Cinler

alt

kaynak:http://www.biriz.biz/cinler/index.htm

Cinler: Cinler

 

Kuran'da Cinler
 

 

Cinler Allah'a İbadet İçin Yaratılmıştır

Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56)

 

CİNLER ATEŞTEN YARATILMIŞTIR

Ve Cann'ı da daha önce 'nüfuz eden kavurucu' ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 27)

 

CİNLER ASLA KURAN'IN BİR BENZERİNİ GETİREMEZLER

De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kuran'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler." (İsra Suresi, 88)

 

Kuran'da Cin Suresi

De ki: "Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: -Doğrusu biz, (büyük) hayranlık uyandıran bir Kuran dinledik" "O (Kuran), 'gerçeğe ve doğruya' yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız." Elbette, Rabbimizin şanı yücedir. O, ne bir eşedinmiştir, ne de bir çocuk." "Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz, Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylemişler." "Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah'a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık." "Bir de şu gerçek var: İnsanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki, onların azgınlıklarını arttırırlardı." "Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı." "Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk." "Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur." "Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğruya iletici) bir hayır mı diledi?" "Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz." "Biz şüphesiz, Allah'ı yeryüzünde asla aciz bırakamıyacağımızı, kaçmak suretiyle de O'nu hiçbir şekilde aciz bırakamayacağımızı anladık." "Elbette biz, o yol gösterici (Kuran'ı) işitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından." "Ve elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp-bulanlardır." Zulmedenler ise, onlar da cehennem için odun olmuşlardır. Eğer onlar (insanlar ve cinler), yol üzerinde 'dosdoğru bir istikamet tuttursalardı', mutlaka Biz onlara bol miktarda su içirir (tükenmez bir rızık ve nimet verir)dik. Ki, kendilerini bununla denemek için. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Allah), onu 'gittikçe şiddeti artan' bir azaba sürükler. Şüphesiz mescidler, (yalnızca) Allah'a aittir. Öyleyse, Allah ile beraber başka hiçbir şeye (ve kimseye) kulluk etmeyin (dua etmeyin, tapmayın).- Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (olan Muhammed,) O'na dua (ibadet ve kulluk) için kalktığında, onlar (müşrikler,) neredeyse çevresinde keçeleşeceklerdi. De ki: "Ben gerçekten, yalnızca Rabbime dua ediyorum ve O'na hiç kimseyi (ve hiçbir şeyi) ortak koşmuyorum." De ki: "Doğrusu ben, sizin için ne bir zarar, ne de bir yarar (irşad) sağlayabilirim." De ki: "Muhakkak beni Allah'tan (gelebilecek bir azaba karşı) hiç kimse asla kurtaramaz ve O'nun dışında asla bir sığınak da bulamam." "(Benim görevim,) Yalnızca Allah'tan olanı ve O'nun gönderdiklerini tebliğ etmektir. Kim Allah'a ve O'nun elçisine isyan ederse, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere onun için cehennem ateşi vardır." Sonunda onlar, kendilerine vadedileni gördükleri zaman, yardımcı olmak bakımından kim daha zayıfmışve sayı bakımından kim daha azmışartık öğrenmişolacaklardır." De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azap) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?" O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (Peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer. Öyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah,) onların nezdinde olanları sarıp-kuşatmışve herşeyi sayı olarak da sayıp-tespit etmiştir. (Cin Suresi,1-28)

 

 

CİNLERİN GÜÇLERİ SINIRLIDIR

Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız.' (Rahman Suresi, 33-35)

 

İBLİS CİNLERDENDİR

Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir. (Kehf Suresi, 50)

 

 

 

CİNLERİN KENDİ TOPLULUKLARINA KURAN'LA TEBLİĞ YAPMALARI

 

Hani cinlerden birkaçını, Kuran dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: "Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik; hakka ve doğru olan yola yöneltip-iletmektedir." "Ey kavmimiz, Allah'a davet edene icabet edin ve O'na iman edin; günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun." "Kim Allah'a davet edene icabet etmezse, artık o, yeryüzünde (Allah'ı aciz bırakacak değildir ve onun O'ndan başka) velileri yoktur. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler." (Ahkaf Suresi, 29-32)

 

 

 

 

CİNLER DÜNYADA UYARILIP KORKUTULMUŞLARDIR

 

