Sihir

alt

"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü  insanlara sihri  ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek,  herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden  hiç kimseye öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın  izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de  zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların  ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında  kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!"  (Bakara Suresi /102)

kaynak:http://www.biriz.biz/sihir/index.htm

Büyü ve Sihir: Sihir nedir?

 


    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü  insanlara sihri  ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek,  herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden  hiç kimseye öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın  izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de  zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların  ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında  kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!"  (Bakara Suresi /102) 
 

Sihir, insanlara yönelik olarak tabiat üstü gizli güçlerin yardımı ve aracılığıyla belli bir maksadı gerçekleştirmek ve belli bir gayeye ulaşmak için uygulanan ve etkili olduğu kabul edilen eylem; bir şeyin veya olayın gerçek huviyetinden uzak olarak başka bir halinin gösterilmesidir. Sihir, İslam'ın kesin olarak yasaklayıp  redettiği bir inanç ve işlem olup tabiat kuvvetleriyle insanlara bir takım etkilerin yapıldığı söylenen ilkel bir anlayış ve olgudur.
 

Cenab-ı Hak buyuruyor: 
  
"Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve  büyük bir sihir gösterdiler." 
(Araf suresi /116) 
"...Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine  gerçekten koşuyor gibi  görünüyor."  
(Taha Suresi /66)

Esrarengiz, gizli sebep ile incelik, dış görünüşü itibariyle çekicilik ve bir de kötü maksat sihrin niteliğini belirler. Sihir, herşeyden önce kendi özünde bir harika değildir. Sebebi herkes için bilinmediğinden, olay bir harika gibi tahayyül olunmaktadır. Bunun içindir ki, sebebi herkes için bilinmeyen herhangi bir gerçek dahi, halkı aldatmak için kullanıldığı zaman bir anlamda sihir olur. Bu sebebin nazarî olarak açıklanabilir bir halde bulunması şart da değildir. Az çok taklit ile meydana getirilebilmesi de kafidir. 
 

İmansızlık, ahlâksızlık ve aldatmak sihrin köküdür. Sihirbazlar ilimlerden, edebiyattan, felsefeden, teknolojiden, hatta tabiattaki garip ve acîp yaratılışlardan sû-i istimaller ve istismarlar yaparak yararlanmasını bilirler. Bu suretle gerçekleri gizlemek için yazılmış nice felsefeler, nice romanlar, nice tarih kılıklı hezeyanlar vardır. Vaktiyle hikmet ehli kimselerin "Sakın domuzların boynuna inci gerdanlıklar takmayın!" şeklindeki nasihatları, ilmî gerçekleri ve yüksek hakikatleri, bu gibilerin istismarından korumak içindi.


 

 

----------------------------------------------------------

 

A- Büyü-Sihir nedir?
 
 1- Büyü-Sihir kelimesinin sözlük anlamları: Türkçe olan büyü kelimesinin Arapçası sihir'dir. Sihir kelimesinin sözlük anlamı aldatmak, hile yapmak ve göz boyamak şeklindedir. Sihiri yapana da sahir yani sihirbaz denilmektedir. Sihirbaz- sahir de aldatan, hile yapan ve göz boyayan kimse anlamına gelmektedir. Büyü kelimesi de sihrin Türkçe karşılığı olarak aynen, aldatma hile yapma ve göz boyama anlamlarını ifade etmektedir. Büyücü de sahir-sihirbaz kelimelerinin karşılığı olarak aldatan, hile yapan ve göz boyayan kişi manasına gelmektedir. Büyü-sihir kelimelerinin bu sözlük anlamlarının bizzat Kur'an-ı Kerim'de de aynen böyle kullanıldığını ileride ilgili bölüm de ayrıca açıklayacağız.
 
 2- Büyü-Sihir kelimelerinin terim ve kullanım anlamları
 
 Büyü-sihir kelimelerinin halk arasında ve ona inananlara göre terim ve kullanım anlamlarını şöyle ifade edebiliriz: Büyü-sihir, gizli ve olağanüstü güçleri kullanarak, olağanüstü işler yapmak, olağanüstü yararlar elde etmektir. Buna göre büyü akıl ve bilim ile izah edilemeyen, olağanüstü gizli güçlerle, olağanüstü olaylar meydana getirmek olarak algılanmaktadır. Bu tarif genel bir tanıtım olarak dünyanın hemen her tarafında büyü adına ileri sürülen en bütün eylemler için geçerli olabilir. Büyü-sihir kavramının bu anlamı doğru mu, gerçeği mi yansıtıyor diye soracak sayın okuyucularımız. Bize göre büyünün böyle inanıldığı, böyle algılandığı doğrudur, ama bu manaların gerçekle ilgisi yoktur, bu türlü büyü-sihir inancı en hafif tabiri ile safsata ve saçmalıktır. Bunu ilgili bölümde genişçe açıklayacağız.
 
