İlluminati Dünya Komplosu

 

Dünyayı 13’ler Kraliyet Konseyi[Dünya’nın en zengin ve güçlü aileleri] yönetmektedir. Dünya 13’ler Kraliyet Konseyi’nin, 300’ler Komitesine[Dünya’nın en zengin ve güçlü alt-aileleri] verdikleri emirler doğrultusunda yönetilmektedir.
 
İlluminati örgütünün hedefi başkenti Kudüs olan tek bir dünya devleti kurmaktır. İlluminati’nin güç şebekesi, dünyanın en güçlü kişilerinden, yatırımcılarından, şirket başkanlarından ve siyasilerden oluşuyor. İç çember denilen en tepedeki 13’ler Kraliyet Konseyi’ne bağlı 300 kişi, 13’ler Kraliyet Konseyi’nin alt kadrosunda yer alıyor ve talimatlarını yerine getiriyorlar. “iç çember” üyelerinin ortak özelliği: “Dış İlişkiler Konseyi, Bilderberg, Trilateral Komisyon, Mahson Tarikatı, Kafatası ve Kemik Tarikatı, Apsen Enstitüsü, Malta Şövalyeleri, Opus DEi, Roma Kulübü, Bohemian Grove, Dünya Ekonomik Forumu, Dünya Federalleri” üyesi olmaları. Yılda bir kez bir araya gelen İlluminati üyeleri, hedefledikleri dünya devletini kurmak için planlar yapıyorlar. Bu planların içinde çeşitli ülkelerde ekonomik krizler çıkararak, ülkeleri sömürmek, savaşlar çıkarmak, çeşitli hastalıklar icat etmek, nüfus azaltıcı çalışmalar yapmak ve etnik temizliği desteklemek, “11 Eylül 2001 saldırısı” örneğinde olduğu gibi terör meydana getirmek ve “anti-terör” yasaları çıkarmak yer alıyor! Onların dili sembolizm! Her yerde sembolleri var! Pergel ve gönye, obelisk, piramit, pentagram, 5 köşeli yıldız, 6 köşeli yıldız vb. işaretler, Washington’dan Vatikan’a her yerde! Hedefleri haritaları değiştirmek ve insanları köleleştirmek!
 
Bismillahirrahmanirrahiym. [şeytan] dedi: “Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde insanlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve insanların tümünü kesinlikle azdıracağım. İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna.” Sadakallahül-Azıym.
[Hicr Suresi, 39, 40. ayetler]
O zamandan beri insanlık uğruna savaş devam etmiştir!
Bismillahirrahmanirrahiym. Süleyman’ın mülk ve saltanatı konusunda onlar, şeytanların okuyup durduklarına uydular. Hâlbuki Süleyman küfre sapmamıştı. Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil’de Harut ve Marut [iki meleğin] üzerine indirileni öğretiyorlardı. Oysaki o ikisi, “biz bir imtihan aracıyız, sakın küfre sapma!” demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. İnsanlar Harut ve Marut’tan karı-kocanın arasını açacakları şeyi öğreniyorlardı. Ne var ki, onlar onunla ALLAH’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezler. İnsanlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu[büyüyü] satın alanın ahrette hiçbir nasibi olmayacağını açıkça bilmişlerdir. Öz benliklerini sattıkları şey ne kötüdür! Bir bilselerdi! Sadakallahül-Azıym.
[Bakara Suresi, 102. ayet]
Kudüs’ün fethinden 20 yıl sonra Kubbet’üs Sahra Tapınak Şövalyeleri adlı bir savaşçı rahip topluluğu tarafından ele geçirilmiştir. Kudüs’e gelen Tapınak Şövalyeleri Hıristiyanlık öğretilerinden git gide uzaklaşmaya başladı. Eski Yahudi büyücülüğü sanatı, Kabala’yı, karanlık gizemleri ve ritüellerini öğrenmeye başladılar. Yahudiler bu sanatı Firavun’un esiri oldukları dönemde Eski Mısır putperestlerinden öğrenmişlerdir ve Nebukadnezar’ın döneminde Babil’de geliştirmişlerdir. 1307’de Fransa Kralı Philippe, Hz. İsa Aleyhisselam’ı reddetme, eşcinsellik, putperestlik ve büyücülük suçlamaları ile Tapınak Şövalyeleri’ni hapsetmiştir. Ancak bu Tapınak Şövalyeleri’nin sonlarını getirmemiştir. Babil ve Eski Mısır’da başlayanlar açık bir biçimde bugün de yapılmaktadır.
[11 Eylül,1990, Amerikan Senatosunda konuşma] ”Söz konusu küçük bir ülkeden fazlasıdır, büyük bir amaç, yeni bir dünya düzenidir.”
Yüzyıllardır bunları yapmaktadırlar. Gölgelerden, bütün büyük savaşları, devrimleri ve ekonomik gerilemeleri düzenlemişlerdir. Okuduğunuz, duyduğunuz ve gördüğünüz her şeyi kontrol ediyorlar. Bütün toplumlara kendi düşüncelerini, kalıplarını aşılamışlardır ve kilit otoriter konumları gizlice ele geçirmişlerdir. Gölgelerden yeni bir politik, ekonomik ve sinsice bir dini düzen oluşturmuşlardır. Yapılandırdıkları küresel denetim, Deccal’ın gelişi için yaptıkları hazırlıkların delilleri her tarafta görülmektedir!
 
Dünya’yı kontrol etmenin en etkili ve verimli yolu nedir?
İki kelime. “Akıl kontrolü!” Fark edemediğimiz bir nokta var gerçekte. Devleti yöneten hükümet, yöneticiler ne derse onlar gibi düşünüp, onların istediği şekilde hareket ediyoruz. Düşünmeyi bile bırakmışız. Devleti yönetenlerin düşündüklerini kabullenmişiz hepimiz. Hükümet ne derse doğrudur demişiz. Bize devleti yönetenler bir şey dediğinde, emir verdiğinde hemen emri uyguluyoruz. Düşünmeden, incelemeden, sadece uyguluyoruz. Aslında yapmamız gereken devletin dediği hiçbir şeye inanmamak!
 
“Tarihin en acı yanlarından biri kendini ne kadar tekrar ettiğidir.” Hepimizin yapması gereken medya ve basın organlarını ciddiye almamak! Basın ve medya devleti yöneten hükümetin halkla ilişkiler bölümü gibi çalışmaktadır. Medya ve basın olsun, diğer yerler olsun, bizlere sadece farklarımızdan bahsedilir. Medya ve siyasetçiler hep bizi bölen şeylerden bahseder. Bizi birbirimizden farklı yapan şeylerden bahsederler. Bütün toplumlar da yönetici sınıflar hep böyle çalışır. Geri kalan insanları bölmeye çalışırlar. Zenginler, parayı alıp kaçmak için alt ve orta sınıfları birbirine kırdırırlar. Oldukça basit bir şey ve hep işe yarar. Farklı olan herhangi bir şey hakkında konuşurlar. Irk, din, etnik ve milli geçmiş, iş, gelir, eğitim, sosyal statü, cinsiyet, … Birbirimizle kavga etmemiz ve onların bankaya gidebilmesi için herhangi bir şey. Ekonomik sınıflar nasıl tanımlanır? Üst sınıf parayı elinde tutar ve hiç vergi ödemez. Orta sınıf bütün vergileri öder ve bütün işleri yerine getirir. Fakirler de orta sınıfı ürkütmek için vardır. Çünkü “işlerine” gitmeleri gerekmektedir. Politikacılar bu kelimeyi bilirler. Sizin üzerinizde kullanırlar. Politikacılar geleneksel olarak üç şeyin arkasına saklanmışlardır. “Bayrak, kutsal kitap ve çocuklar”. Eğitimin rezil oluşunun bir sebebi var. Asla düzelmemesi ile aynı sebep. Elde ettiğinizle idare etmek ve mutlu olmak zorundasınız. Çünkü ülkenin sahipleri bunu istemezler. Gerçek sahiplerinden bahsediyorum. Büyük ve zengin olanlar! Gerçek sahipleri: her şeyi denetleyen ve her şeye karar veren büyük ve zengin iş adamları. Politikacıları unutun! Onlar önemsiz! Politikacılar size seçim hakkı tanındığı fikrini sürdürmek için var! Hakkınız yok! Seçim hakkınız yok! Sahipleriniz var! Size sahipler! Her şeye sahipler! Bütün önemli topraklara sahipler! Kolektif şirketleri denetliyorlar ve Kolektif şirketlere sahipler. Uzun zamandır senatolara, meclislere, hükümet binalarına, belediyelere sahipler. Hâkimler[yargıçlar] arka ceplerinde. Bütün büyük medya ve haber şirketlerine de sahipler. Duyduğunuz bütün haber ve bilgileri denetliyorlar. Sizi hayâlarınızdan tutuyorlar. Her sene milyarlarca doları lobileşmek için kullanıyorlar. İstediklerini elde etmek için lobileşiyorlar. Ne istediklerini biliyoruz. Başkalarına daha az ve kendilerine daha çok istiyorlar. Ne istemediklerini size söyleyeyim. Eleştiren, düşünen vatandaş istemiyorlar. İyi derecede bilgilendirilmiş ve eğitim görmüş insanlar istemiyorlar. Bu ilgilerini çekmiyor. Bu onların işine gelmiyor. Bu çıkarlarına aykırı! Budur! Ne istiyorlar biliyor musunuz? Uslu çalışanlar istiyorlar. Uslu çalışanlar. Makineleri çalıştırıp, belgeleri yazabilecek kadar zeki ve pasifçe git gide berbatlaşan işlerde, daha az maaşla, daha uzun sürelerde, daha az haklarla, fazla mesainin olmadığı, almaya geldiğinde yok olan emekliliklerle çalışacak kadar aptal insanlar! Ellerinde daha çok para olsun ki, sabıkalı arkadaşlarına verebilsinler. Ve biliyor musunuz? Alırlar! Sizden hepsini öyle ya da böyle alırlar, çünkü her yere sahipler.
Kontrolün en iyisi özgür olduğunu düşündüğün ama temelden yönlendirilip dikte ettirildiğindir. Diktatörlüğün bir şeklinde hapishane demirlerini görüp dokunabilirsin. Öbüründe ise demirleri görmezsin ve kendini özgür sanırsın! İnsan ırkı toplu hipnoz tesiri altındadır! Biz, haber sunucuları, politikacılar, öğretmenler, konuşmacılar tarafından hipnotize ediliyoruz. Biz inanılmaz derecede hasta insanlar tarafından yönetilen bir dünyada yaşıyoruz. Bize anlatılanla gerçekte olanlar arasındaki uçurum kesinlikle çok büyük! Dünyadaki en büyük hipnotizmacı odanın köşesinde duran dikdörtgen bir kutu! Aptal kutusu! Yani Televizyon. Aralıksız bir biçimde bizi gerçeğin ne olduğuna inandırmaya çalışıyor.
 