Onların tümünü toplayacağı gün: "Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz" (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tespit ettiğin süreye ulaştık." (Allah) Diyecek ki: "Allah'ın dilediği dışta olmak üzere, ateşsizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir." Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir. Böylece Biz, kazandıkları dolayısıyla zalimlerin bir kısmını bir kısmının başına geçiririz. Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi aktarıp-okuyan ve size bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp-korkutan elçiler gelmedi mi? Onlar: "Nefislerimize karşı şehadet ederiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve gerçekten kafir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şehadet ettiler. (Enam Suresi, 128-130)

 

 

 

Cinlerin Elçilerin Emrinde Olması ve Hizmetleri

 

Cinlerden İfrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi. (Neml Suresi, 39)

 

Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimişbakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle işgören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim Bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından tattırırdık. (Sebe Suresi, 12)

 

(Hüdhüd'ün mektubu götürüp bırakmasından sonra Saba melikesi Belkıs:) Dedi ki: "Ey önde gelenler gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı." (Neml Suresi, 29)

 

Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmışdiğerlerini. (Sad Suresi, 37-38)

 

Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml Suresi, 17)

 

 

 

İNKARCILARIN ALLAH İLE CİNLER ARASINDA SOY BAĞI KURMASI

Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy bağı kurdular. Oysa andolsun, cinler de onların gerçekten (azap için getirilip) hazır bulundurulacaklarını bilmişlerdir. (Saffat Suresi, 158)

 

İNKARCILARIN, CİNLERİ ALLAH'A ORTAK KOŞMALARI

Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa onları O yaratmıştır. Bir de hiçbir bilgiye dayanmaksızın O'na oğullar ve kızlar yakıştırıp-uydurdular. O ise nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir, uzaktır. (Enam Suresi, 100)

 

İNSANLARIN BAZILARININ CİNLERE TAPMASI

(Melekler) Derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara iman etmişlerdi." (Sebe Suresi, 41)

 

CİNLERİN KALPLERE VESVESE VE ŞÜPHE DÜŞÜRMESİ

'Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran' vesvesecinin şerrinden. Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar); Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas'tan Allah'a sığınırım). (Nas Suresi, 4-6)

 

CİNLERDEN PEYGAMBERE DÜŞMANLIK YAPANLAR VARDIR

Böylece her Peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (Enam Suresi, 112)

 

KENDİLERİNE UYANLARIN ÜZERİNE KABUK GİBİ KAPLANIRLAR

Biz onlara birtakım yakın-kimseleri 'kabuk gibi üzerlerine kaplattık,' onlar da, önlerinde ve -arkalarında olanları kendilerine süslü gösterdiler. Cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce gelip-geçmişümmetlerde (yürürlükte tutulan azap) sözü onların üzerine hak oldu. Çünkü onlar, hüsrana uğrayan kimselerdi. (Fussilet Suresi, 25)

 

KIYAMET GÜNÜ CİNLER

Sonra gök yarılıp yağ gibi erimişolarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman; Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İşte o gün, ne insana, ne cinne günahından sorulmaz. (Rahman Suresi, 37-39)

 

 

 

CİNLERDEN İNKAR EDENLER CEHENNEME GİRECEKLERDİR

 

Eğer Biz dilemişolsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım." (Secde Suresi, 13)

 

Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

 

(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmişümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmışbir azap ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. (Araf Suresi, 38)

 

kaynak:http://www.harunyahya.org/imani/genelbilgiler6.html

 

 

 

Yorum ekle (0)

Cinler: Cinlerin Yapıları ve Özellikleri

 

"CİN" adıyla işaret edilen; gerçeği itibariyle insan gözü tarafından görülemiyen; bazen de sahip oldukları özellikler dolayısıyla, bazı insanlara maddemsi görüntüler verebilen bu varlık türünün yapısı iki katmandan oluşur:

1-CAN... Algılamada yetersiz kaldığımız "bilinç" türü...

2-PERİSPERİ denilen "hologramik dalga beden"!.

Kur`ân-ı Kerim’de "CİN" kelimesiyle tanımlanan; halk arasında "peri", "dev", "hayâlet", "CİN", "CİNNÎ", "iyi saatte olsunlar" diye bilinen; görüntülerine göre çeşitli isimler takılan; spiritlerin, ölmüş kişilerin "RUH"u sanarak çağırma yoluyla iletişim kurdukları; son olarak da anlattıkları masalları yutacak fikir düzeyindeki kişilere kendilerini "UZAYLI VARLIKLAR" olarak tanıtan görünmeyen "bilinç varlıklar"dır!..