 B- Büyüyü kimler yapar?
 
 Büyüyü-sihri kimler yapar sorusunun cevabı, büyü nedir? Sorusuna verdiğimiz cevaptan anlaşılır: Kısacası büyü, olağanüstü gizli güçleri kullanarak olağanüstü işler yapmak, menfaatler sağlamak zararları önlemek veya düşmana zarar vermek şeklinde tarif edilebilir. Buna göre büyüyü olağanüstü güçlerle ilgilenen kimseler yapar. Bu kişiler genelde olağanüstü manevi varlıklar, güçler ve manevi alemlerle meşgul olan, bu konuda bilgili veya öyle olduğunu iddia eden kimselerdir. Adını koyarsak bunlara sözde din adamları diyebiliriz. Nitekim ilk dönemden beri büyücüler hep din işleri ile meşgul olan insanlar olmuşlardır.
 
 Normal din adamları değil, sözde din adamları diyoruz çünkü semavi dinlerde, yani Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta büyü-sihir resmen yasaklandığı için her üç dinin de gerçek ve resmi din görevlileri büyücülük yapmazlar, aksine büyücülükle mücadele ederler. Ancak hemen ifade edelim ki; yine her üç dinin de, birtakım paragöz sözde din adamları, özellikle resmi din görevlisi olmayan, fakat biraz dini bilgisi olan bazı kimseler büyücülükle meşgul olurlar. Bu yollardan saf insanları aldatarak, büyü hileleri yaparak paralarını alırlar.
 
 KANUNEN SUÇTUR
 Türkiye'de büyücülük dinen haram bilindiği gibi, kanunen de suç sayıldığı için, büyücüler oldukça gizli ve kapalı devre faaliyet gösterirler. Mesela, Yunanistan'ın Batı Trakya Türk bölgesi de büyücülerin, muskacıların özel çalışma dükkanları açtıkları ve gazetelere ilan verdikleri bilinmektedir. Uzakdoğu ülkelerinde, hatta bazı batı ülkelerinde de büyücülerin resmen ve serbest olarak faaliyet gösterdikleri biliniyor. Son yıllarda Türkiye'de de bazı medyum ve büyücülerin çalışma odalarına vergi levhaları asıp resmen çalıştıkları basında yer almaktadır. Tekrar altını çizerek ifade edelim ki; Türkiye'de resmi din görevlileri, gerçek din bilginleri asla büyü ile meşgul olmazlar, aksine büyüye inanmanın ve büyü yapmanın büyük günah olduğunu vaaz ve hutbelerinde anlatırlar. Yine altını çizerek söyleyelim ki; Türkiye'de, bütün resmi din görevlilerinin ve din bilginlerinin yasaklamalarına rağmen, yarım yamalak din bilgisine sahip olan ve büyücülük yaparak saf insanları kandıran, soyan, onlara hileler yapan çok sayıda büyücü vardır. Bunlardan sakınmak ve bu konularla ilgili soru ve sorunlarımızı resmi din görevlilerine ilahiyatçı bilginlere sormak ve onların görüşlerine uymak zorundayız...
 
 Zekeriya Beyaz

 

 

 

----------------------------------------

 

 

Sihir  nedir? Dinimizdeki yeri...

 

İmansızlık, ahlâksızlık ve aldatmak sihrin köküdür.
 
Bundan Dolayı sihir nasıl yapılır , Sihirin çeşitleri veya sihir kitaplarındaki konuları ayrıntı yazmayacağim sadece sihrin ne olduğu ve islamiyetteki yeri bizler için bilinmesi yeterli konulardır.


Esrarengiz, gizli sebep ile incelik, dış görünüşü itibariyle çekicilik ve bir de kötü maksat sihrin niteliğini belirler. Sihir, herşeyden önce kendi özünde bir harika değildir. Sebebi herkes için bilinmediğinden, olay bir harika gibi tahayyül olunmaktadır. Bunun içindir ki, sebebi herkes için bilinmeyen herhangi bir gerçek dahi, halkı aldatmak için kullanıldığı zaman bir anlamda sihir olur. Bu sebebin nazarî olarak açıklanabilir bir halde bulunması şart da değildir. Az çok taklit ile meydana getirilebilmesi de kafidir.
 