Tarih boyunca “siyasi düşüncenin denetimi ve yönlendirilmesi” ülkelerin ele geçirilişinde masonların ana silahı olmuştur. Bir ülkenin yöneticileri ve politikacılarını denetlemeye başladıktan sonra kanunlar ve siyasi yapılar onların hedeflerine göre değiştirilmektedir. Ancak bedeni sınırlandırmak aklı sınırlandırmakla aynı anlama gelmediği için Masonlar, küresel egemenliğin, kitleleri onların hedeflerine boyun eğdirtmeye bütünüyle bağlı olduğunu fark etmişlerdir. Böylece amaçlarına direnişi tamamıyla yok etmektedirler. Planlarına karşı her hangi bir ordudan ya da yasadan daha büyük tehlike; gerçekleri gören bir insan, gerçekleri düşünen bir akıldır. Bu tehlikeyi yok etmek için ve amaçlarına ulaşabilmek için Masonlar gelmiş geçmiş en cesur planlarını yapmışlardır. İnsan hayatının bütününü kontrol etmek! Sizin hayatınız!
Size karşı kullandıkları silahlar evlerinizde bulunup, sizi ve çocuklarınızı eğlendirip, yavaşça siz farkında olmadan size onların hayat tarzını aşılamaktadır. Günümüz toplumunda insanlar git gide artan bir biçimde çağdaş medya, televizyon, sinema, bilgisayar oyunları, internet, popüler romanlar ve müziği hayatlarının ayrılmaz parçaları yapmıştır. Bunların hepsi ya bilinçli ya da bilinç dışı olarak aldığınız geniş bilgiler içermektedir. Her gün, toplum hakkında idealler, ahlak kavramları ve toplumun nasıl yapılanması gerektiği hakkında fikirler gözlerinizin önüne serilmektedir. Bu medyalar bir bireyin dünya ve var olan her şey hakkındaki görüşlerinin temellerini oluşturmakta önemli bir rol oynamaktadır. Böylece bu bilgiyi denetleyen ve bu medyalara aktaran neredeyse bütün dünya toplumlarına kendi fikirlerini aşılama gücünü elinde tutmaktadır. Bu gerçeği Masonlar kendi çıkarları için kullanmaktadır. Masonlar özellikle eğlence sektörünü insanlara kendi düşünce kalıplarını açıkça ya da bilinçaltı vasıtasıyla aşılamak için kullanmaktadır. Kullandıkları yöntemler değişmektedir ancak amaçları aynıdır. İnançlarını ve ideallerini kendi fikirlerinizmiş gibi sahiplendiğiniz zamana kadar dayatmaktadırlar.
 
Bunun ispatını bulmak oldukça kolaydır. Sadece dünyadaki medyaya kimin sahip olduğunu ve yürüttüğünü bulmanız yeterlidir. Gizli örgütler sayesinde ayakta duran azınlığın olduğunu bulacaksınız! Dünyadaki medyaya Siyonistler, Satanistler, Yahudiler sahiptirler. Çoğu Eskenazi’dir[Aşkenaz’dir.]
 
Masonlar/Siyonistler/Satanistler/Yahudiler/İlluminatiler müzik, medya, eğlence ve porno sektörünün sahipleri ve işletmecileridir. Bunu sadece insanlara akıl kontrolü ile telkin yapmak için yapıyorlar. Masonların/Siyonistlerin/Satanistlerin/Yahudilerin/İlluminatilerin bütün medyanın sahibi olması kesinlikle bir tesadüf değil! Çünkü Masonların/Siyonistlerin/Satanistlerin/Yahudilerin/İlluminatilerin yaşayabilmesi insanların beyni yıkanmış ve telkin edilmiş bir halde olmalarına bağlı! Gerçekleri düşünen ve düzgünce yapılandırılmış bir toplum zorbalar tarafından yönetilebilir mi? Tabi ki hayır! Size fikirler ve bakış açıları ile telkin etmek dışında toplumlar arası yozlaşmayı oluşturacak, iyice düşünülmüş ve sinsi bir şeytani planı yürütmekteler. Çünkü amaçsız ve yozlaşmış bir topluma kolaylıkla hükmedilir. Neden mi? Çünkü hiçbir şeyi desteklemeyen bir insan her şeye inanabilir. Masonlar/Siyonistler/Satanistler/Yahudiler/İlluminatiler Deccal’ın gelişi için böyle bir toplum hazırlamaktadırlar. Başka nasıl “Yeni Dünya Düzenini” kabul ettirebilirler? Sanatçıların ya da “idollerin” gelişimi bu sektörün başında bulunanların neler hedeflediğini açıkça göstermektedir.
 
Hepimiz kötü telkinlerin kurbanlarıyız. Bir karikatürde bir seks mührü yapabilmek için sanatçı önce cinsel objeyi çizip daha sonra bunu eserin içinde gizlemektedir. Bu bir çocuğun cinselliğini çok erken bir yaşta etkinleştirmektedir. Psikolojik savaşın temelleri Nazi Almanya’sında atılmıştır. Nazi ideolojisinde“Weltanschaukrieg” adlı bir olgu vardı. Bu da “Dünya Görüşü Savaşı” demektir. Amaçları fethettikleri ülkelere kendi ideolojilerini dayatmaktı. Amerikalılar bu fikri alıp Amerikan sürümünü yapıp adını “psikolojik savaş” koymuştur.
 
Britanya Armacılık Okulu, kraliyet armasını 500 senelik kuralların rehberliğinde tasarlamıştır.
Britanya Hanedanlığı Arması’nın üstündeki semboller Britanya’nın İbrani kökenini göstermektedir. İncil’de arp, İbrani Kral Davut’u simgelemektedir. Kalkanı tutan İncil’deki kükreyen aslan ve ünikorn İsrail ülkesini simgelemektedir. “Dieu Et Mon Droit” sözü, “Tanrı ve hakkım” demektir. Britanyalı hükümdarın sonsuz yönetme hakkını belirtmektedir. Bu armayı oldukça ilginç kılan simgenin bütününde Deccal ile ilgili İncil’deki bütün vahiyleri barındırmasıdır.
 
Neden Deccal yakında gelecek biliyor musunuz? Çünkü temelleri ve gelişinin simgeleri her tarafta gözükmektedir! Daha da önemlisi her zaman satın aldığımız ürünlerle Masonlara/Siyonistlere/Satanistlere/Yahudilere/İlluminatilere finansman sağlıyoruz! Marlboro sigarasının üzerinde “Veni-Vidi-Vici” yazar.“Geldim-Gördüm-Fethettim” Bu söz kime ait? Başka hangi okült simgeleri biliyorsunuz? Karanlık kardeşliği simgeleyen “Kafatası ve kemikler” simgesini biliyor musunuz? Bush Ailesi ve diğer Amerikan Kraliyet Ailelerinin evi olan gizli örgüt ne peki? Neden “kafatası ve kemik” simgeleri günümüzde bu kadar moda oldu? Endüstrilerimizi kim denetliyor?
Şuan dünyayı 13’ler Kraliyet Konseyi[Dünya’nın en zengin ve güçlü aileleri] yönetmektedir. Dünya 13’ler Kraliyet Konseyi’nin, 300’ler Komitesine[Dünya’nın en zengin ve güçlü alt-aileleri] verdikleri emirler doğrultusunda yönetilmektedir.
 
Dünya’nın ekonomisini IMF, Dünya Bankası, Merkez Bankalar, Vergiler, Faizler, Uluslar Arası Ödeme Bankası, vs. ile kontrol ediyorlar.
Dünyadaki Hammaddeyi Kolektif şirketler ile denetliyorlar.
Dünya da yaşayan insanları camiler, kiliseler, sinagoglar, devletler, hükümetler, okullar, medya ve basın ile denetliyorlar.
 
