın seçtiği Kurtarıcı'nın dört kusursuz portresini görebiliriz. '' denirken bu potreyi bize neden İsa'nın şakirtlerinin sunmadığına cevap ortaya konmamıştır. Aha evet özürdilerim, bu yazarların İsa'nın şakirti olduğu savunuluyordu değilmi, gördüğünüz gibi kesin olarak ikisinin ismi İsa'nın şakirtlerinin listesinde geçmemekte, diğer ikisinin kimliğide bize göre meçhuldur. Kendi inançlarına göre sorarsak, İsa'nın potresini bize tam olarak verilemsi için, İsa'nın iki şakirti ve olmayan iki kişinin yazılarımı gerekmekteydi.


Bize göre neden dört İncil, inancımız şayet İsa'nın şakirtleri bazı belgeler yazmışsa bile bunlar bizlere 

sunulmamaktadır kısaca ortada yoktur. Kendilerinin sunmaya çalıştığı belgeler ise İsa'yı veya vermeye çalıştıkları mesajı tam olarak yansıtmadığından bu dördü seçilmiştir. Bu arada unutmayalım, yeni antlaşma denilen, Kitabı Mukaddes'in ikinci bölümü sayılan kitabın çoğunluğu ise Pavlus'a aittir. Pavlus İsa'yı görmemiş biridir. Pardon, Pavlus'un İsa ile şöylesi bir karşılaşması kabul görmektedir.

Elç.:22:6 
«Ben öğleye doğru yol alıp Şam'a yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlatıverdi.
Elç.:22:7 
Yere yıkıldım. Bir sesin bana, `Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?' dediğini işittim.
Elç.:22:8 
«`Ey efendim, sen kimsin?' diye sordum.
«Ses bana, `Ben senin zulmettiğin Nasıralı İsa'yım' dedi.
Elç.:22:9 
Beraberimde olanlar ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.

Elç.:9:7 Saul'la birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu, oldukları yerde kalakaldılar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.
Elç.:9:9 
Üç gün boyunca gözleri görmeyen Saul hiçbir şey yiyip içmedi.

Ortada böylesi iki anlatım vardır, ilginçtir bu iki anlatımda aynı yazara aittir. Birinci anlatıma göre Pavlusun yanındakilerin ışığı gördükleri belirtilmekte, çok ilginçtir ışığı gördüğü belirtilen Pavlus'un gördüğü bu ışıktan dolayı üç gün gözlerinin görmediğini okumaktayız. Buna rağmen ışığı gördüğü belirtilen diğerlerinin gözlerine hiç bir şey olamamakta. 
İkinci anlatıma göre, Pavlus'un yanındakiler birşeyler duymuş fakat birşey görememişler. İşte meşhur Pavlus'ta yiyen yesin olay böyle oldu diyerek tarih sahnesinde yerini almıştır. Kısaca Kitabı Mukaddes böylesine içinden çıkılmayacak yazarlarla ve olaylarla doludur.

 

 

 

İZNİK KONSEYİNDE NE OLDU?

Bu konseyde neler olduğuna kısaca bakmak için konseyde alınan karara bakmamız yeterlidir sanırım.

   “ Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün şeylerin Yaratanı olan bir tek Baba Allah’a inanıyoruz; Bir tek Rab İsa Mesih’e inanıyoruz: Allah’ın Oğlu, Baba’dan doğan biricik Oğul, yani Baba’nın öz varlığından oluşan Allah’tan Allah, Nurdan Nur, gerçek Allah’tan gelen gerçek Allah, yaratılmış değil, Baba’nın özünden çıkmış, Baba’nın aynı öz varlığına sahip olan, Kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yapılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O’dur; Ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.” kaynak: http://www.kutsalkitap.org/
Devamı ise kaynak: http://www.newadvent.org/

İyice okursanız İsa'nın yaratılmamış Tanrının özünden çıkmış olduğunu görürsünüz.

Those who say: There was a time when He was not, and He was not before He was begotten; and that He was made our of nothing (ex ouk onton); or who maintain that He is of another hypostasis or another substance [than the Father], or that the Son of God is created, or mutable, or subject to change, [them] the Catholic Church anathematizes.

Ve eğer kim "Tanrı'nın Oğlu'nun var olmadığı bir zaman vardı" diyecek olursa, ya da "südur etmeden önce yoktu" diyecek olursa, ya da "önceden var olmayan şeylerden yapıldı" diyecek olursa, ya da "Baba'dan farklı bir özdendir" diyecek olursa, ya da onun bir yaratılmış olduğunu ya da dönüşüme açık olduğunu diyecek olursa, Katolik Kilisesi tüm bu sözleri söyleyenleri lanetler.

Alınan karar İsa tanrı gibi ezelden beri vardır, kısaca Tanrının kendisidir. Tersinimi söylemektesiniz ''Katolik Kilisesi tüm bu sözleri söyleyenleri lanetler '' sanırım konseyin neden toplandığını anlamışsınızdır. Ayrıca konseyin aldığı diğer bir kararla, alınan karara uymayanlara lanet okunmakla kalmamış aksini söyleyen belgeler toplatılmış ve yakılmıştır. Sanırım tarihin toptan kitap yakma olayıda kilise sayesinde yerini alır. Konsey aldığı bu kararla Teslis gibi herkesin kafasının almadığı bir olayı ortaya atar, Tanrı artık üçlü birlikli bir Tanrı olmuştur.

 

TESLİS (ÜÇLÜBİRLİK) İNANCI NEDİR?

Bu konuda yazmış olduğumuz '' Teslis '' makalemizde konuyu genişce okuyabilirsiniz. Genel olarak,

Teslis in açıklaması kutsal kitap ayetlerini iyice inceleyerek yapılır yoksa kutsal kitap ta "kutsal kitap" kelimesi olmadığı gibi "Teslis" kelimesi de yoktur açıklaması şu şekildedir. isa "Baba" ile aynı kişi değildir fakat aynı özdendir, İsa bedensel olarak insandır fakat Tanrı doğasına sahiptir çünkü Tanrı ile aynı özdendir fakat yine de baba en üstün olandır bunun için baba ya dua eder...
kaynak: http://www.islamacevap.net/

Aslında Hıristiyanların yapmış olduğu bu açıklama kendilerinin ortaya çıkarmaya çalıştığı kitabın ve Teslis inancının insan ürünü olduğuna ait itiraftır. Kendilerininde bildiği gibi Allah-ı Teala Kitabı Mukaddes diye bir kitap göndermemiştir. Kuran, Allah-ı Tealanın göndermiş olduğu kitapların kimlere verildiğini açıklarken, Hıristiyanlar Kitabı Mukaddes diye bir kitap adının ellerindeki belgelerde geçmediğine hatta Teslis diye bir kelimede bulamayacağınızı belirtmektedirler. Kısaca inandıkları Tanrı işte ben size Kitabı Mukaddes diye bir kitap veriyorum, ve ben Teslis inancında bir Tanrıyımda dememiştir. Bu iftira insanlar tarafından ortaya çıkarılmaya çalışılan bir dinin itirafından başkaca birşey değildir. 
Bizlere sundukları buyrun elimizde Kitabı Mukaddes diye bir kitap vardır ve bu kitapta geçen Tanrı Teslis inancına göre şekillenmiş bir Tanrıdır, fakat elimizdeki kitap bunu belirtmez demektedirler. Tabi bu şartlarda Kitabı Mukaddesede, Teslis'ese ne kadar inanacağınız size kalmıştır.