 

"NEFS"i itibariyle varlığını, hayâtiyetini, "ben" bilincini bundan önceki bölümde belirtmiş olduğumuz üzere mutlak "RUH"tan alır...

 

Bilinç mükemmeliyeti olarak, evrende "İNSAN"dan sonra gelmektedir...

Kendi varlığını bilebilmesi, perisperiye (dalga bedene) bürünmesinden itibaren olmaktadır ki, bu da CİNlerin bir nevi doğumu olmaktadır kendi yapılarına göre...

 

Mutlak mânâda ölümü, kıyâmet denen anda olmaktadır aynen insan gibi...

 

Basit mânâdaki yani bizim umumi olarak anladığımız şekildeki ölümleri ise, kendilerine tâyin edilmiş ömürleri sonunda perisperilerinden (dalga bedenden) soyutlanmaları tarzında olmaktadır... CİNler kendilerinden birisinin ölümlerini, onun aralarından kaybolmalarıyla anlarlar...

Yaşama süreleri yâni ömürleri hakikatta insanlarla aynı süre almasına rağmen, yapı şartları ve özellikleri dolayısıyla, bu süre bazen bize göre 700-1000 yaşını bile bulmaktadır... Yâni gerçekte, kendi öz zamanlarına göre 60-70 senelik ömürleri, bizim zaman birimimize kıyaslandığı takdirde, karşımıza 1000 seneye yakın bir ömür süresi çıkabilmektedir...

 

Yapıları sebebiyle çok gelişmiş imkânlara sahip olmalarına rağmen, düşünce seviyesi, bilinç olarak, insanlardan üstün olanına da rastlanmaktadır... Şurası kesin olarak bilinmektedir ki, üstün insan, üstün CİNden daha üstün olmaktadır...

 

Karakter olarak insandan daha zayıf bir yapıya sahiptirler... Olumsuz olarak adlandırılan davranışları çokça ortaya koymaya yatkındırlar... Ve genellikle bu çeşit işlerle uğraşırlar... Ancak buna rağmen içlerinde, iyileri, dine bağlı olanları ve hattâ ender de olsa evliyaları vardır...

 

En büyük özellikleri ve eğlenceleri, insanların zayıf taraflarından faydalanarak, müsait olan yapıları dolayısı ve sebebiyle, onları kendilerine bağlı kılmak, istediklerini yaptırmak, adeta kulları olarak kendilerine hizmet vermelerini sağlamak, taptırtmaktır...

 

Şeytan diye bilinen, yahut da şeytana ait olarak bilinen işlerin tamamı gerçekte CİNlere aittir... Çünkü şeytâniyet, CİNlerin bir vasfıdır!. CİNlerin dışında ayrıca, şeytan diye bir varlık yoktur...

 

CİNlerin özelliklerinden bundan sonraki bölümlerde daha geniş bir şekilde devam edeceğimizden, şimdilik burada kesiyor ve büründükleri örtüye geçiyoruz:

 

CİNler, hareketlilikleri ve madde kaydında olmamaları dolayısıyla, geçmişi tamamen bilebilmektedirler...

Geleceğe ait bilgileri, gene yapıları dolayısıyle bir ölçüde bilmeleri mümkün olmakta ise de, detaya inememektedirler... Pek çok kere de geleceğe ait verdikleri bilgileri yanlış çıkmaktadır.

 

2. PERİSPERİ (Ruhu hayvânî):

Yapısı henüz bugünkü ilmin tesbit edemediği dalgalardan oluşmuştur... Ancak bu sahada vazifeli olanların bir süre çalışması sonucu, perisperinin, yani dalga bedenin yapısını tesbit etmeleri hiç de güç olmayacaktır...

"İnsan" bölümünde açıkladığımız, "insandaki dalga bedenle" aynı özelliklere sahiptir...

Ayrıca, beden gibi, birşeye bürünmüş değildir; bedenin fonksiyonlarını da perisperi yüklenmektedir.

Diledikleri takdirde maddemsi bir görüntü verebilmektedirler...

Bizim zaman ve mekan kayıtlarımızla bağlı değillerdir...