Toplumun hammaddesi ise işçiler, yani borç köleleri.
Paranızı ve daha doğrusu hangi kolektif şirketleri desteklediğinizi denetleyebiliyorsunuz. Örneğin; Starbucks’ın İsrail Devleti’nin en büyük destekçilerinden biridir! Howard Schultz bu sayede İsrail’den, “İsrail’in 50. Yılı Zion Dostu Takdir Ödülü” gibi çeşitli ödüller almaktadır. Eğer bunu anlayabiliyorsanız, Starbucks logosunun ve ismin gerçek anlamını anlamaya başlayabilirsiniz! Siyonist bir dünyada yaşıyoruz. Siyonist liderlerle, Siyonist yöneticilerle yaşıyoruz. Siyonist amaçlar uğruna çalışanlar tarafından yönetiliyoruz.
 
Her şeyin niye böyle gittiğini anlamak için önce enerjinin işleyişini anlamamız lazım. Bazı mimari eserler belirli enerjileri aktarabilmek için tasarlanmıştır. Ancak bu siz olmadan gerçekleşememektedir. Çünkü bu yapıların içinde yapılan davranışlar ve ya ritüeller nasıl bir enerji aktarıldığına karar vermektedir. Dünya’daki her şeyde olduğu gibi bu da olumlu ya da olumsuz bir şekilde kullanılabilir. Enerji aktarımı için en önemli tasarımlar hangileridir? Piramitler, sekizgenler ve kubbeler. Bu tasarımlar enerji aktarımı için en güçlü ve etkin olanlarıdır. Mason/Siyonist/Satanist/Yahudi/İlluminati/Elit sınıf, bu konuyu yapılarında da görüldüğü üzere çok iyi bilmektedir. Camiler, kiliseler ve sinagoglar yapıcı enerji aktarırken, Mason/Siyonist/Satanist/İlluminati/Elit sınıf yıkıcı enerji aktarmak için yapılarını inşa etmektedir. Temelde bu bir enerji savaşıdır. Masonların/Siyonistlerin/Satanistlerin/İlluminatinin sapık inancına göre Deccal, dünya çapındaki enerji belli bir şekilde olduğunda ancak gelebilecektir.
 
Burj Dubai [Dünya’nın en uzun gökdeleni]. Gökdelen 2008’de 700 metre yüksekliğini aştığından beri Dubai sisler altında kalmıştır.
Şu anda 900 metre yüksekliğinde ve git gide artmaktadır. Geneli çöl olan Dubai artık sisler altında. Hiçbir meteorolog aradaki bağlantıyı görememekte! Bu özgün tasarımlı merkezi yapının inşası bittiğinde şehre ne olacak? Bu bina çevresinin enerjisini emecektir. Sadece canlılar yararlanılacak enerjiyi üretebilmektedir. Bu tip şeyler her tarafımızda var. Bu binalarda yapılan şeyler aktarılan enerjinin özelliğini belirlemektedir. Eğer araştırırsanız dünya üstündeki en önemli yapıların “Ley Hatları”nın kesişme noktalarına yapıldığını bulursunuz. Ley Hatları dünyadaki stratejik enerji noktalarını belirtmektedir. Masonların/Siyonistlerin/Satanistlerin/İlluminatinin kutsal geometrisi, Ley Hatları ve mimarisi birbiri ile uyumlu halde kullanıldığında Masonların/Siyonistlerin/Satanistlerin/İlluminatinin sapık inancına göre bir “Yıldız Kapısı” oluşturulacaktır.
Nasıl denetlendiğimize tekrar değinirsek;
1. akıl
2. beden
3. ruh
Eğer bu potansiyelinizin farkına varamazsanız bu tip bir denetim sisteminin önemini anlayamazsınız.
 
Anlamanız gereken şudur: Her şey enerjidir!
Bedeninizi en küçük parçalarına ayırdığınızda neleri bulursunuz? Atomları, elektronları ve protonları! Bu ne demek? Bu en temel halinizde enerjiden oluşturulduğunuz anlamına gelir. Etrafınızdaki dünya ve evren de öyledir. [Subhanallah]. Bu, ALLAH’ın sizi, çevrenizdeki enerjilerden etkilenebilen ve daha da önemlisi sizin de çevrenizdeki enerjileri etkileyebildiğiniz enerji aktarıcıları olarak yarattığı anlamına gelmektedir. Olumlu enerji yayabilirsiniz ya da olumsuz enerji yayabilirsiniz. Aynı zamanda olumlu ya da olumsuz enerjilerin etkisi altında kalabilirsiniz. Bu nasıl olmaktadır? Eğer yüksek titreşimde olumlu enerji yaymaya başlarsanız bu dıştaki aynı tip enerji ile birleşmektedir. OLUMLU! Bu sizi olumlu bir enerji düzeyinde tutmaktadır. Eğer olumsuz enerji yayarsanız bu dışınızdaki olumsuz enerji ile birleşip sizi olumsuz bir enerji düzeyinde bırakmaktadır. Olumsuzluğu getirmektedir. O yüzden “ne ekersen onu biçersin”. Çevremizin enerjisinden yoğun bir biçimde etkileniyoruz. Bu yüzden doğanın olumlu ve iyileştirici enerjisi çevresinde harika hissederiz. Şehrin neredeyse ölmüş olumsuz enerjisi etrafında o yüzden hiç iyi hissetmeyiz. Örneğin, bir camiye girdiğimizde olumlu ve manevi enerjiyi doğrudan hissederiz. Çoğu camide şu söz yazmaktadır: “ALLAH’ın bu evine ALLAH’a ibadet ve ALLAH’ı hatırlama isteği dışında bir şey getirmeyin”. Bu ibadet sayesinde aracılık edilen enerji bu kadar olumlu ve manevidir. Bu yüzden camiler %99 aynı şekilde yapılmıştır. Bu olumlu enerjiye aracılık edebilmek için!
 
Sekizgen minareler ve kubbeler. Neredeyse her cami sekizgen minareler ve kubbeler ile inşa edilmektedir. Köşedeki sıradan camiden en ünlülerine kadar! Bu mimari sadece camilere özgü değildir. Sekizgenler, kubbeler ve piramitler enerji aktarımı için en güçlü yapılardır. Peki, hangi tip enerjinin aktarılacağına ne karar vermektedir? Bina içindeki insanların yaptıkları! Devlet binalarında ve Mason/Siyonist/Satanist/İlluminati/Elit kesimin diğer mülklerinde kötü ve ya şeytani enerjileri aktarmak için birçok geç saat faaliyetinin ya da “ritüellerin” yapıldığından emin olun! Masonlar kapalı kapıların arkasında öncülerinden onlara kalan gizli ayinleri ve ritüelleri yaparlar. Bunlar “dereceler” olarak adlandırılan üyelik kademelerinin temelini oluşturmaktadır. Mason/Siyonist/Satanist/İlluminati/Elit kesimin sahibi olduğu neredeyse her yapı nesillerce aktarılan evrensel bilgilere dayanan Masonların/Siyonistleri/Satanistlerin/İlluminatinin kutsal geometrisine göre yapılmıştır. Enerji, mimari ve kendiniz arasındaki ilişkiyi anladığınızda, neyin, neden yapıldığını anlamaya başlayacaksınız. Masonların/Siyonistlerin/Satanistlerin/İlluminatinin sapık inancına göre Yıldız kapıları dünyanın “Girdap Noktalarının” olduğu konumlardır. Bu noktalar büyük miktarlarda enerji içermektedir. Mason/Siyonist/Satanist/İlluminati/Elit kesim bu girdap noktalarının kimilerine kendi yapılarını yerleştirmiştir. Mason/Siyonist/Satanist/İlluminati/Elit kesim, şeytanın onların ilahı olduğuna inanan satanistler olduğu için, nasıl bir enerjinin aktarıldığını siz de tahmin edebileceksinizdir. Ya da bu şeytani ritüellerle hangi varlıkların çağırıldığını. Masonlar tarafından mali anlamda desteklenen politikacılar mason ideolojisini yaydılar. Fransız ordusunun yüksek rütbeli askerlerini üye yapan gizli mason locaları onlara kendi fikirlerini aşıladılar. Fransa halkını, politikacılarını ve askerlerini kendi denetimi altına alan masonlar artık vurgunlarını yapabilirlerdi. Masonluk gizli ancak düzenli bir biçimde devrimi yapabilmek için uğraşmıştır. Masonluğun Fransız İhtilali’nin tek faili olduğu bilinmektedir.
 
Amerika’nın sözde kurucuları Plymouth Rock’a vardıklarında yanlarında hem haklarını kaybetmiş insanlar hem de Avrupa’nın Masonik öğelerini getirdiler. Amerika’nın kurucularının Avrupa’dan kaçtığı haksızlıklar gaddar bir Britanya rejimi şeklinde burada da onları bulacaktı. Yeni devleti tamamıyla ele geçirebilmek için masonlar Fransa’da uyguladıkları yöntemi kullandılar. İngiliz monarşisi masonlar tarafından yönetilmesine rağmen Amerikan monarşisi gerekli bir çarpışmaydı. Savaşan insanlar masonların amaçlarına ulaşması uğruna harcanabilirdi. İnsanların duyguları kızgınlığa yönlendirildi. Fransa’da da olduğu gibi bu kızgınlık savaşa dönüştü. Ancak bu sefer, önceki hatalar tekrarlanmayacaktı. Masonlar, Avrupa’da Napolyon karşısında neredeyse yenilmelerinden derslerini almışlardı. Olası her türlü direnişin liderleri mason planlarına uygun olmalıydı. Britanya’ya karşı savaşın lideri George Washington oldu. 4 Temmuz 1776’da bağımsızlık bildirgesi ilan edildi. 17 Ekim 1781’de Britanya sonunda yenilmişti ve sömürgelerini Amerikalılara teslim etti. Dünyanın ilk mason devleti kurulmuştu; masonluğu her yönüyle temsil eden bir devlet. Amerika’daki mason etkinliği, dünyanın ilk mason başkanı George Washington’un resmi ve mason simgesi olan“Her Şeyi Gören Tek Göz’ün” olduğu 1 dolarlık banknotta açıkça gözükmektedir. Böylece “Yeni Dünya Düzeni” doğmuştu. Geçmişlerinden, Firavunların ve beklenilen son Firavunun onuruna! Deccal uğruna! Tevrat, İncil, Kuran, Hz. Musa Aleyhisselam, Hz. İsa Aleyhisselam, Hz. Muhammed Aleyhisselatu Vesselam. Bütün peygamberlerin önceden haber verdiği Deccal uğruna!
 