 

İSA MESİH TANRININ OĞLU MUDUR?

İsa'nın Tanrının oğlu olamayacağını Teslis inancında görmekteyiz, çünkü İsa Teslis inancına göre Tanrının kendisidir. Fakat bunun yanısıra İsa'nın Tanrının oğlu olduğu üzerine inançta vardır. Bu inanca şiddetle karşı gelen müslümanlara karşı savunmaları ise İsa Tanrının Oğlu derken bunu manevi anlamda söylemekteyiz derler, ki bizce temelsiz bir savunmadır. Muhakkak bize görede Kitabı Mukaddeste İsa'nın Tanrının Oğlu olduğu manevi olarak belirtilmiştir. Hatta,

Gal 3:26 
Çünkü Mesih İsa'ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı'nın oğullarısınız.
Romalılar (Romans) 8:14 
Tanrı'nın Ruhuyla yönetilenlerin hepsi Tanrı'nın oğullarıdır.

Matta (Matthew) 5:9 
Ne mutlu barışı sağlayanlara! Onlara Tanrı oğulları denecek.

kitabı mukaddeste geçen bu alıntılardan da haberimiz vardır. Ortadaki gerçek Hıristiyanlar İsa'nın Tanrının böylesine bir manevi oğlu olduğunun haricinde pek anlam veremediğimiz şekilde bir oğulluğada inanmaktadırlar. Şayet barışı sağlayanların hepsine Tanrının oğlu denilecek veya barışı sağlayanlar Tanrının oğlu olacaksa İsa için Tanrının oğlu olduğu üzerine bu kadar gürültü çıkarmanın anlamı nedir. Şu örneğe bakalım:

Jhn 1:18 No man hath seen God at any time; the only begotten Son, which is in the bosom of the Father, he hath declared [him].

'' begotten '' kelimesine verilen anlam Redhouse sözlüğü:
be.get_(biget) f. (begot,begotten veya begot,-ting) babası olmak,vücuda getirmek:sebep olmak.tevlit etmek.begetter i. vücuda getiren kimse,baba.

Yuhanna (John) 1:18 
Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O'nu, Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul tanıttı.

Türkçe çeviri İngilizcesine göre çok masumanedir. '' begotten '' incil ingilizcesi diyebileceğimiz bir kelimedir. Sözlük anlamına bakarsanız verilen anlamdan ne söylenmek istendiğini anlayabilirsiniz. Unutmayalım, katolik inanca göre İsa'nın başlangıçı yoktur O Meryem'den öncede vardır. Bu inanç İsa'nın Tanrı olduğuna inanan katolikleri içinde geçerlidir İsa'nın Tanrının oğlu olduğuna inananlar içinde geçerlidir. İsa'nın Tanrının oğlu olduğunu söyleyenler, İsa'nın Hz.Adem'dende önce olduğuna inanmaktadırlar. Kısaca bu inanç masumane yanlızca manevi anlamda demek istemiştik anlamından ileri bir inançtır. Onlara göre İsa yanlızca Tanrıya inandığı için veya Tanrının Ruhuyla yönetildiği için Tanrının oğlu değildir. Türkçe çeviride '' biricik '' olarak İngilizce çeviride '' begotten '' olarak verilen anlamı iyice düşünün söylediklerindeki gafleti sanırım anlayabilirsiniz. Neymiş, begotten'a verilen sözlük anlamı, '' vucuda getiren kimse '' işte asıl sorulması gereken soruda budur, Tanrı, İsa'yı Hz.Adem'den önce nasıl vucuda getirmiş, İsa'nın yaratılışı nasıl olmuştur?


Bu soruya cevapları Tanrı ol demiş olmuştur olacağını sanmaktaysanız yanılmaktasınız, unutmayın, bu vucuda gelmede Tanrıyla aynı özden oluşu bozmamanız , ve İsa'ya bir başlangıç vermemeniz gerekecektir.

- Ya Tanrı İsa'yı doğurdumu diye sormayın, kullanılan kelime doğurmaya yakın kelimedir, siz artık buna Tanrı ikiyemi bölündü bir parçası İsa diğer Baba oldu dersiniz, size kalmıştır, fakat önemle, İznik konseyinde alınan kararı unutmayın derim:

Ve eğer kim "Tanrı'nın Oğlu'nun var olmadığı bir zaman vardı" diyecek olursa, ya da "südur etmeden önce yoktu" diyecek olursa, ya da "önceden var olmayan şeylerden yapıldı" diyecek olursa, ya da "Baba'dan farklı bir özdendir" diyecek olursa, ya da onun bir yaratılmış olduğunu ya da dönüşüme açık olduğunu diyecek olursa, Katolik Kilisesi tüm bu sözleri söyleyenleri lanetler.

Kısaca, ortaya konan bu katolik inanca göre, Tanrı ne ise İsa'da odur, bazı Hıristiyanların cahilliğe vurup ya biz bunu manevi anlamda söylemekteyiz dedikleri kadar basit değildir. Buyrun önünüze gelen bir Hıristiyana sorun, İsa, Hz.Adem'den öncemi yaratılmıştı, cevap evetse bu yaratılışın nasıl olduğunu sorun cevabı görün, veya buyrun bir katolikten İsa'nın bir başlangıçı yoksa yani Tanrının kendisi ise, İsa'yı görmüş olanlar Tanrıyı görmüş olmuyorlarmı, veya İsa dünyada kaldığı dönemde kime dua etmekteydi, yoksa bu Tanrı 2ye 3'e bölünen bir Tanrımıdır, 4'e 5'e bölünemiyeceği garantisi varmıdır, Tanrının bu çoğalması nasıl olur, çoğalmasının bir sınırı varmıdır. İsa oğul olarak bu bütünün bir parçasıysa, kızı olarak başkaca bir parça varmıdır, yoksa neden yoktur vs. Yinede unutmamanız gereken İznik konseyinin almış olduğu bu karar, yani açıklama, Kitabı Mukaddes'in kendisinde yoktur, anlaşılan tamamlandığı denilen bu kitabın ciddi bir noktası bu Tanrı tarafından unutulmuş, eklemekte papazlara nasip olmuştur gibi.

İsa'nın Hz.Adem'den önce olduğuna inançlarına delil olarakda şu alıntıyı getirirler,

Yuhanna (John) 8:58 
İsa, «Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım» dedi.

Tabi burada İbrahimden olduğunu söylemekte diyeceksiniz, fakat verdikleri bu örnekteki delilleri değişiktir.

Textus Receptus: epo autos amen amenlego humin prin Abraam ginomai ego eimi

kimilerine göre İsa'nın burada '' ego eimi '' kelimesini kullanmasıyla Tanrı olmuştur, kimilerine göre Tanrının oğlu olmuştur. Bu sonuca nerden ulaştıklarına ise şu örneği verirler.