Sihrin en büyük tesiri ruhlar üzerindedir; fikirleri bozar, kalbleri çeler, ahlâkı perişan eder, toplumların altını üstüne getirirler. Şu halde sihrin aslı yoktur diye aldanmamalıdır. Ve böyle sihirbazlardan sakınmalıdır. Bununla beraber bunları yapanlar, Allah'ın izni olmadıkça kimseye bir zarar veremezler. Çünkü gerçek tesir ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatte, ne ruhta, ne yerde, ne gökte, ne şeytanda, ne melektedir. Hakiki müessir ancak ve ancak Allah'dır. Fayda ve zarar denilen şey de ancak O'nun izni ile meydana gelir. O halde her şeyden önce Allah'dan korkmalı ve Allah'a sığınmalıdır ve bunlara karşı koymak için de Allah'ın kitabına sarılmalıdır. Allah'ın kitabını arkalarına atan bu sihirbazlar çok iyi bilirler ki, Allah'ın kitabını verip de sihri satın alan bir kimsenin, elbette ahirette hiçbir nasibi yoktur. Bunun sonu açıkça hüsrandır. Celâlim hakkı için bunların, uğruna kendilerini sattıkları şey ne kötü şeydir, amma keşke bunu biliyor olsalardı. Gerçi bunlar sihrin sonunu ve onu yapan sihirbazın ahiretten nasibi olmadığını ve sihre aldananın sonunun sadece hüsran olduğunu bilirler. Fakat yine de bu bilgilerine uygun hareket etmedikleri için davranış biçimleri cahilanedir. Diğer taraftan ahiret nasipsizliğinin ne kadar korkunç bir şey olduğunu bilmezler. Aslında sihrin asıl zararı başkalarından çok yapanlaradır. Ömürlerini nasıl çirkin şeylerle geçirdiklerini bilmezler.

 

Kaynaklar:
1) Elmalı Tefsiri

 

Yorum ekle (0)

Büyü ve Sihir: Çağdaş Dünyada büyü

19. yüzyılda sanayi devrimi, bilgiye daha kolay şekilde erişebnilmesi, maddeciliğin ön plana çıkması büyücülüğü batıl inançların rafına iyice yerleştiriyor. Metafizik bir gündem varsa -ki vardır- o gündem, daha aydın, daha kültürel ve felsefi yaklaşımlarla daha çok içeriklikte, Estoizm'de odaklanıyor. İki Dünya savaşı geçiren 20.yüzyıl, oldukça şaşırtıcı -ama anlaşabilen- bir şekilde büyücülüğü yeniden gündeme getiriyor. Tahminlere göre bugün İngiltere'de beş ile on bin faal (ve yasal) büyücü vardır. ABD'de bu sayı en azından ikiye katlanıyor.

 

Her ne kadar Batı, büyücülüğü 16. ve  15. yüzyıllarda  arıyorsa da gerçek ve yakın kökenlerini, Prof. Margaret Murray'ın The Witch Cult in Western Europe adlı kitabında ve İngiliz Gerald Gardner'in çalışmalarında bulabilirz.

 

Murray'ın kuramları bugün bir hayli tartışılıyor, Gardner ise halen çağdaş büyücülüğün bir dönüm noktası sayılıyor. Her iki çizgide ise ağırlık kazanan Ak büyü ve cadıcılığın, eskilerden kalma, bir çeşit karşıt inanç, alternatif inanç ve öncü feminist hareketi olduğu düşüncesidir.

 

Ruhçuluk, antropoloji ve folklor ile ilgilenen emekli gümrük memuru Gardner, 70 yaşında iken yayınladığı Withcraft Today, 1954 kitabında hem Murray'ın tezine bağlanıyor hem de büyücülüğün halen mevcut olduğunu, kendinin de bir örgütün üyesi olduğunu açıklıyor. 50'li yıllarda Gardner'in yazdıkları bir çeşit zincirleme  tepki yaratıyorlar, konu ile ilgilenenler git gide artıyorlar. Ak büyüye yönelik örgütler ve bireysel çalışmalar artıyor, ayinler sürekli  düzenleniyor ve "Eski Din" 20.yüzyıla yerleşiyor.

 

20.yüzyılın teşkilatlandırılmış büyücülüğü Ak Büyüye odaklanıyorsa da, tercihen, kara ve kızıl tonlamalar hiç eksik değildir. Özellikle 70'li ve 80'li yıllarda Avrupa'nın birçok büyük kentinde, Londra'da, Paris'te, Milano'da mezarlıklar basılıyor, mezarlar açılıyor, tabutlar kırılıyor, cesetler, kemikler ortaya dökülüyor. İbadete kapalı, eski, kısmen yıkık kiliselerde siyah mumların ışığında ayinler düzenleniyor, kara kediler, kara horozlar kesiliyor, kanlar akıtılıyor.