Bismillahirrahmanirahiym. Azabın, yalanlayıp yüz çevirenler [ALLAH’ın birliğine ve peygamberlerine inanmayanların] üzerine olacağı bize vahiy olundu.” Sadakallahül-Azıym.
[Taha suresi, 48. ayet]
 
Bismillahirrahmanirrahiym. Firavun dedi: “Sizin Rabbiniz kim, ey Musa?” Musa dedi: “Rabbimiz, her şeye yaratılışını lütfeden, sonra da yol-yordam gösteren kudrettir. Firavun dedi: “Peki, ilk nesillerin hali ne olacak? [Musa dedi:] “Onlara ilişkin bilgi, Rabbim katında bir Kitap’tadır. Rabbim ne şaşırır ne de unutur. Yeryüzünü size beşik yapan, yeryüzünde sizin için yollar açan, gökten su indiren ALLAH’tır. Biz o suyla çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık. Yiyin, hayvanlarınızı yayıp otlatın. Kuşkusuz bunda, aklı başında insanlar için ibretler vardır. Sizi yerden yarattık. Tekrar oraya göndereceğiz. Ve oradan sizi bir kez daha çıkaracağız. Yemin olsun, o Firavun’a ayetlerimizin tamamını gösterdik ama yalanlayıp inadını sürdürdü. Sadakallahül-Azıym.
[Taha Suresi 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56. ayetler]
 
Bismillahirrahmanirrahiym. Derken Firavun, ordusuyla birlikte onların arkasına düştü. Ama denizden onları sarıp kuşatan, sarıp kuşattı. Firavun kendi toplumunu saptırmıştı; kılavuzluk edemedi.
[Taha Suresi, 78, 79. ayetler]
 
Kuran’a inanan herkes Kuran’ın temel mucizesinin sonsuza kadar, her çağa uygun ve uygulanabilir olduğunu bilir. Kuran’daki Firavun örneğinin sadece Hz. Musa Aleyhisselam’ın karşısındaki Firavun’a değil, kendi güç ve kanun düzeniyle, ALLAH’ın tekliği ve otoritesine kafa tutan her türlü kişi ve sisteme uygundur.
 
 
Size günümüz Firavunlarını tanıtayım.
Masonların geçmişten günümüze kadar kullandığı gizemler, hükmeden Elit kesimden 4000 senedir Mısır’ın hareketli kumlarında gizli tutuldu. Eski Mısır halkı, tapınakları, mezarları ve toprak kaplarında, kültür ve tarihleri hakkında ayrıntılı kayıtlar tuttular.
 
Neden eski Mısırlıların hayatı hakkında her türlü ayrıntının kayıtlı olduğunu ancak en mükemmel eserleri, piramitler hakkında hiçbir şeyin yazılı olmadığını merak etmediniz değil mi? Neden piramitlerin yapımı hakkında hiçbir şeyden bahsedilmemiş? Neden? Çünkü masonların gizemi ya da sırrı, bilmecenin büyük bir parçası! Bunlar Firavun sisteminin delilleridir.
1.İbrani Peygamber Hz. Yakup’un taşı, İngiltere Kraliçesi’nin tahtında ne arıyor?
2. Neden İngiltere Kraliçesi simgesel bir Mısır basamak piramidinde taçlandırıldı?
3. İngiltere Kraliyet tacının tabanında 12 İbrani kavimi simgeleyen 12 taş bulunmaktadır. 12 kavimi simgeleyen bu taşlar Kenan ülkesi rahiplerinin göğüslüklerinde de bulunmaktadır.
4. Britanya[İngiltere] bayrağı Hz. Yakup’un 12 kavminin yeniden birleşmesini simgelemektedir. Bayrağın kırmızı, beyaz ve mavi renkleri Mısır’ın üç tacıyla aynıdır.
5. İngiliz Kraliyet asası Eski Mısır’dan gelmektedir. Mısır putu Amen ve kendilerini Amen’in oğulları olarak tanıtan Mısırlı Firavunlar tarafından taşınmaktaydı. İngiliz Kraliyet asası şu anda Firavunların soyundan gelen 2. Elizabeth tarafından taşınmaktadır. Asasında dünyanın en büyük elması, “Afrika’nın Yıldızı” bulunmaktadır.
6. İngiltere Kraliçesi’nin cezalandırma kırbacı resmen kolunun altında gizlenmiştir. Bu kırbaç yine Eski Mısır Firavunlarından gelmektedir.
7. Arı simgesi İngiltere Kraliçesi’nin kraliyet giysilerinde görülmektedir. Eski Mısır’da bu Mısır Kraliyeti’nin ve Mısır’ın simgesiydi.
8. Britanya[İngiltere] Kraliyet armasındaki semboller, Britanya’nın İbrani kökenlerini göstermektedir.
9. Hâkimler ve kraliçenin üst düzey memurlarının giydiği başlıklar Eski Mısır’dan gelmektedir.
10. Prens Charles’ında giydiği fistanlar, beyaz fistan giyen Eski Mısır Firavunlarından gelmektedir.
11. Mısır Kraliyeti ensest[aile içi] ilişkiler yaşıyordu. Gücü ve parayı aile içinde tutmak için anneler oğullarıyla, erkek ile kız kardeşler birbirleriyle evleniyorlardı. Liste uzadıkça uzuyor.
Günümüzde hala aynı Firavun soyu tarafından yönetiliyoruz!
Şuan dünyayı 13’ler Kraliyet Konseyi[Dünya’nın en zengin ve güçlü aileleri] yönetmektedir. Dünya 13’ler Kraliyet Konseyi’nin, 300’ler Komitesine[Dünya’nın en zengin ve güçlü alt-aileleri] verdikleri emirler doğrultusunda yönetilmektedir.
Dünya’nın ekonomisini IMF, Dünya Bankası, Merkez Bankalar, Vergiler, Faizler, Uluslar Arası Ödeme Bankası, vs. ile kontrol ediyorlar.
Dünyadaki Hammaddeyi Kolektif şirketler ile denetliyorlar.
Dünya da yaşayan insanları camiler, kiliseler, sinagoglar, devletler, hükümetler, okullar, medya ve basın ile denetliyorlar.
 
 
Toplumun hammaddesi ise işçiler, yani borç köleleri.
 
Bismillahirrahmanirrahiym. Ant olsun, Firavun hanedanına da uyarılar gelmişti. Sadakallahül-Azıym.
[Kamer Suresi,41. ayet]
 
Dubai’deki Firavunun halkında garip bir şeyler var. Burj Dubai dünyadaki en uzun bina! Dubai’de her yerden görülebiliyor. Her zaman sisler içinde. DIFC binasıyla beraber onlara “KAPILAR” denmektedir. Sekizgen piramitler.
Şimdi de Dubai’deki WAFI alışveriş merkezine bakalım. Firavun putlarına adanmış. WAFI, sadık olan demektir. WAFI alışveriş merkezinin binası tamamen Mısır Heykelleri ve Eski Mısırlıların yapmış olduğu resimlerle doludur.
İçine bakıldığında ise, bir piramitin altında sekizgen oluşturan 8 sütun bulunmakta. Ve bütün piramitler de olduğu gibi masonların “her şeyi gören gözü” en üstte.
 
Ele geçirme işlemi.
Firavunların başlarındaki kuş neyi simgeler? ALLAH’a ibadet etmediklerini biliyoruz. O zaman kime hizmet ediyorlar?
WAFI alışveriş merkezinin içinde KARE kafe var. 2 sütun arasında 3. piramiti oluşturmakta.
Eski Mısırlıların ibadet ettikleri Eski Mısır’ın “her şeyi gören gözü” ve günümüz. Şeytanın planının yavaşladığını ya da değiştiğini hiç düşünmeyin bile. Artık uyanma ve hangi tarafa hizmet ettiğinizin farkına varma vakti. Binanın içinde bir yere çıkan sarmal girdap bulunuyor.
 
“Klon Yardımı” ve Rael adlı birini hatırlıyor musunuz? Hashemfilms ve John McGovan Yeti avcısı hakkında bir belgesel hazırladıktan sonra UFO tarikatı hakkında bir belgesel çekmeye karar veriyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin her yerini geziyorlar. “Ünlü” dizisinde Patton Oswalt TV adlı programın ve mühür büyüsü sistemini anlayabilmek için Hollywood’a ve New York’a sızıyorlar. “Bütün çocuklarım, Bizim Ev, Olağan Şüpheliler” filmlerinin setlerine sızıyorlar. Sahne arkalarında nelerin döndüğünü öğrendikten sonra Abdullah ve Hashemsfilms Deccal’ın sistemini açığa çıkarmak için bütün Amerika Birleşik Devletleri’ni gezmeye başladı. Yolculuklarında birkaç kişiyi ve birden fazla sahte peygamberi açığa çıkardılar.
 