Exd 3:14 And God said unto Moses, I AM THAT I AM: and he said, Thus shalt thou say unto the children of Israel, I AM hath sent me unto you. 
Hebrew (Root form):'amar Mosheh hayah hayah 'amar 'amar ben Yisra'el shalach

Mısırdan Çıkış (Exodus) 3:14 
Tanrı, "Ben Ben'im" dedi, "İsrailliler'e de ki: 'Beni size Ben Ben'im diyen gönderdi.'

Bu alıntının İngilizcesi, İbranicesi ve Türkçesini görmektesiniz, Tanrıyla olan konuşmasında, Musa'yı firavuna göndermek isteyen Tanrıya Musa,

Mısırdan Çıkış (Exodus) 3:14 Musa şöyle karşılık verdi: "İsrailliler'e gidip, 'Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi' dersem, 'Adı nedir?' diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?"

diye Tanrıya adını sorduğunda isim olarak verdiği cevaptır. Şimdi yukardaki alıntıyla bu örnek ne alaka diyeceksiniz fakat hıristiyanların inancı budur ve verdikleri örneklerde budur. Yuhanna (John) 8:58'de İsa'nın '' ben '' demesiyle Exd 3:14'de Tanrının Musa'ya verdiği cevap birbirine karıştırılıp bu anlam çıkarılmaya çalışılmaktadır. Pek tabi meselenin diğer komedi boyutu ise İbranicede '' hayah '' ben, anlamına gelmeyen bir kelimedir.Bakınız hayah.


Ortada olan gerçek, herkesten herşeyden önce yaratılmış olan bir İsa inancı vardır, ve İsa işte o herşeyden herkesten önce Tanrının oğlu olarak kabul edilmektedir. Bize göre tüm bunlar kelimelere üzerine olmayan anlamları yüklemek veya olmayan kelimeleri cümleye pompalamaya çalışmayla yapılamaya çalışılmaktadır. Burada ne söylemek istiyoruza geçmeden bu konuda Hıristiyanların sorularını ortaya koyalım.

 

KUTSAL KİTAP TAHRİF EDİLMİŞTİR DİYENLERE SORULAR

·   1. Tevrat, Zebur ve İncil dediğimiz ve genel olarak Kitap'ı Mukaddes olarak adlandırdığımız, bize göre Allah sözü olan kitap Tahrif edilmişmidir?Tahrif edilmiştir diyeceğinizi kabul ederek;·   

2. Kim tahrif etmiştir. Belli bir kurum veya şahısmı yoksa herkes kendisine göre bir şeyler ekleyip çıkarmıştır?·   

3. Tahrifat hangi konularda gerçekleştirilmiştir. Kitabın tamamındamı yoksa belli bölümlerindemi olmuştur. Yani size göre hangi konular vardı silinip yerine hangileri geldi veya hangi konular eklendi?·   

4. Kitabın tahrif edilmesinin amacı Allah'a karşı gelmek veya kişisel çıkarlar içinmi olmuştur yoksa sadece günün koşullarımı bunu getirmiştir?· 

5. Kitabın Tahrif edilmesi veya değiştirilmesi İslam inancından sonra mı yoksa öncemi olmuştur. Bu değiştirme olayı yaklaşık ne kadarlık bir sürede gerçekleşmiştir. Yoksa halen devam etmektemidir?· 

6. Allah'ın sözlerini insanların bu kadar rahat bir şekilde değiştirmeye gücünün yetebileceğini kabul ettiğinize ve kendi Kitabınızı da Allah sözü olarak algıladığınıza göre Kendi kitabınızın zaman içinde birileri tarafından değiştirilmediği veya değiştirilemeyeceğinin herhangi bir garantisinin olup olmadığı konusunda ne düşünüyorsunuz.

Kendilerince zekice sorulmuş bu soruları tek tek cevaplayalım. Öncelikle Kitabı Mukaddesi Tevrat, Zebur ve İncil olarak tahrif edemezler, çünkü Kitabı Mukaddes Tevrat, Zebur ve İncil'in toplamından oluşmuş bir kitap değildir, bunu yukarıda gördük. 
Kim tahrif etmiştir diyene cevabı Kuran-ı Kerim güzelce vermiştir.

Bakara (79) Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için: "Bu Allah tarafındandır." derler. Artık vay o ellerinin yazdıkları yüzünden onlara! Vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!

anlaşılan başlangıçta kişiler olarak başlayan bu ticaret ilerde kurumsal çalışmalara dönüşmüş, sonraki zamanlarda ve günümüzde bu kitaptaki çelişkilere kendince yorum getirmeye çalışan herkes eklediği yorumla tahrife devam etmektedir.

Tahrifat hangi konularda gerçekleşmiştir dersek, kitap bütünüyle Allah-ı Tealanın meajından sapmıştır veya günümüz Hıristiyanlığının getirdiği yorumla tamamen tahrif olmuş bir mesajla karşılaşmaktayız diyebiliriz. Hangi konular silindi dersek, herkes kafasına göre elde olan yazmalardan günümüzde bile birşeyler silmeye veya eklemeye devam etmektedirler. Birkaç örnekte verelim.

Luka:22-43 ve Luka:22-44 'e kadar olan kısım RSV ingilizce İncil'inden çıkartılmıştır. bakınız kaynak:http://www.hti.umich.edu/

Luka (Luke) 22:43 
Gökten bir melek İsa'ya görünerek O'nu güçlendirdi.
Luka (Luke) 22:44 
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti.
Teri, toprağa düşen kan damlalarına benziyordu.

Burada olan İsa'nın yakalanmadan önce olan Tanrıya kan ter içinde dua etmesi sanırım birilerini utandırmış veya başka bir nedenle İncil dedikleri kitaptan çıkarılmıştır. Türkçe çeviride şimdilik mevcuttur, Türkçe çeviride bizim tesbit ettiğimiz çıkarma veya eklemeler,

1.Ko.14: 34 Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın.*fx* Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. (incil.com sitesinin tercümesidir.)
1.Ko.14: 34 ...Kadınlar, kutsalların bütün topluluklarında olduğu gibi, toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. (yeniyasam.com sitesinin tercümesidir.)

RSV 1 Cor.;14-34 
As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be subordinate, as even the law says. 
KJV 1Cr 14:34 
Let your women keep silence in the churches: for it is not permitted unto them to speak;but [they are commanded] to be under obedience, as also saith the law.

İngilizcesinde kalınlaştırdığımız kelimeler Türkçe çeviriye eklenmemiş, tercümeden çıkarılmıştır.

Kaynak www.seslisozluk.com
subordinate
1. s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik. ,ast,alt,xyz arka plana at. 
2. alt. ikincil. ast. ikinci dereceye koymak. ikinci plana almak. 
3. alt. aşağı. küçük. ikincil. tabi. bağlı. ikinci dereceye koymak. birinin emrine tabi kılmak. madun. tali.

Kaynak www.seslisozluk.com
obedience
1. (i.) itaat, itaat etme, söz dinleme, boyun eğme. ,itaat. 
2. itaat. uyma. söz dinleme. 
3. itaat. boyun eğme. tebaiyet.