 

Dünya'da büyücü örgütlerinin sayısı kabarıyor, dergilerde, gazetelerde büyücüler, falcılar, medyumlar sahife dolusu ilanlar veriyorlar ve televizyon ekranlarında "resmi" cadılar program yapıyorlar, kitaplarını tanıtıyorlar. Ak, kara veya kırmızı her türlü  büyücülük gündemde yerini koruyor, medyatik oluyor, şu veya bu şekilleri ile pagan gelenekleri çağdaşlaşıyor. En çok göze batan, dikkati çeken bugünün cadılarıdır: genç, güzel, alımlı ve çoğunlukta çıplak.

 

Ne yazık ki, toplumların birçok katmanlarında insanın en eski  devirlerinden kalma bir alışkanlık, dinlerin yasaklarına ve bilimin uyarılarına rağmen, Çağdaş Dünya da sürmektedir.

 

Kaynak : Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Büyü, Giovanni Scognamillo & Arif  Arslan, Karizma Yayınları,  2000

 

Yorum ekle (0)

Büyü ve Sihir: İslam da Büyü

Sihir, bedenlere ve gönüllere tesir eden, insanı hasta yapan, hatta öldüren, karı ile kocanın arasını açan bazı düzenlerdir. Bunun Türkçe karşılığı "büyü" dür. Büyü vardır, yani tesir edebilir. Ancak haramdır. İslam büyü ve büyücülüğü yasaklamıştır. Büyü öğrenenler hakkında Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur: 

 

"Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı" (Bakara Suresi 102)

 

Allah Resulü, aralarında şirkin de bulunduğu yedi büyük günah arasında büyü yapmayı da saymıştır.

Büyünün islami hükmü şöyle verilmiştir: Eğer yapılan büyüde imanın şartlarından birini inkar etmek varsa o büyü küfrü gerektirir. Yoksa gerektirmez. Mesela birisi, büyücülerin herşeyi yapabileceğine inanırsa, Allah'a şirk koştuğundan kafir olur. eğer ölüm veya hasta yapma veya karı-koca arasını açma yaparsa fasık olur. Bazı müçtehidlere göre her ikisi de öldürülür.

 

Kur'an-ı Kerim ve peygamberimizin hadislerinden bazı şeyler okuyarak yapılmış büyüleri bozmak caizdir. Allah Resulüne yapılan büyü Felak ve Nas sureleri okunarak bozulmuştur.
 

Bazı büyüler göz boyamaktan ibarettir, hokkabazlıktır. bunların gerçek bir yanı yoktur. Bazı büyüler ise insanı gerçekten etkiler. Bu ikinci tip büyü ile meşgul olan büyücülerin yaptıkları zındıklıktır. Bunun için mutlaka dünyada cezalandırılmaları gerekir.

 

Kur'an-ı Kerim, bize büyücülerin şerinden Allah'a sığınmamızı öğretmiş ve bu konuda şöyle buyurmuştur: 
"Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden Allah'a sığınırım de" (Felak Suresi 4)

 

Büyü ve büyücülükle ilgili Kur'an-ı Kerim'de diğer âyet'i kerimeler şunlardır: 
"Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü  hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz."  (Taha suresi :69)

 

Peygamber Efendimiz Buyuruyor: 
"Büyü yapan kişi küfre girmiştir." 
"Muhabet için efsun yapma, ipliğe okuma, büyü yapmak şirktir." 
"Büyücüye, müneccime, gaibden haber veren kimseye inanan kişi Kur'an-ı inkar etmiştir."


Kaynak: 
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN 
2) Şamil İslam  Ansiklopedisi 

 

 

 

 

Yorum ekle (0)

Büyü ve Sihir: Eski Topluluklarda Büyü

 

Büyü, muhtelif kavimlerde mevcuttu. Keldânîler'de, Keldânî büyüsü, her yere dağılmış olan perilerin tabiat hadiselerini vücuda getirdikleri itikadına dayanıyordu. Bazı yaratıklar şeytanî bir kuvvetle mücehhez idiler. Bununla beraber, bu kuvvet erkekten ziyade kadında bulunuyordu. Cadılar ve şeytanlar insanların bedenine girmek gücüne sahip idiler.
 

Mısır'da:  Musa (a.s.)'dan evvel Mısırlılar, kanunen caiz olan bir büyü kabul ediyorlardı. Ancak kanunen yasak olan büyünün her türlü icra usullerini daha az bilmez değillerdi. 
 