Dünya masonluğunun, büyük şeytani sırlarını açığa çıkardı. UFO fenomeninin büyük sırlarını ortaya çıkarıp hepsini cinler ve kara büyüye bağladı. Bu hareketin ve peygamberlerinin Yeni Dünya Düzeni’ni destekleyen ajanlar olduğunu ortaya çıkardı.
 
Hepsi sizin Yeni Dünya Düzeni’ni kabul etmeniz için yapılan propaganda.
Aslında bir şey bilmiyoruz. Ne bildiğimizi kendimize açıklayamıyoruz. Ama hissedebiliyoruz. Hayatımız boyunca dünyada bir şeylerin yanlış olduğunu hissettik. Ne olduğunu bilemedik, ama var. Aklımızı çıldırtan bir kıymık gibi!
 
 
“Yeni Dünya Düzeni” nedir?
Hepimizin etrafında, pencereden dışarı baktığımızda ya da televizyonu açtığımızda görüyoruz. İşe gittiğimizde hissediyoruz, camiye, ibadethaneye gittiğimizde, … Bizi gerçeğe kör etmek için gözlerimizin önüne serilen dünyadır. “Hangi Gerçek?” Hepimiz birer köleyiz! Hepimiz esarete, kokusunu alamadığımız, tadamadığımız, dokunamadığımız bir hapishaneye doğduk. Aklımız için bir hapishane!
Deccal’ın anlamı nedir?
 
“Deccal” Arapların, bir devenin “uyuz” olduğunda kullandığı bir kelimeydi. Hasta olduğunda tedavi amacıyla üstüne zift dökerlerdi. Hastalığı görmemeniz için devenin üstüne zift dökerlerdi. Dıştan deve düzgün görünürdü çünkü üstüne zift dökülmüştür. Anlayabildiniz mi? Deccal hastalığın üstünü ziftle örter ve hastalıkların iyi gözükmesini sağlar. Hz. Muhammed Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz nasıl ahiret için çalışmamız gerektiğini söylediyse Deccal da dünya için çalışmamız gerektiğini söyleyecektir. Nasıl Hz. Muhammed Aleyhisselatu Vesselam dünyanın bir hayal olduğunu ve bizi aldatacağını söylediyse, Deccal da bizlere ahiretin hayal olduğunu söyleyecektir. Bizi bu hayat için yaşamaya zorlayacaktır.
 
Reklâmlarda ne derler? “Sadece bir kere yaşarsınız! Öyleyse olabildiğince dolu yaşayın.” Budweiser reklâmında olduğu gibi. “Ancak bir kere yaşarsınız. Ancak bir kere etrafında dönersiniz. Olabildiğince dolu yaşayın.” Bu çağımızın mesajı! Derin materyalizmin bir mesajıdır. İnsanlara daha çok satın alarak daha mutlu olunacağını anlatan bir mesaj. Daha fazla satın alın ve mutlu olun. Bu bir slogan! Mutlu ol! Dert etme, mutlu ol! 1 dolarlık banknotun arkasında bir mühür bulunmaktadır. O mühre Amerika Birleşik Devletleri’nin mührü denmektedir. Mührün arkasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük mührünün arkasında tek gözü olan bir piramit bulunmaktadır. Şimdi, tek göz, Eski Mısırlıların Güneş Putu RA’yı temsil etmektedir. Güneş ışınları kelimesi de bundan türemektedir. Mısırlıların Güneş Putudur. Aynı Mitraizm karakteri. Tekrar, tekrar gözükmektedir. Bu masonların putu RA’dır. 1 dolarlık banknota baktığınızda, piramitin tepesi haricinde tamamının yapıldığını görürsünüz. Tepesi haricinde yapılmıştır. Göz tepe noktasının üstünde durmaktadır. Ancak daha aşağıya inmemiştir, Masonik projeleri bitene kadar da inmeyecektir.
1 dolarlık banknotun arkasına “Novus Ordo Seclorum” ve “Annuit Coeptis” yazmışlardır. İnandıkları “putları projelerinden memnun” anlamına gelmektedir.
 
Proje nedir? Asıl soru o! Putlarının memnun olduğu proje ne? Proje harfiyen, bütün dünyanın laikleştirilmesidir. Bütün dünyayı dini inançlarından ayırmaktır!Projeleri budur. Bu yüzden adı “Novus Ordo Seclorum”dur. Yeni laik ya da dünyevi düzen! Eğer bunu Arapça’ya çevirirseniz şu anlama gelecektir:“Dünyanın Yeni Düzeni; Dünyevi, Yeni Din Dışı Düzen” olacaktır. Ya da “Yeni Dünyevi Düzen”.
Hayal ve materyalizm temelli, dünyevi bir düzen! “Amerikan Rüyasını yaşayın!”. “Fırsatların ülkesi”. Asla tam olarak ulaşamayacağınız dünyevi zevklerle dolu materyalist bir dünya. Ancak “Deccal”ın illizyonları ile hayatınızı onlara ulaşmaya adayabilirsiniz. Onlara ulaşabilmek için sistemin parçası olup ona hizmet etmelisiniz. Bu sizi ne yapacaktır? BiR KÖLE!
Deccal’ın sistemini canlı tutabilmek için birçok araç kullanılmaktadır. En etkili araçlardan bir tanesi insanların medya vasıtasıyla telkin edilmesi! Düzenli olarak size yönlendirilen mesajlar, örneğin haberlerde bulunmaktadır. Birçok insanın fark edemediği şudur: müziklerde, reklâmlarda, filmlerde, çizgi filmlerde ve televizyon şovlarında bilinçaltı telkinler vardır. Bu mesajları veren ünlüler, bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde, yavaşça bu hileye katılmaktadırlar. Hayranların takip ettiği ilahlar haline gelmektedirler. Gizli örgütler, sadece bu ünlüleri ve bu ünlülerin çalıştığı sektörleri kontrol edip, kendilerine bir kitlesel kontrol aracı edinmektedirler. 1960’lardan beri bu yapılmaktadır.
Bir sevgiliye yazılan aşk şarkısı olarak gözüken bir şarkı gerçekte Deccal’a ve sistemine adanmış bir ibadet olabilir.
 
[Britney Spears, şarkı] “Biliyorum. Genç olabilirim. Ama benimde duygularım var. Yapmak istediğim şeyi yapmak zorundayım. Beni bırakın ve sadece dinleyin. Senin kölenim. Kendimi tutamıyorum. Denetleyemiyorum. Senin kölenim. Reddetmiyorum. Gizlemeye çalışmıyorum.”
 
Sanatçıların şarkılarda verdiği mesaj tamamıyla şeytanidir. Deccal ve şeytandan, doğrudan size yönlendirilmiştir.
 
[Madonna, şarkı] “Gözlerin ne görmek isterse onu görürsün. Hayat nasıl senin istediğin şey olabilir ki? Kalbin açık değilse donuksundur. Ne kadar aldığınla kendini tüketiyorsun. Nefret ve pişmanlıkla vaktini harcıyorsun. Kalbin açık değilse, bozuksundur. Eğer kalbini eritebilirsem asla ayrı olmayız. Kendini bana ver. Anahtar sende. Birisini suçlamanın manası yok. Senin gibi benimde acı çektiğimi bilmelisin. Eğer seni kaybedersem kalbim kırılacaktır. Sevgi bir kuştur. Uçmaya ihtiyacı vardır. İçindeki acıları bırak, ölsün. Kalbin açık değilse, donuksundur. Eğer kalbini eritebilirsem asla ayrılmayız. Kendini bana ver. Anahtar sende.”
Bu şarkını klibin de şöyle yazar: “Karşı çıkarak vaktini harcıyorsun. Sadece “kendini bana ver”.
Masonların/Siyonistlerin/Satanistlerin/İlluminatinin sapık inancına göre cinler siyah kargalara ve siyah köpeğe dönüşmektedir. Bu şarkının klibinde Madonna önce siyah kargalara, sonra siyah bir köpeğe dönüşmektedir.
Masonik görevine sadık Madonna, aynı klipte putuna ritüel bir dans sunmaktadır.
Madonna şarkıda “ommm” diye mırıldanmaktadır. Hindu putu “Om”un ilahisini söylemektedir.
 
Sözde bir Yahudi Kabalisti niye bir Hindu putu için ilahi söylemektedir? Çünkü Kabala’da ve Hinduizm’de aynı putlara ibadet edildiğini bilmektedir! Birçok uygarlıkta yeniden öne sürülen ve ibadet edilen aynı Mitraizm putlarıdır.
MADONNA ABC kanalında katıldığı bir programda: “Yahudi ayinlerine katılmıyorum. Tevrat’ı okuyorum ama Yahudi değilim, Musevi değilim. Dinler ötesi bir bağlantı kurduğumu düşünüyorum.” demiştir. Dinler ötesi bir bağlantı? Yani putperestlik!
 