İngilizce çevirisine göre kadınları ikinci dereceye koyacağımız veya aşağı seviyede muamele etmemiz gereken kelime olan '' hupotasso '' eklenmemiştir. Bizce en nazik vaziyette yapılabilecek çeviri şudur.

1 Corinthians;14-34 
...Konuşmalarına müsade verilmemiştir,
fakat emir altına alınmalılar, kanunda öyle söylüyor. (www.kutsalkitaplar.net tercümesi)

ayrıca İsa'nın annesine olan hitabı Türkçe çeviride katliama uğramıştır nasılmı.

RSV John;2-4 And Jesus said to her, "O woman, what have you to do with me?
Yu.2: 4 İsa, «Anne, benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi» dedi. (yeniyasam.com sitesinin tercümesidir.)

RSV John;19-26 When Jesus saw his mother, and the disciple whom he loved standing near, he said to his mother, "Woman, behold, your son!"
Yu.19: 26 İsa, annesiyle sevdiği öğrencinin yakınında durduğunu görünce annesine, «Anne, işte oğlun!» dedi. (yeniyasam.com sitesinin tercümesidir.)

Burada Grekçe kullanılan kelime ' gune {goo-nay'}' kelimesidir, İngilizceye doğru çeviri yapılıp ''woman '' anlamı almıştır, Türkçemize ise '' Anne '' olarak çevrilmiştir.

woman:
1. i. (çoğ. women) kadın; kadın cinsi; kadınlık; metres; k.dili eş, karı. the little woman A.B.D., k. dili kadın, karı, eş. woman hater kadın düşmanı. woman suffrage kadınların oy kullanma hakkı.,kadın.
2. kadın. kadınlar. bayan.
3. kadın. kadınlık. metres. bir iş yerine kadın personel sağlama. hatun. dişi. avrat. karı.

görüldüğü gibi kadın anlamındadır, sanırım İsa'nın annesine bu hitabıda Türkçe çeviriyi yapanları utandırmıştır veya İsa kaba biri olarak gözüktüğünden bu yazıları düzeltme yoluna gidilmiştir. Eklemeler herkesin İsa'yı görmek istediği anlamda gerçekleşmiştir, mesela İsa'yı Tanrı görmek isteyenler İsa'nın Tanrı olduğu üzerine şöylesi bir ekleme yapabilmiştir.

 

Yuhanna (John) 1:18 Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O'nu, Baba'nın bağrında bulunan veTanrı olan biricik Oğul tanıttı.

Jhn 1:18 No man hath seen God at any time; the only begotten Son, which is in the bosom of the Father, he hath declared [him].

 

İngilizce anlayanlar cümlede '' Tanrı olan '' keliemsinin geçmediğini rahatlıkla görebilir, buyrun bizede inanmayın İngilizce bilen birine bu örneği gösterin. Devam edersek İsa'yı Tanrıyla aramızda tek aracı olarak göstermek isteyenlerin şöylesi bir çalışması olmuştur.

Jhn 1:3 Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı.
KJV Jhn 1:3 All things were made by him; and without him was not any thing made that was made.

Bizce olması gereken çeviri '' Herşey O'nun tarafından yaratıldı, ve yaratılan hiç bir şey O'nsuz yaratılmadı '' kısaca cümlede aracı yoktur, İsa'yı tek aracı olarak gösterme merakı oradada kalmamıştır,

 

Gal 3:20 Aracı tek bir tarafa ait değildir; Tanrı ise birdir.

KJV Gal 3:20 English
Now
a mediator
is
not
[a mediator] of one,
but
God
is
one.

Greek (Root form) '' Grekçesi ''
de
mesites
esti
o
heis
de
theos
esti
heis

 

Gal 3:20 '' Şimdi aracı tek değildir, tek olan Tanrıdır. '' ( www.kutsalkitaplar.net tercümesi)

 

Karşımızda bu alıntının Greekçesi ve buna kelime kelime verilen İngilizce anlamları görmekteyiz. Dikkatimizi çeken bir anlamına gelen '' heis '' kelimesine İngilizce karşılık olarak cümlenin sonunda ''one '' anlamı verilmişken, cümlenin ortasında geçen aynı kelimeye yüklenen anlamlara bakınız, '' [a mediator] of one,'' birde lütfen bu cümlenin Türkçemize nasıl katledilerek tercüme edildiğine bakınız. Türkçe çeviriye pompalanan '' tek tarafa ait değildir '' kelimelerinin karşılığını biz ne İngilizce çeviride nede Grekçesinde görebilmekteyiz.

İngilizce ve Grekçesini referans alarak yapabileceğimiz tercümeyle ortaya çıkan sonuç şöyle bir o maktadır. '' Şimdi aracı tek değildir, tek olan Tanrıdır. '' Ne kadar ilginç değilmi bu alıntı Türkçe çeviriye ise Gal 3:20 Aracı tek bir tarafa ait değildir; Tanrı ise birdir. böylesine çevrilebilmiştir. Gerçek tercüme ise İsa'yı Tanrı ile insanlar arasında tek aracı göstermek isteyenlerin görmek istemediği bir alıntı olmaktadır.

İnanın bu alıntıları uzatmamız mümkündür, bizide yormayın konu hakkında sitemiziwww.kutsalkitaplar.net 'i ziyaret edin, diğer makalelerle ortaya koyduğumuz çalışmaya gözatın.

 

Ayrıca şunuda rahatlıkla söyleyebilirim, bazı kelimelere amaç doğrultusunda yeni anlamlar yüklenmiştir, evet yanlış duymuyorsunuz kelimelerde olmayan anlamlarda kelimelere yüklenmiştir, eklenmeye örnek olarak, ''Rab '' bı anlamını gösterebiliriz, şöyle diyelim o kitapta nerede İsa Rab olarak anılmaktaysa, orada kullanılan kelimenin '' kurios {koo'-ree-os} '' olduğuna emin olun. demekteyim, buna en iyi örneklerden biri olarakta Kitabı mukaddeste devamlı olarak Rab İsa diye yapılan çevirilerdeki '' Kurios '' kelimesini örnek verebiliriz.

 

Kurios'u anlam itibariyle '' mal sahibi, efendi, kişiler üzerinde söz sahibi, devlet kademesinde: egemen, prens, yönetici, ayrıca Roma imparatorlarına verilen ünvan'', olarak tanımlayabiliriz.

 

'' Kurios '' a verilen anlamın '' efendim, bağ sahibi ve hayvan sahibi '' olarak tercüme edildiğinide görmekteyiz.

 

Mat 20:8 «Akşam olunca, bağın sahibi kâhyasına, `İşçileri çağır' demiş. `Sonunculardan başlayarak, birincilerine kadar, hepsine ücretlerini ver.'
Mat 21:40 Bu durumda bağın sahibi geldiği zaman bağcılara ne yapacak?»
Luk 19:33 Sıpayı çözerlerken hayvanın sahipleri onlara, «Sıpayı niye çözüyorsunuz?» dediler.