İstedikleri anda dünyanın herhangi bir yerinde veya semanın herhangibir bölgesinde olabilecek seyyaliyete ve hıza sahiptirler...
 

"Ruh, İnsan, Cin"  -  Ahmed Hulûsi

 

 

 

 

Yorum ekle (0)

Cinler: Cin Görünür mü?


Cinlerin insanları görmelerine bir mani yoksa da vücut yapılarımızın farklılığı sebebiyle insanların onlarla işitilebilir ve görülebilir fiziksel bir beraberliğe girmelerinde engeller bulunmaktadır. Bunun yanı sıra peygamberler ve seçilmişlerin kendileri ile görüştükleri gerçektir. Doğruluklarına artık neredeyse kuşku duyulmayacak şekilde çoklukla yaşanan, belki de siz şu satırları okuyanlarında yaşadığı ve yaşanmaya devam eden olaylar, bir cin maskaralığı olan ruh çağırma oturumlar ve benzeri müşahedelere dayanan çeşitli TV kanallarının gizemli adlar altında yayınladıkları istisnai olaylar  insanlarla cinler arasında ilişki kurulabileceğine bir kanıt olarak niye kabul edilmesin ki?

Bu arada unutulmasın ki, onların hep görülmez olmadığını düşüncesine saplanmayalım. Bazı şeytanlaşmış insanların varlığı malumlarınızdır. Bu tip insanlardan Allah'a sığınılması Kur'an da açıklanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

Yorum ekle (0)

Cinler: Cinlerin Ömrü

  

Cinlerin ömürleri, insanların ortalama ömür süreleri olan 70 senenin yaklaşık 10 ila 13 katı, yâni 700 ile 1000 sene arasında değişmektedir. Ancak bazı Cinlerin ömürlerinin 1400 seneye yakın bir zamanı kapladığı da bu sahada ihtisas sahibi olan kişilerce belirtilmektedir.

Onların ömürlerinin bu kadar uzun olması, yaşam şartlarının bizden başka bir şekilde olmasına, hızlarının insanınkinden çok çok yüksek olmasına bağlı bulunmaktadır.

Bunu imkânımız ve müsbet ilmin gelişmeleri nisbetinde açıklamaya çalışalım.

Bugün fizikte "öz zamanın kısalması" denilen son derece şaşırtıcı bir durum tüm günümüz ileri bilim çevrelerince kabul edilmiş durumdadır. Bu olayı basit bir şekilde anlatmak gerekirse; "hız yükseldikçe, zaman yavaşlar. Hız, belirli bir noktaya ulaştığında ise zaman durur" şeklinde özetleyebiliriz...

Bunun açıklamasını ünlü fizikçi Paul Langevin şöyle yapmıştır:

"Bir taşıtın içindeki insanla birlikte, yeryüzünden ışık hızının 20.000`de biri kadar bir hızla ayrıldığını düşünün... Bu taşıt ve içindeki insan, taşıt içindeki kendi zamanı ile tam bir yıl süreyle dünyadan uzaklaşıyor... Bir senenin sonunda ise çark ediyor ve dünyaya geri gelmeye başlıyor...  Ve sonuçta dünyaya geri döndüğü zaman kendi öz zamanına göre iki sene geçmiş iken, dünyanın tam iki yüz yıl ihtiyarlamış olduğunu, dünya üzerinde üç neslin değişmiş bulunduğunu görüyor.."
 


 Kaynak: Ruh, İnsan, Cin,  Ahmed Hulûsi

 

Yorum ekle (0)

Cinler: Niçin, "Cin" Olduklarini Saklıyorlar?

1930`lardan 1986 Mayıs’ına kadar çeşitli gruplara verdikleri tebliğlerde kendilerini hep “RUH” veya “UZAYLI” olarak tanıtan CİN’ler, ilk defa olarak bu tarihte son derece açık ve net bir biçimde, KUR`ÂN-I KERİM`de "CİN" ismiyle bahsedilen varlıklar olduklarını açıklamışlardır.

Kendi ifadeleriyle, "CİN" olduklarını saklamalarının sebeblerini ve gerçek yapılarını şöyle anlatmaktadırlar:

"İslâm’ın kitabında CİN`i KÖTÜ olarak tanıtan sûrelerin yanlış anlaşılması, İslâm toplumunu bu hâle getirmiştir."