Madonna İlluminati sanatçıların liderlerinden biri olmuştur. Bu müzik sektöründe çalışan bütün sanatçıların satanist ya da programın yürütücülerinden biri olduğu anlamına gelmemektedir. Ama müzik sektöründe çalışan bütün sanatçılar şeytana hizmet etmektedir. Şarkıcılar İlluminati ve Deccal’ın araçlarıdır. Bu temelde bu şarkıcıların gerçekte sanatçı olmadıklarından, müziklerini, sözlerini yazmadıkları ve seçmedikleri, ne yapmaları gerektiği söylendiğinden kaynaklanmaktadır. Şarkılar onların yerine seçilmektedir. Başkaları sözleri ve müziği yazmaktadır. Sektörü İlluminati kontrol ettiğine göre, başarılı olması gereken eserlere gerekli desteği veriyorlar. Bütün bu sanatçıların ortalama bir sesi var. Birçoğunda ses bile yok. En son trendleri dayatmak için kuklalık yapıyorlar. Bazıları büyük planı anlamıyorlar. Bazıları çok iyi biliyorlar. İlluminati insanları kontrol için müziği bu şekilde kullanmaktadır ve bu şekilde şeytani şarkılar yapılmaktadır.
 
[ŞARKI] İlluminati yıldızı damalı yıldız kapısından çıkmaktadır. “kalbim senindir. Asla dünyalarca uzakta olmayacağız. Belki dergilerde… Ama yine sen yıldız olacaksın. Çünkü karanlıkta parlak arabalar göremezsin. İşte bana orada ihtiyacın olacak. Seninle her şeyi paylaşırım. Çünkü güneş parladığında beraber parlayacağız. Sonsuza kadar burada olacağını söylemiştim. Her zaman arkadaşın olacağımı söyledim. Bir yemin ettim, sonuna kadar arkasındayım. Her zamankinden daha fazla yağmur yağdığına göre hala birbirimizin olduğumuzu bil. Şemsiyemin altında durabilirsin. Şemsiyemin altında. Şemsiyemin altında. Şemsiyemin altında.”
Tek göz, Mısırlıların Güneş Putu RA’yı temsil etmektedir. Güneş ışınları kelimesi de bundan türemektedir. Güneş Putudur. Aynı Mitraizm karakteri. Tekrar, tekrar gözükmektedir. Bu masonların putudur.
Ciddi olayları anlatmak için müziği kullanan bir sanatçı da işaretleniyor. Öncelikle halkın gözündeki değerini yok ediyorlar.
 
“Kel kafa, ölü kafa. Herkes döndü çılgına. Öfke nöbeti, spekülâsyon. Herkes kanıtlanmamış dayatış. Davada, haberlerde. Herkes, köpek maması. Siyah adam, şantaj. Kardeşinizi hapse tıkın. Sadece “onlar bizi umursamıyor” demek istiyorum. Sadece “onlar bizi umursamıyor” demek istiyorum.” [MİCHAEL JACKSON’ın, They Don’t Care About Us şarkısından bir bölüm] Michael Jackson’ı bitirdiler, kısıtladılar, en sonunda da öldürdüler.
Ya da doğrudan vururlar. Bob Marley’in bir fikri vardı. Irkçılık ve nefreti, insanların hayatına müzik ve sevgiyi enjekte ederek iyileştireceğine inanıyordu. Bir barış mitingindeki konserine gitmeden evvel evine silahlı bir adam gelip onu vurdu. İki gün sonra sahneye çıkıp şarkısını söyledi. Biri ona “neden?” diye sordu. “bu dünyayı daha kötü yapmaya çalışanlar bir gün ara vermiyor; ben nasıl veririm?” dedi. “Karanlığı ışıklandırın.” [BOB MARLEY]”Sizi aldatmalarına izin vermeyin. Ya da size bir şey öğretmelerine! Sizi değiştirmelerine izin vermeyin. Ya da yeniden sıralanmanıza!”
 
İnsanları uyaran müziklerin sektörde olmasına ve toplumun ihtiyaç duyduğu şeyleri vurgulamasını istemiyorlar. Bunun yerine belirledikleri şarkıcıların kendi mesajlarını aşılamalarını istiyorlar.
[Christina Aguilera “bir bakire gibi” şarkısını söylüyor] “bir bakire gibi, ilk defa dokunulmuş gibi. Bir bakire gibi kalbin attığında.” Sudaki kadın burgaç noktasından çıkıyor.
İlluminati, ellerindeki kızlardan birini serbest bırakıp, öbürünü terfi ettiriyor. Britney Spears serbest bırakıldı. Christina Aguilera terfi edildi. Christina Aguilera artık bir “bakire değil” ve İlluminati üyesi olmuştur. Britney Spears’la Christina Aguilera sahnede öpüşmüşlerdi, bu Britney Spears’a güle güle öpücüğüdür.
 
İlluminati kızlardan birini serbest bırakır, öbürünü terfi ettirir. Britney Spears serbest bırakıldı. Christina Aguilera terfi edildi. Christina Aguilera artık “bir bakire değil” ve İlluminati’nin bir üyesi.
 
 
“Kabala nedir?”
-Albert Pike kitabında Masonluğun/Siyonizmin/Satanizmin/İlluminatinin neredeyse tamamının Kabala’yı temel aldığını söylemektedir. Yahudi büyüsü. Birçok Yahudi bunu itiraf etmiştir.
Masonluğun bütün ritüellerinde Kabala’nın olduğunu söylemektedirler. Madonna buna bulaşmıştır, çünkü büyüyü sever. Mucizeler elde edebileceğini düşünür. Gücünü artırabilir. Tepeye kadar çıktı. Şeytana tapınarak tepeye kadar yükseldi. Bütün Kabalist gizli örgütler, Tantra ya da seks ayinlerine dayanmaktadır. Britney Spears ve Christina Aguilera daha sonra elleriyle uğruna çalıştıkları piramiti gösteriyorlar. Damalı yüzeyde Britney Spears serbest bırakıldı. Ancak gerçekten özgür mü oldu? İkinizde birer hatasınız! Britney Sperars çocuklarını kaybediyor. Britney Spears’ın dadıları her şeyi anlatıyor! Britney Spears’ın yeni sevgilisi. Evet, bir kadın! Damalı yüzeyde üye olan, Christina Aguilera her zamanki gibi zarif kalıyor. Bunlar birçok örnekten bir kaçı. Deccal’ın sisteminde kullanılan birçok araçtan biri! Kızıl giyinen kadın Christina Aguilera. Peki, kızıl giyinen kadının önemi ne?
 
“Şeytan’ın Avukatı” filminin oyuncularından Connie Neilsen’ı hatırlayın. Filmin başrol oyuncusu Keanu Reeves’e ülkedeki en başarılı hukuk şirketlerinden birinde çalışmak üzere hayati bir seçim fırsatı tanınmıştır. Filmin ilerleyen bölümlerinde görüldüğü gibi bu işi ona öneren şeytanın ta kendisidir. Şeytanın, Keanu Reeves’in ruhunu elde ettiği yöntemlerden biri Connie Nielsen’ın oynadığı karakterdir. Kızıl kadın! Film boyunca alevimsi saçıyla birlikte, hep kızıl renkte giyinmektedir. Keanu Reeves’in oynadığı karakter kızıl kadın hakkında film boyunca hayaller kurmaktadır. Kızıl kadına olan takıntısı, sonunda onun zayıflığını oluşturmaktadır. Kızıl kadın daha heyecanlı bir hayatı temsil eder. Daha iyinin sözünü veren bir oyalama aracıdır. Daha canlı bir şey! Kızıl kadın gerçek hayatın eğlenceli sorumluluklarından, doğruyu yapmaktan bir kaçış aracı. İnsanın titreşimlerini hızlandırması için hayatta seçtiği zor yollardan kurtulmasını temsil etmektedir. Bize istememiz gerektiği söylenen her şeyi temsil etmektedir. Kızıl kadını elde ettiğimizde hayatımızın daha iyi olacağına bizi inandırabilir. Ama öyle mi olur? Kızıl kadın, şeytanın gizli silahıdır. Cinsellik, para ve şöhret arzularınızın tamamını temsil eder. Onun sayesinde dünyevi zevkleri manevi zevklere tercih edersiniz. Onun sayesinde şeytan ruhunuzu elde eder. Onu, sizin için her köşede bekletir.
 