 

Eşeğin sahibi, bağ bahçe sahibi anlamındaki '' kurios {koo'-ree-os} '' kelimesi İsa'yı Rab yapma sevdasıyla '' RAB '' anlamı yüklenmiş olarak karşımızdadır. Acaba sizce İsa'dan önce sıpa, hayvan sahiplerinede Rab'mi denmekte idi, ben sanmıyorum, bu anlamın sonradan yüklendiğini görmek için dil uzmanı olmak gerekmiyor.

 

 

4. Kitabın tahrif edilmesinin amacı Allah'a karşı gelmek veya kişisel çıkarlar içinmi olmuştur yoksa sadece günün koşullarımı bunu getirmiştir?

 

Diye sormuşlar, bu soruya cevap Kuran'da bence çok yumuşaktır, önce Kuran'ın cevabına bakalım.

Hadid (27) Sonra onların izleri üzerinde ardarda peygamberlerimizle izledik; arkasından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalplerinde bir şefkat ve merhamet yarattık. Bir de rahipliği ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak Allah'ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır.

Kuran yazılan kitabın Allah'ın rızasını kazanmak için yazıldığını söylemekte, bunada uymadılar derken sanırım günümüzdeki çevirilerden ali cengiz oyunlarından bahsetmektedir. Ortada olan gerçek yukarıda gördüğünüz birkaç örnek bile ortada maksatlı çeviri hataları veya kelimeleri yutmalar hatta çıkartmalar olması ortada Allah'ın rızasını kazanmaya çalışmaktan çoktan çıkmış bence iğrenç boyuta gelmiş gerçeği kapama çalışması vardır.

 

5. Kitabın Tahrif edilmesi veya değiştirilmesi İslam inancından sonra mı yoksa öncemi olmuştur. Bu değiştirme olayı yaklaşık ne kadarlık bir sürede gerçekleşmiştir. Yoksa halen devam etmektemidir?

 

Kendilerince çok zekice sorulmuş bir soru, gülmemek elde değil. Tekrar hatırlatma yapalım buradadeğiştirilmiş ve değiştirilmeye devam edilen kitap Tevrat, Zebur ve İncil değildir, o kitaplar Hıristiyanların ellerinde yoktur,bu değiştirilme İslamdan öncemi olmuştur sorusu çok saçmadır, çünkü Allah-ı Teala tek bir din göndermiştir, O'nun adıda İslamdır, fakat şunu sorabilirler, insanların kendilerince kitap yazıp bu Allah'tandır demeleri Kuran'dan öncemi sonramı olmuştur. Öncelikle unutmayalım Kuran'ı Kerim gönderildiği dönemde diğer kitaplar bozulmadan ve hükmü kalakmadan ortadadır, fakat o dönemde de Allah-ı Teala'dan olduğu savunulan kitaplar vardır, tıpkı günümüzde Kitabı Mukaddes'in Tanrıdan olduğu iddiası gibi. 
Kısaca Allah-ı Tealanın göndermiş olduğu kitaplar değişime uğramamıştır, değişime uğrayan ve uğramak zorunda olan örneklerde gördüğümüz gibi insan ürünleri olan kitaplardır. Evet gördüğümüz gibi halen devam etmektedir, ve devam edeceğinide inanmaktayım.

 

 

6. Allah'ın sözlerini insanların bu kadar rahat bir şekilde değiştirmeye gücünün yetebileceğini kabul ettiğinize ve kendi Kitabınızı da Allah sözü olarak algıladığınıza göre Kendi kitabınızın zaman içinde birileri tarafından değiştirilmediği veya değiştirilemeyeceğinin herhangi bir garantisinin olup olmadığı konusunda ne düşünüyorsunuz.

İşte kendilerince zavallı vaziyette sorularının püf nokatası, nedenmi, malesef müslüman kardeşlerimiz, Hıristiyanlar ellerindeki kitabı Kuran'da adı geçen kitap isimleriyle adlandırdıklarından, Hıristiyanların ellerindeki bu kitaba baktıklarında, Kuran ile alakası olmadığını gördüklerinden bu kitapların bozulduğuna karar vermişlerdir, bu karara varırken Hıristiyanların ellerinde bulunan bu kitapları Kuran'da adı geçen kitaplar sanıp Allah'ı Tealanın göndermiş olduğu Kuran'dan önceki kitapların bozulduğunu anlamışlardır. 
Fakat Kuran'a göre ortada olan gerçek,

KEHF(27) 
Rabbinden sana vahyolunanı oku! 
O'nun sözlerini değiştirecek yoktur.
O'ndan başka bir sığınakcak da bulamazsın!

FETİH(23) 
Allah'ın öteden beri süregelen kanunu (budur). 
Allah'ın o kanununda asla bir değişiklik de bulamazsın.

Nisa(136) 
Ey iman edenler, 
Allah'a, 
peygamberine, 
peygamberine indirdiği kitaba, 
daha önce indirdiği kitaba da iman edin! 
Kim Allah'a, 
meleklerine, 
kitaplarına, 
peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, 
pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir.

Allah-ı Tealanın sözlerini değişecek yoktur, ve diğer kitaplar Kuran dönemimde sapasağlam ortadadır.

Ali İmran (50)
Ben, hem size, Tevrat'tan önümde bulunanı tasdik edici hem de size haram edilenin bir kısmını helal kılmak için ve Rabbınızdan bir mucize ile size geldim; Artık Allah'tan korkun da bana itaat edin.

Kasas(48)
Fakat şimdi onlara katımızdan gerçek (Kur'an) geldiği zaman: 
"Musa'ya verilen (mucize) gibisi verilseydi ya!" dediler. 
Oysa bundan önce Musa'ya verileni de inkar etmediler mi? 
Onlar: 
"Birbirini destekleyen iki büyü" dediler ve: 
"Biz, hiçbirine inanmayız!" dediler.

Kasas(49)
De ki: "O halde eğer doğru söylüyorsanız, 
Allah katından bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin ben de ona uyayım!"

Bu kitaplar bozulmadığından dolayı Hz.Muhammed '' bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin ben de ona uyayım!'' diyebilmektedir. Kısaca Allah-ı Tealanın sözlerini bozmaya kimsenin gücü yetmez bundan dolayıda Allah-ı Tealanın bize göndermiş odluğu Kuran-ı Kerim elimizdedir ve,

Hicr (9) 
Şüphe yok ki, 
o Kur'an'ı Biz indirdik. 
Biz; 
her halde onu muhafaza da edeceğiz;!

Maide (48) 
Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. 
Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. 
Onların arzu ve heveslerine uyarak, 
sana gelen haktan sapma. 
Biz, 
herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. 
Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, 
fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. 
Öyleyse iyiliklere koşun. 
Hepinizin dönüşü Allah'adır. 
O, 
ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.