Sihirbazların hayata ve ölüme tasarruf ettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardım için çağırma gücüne sahip olduklarına ve tabiat kuvvetlerini diledikleri gibi kullanabileceklerine inanıyorlardı.

 

Uzak Şark'ta: Çinliler büyünün her türlüsüne karşı derin bir alâka besliyorlardı. Konfüçyüs'ten önceki dönemlerde Wu denilen bir tür cadı, devletin sosyal yapısında resmi bir mevki sahibi idi. Büyü usulleri arasında geleceği bilerek geleceğe ait hususları söylemeye, cinleri uzaklaştırmaya alışıyorlardı.

 

Yunan-Roma'da: Görünmez kuvvetleri beşerin iradesine mahkûm kılmak sanatı, Yunan-Roma  medeniyetinde Şark'ta olduğundan daha az rağbet bulmuş değildi. Yunan sihirbazları daha çok kendilerine hizmet edebilecekleri ümidiyle yabancı ilâhlara müracaat ediyorlardı. Tesalya kıtası gizli sanatlara mensup en meşhur adamları yetiştirmekle meşhurdu. Büyü, imparator Ogüstüs zamanında, büyük bir ehemmiyet kazanmıştı.

 

Yahudilik'te:  Sihre itikat pek revaçta idi. Perileri davet etmek, şeytanları insanın iradesine mahkûm kılmak, her türlü harikalar, hulâsa medeniyette şöhret bulmuş itikatların bütünü Yahudilik'te mevcuttu. Yahudiler büyü formüllerinde, eski zamanlardaki geleneklerden yahut yabancı dinlerden gelen cin ve peri isimlerini almışlardır.

 

İslâm toplumlarında:  Müslümanlardan bazıları büyüde Yahudilerden, Suriyeliler'den, İranlılar'dan,  Keldânîler'den ve Yunanlılar'dan ders almışlardır. Tütsü, tılsım, muska, cadılık, fala bakmak vs. hep oralardan gelmiştir. Müslümanlar cinlere inandıkları için bu inanç sihre inanmaya da yolaçabiliyordu. Rasûlullah (s.a.s.) "isabet-i ayn"a, yılan sokması ve genellikle hastalıklara karşı rukyayı yani duayı caiz görmüştür. Fakat büyü ile Hz. Peygamber'in (s.a.s.) duası arasında hiçbir ilişki yoktur. Bir takım fal kitapları vardır ki kelime ve harflerin suretiyle geleceği bilmeye çalışırlar.

 

Batı dünyasında: Bütün milletlerin arşivleri tetkik olununca, büyüye müteallik bu türlü inançlara rastlanır. Keltler, Tötonlar, İskandinavlar, Finler, Doğu milletleriyle bu konuda bir çok esaslı benzerlikler göstermektedirler. Bugün akıl ve mantığın ilerlemesiyle büyünün ortadan kalktığına inanmak pek cesur bir davranıştır.

 

 

 


 

Kaynak: Şamil İslam  Ansiklopedisi

 

Yorum ekle (0)

Büyü ve Sihir: Büyü Nasıl Teşhis Edilir?

 

Sihir ancak alametlerinden anlaşılır ve ona göre tedavi edilir. Hasta sebepsiz yere baş ağrısı çeker, sebepsiz yere ağlar, sihir çözen ayetler okununca ağlar; bazen de görünür hiçbir alamet olmaz...
 

  Uykuda Gözüken Rahatsızlıklar

  • Uzun zaman sağa sola dönme, uyuyama. Ancak iyice dinlendikten sonra uyuyabilme
  • Sebepsiz yere üzüntü, gece boyunca devamlı  sıkıntı
  • Bazı insanları görünce onlardan sıkılma, korkma, bir yerde bekleme ve yardım görememe
  • Çok korkunç rüyalar görme
  • Dişlerini sıkma
  • Uykuda çok ağlama, gülme veya çığlık atma
  • Yüksek bir yerden düşüyor gibi olma
  • Garip insanlar görme

       Uyanık Halde Görülen Rahatsızlıklar
  • Sebepsiz yere baş ağrısı
  • İbadet etmede zorlanma
  • Beyin yorgunluğu
  • Kasılma ve sinirlenme
  • Tembellik
  • Doktorların sebep bulamadığı ağrı ve sancı
  • Ancak, bunlara bakıp  da herkes kendisini büyülenmiş  sanmasın.
      
    Kaynak : Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Büyü, Giovanni Scognamillo & Arif  Arslan, Karizma Yayınları,  2000

 

 

 

Yorum ekle (0)

 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.

Yorum ekle (0)