“Hollywood” bir kelime! İlginç bir kelime, çünkü putperestlerden gelmektedir. Hollywood, kutsal tahta demektir. Pagan büyücülüğünde kullanılan sihirbaz değnekleri bu tahtadan yapılırdı. Bu değneklerle büyücünün insanları transa sokup kontrol edebileceğine inanılırdı. Bu simgeseldir. Ancak gerçekte, Hollywood’un yaptıklarının bir bölümünün insanları transa sokmak olduğunu anlamak önemlidir. Bir rüya halidir. Amerika’da ona “rüya makinesi” derler. İnsanlar için hayaller kurar ve onları o durumlara sokar. İlginçtir ki, başka şeylerin yanı sıra sinema salonlarında, insanların televizyon izlediği karanlık odalarda bir trans hali oluşturulmaktadır. Buna inançsızlığın duraklatıldığı hal denmektedir. Kuşkunuzu duraklattığınız, içinde hayal olduğunu bilmenize rağmen inanmaya başladığınız bir hale girersiniz. Yalandır. Filmler büyüdür. Sadece büyüdür. Gidip bunları izlersiniz. Kimi insanlar da etkisi altında kalır. İnsanlar filmlerde ağlarlar. Bu hallerde hep duygular sömürülür. Birçoğu filmde ki bu kontrol mekanizmasında önemli bir öğedir, insanların belirli şekillerde duyguları sömürülür, duygulardan arınma, duyguların donuklaştırılması sağlanır. Aristo, trajedinin yaşanması için gerekli öğelerden birinin bir temizlenme, arınma deneyimi oluşturmanın olduğunu söylemektedir. Bu yüzden filmlerin çoğu ve haberler, vb.leri bu kültürde çok önemlidir. Haber izleyen herkes, başkalarının trajedilerini izledikten sonra kendilerini bu durağanlık durumundaki hayali refah deneyimlerinde güvende ve rahat hissederek, trajik ve katartik bir deneyim yaşarlar. Bu oldukça girift ve karışık bir yöntemdir. Aynı dünya görüşüne sahip birçok insanın beraberce çalışması büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Herkes Hollywood’a gelir ya da gitmek ister. Hollywood’da tutunmak isterler. Bu kadar güzel gözüküyorsa insanlara nasıl zarar verebilir? Hollywood’da ne gösterilir? “Kızıl kadın, Marilyn Monroe, vb.” peki, neler söylenir? “Şimdi ışığını yak. Bu sefer iyi olmalı. Bu sefer yaparsın. Başarırsın. Çünkü Hollywood’dasın. Hollywood’un havasında bir şey var.” Anlamalısınız. Hollywood daha fazla [kırmızı kadın’ı simgeleyen] Marilyn Monroe’lar üretmek zorunda. Sizi rüyada tutup, daha heyecanlı dünyevi hayaller elde etmeye hayatınızı adamanız için. Hollywood da putunu yüceltmeyi çok sevmektedir.
 
[Kral Süleyman’ın Hazinesi filminden] 1832 yılında bir gece Charles Carroll bağımsızlık ilanını imzalayıp canlı kalanların sonuncusuydu. Aynı zamanda Mason örgütünün üyesiydi ve öleceğini biliyordu. Gece yarısında seyis yamağını uyandırdı ve onu Beyaz Saray’a götürmesini ve Andrew Jackson’ı görmesi gerektiğini söyledi. Çünkü acil olarak Başkan’la konuşması gerekiyordu. Fırsatı olmadı. O gece başkan orada değildi. Charles Carroll’ın bir sırrı vardı. Sırrını paylaşabileceği tek kişiye söyledi. Seyis yamağı Thomas Gates’e söyledi. Sır bir hazineydi, hayaller ötesi bir hazine. Hollywood her zaman masonların görünüşünü, izleyicilere sanki iyi takım masonlarmış gibi göstererek temizlemeye çalışır.
 
Bizimle nasıl oynadıklarını görüyor musunuz? Tapınak Şövalyelerinin, Süleyman Mescidi’nin gizli bir bölmesinde buldukları “hazineydi”. Hazine, bu filmde gösterilen altın ve mücevherlerin aksine Tapınak Şövalyelerinin bulduğu büyü ve şeytana tapınmanın gizli ve mistik sanatını anlatan bir kitaptı. O zamandan beri dünyayı kontrol ediyorlar. Efendileri şeytanın olması için uğraştığı Yeni Dünya Düzeni’ni ilerlettiler.
A ncient M Ancient[Antik] Mystic[Mistik, Gizemli]

O rder A Order[Tarikat] Ancient[Antik]
N obles S Nobles[Soylular] Shrine[Tapınak]
M ystic O Mystic[Mistik, Gizemli] Order[Tarikat]
S hrine N Shrine[Tapınak] Nobles[Soylular]
 

MASON kelimesinin anlamı= Gizemli Antik[eski] Tapınak Soylular Tarikatı
Hollywood başka ne de ilerlemiştir? Müslümanlar Hollywood tarihinin en iftiraya uğramış topluluğudur. “Untermenschen”, Nazilerin çingeneleri ve Yahudileri kötülediği gibi. Bu görüntüler bir yüzyıldan fazladır bizimledir.
“Gerçek Kötü Araplar[Reel Bad Arabs]” [film]
 
Hollywood bir toplumu nasıl kötüler?
Dr. Jack Shaheen [Profesör Emeritur Güney İllinois Üniversitesi, Açıklaması]
“30 senedir biz, görüntü yapımcılarının Müslümanları beyaz perdeye nasıl yansıttığını inceledim. Son kitabım, “Gerçek Kötü Müslümanlar, Hollywood nasıl bir toplumu kötüler” de binden fazla film inceledim. Hollywood’un en karışık günlerinden, günümüz, kapalı filmlerine kadar. Çoğumuzun görmemeye çalıştığı tehlikeli bir biçimde tekrarlanan “Nefret Dolu Müslüman” basmakalıbını göz önüne çıkarmaya çalıştım. Bütün bir toplumun insaniyetini elinden alan basmakalıplar. Kültürümüzün her yönü Müslümanları kötü göstermektedir. Bu kesinlikle var. Hiçbir yerde sapmaz. Birkaç tane hazır görüntüyü alıp art arda tekrar ettik. Paduka Kentucky ya da Wood River İllinois’da yaşasak bile aynı şeyi biliyoruz. Mitolojiyi biliyoruz, Hollywood’un görüntülerinden oluşan Müslüman mitolojisini.
 
The MythsOf Arabland [Arap Ülkesi Mitleri] Müslüman tek boyutlu bir karikatürdür. Film yapımcılarının kullandığı çizgi film siluetleri, demirbaş kötü adamı ya da komedi unsurudur. ALI BABA THE MAD DOG OF THE DESERT [Ali Baba Çölün Deli Köpeği] [çizgi film]. Müslümanları filmlerde ucuz kahkahalar için kullanılan palyaçolar olarak art ardına görüyoruz. [Kutsal Hazine Avcıları [1981, film] Joey Heatherton’ın “Mutlu Fahişe Washington’da” filminde de görürsünüz. [kadın söylüyor] “her gece sünnetli köpeklerle ağza alınmayacak şeyler yaptım.” Basmakalıp çok yayıldığı için artık insanların fark edemediği bir hal aldı. Bunun sebebi de bu görüntülerle büyümemizdir. Sadece televizyona bir bakın. Artık “o taraftaki” Müslüman teröristlerin dışında “bu taraftaki” Müslümanlar da terörist. Showtime’ın yaptığı Sleeper Cell var. Bunda kötü bir İslami topluluklar ağı Amerikan sokaklarında çalışmaktadır. Herhangi evsiz bir adam bu ağın parçası olabilir. Batılı gözüken Müslümanlar bile bu Amerikan karşıtı komplonun parçası olabilir. Amerika ile savaş halindeyiz. O kadar. [Sleeper Cell, 2005, filminde Müslüman teröristi oynayan oyuncu İsrail’lidir.] Bu savaşı yeterince Amerakalı’yı korku, güvensizlik ve terör ile yaşantılarını değiştirmeye telkin ederek kazanacağız. Bu dersi vermenin en iyi yolu yaşadıkları, çalıştıkları ve eğlendikleri yerlere saldırmaktır. Bu paranoya oldukça derindir. Masum Müslümanlar öldürüldüğünde, bombalandıklarında, sakatlandıklarında, yaralandıklarında, Abu Ghraib gibi yerlerde işkence gördüklerinde merhamet hissetmememiz ya da daha da kötüsü şaka yapmamız şaşırtıcı mı? “Kuru Kafalar ve Kemikler” üyelik ayininden farksız bir şey bu ve biz insanların hayatını bununla rezil ediyoruz ve bunu kendi askerimizle yapıyoruz. Hiç duygu patlaması diye bir şey duydunuz mu? Hiç rahatlama diye bir şey duydunuz mu? Yani bir kardeşlik birliği şakası gibi! O tip bir eğlence gibi. Ama asıl konu onları umursamıyorsun. El Kaide ve Saddam Hüseyin’in klonlarıyla masum sivillerin aynı olduğu ve bizim merhametimizi ve anlayışımızı hak etmediği yönünde koşullandırılmışız.
 
[Dr. Jack Shaheen, Profesör Emeritur Güney İllinois Üniversitesi]
Bu niye böyle?
Çünkü Hollywood ve medyanın sahipleri Siyonistler!
 
Siyonist olmak ne demek?
“Siyon”un kuruluşu için harcanan emekleri destekliyor olduğunuz anlamına gelir. “Siyon” nerededir ve nedir? Bu Yahudi mason “Siyon Yaşlıları”nın kendilerini gördüğü kadar kötü ve şeytani hiçbir topluluk var olmamıştır. Deccal’ı tanrısallaştırmışlardır ve Deccal sadece bir Deccal’ın korkusuyla bürünmüş dini akıllar tarafından ortaya çıkarılabilmiştir. Siyon’un başkenti Kudüs’tür. Ancak Siyon’un toprakları Mısır’daki Nil Nehri’nden Irak’taki Fırat Nehri’ne kadar uzanmaktadır. “VAAD EDiLEN TOPRAKLAR” Orta Asya’da. Bu plana kim karşı çıkacaktır? Tabii ki o topraklar da yaşayanlar, Müslümanlar. Müslümanları kötü adamlar olarak gösteren medyanın sahipleri Masonlar/Siyonistler/Satanistler/İlluminatilerdir. Vaat edilen topraklar Orta Asya’da.
 