Kuran-ı Kerimin, Allah-ı Tealanın korumasında olduğu ve Kuran'dan önceki kitaplarında Kuran-ı Kerim'in korumasında olduğunu kısaca tüm kitapların Allah-ı Tealanın korumasında olduğunu görmekteyiz. Kısaca Hıristiyanların veya cahilliğin, müslümanların düşüncesine eklediği önceki kitaplar bozulduda Kuran geldi safsatasından dolayı, ortaya böylesi sinsice bir soru çıkabilmiştir. Benim bu soruya cevabım ise buyrun Allah-ı Tealanın kitaplarının bozulduğunu savunuyorsanız veyaelinizdeki kitabın O'ndan gelen kitaplar olduğunu savunuyorsanız bunu isbat edin olacaktır. Allah-ı Tealanın kitaplarını bozmaya kimsenin gücü yetmez, Kitabı Mukaddes Allahın kitabı olmadığından dolayı, en basit bir çevirmen tarafından bile görüldüğü gibi katledilebilir. Kısaca müslümanların yanlış bilgilendirilmesinden dolayı ortaya çıkardıkları bu soru:

 

'' Allah'ın sözlerini insanların bu kadar rahat bir şekilde değiştirmeye gücünün yetebileceğini kabul ettiğinize ve kendi Kitabınızı da Allah sözü olarak algıladığınıza göre Kendi kitabınızın zaman içinde birileri tarafından değiştirilmediği veya değiştirilemeyeceğinin herhangi bir garantisinin olup olmadığı konusunda ne düşünüyorsunuz. ''

 

Kuran-ı Kerimi'i bilen bir kişiye sorulacak soru değildir, buyursunlar bana cevap versinler, ben Allah-ı Tealanın hiçbir kitabının bozulduğuna ve bozulacağına inanmıyorum, fakat Hristiyanların ellerindeki kitaplarında Allah-ı Teala tarafından gönderilmediğine inanmakta ve bundan dolayıda devamlı değişime uğradığına inanmaktayım, şimdi kendileri buyurup,ellerindeki kitabın gerçek yaratıcı tarafından gönderildiğini ve değişmediğini bize isbat etsinler. Sorun önceki ilahi kitapların bozulması değil, o gerçek kitapların günümüzde olmaması ve bu ilahi kitapların isimleri kullanılarak önümüze bazı belgelerin dayanmasıyla ortaya çıkmaktadır. Şayet ellerinde gerçek Tevrat, Zebur ve İncil olmuş olsa bizde bu ehl-i kitab'a sahip kardeşlerimizi yanımıza alıp aksini savunanlara göğsümüzü gerip '' bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin ben de ona uyayım! '' diyebilecek, Ehli-i Kitaba sahip bu müminlerede,

 

Maide 68) De ki: "Ey kitap verilenler, siz tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Andolsun ki, Rabbinden sana indirilen -bu Kur'an-, onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. O halde kafirlere acıyacağın tutmasın!

 

buyrun elinizdeki kitabı uygulayın diyebilecektik. Diğer taraftan elleriyle kitap yazıp işte bu Allahtandır diyenlerin ortaya koyduğu kitaplarada inanacak kadar saf değiliz kusurumuza bakmasınlar.

 

Bakara (79) Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için: "Bu Allah tarafındandır." derler. Artık vay o ellerinin yazdıkları yüzünden onlara! Vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!

 

Özet olarak, ben Hritiyanların ellerindeki kitapları Allah-ı Tealanın daha önce göndermiş olduğu fakat daha sonra tahribe uğramış kitaplar olarak görmemekteyim, bana göre Kitabı Mukaddes Kuran-ı Kerim'inde belirttiği gibi insanların kendi elleriyle yazmış oldukları kitaplardır, ve devamlı değiştirilmekte olan dediğimiz kitaplarda bunlardır.

 

 

 

İSLAM ÖNCEKİ DİNLERDEN AYRI BİR DİN MİDİR?

 

İslam önceki dinlerden ayrı dinmidir diye saçmaca bir soru olamaz, Allah-ı Tealanın göndermiş olduğu tek bir din vardır ve adıda İslam'dır. Allah-ı Teala Musa'ya, Davud'a, İsa'ya veya Muhammed'e ayrı ayrı dinler vermemiştir. Ortaya çıkan Musevilik veya Hıristiyanlık İslam dışı oluşmuş dinlerdir.

Ali İmran(19) 
Doğrusu Allah katında din, İslam'dır
O kitap verilenlerin ayrılığa düşmesi ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtirastandır. Her kim de Allah'ın ayetlerini inkar ederse, şüphe yok ki Allah, hesabı çabuk görendir.

Bakara(133) 
Yoksa ölüm Yakub'a geldiği vakit siz de orada mıydınız. 
O oğullarına: "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dediği vakit onlar: 
"Senin Allah'ına, ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Allah'ına, tek olan İlah'a ibadet ederiz, biz ancak O'na boyun eğen müslümanlarız." dediler.

Bu başlıkta Hıristiyanlara aittir ve kendilerince bu başlığa verdikleri cevap,

Tevrat ve incil birbirlerinden farklı iki mantık üzerine kurulu iki farklı kitap değil birbirinin devamını oluşturan bir bütündür. Bu nedenle de Kitabı mukaddes zaten bütündür. Ancak bildiğiniz gibi Kuran Kitabı mukaddesten ayrı tümüyle bağımsızdır ve Kitabı Mukaddesi değiştiği iddiası ile onaylamaz ve kabul etmez.

Öncelikle Kuran'dan adını ödünç aldıkları eski antlaşma dedikleri bölüm ile İncil diye adlandırdıkları yeni bölümün birbirini tamamlasını kenara koyduk, yeni antlaşmaya göre eski antlaşmadaki peygamberler yalancıdır, evet dikkatli baktığımızda malesef ortaya çıkan tesbit budur. Nasılmı bu sonuça vardık,

 

Jhn 5:37 
Beni gönderen Baba da benim için tanıklık etmiştir. Siz hiçbir zaman O'nun ne sesini işittiniz, ne de şeklini gördünüz.
1Yuhanna:4-12 
Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı'yı görmüş değildir.... 
Yuhanna:1-18 
Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O'nu, Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul tanıttı.

 

Yukarıda okuduğunuz bu alıntılarda geçtiği iddia olan Tanrıyı İsa'dan başkası ne görmüştür neden sesini duymuştur olan iddiaya Hıristiyan kardeşlerim, Tanrıyı gören ölür, yaşayamaz, onlar gördü derken işte başka birşey demek istemişlerdir gibi açıklamalarla bu örnekleri çoğaltabileceğimiz insanların Tanrıyı görmediği üzerine olan mazeretlerini sayar dururlar.

 

Mısırdan Çıkış-24:10 
İsrail'in Tanrısı'nı gördüler. Tanrı'nın ayakları altında lacivert taşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu.

Mısırdan Çıkış-24:11 
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrı'yı gördüler, sonra yiyip içtiler.

Num 14:14 
Kenan topraklarında yaşayan halka bunu anlatacaklar. Ya RAB, bu halkın arasında olduğunu, onlarla yüz yüze görüştüğünü, bulutunun onların üzerinde durduğunu, gündüz bulut sütunu, gece ateş sütunu içinde onlara yol gösterdiğini duymuşlar.

Mısırdan Çıkış-4:1 
Musa, «Ya bana inanmazlarsa?» dedi, «Sözümü dinlemez, `RAB sana görünmedi'derlerse, ne olacak?»

cik:33-11 
RAB Musa'yla iki arkadaş gibi yüz yüze konuşurdu...