Evet, işte uzun yıllardır, CİNlerin, gerçek hüviyetlerini saklayarak, kendilerini UZAYLI ya da RUH diye tanıtmalarının gerçek sebebi bizâtihi yaptıkları bu açıklamada gizlidir...

Çünkü KUR`ÂN-I KERİM, onların insanın düşmanı olduğunu açıklamış ve onlardan mutlaka uzak durulması, bu konuda tedbirli olunması hususunda kesin uyarılarda bulunmuştur...

İnsanları aldatma özellikleri, DİNDEN uzaklaştırma ve Allah Rasûlü’nden soğutma özellikleri dolayısıyla "ŞEYTAN"lâkabıyla lâkablanmış bu varlık hakkında ne yazık ki toplumlar pek bilgisizdirler.

Öyle ki, resmî din etiketi taşıyan din adamları dahi, "şeytan"ıKur`ân`da açık hüküm bulunmasına rağmen, CİNdışında, ayrı bir varlık türü zannetmektedirler.

İnsanlara tahakküm arzusu, onları aldatıp kandırma özellikleri dolayısıyla "ŞEYTAN" lâkabı verilmiş olan CİNLER, bu sınıfın halk deyişiyle "şerlileri"dir.

Diğer bir deyişle, insanlarla iletişim kurup onlara yanlış, asılsız gerçeğe uymayan fikirler ilka eden CİNler Kur`ân-ı Kerîm`de "ŞEYTAN" ismiyle tanımlanmıştır. Yoksa konu hakkında bilgisiz olanların zannettikleri üzere, CİN ayrı şeytan ayrı değildir.

Bunun ispatı da gene Kur`ân-ı Kerîm`dedir:

"İBLİS {Ademe} secde etmedi; çünkü O, CİN idi" (Kehf/50)

Nitekim bu âyet aynı zamanda CİN sınıfının, "İNSAN"ın bilinç üstünlüğünü kabûl etmediğini de açık seçik göstermektedir.

"ŞEYTAN" lâkabıyla, şeytâniyet vasıflarına işaret edilen CİNLER hakkında Yâsin Sûresi’nin 60 ve 62. âyetleri son derece dikkat çekicidir:

"Ey Ademoğulları, şeytana kulluk etmeyin, o kesin düşmanınızdır."

"Şeytan sizden bir çok kimseyi saptırmıştır"

Evet, Kur`ân-ı Kerîm, CİNLER konusunda pek çok âyet ile insanları uyarmıştır. Zîrâ, onların en başta gelen özelliği, bazı yönleri itibariyle kendilerinden çok üstün olan bu canlı türünün yani "İNSAN"ın varlığını hazmedememeleridir. Onun için de her fırsatı kullanıp, insanları yönetimleri altına alarak onlara dilediklerince hükmetmek istemektedirler.

Onların bu insanlara hükmetme ve yönetimleri altına alma arzularına da Kur`ân-ı Kerîm`in 6. sûresinin 128. âyetinde şöyle işaret edilmektedir:

"EY CİN TOPLULUĞU, İNSANLARIN EKSERİYETİNİ HÜKMÜNÜZ ALTINA ALDINIZ"‘

Evet, bu âyette işaret edildiği biçimde, insanların EKSERİYETİ, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde CİNLERİN yanlış fikirlerinin kurbanı olarak, onların hükmü altına girmiş; onların gösterdiği yoldan giderek, Allah Rasûlü’nün ve Kur`ân’ın öğretisinden uzaklaşmıştır.

Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi, CİNLERİN bütün gayesi, İslâm Dini’ni iptal ederek, Hazreti Rasûlullah ‘ıngetirdiklerini hükümsüz bırakmaktır.

İşte Kur`ân`ın bu şiddetli uyarılarına rağmen, gene de, kendilerini son derece saf, temiz, iyiliksever varlıklar olarak tanıtıp, insanları kendi hükümleri altına almak isteyen CİNLER bakın kendi kutsal kitaplarında kendilerini nasıl tanıtmaya çalışıyorlar:


"Ruh, İnsan, Cin" Ahmed Hulûsi


(1) Dünya Kardeşlik Birliği, ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABI, 1986 fasikül 17, sayfa: 151

 

 

Yorum ekle (0)

 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.

Yorum ekle (0)