Exo. 33:9 
Musa çadıra girince, bulut sütunu aşağı iner, RAB Musa'yla konuştuğu sürece girişi kapardı.

Fakat onların Tanrının görünmediği veya bu insanların gördüm dediğinde aslında hamamdayım demekte olduğunu kabul etsek bile, ortaya başkaca bir soru çıkmaktadır, peki bu insanlar Tanrıyla konuşmuşmudur.

Jhn 5:37 
Beni gönderen Baba da benim için tanıklık etmiştir. Siz hiçbir zaman O'nun ne sesini işittiniz, ne de şeklini gördünüz.

 

ortada olan bu alıntıya göre sesinide duymuş olamazlar, madem ortada Tanrının şekli görülemez üzerine gördüm diyen insanlara karşı göremezler diye bir savunma vardır, aynı cümlede neden sesinin işitildiği vardır. Peki Tanrıyla görüşüp konuşup ondan emirleri aldığını söyleyen Musa kimle konuşup bu emirleri almıştır. Yeni antlaşmaya göre kimse hiçbir zaman Tanrının sesinide duymamıştır, o zaman Musa'nın duymuş olduğu ses kime aitti.

Yeni antlaşma hiçbir zaman Tanrının sesini iştmediniz demekte ve eski antlaşmadaki bir çok peygamber Tanrıdan emirler aldığını iddia etmekteyse demekki, Tanrıdan bu emirleri aldığını söyleyenler yalancıdır veya yeni antlaşma yalan veya yanlış yazmaktadır. Bu konuda kısaca yazmak gerekirse, yeni antlaşmaya göre eski antlaşmadaki peygamberler yalancıdır. Bumudur birbirlerini tamamlaması.

Kuran, Kitab-ı Mukaddesi Allah-ı Tealadan olmadığı için onaylamaz, yoksa Allah-ı Tealanın göndermiş olduğu kitap olsaydı, bizde bugün Hz.Muhammed gibi,


Kasas (49) De ki: "O halde eğer doğru söylüyorsanız, 
Allah katından bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin ben de ona uyayım!"

diyebilecektik, fakat günümüzde önceki kitaplar bulunmadığı için bunu diyemiyoruz. Kuran'ın getirmiş olduğu yeni bir din yoktur, yeni bir din getirmediği içinde insanlara,

Maide (68) 
De ki:
"Ey kitap verilenler,
siz Tevrat'ı, 
İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz."

Andolsun ki, 
Rabbinden sana indirilen -bu Kur'an-, 
onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. 
O halde kafirlere acıyacağın tutmasın!

buyrun Tevrat'ı ve İncil'i uygulayın diyebilmektedir. Fakat elimde bu kitaplar vardır diyen öncelikle bu iddiasının doğru olduğunu isbatlaması gerekir. Şimdi bende bu yazdığım makaleyi Tevrat ve İncil diye adlandırabilirim, bu kitabın başlığında Tevrat ve İncil yazması bu kitabın Kuran'da adı geçen kitaplar olduğunu anlamını ortaya koymaz.

 

Ayrıca birbirini tamamladığı savunulan bu kitaplara göre ufak bir örnek daha ortaya koyalım,

Burada ciddi bir iddia görmekteyiz bu iddiaya göre '' Çünkü İncil, Tevrat'ın devamı ve tamamlayacısıdır. '' denmektedir. Bu konu üzerindeki iddialarına '' İSA MESİHTE GERÇEKLEŞEN BİLDİRİLER '' aslı varmı? '' çalışmamızda ortaya koymuş olsakta küçük bir örnek vermek istiyorum, bu örnekle Hıristiyan kardeşlerimizin genelde düşünmeden ciddi çıkışlar yaptığını görmemiz açısından faydalı olacaktır.

 

Matta 2:23
Oraya varınca Nasıra denen kente yerleşti. Bu, peygamberler aracılığıyla bildirilen, "O'na Nasıralı denecektir" sözü yerine gelsin diye oldu.

 

Yeni antlaşma dedikleri yazmalarda böylesi bir iddia daha vardır buradaki kelama göre daha önceden birileri İsa için"O'na Nasıralı denecektir" demiş imiş, pek tabide burada atıfta bulunulan kendilerinin Tevrat dediği yazmalardır, şayet birileri İsa için böylesi bir söz söylemişse kaynağıda birbirlerini tamamladığını iddia ettikleri bu yazmalardır, kısaca ellerindeki eski antlaşmada dedikleri yazmalardır. Bu konuda yaptığımız araştırmayı sizlerle paylaşalım, Nasıra yani ''Nazareth '' kelimesinin tüm bu yazmalarda geçtiği bölümlere bakalım,

 

Nazareth occurs 29 times in 29 verses: 
Mat 2:23, Mat 4:13, Mat 21:11, Mat 26:71, Mar 1:9, Mar 1:24, Mar 10:47, Mar 14:67, Mar 16:6, Luk 1:26, Luk 2:4, Luk 2:39, Luk 2:51, Luk 4:16, Luk 4:34, Luk 18:37, Luk 24:19, Jhn 1:45, Jhn 1:46, Jhn 18:5, Jhn 18:7, Jhn 19:19, Act 2:22, Act 3:6, Act 4:10, Act 6:14, Act 10:38, Act 22:8, Act 26:9kaynak:http://www.blueletterbible.org/

 

burada ortaya çıkan gerçek birbirlerini tamamladıklarını savundukları bu yazmaların eski ahit bazende Tevtar veya Zebur dedikleri bölümlerinde NASIRA diye bir yer veya kelime geçmemektedir, buyursunlar yanlışımız varsa düzeltsinler.

evet kendilerince yeni ahit dedikleri bu yazmalarda birileri yine kendilerince eski ahit dedikleri yazmalara atıfta bulunarak daha önce bildirilmiş olan bir sözü bize sunmaktalar, şimdi eski ahitte ''O'na Nasıralı denecektir '' diye bir sözü kim demiştir bize gösterin eski ahitin neresinde böylesi bir cümle vardır, diye zor bir istekte bulunmanın haricinde, buyursunlar bilgi sayarlarla arama yapıp eski ahitte '' Nasıra '' diye bir TEK kelime bize göstersinler, dünyada vaftiz patlaması olacağına emin olun. Bu ufacık isteği karşılayamadıktan sonra nasıl bu kitaplar birbirini tamamlamaktaymışı önce aynanın karşısına geçip kendilerine anlatsınlar kendileri ikna oluncada, buyursunlar bize anlatsınlar.

Basit oyunları kenara koyup meselenin gerçek boyutuna bakalım.

 

 

MUHAMMED ÖNCEKİ KİTAPLARDA MÜJDELENDİ Mİ?

'' Saff(6)
...İsa:
Ey İsrail oğulları, 
ben size Allah'ın elçisiyim. 
Önümdeki Tevrat'ın doğrulayıcısı ve benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)."demişti.

Kuran-ı kerime göre İsa'nın böylesi bir müjde vermiş olması gerekir, fakat Kitabı mukaddeste bu gerçeğin olmaması, Kitabı mukaddesin Allah-ı Teala tarafından olmadığı üzerine bir delildir. Bunun haricinde Kitabı mukaddesdeki bazı alıntıların Hz.Muhammed'i belirttiğine girmeyeceğim, elinde İncil olduğunu savunanlar o delilleri ortaya koysunlar.

Şayet Kuran İsa böylesi bir müjde verdi demekte ise ve birileri işte elimizde İncil var demekteyse, elimizdeki yazmalar Tevrat, Zebur ve İncil'dir diyenlerin bize bu müjdenin nerede geçtiğini göstermeleri gerekir. Gösteremiyorlarsa demekki ellerindeki yazmalar hak kitaplar olan Tevrat, Zebur ve İncil değildir, bu kadar basit.

 

 

 

HRİSTİYANLAR NİÇİN HZ.MUHAMMEDE İNANMIYOR?

 

Sorusuna cevap, kendilerinin uydurmuş olduğu dine uygun cevap vermediği için inanmamaktadırlar, bende Hıristiyanların Teslis inancındaki Tanrısına ve hatta Kitabı Mukaddeste geçen oğul İsa'ya inanmamaktayım, onların Tanrı ve İsa anlayışı değişiktir, benim Tanrı ve İsa anlayışım değişiktir, onlarla değişik inançlara sahip olmam beni fazlaca rahatsız etmemektedir. Burada olan değer, Hıristiyanlar ne kadar doğru yoldadır veya bu konuda karar verecek mertebededir olmalıdır.

Önceki peygamberlerin Tanrıyla konuştuğuna inanmayan bir kitabın Hz.Muhammed'e inanmasını beklemek saflık olur. Bizce Kitabı mukaddes neye inandığını bile bilmemektedir, ondan dolayıda bu kitaptan yüzlerce din ortaya çıkabilmiştir.

 

Sonuç:
Sonuçu yine bir Hıristiyan yorumuyla bağlamaya çalışalım. Onlara görede bu iki kitap doğru olamaz ve nedenleri aşağıdadır.

 

İkisi birden doğru olamaz!

İncil'i okuyacak olursak onda Tevrat'tan çok alıntı göreceğiz. Çünkü İncil, Tevrat'ın devamı ve tamamlayacısıdır.Daha önce verilmiş vahiy olan Tevrat'a başvurarak, daha sonra verilmiş olan İncil'in aynı kaynaktan olup olmadığını ölçebiliriz. Böyle bir karşılaştırma yaptığımız zaman İncil'in Tevrat ve Zebur'a tamamen uyduğunu görüyoruz. Tanrı'nın Sözü olarak bu kitaplar mükemmel ve ilahi bir vahiy bütünü oluşturuyor. 
Halbuki aynı şekilde Kuran'ı Tevrat ve İncil ile karşılaştırdığınız zaman onun aynı kaynaktan olmadığını görmemek çok zordur. Kuran kendisinden önceki kaynaklardan büyük farklılık gösterir. Buna göre ikisinin de doğru olması kuşkuludur doğrusu.

 

Burada Kuranda adı geçen kitapların adlarını ödünç almaları beni fazlasıyla rahatsız etmektedir, İncil dedikleri yeni antlaşma, görüldüğü gibi Tevrat dedikleri eski antlaşmada geçen peygamberleri yalancı konumuna koymuştur, bu halde nasıl tamamlayıcı olmaktaysa sanırım anlamak için Hıristiyan anlayışına ihtiyaç vardır.

Ayrıca ellerindeki yazmalara görede sahip oldukları kitap Tanrının sözü değil Tanrı tarafından esinlendiğini iddia eden bir kitaptır.

2Tim.3:16 
Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.

kısaca söylenen, birileri Tanrıdan ilham aldığını söyleyerek yazmış olduğunu iddia ettiği yazmalardır ve ortada olan gerçek gördüğümüz gibi kiminde yazdığı belli değildir, tahminler üzerine isimlendirilmiştir. Ayrıca ellerindeki kitabın aynı kaynaktan olduğunu söyleyebilen düşünce özellikle bize eski antlaşmada geçen Tanrının adı olduğuna inandıklarıYHWH'yi yeni antlaşma dedikleri kitapta göstermesi gerekir.
Nasıl aynı kaynaktırki, eski antlaşmadaki Tanrının adı yeni antlaşma dedikleri bölümde bir kere olsun geçmemektedir. Doğrudur, Kuran ve Kitabı Mukaddes'in ikisi birden doğru olamaz, içindeki yüzlerce çelişkiyle kitabı mukaddesin gerçek Tanrıdan olmadığı ortadadır.

İçinde Tanrıdan olduğu söylenmeyen, şu peygambere Kitabı mukaddes diye bir kitap verdim bile demeyen bir kitap ne kadar Tanrıdan olabiliyorsa, Kitabı mukaddeste o kadar Tanrıdandır.
Ayrıca her nasıl dindirki, Tanrılarının adını bile koruyamamış içinden sesli harfleri türlü nedenlerle çıkarılmış sonradan çıkan sesli harflerin ne olduğu unutulmuş YHWH isimli bir Tanrı olan kitapmı gerçek Tanrıdandır.

Şimdi bu makaleyi, okuyan müslüman kardeşlerimiz, işte hıristiyan kardeşlerimize yanlışlıklarını gösterebileceğimiz bir makale diye sevinip kullanabilirler, pek tabide buzdağının su üstünde kalan kısmı gibi ortaya koyduğumuz bu çelişkiler ve cevaplanamayacak tesbitler aklı yerinde herhangi birini tatmin etmesi gereksede, birçoklarının duvara toslayacağına, eminim, nedenmi, bunuda Kuran'ın ayetlerinin büyüklüğü ile isbat edelim,

Bakara(7) Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş; gözlerine de bir perde inmiştir.


Araf (179) Andolsun ki, cin ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır, onunla gerçeği anlamazlar, gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidirler, hatta daha şaşkındırlar. İşte o gafiller ancak bunlardır.

Bakara(6) Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler. Bunların hakkı pek büyük bir azaptır.

 

ortaya konulan delillerin çokluğu ve sağlamlığı bu insanları etkileyemiyorsa, sizce bu Kuran'ın bir mucizesi değilmidir, ortada olan gerçek, Allah-ı Teala bazılarını geçmişte işlediği günahlardan dolayı cezalandırmak istemekte bundan dolayıda onların kalbini İslam'a açmamakta ve bunlarda '' gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler '' olarak aramızda dolaşmaktadırlar. Kısaca müslüman kardeşim '' onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler. '' mesele budur.


Hıristiyan kardeşlerimize gelince, sizin bu safsatalara Türkçe konuşan alemde inanacak insan bulmanız zor olacaktır, biz değişmez dediğiniz kitaptaki noktayı virgülü saymaya başladık, bu safsatalara inanacak bu kitaptan haberi olmayan toplumlara belki bu hikayeyi satarsınız, kısaca hikayelerinizle güle güle size, bizim safsatalara karnımız tok.


Kuran-ı Kerim çevirileri: E.Hamdi YAZIR
Kitabı Mukaddes çevirileri: yeniyasam.com

 

Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.