İnsanlar günümüz olayları ve gelecekte olacaklar için Siyonistler’in beklediği vaat edilen ülke Siyon’un kurulmasını sağlamak için telkin edilmektedir. Nil Nehri, Fırat Nehri, İsrail ya da Siyon da ortalarındaki alan.
Bunun Amerikan hükümetinin vaazını verdiği Yeni Dünya Düzeni ve Yeni Orta Asya’sına ne kadar uygun olduğunu görüyor musunuz? Müslümanların Hollywood ve medyada neden böyle gösterildiğini şimdi anlıyor musunuz? Siyon ya savaş ya da görüş birliği ile kurulacaktır. Nasıl bir görüş birliği? O ülkenin liderinin tamamıyla Siyonistler tarafından denetlenmesiyle. Hiçbir emre hayır diyemeyecek kadar onların desteğine bağımlı bir liderle.
Şimdi de 1948’de İsrail’in kurulmasıyla Orta Asya’da olanları karşılaştıralım.
 
Mısır, 1979 da İsrail’le Washington’da bir anlaşma imzalamıştır. Lideri Siyonist emirlerini uygularken yurttaşlarının acısını izlemekle yetinmektedir. Ürdün Kralı 1944’de İsrail’le anlaşma imzalar. Orta Asya’nın acı çekişini Siyonist emirlerini yerine getirirken izlemeye devam eder. Suudi Arabistan, [Suut Kraliyet Ailesi] tahtın korunması karşılığında Amerika’nın en büyük müttefiki kalmıştır. 1948’ten beri Filistin barış nedir bilmedi. 30 senedir Lübnan barış nedir bilmedi. Nisan 2003’te “Teröre Karşı Savaş” Amerika’yı uygun bir biçimde Irak[IraQ]’ı işgal etmeye iter. Suriye ve İran, Siyonist plana karşı çıkan 2 ülke ünlü “Kötülük Ekseni” listesinde kalmıştır. Suriye, Kuzey Kore, İran= Kötülük Ekseni. Gerçek Yahudiler şuna inanırlar. Gerçek HAHAMLAR her zaman Siyonizm ve İsrail devletine karşı çıkmıştır. 55 yıllık “İsrail” devletini acıyla anmışlardır. Planları şahinin kafasının üstünde duruyor. Savaş ya da görüş birliğiyle.
Kraliyet Ailesi, soylarının Thor, Büyük İskender, Hz. İbrahim Aleyhisselam, Hz. Muhammed Aleyhisselatu Vesselam, Hz. Davut Aleyhisselam, Hz. İsa Aleyhisselam ve tarihi değeri olan neredeyse herkesten geldiğini iddia etmektedir. İsrail’in yöneticisin tahtı Hz. Davut Aleyhisselam’ın tahtıdır.
 
FBI’dan alınan bilgilere göre, Müslümanlara ya da sadece Orta Doğu’lu gözüken kişilere karşı işlenen nefret suçları, 11 Eylül sonrası tavan yaptı. Nefret suçları, kategorize etmeler, içeri atılmaların etrafında bir bulut var. Gerçeğe ve doğru olduğunu bildiğimiz bilgilere rağmen mitolojiye inanıyoruz. Mitoloji hala aklımızın bir parçası! Basmakalıpların yok olması uzun sürer. Birçoğumuz da ön yargılarımızla rahatız. Değişmek istemiyoruz. Bu surata alıştık.
 
 
Gerçeği Görme
Müslümanları düşündüğümüzde ne görürüz?
Aklımıza hangi resimler gelir? Gerçek insanları mı görürüz? Kültürel ya da coğrafi farklılıklar dışında genellikle bizimle aynı şeyleri yaparlar. Müslüman kadınları düşündüğümüzde hangi resimler aklımıza gelir? Gülüp eğlenen, çocuklarını seven, hem evde hem dışarıda çalışan kadınlar mı görüyoruz? Zorunlu haller dışında evden dışarı çıkmamaları gerekirken, eğitimlerini evde almaları gerekirken birçok Müslüman ülkesinde üniversite öğrencilerinin çoğu kadındır! Müslüman erkeklerinin medya görüntüsü nedir? Sevgi dolu babaları, ailesi için imkân sağlamaya çalışan erkekler mi görürüz? Ya Müslüman gençleri? Dünyanın öbür yerlerindeki gençler gibi mi düşünürüz? Müslüman dünyasındaki dini “Her şeyi kapsayıp, hükmeden” bir şey olarak mı görüyoruz? İnanışın Müslüman dünyasında büyük bir rol oynamasına rağmen, Amerika’da, Türkiye’de olduğu gibi, Müslüman dünyasının büyük bir kısmının oldukça laik olduğunu biliyor muyuz? Müslümanlar ve dini düşündüğümüzde aklımıza Hıristiyanlık geliyor mu? Bölgede yüzyıllardır Müslümanlarla yan yana barış içinde yaşayan 20 milyon Hıristiyan olduğunu hatırlıyor muyuz? Doğrusu kimi film yapımcıları Müslümanları ve Amerikan-Müslümanları bütün özellikleri ile göstermiştir. Bir basmakalıbı yok etmenin en güzel yolu gülmektir. Komedidir. Komedyenler var. Komedyenler bunu tarih boyunca yapmıştır. Siyahi komedyenler, Yahudi komedyenler. Bunu yapan Müslüman komedyenler görüyoruz. Bu gerilimi azaltacaktır.
 
[Fahrenheit 911-DVD,2004 filminin DVD’sine eklenen bir bölüm] [Dean Obediallah konuşuyor] Kasadaki adam, kredi kartımı aldı, ismimi görüp garip bir biçimde baktı.
-“dostum? Bu nasıl bir isim?” dedi.
-“Arapça bir isim”
-“ne anlama geliyor?”
-İngilizce’ye çevirdiğimizde “Barışçıl, dostane Arap” demek.
Ama tatmin olmadı. Ailen hangi Arap ülkesinden?” diye sordu.
Hoşuna gidecek barışçıl bir şey söyleyeyim dedim. “biz ‘Alaaddin’in’ ülkesinden geliyoruz”, dedim.
Michael Moore, Fahrenheit 9-11’in DVD’sinde bu komediden oluşan bir sahne eklemiştir. [Ahmed Ahmed konuşuyor] ”Adım gerçekten Ahmed Ahmed ve ben hiçbir yere uçamıyorum. Siz beyazların işi kolay, havaalanına 1-2 saat evvel gelmeniz yetiyor. Ben 1,5 ay uğraşıyorum.”
 
Bir Müslüman için medyanın amacı oldukça açıktır. Müslüman olmayanlar için ya da kendini Müslüman zannedenler için bu, bu kadar açık olmayabilir ancak bu tip telkinlere kanmamak sizin kendinize olan sorumluluğunuzdur.
Fransız Gazeteci yazar Max Gallo Hz. Muhammed Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz’in Karikatürlerinin yayınlanmasından sonra televizyon da konuşuyor:
 
“Alay edip, eleştirebildiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Anlayın, biz her şeyle alay ederiz. Bunu yapabilmemiz gerçeği beni tatmin ediyor. Çünkü bu bizim özgür olduğumuzu gösterir. Biraz daha bilge olup bu tip kışkırtmalara uymamalıyız. Ancak eğer sizin peygamberinize duyarlılık gösterip karikatür çizemezsek, Müslümanların duygularından dolayı, bu kendini sansür etmek olur. Bence fikir özgürlüğü ve saygı el ile işler. Ben Muhammed’in, İsa’nın ya da bir haham’ın karikatürünü yapma isteğini hissediyorsam yapabilmeliyim. Burası Fransa. Bu özgürlüktür. Bu kadar.”
 
Fransız Gazeteci yazar Max Gallo bir Museviyi oynayan Dieudonne’ adlı komedyenle röportaj yaparken;
[Fransız Gazeteci yazar Max Gallo] “Yaptıkların için özür dilemeyi düşünmüyor musun? ‘özür dilerim. Komik değildi. Duygularınızı incittiysem özür dilerim. Aptallıktı.’ diyebilirdin.”
[Oyuncu] “Bu benim işim. Oynadığım komedide o satırlar bulunmak zorunda.”
[Fransız Gazeteci yazar Max Gallo] “Seni anlamıyorum. Sarsıldım! Davranışlarını af edilmez buluyorum.”
[Oyuncu] “Kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz bir ülkede yaşıyoruz. Buna niye karşısın?”
[Fransız Gazeteci yazar Max Gallo] “Niye kendini özgürce ifade etme hakkına sahip olmayacağını söyleyeceğim. Holokost [Almanya'nın Nazi döneminde yaklaşık 6 milyon Yahudinin (kaynaklara göre ölü sayısı değişir) sistemli bir şekilde öldürüldükleri katliama verilen isimdir.] yüzünden. Komedin bu yüzden küçük bir sorun ortaya çıkarmaktadır.”
[Oyuncu] “400 sene boyunca 100 milyon siyahiyi de köleliğe gönderdik. Bu bizim siyahi karakterlerle komedi yapmamıza engel olmuyor. Michelle Led’in komedisinde maymun kıyafetli, gözlüklü bir siyahiyi gördük. Kimse onu durdurmadı ya da eleştirmedi. Bir kahraman olarak bile görüldü.”
[Fransız Gazeteci yazar Max Gallo] “Bütün ailesi toplama kampında öldürülen birisi TV’de “İsra-Heil” diyen birini görüyor. Durumun vahimliğini anlıyor musun? Bence anlamıyorsun. Kimi ünlülere ‘Sizi şovumuza çıkaramayız’ dediğimiz çok olmuştur ve artık çok geçtir. Bir daha bu programa davet edilmeyecek Lanceral gibi.”
Fransız Gazeteci yazar Max Gallo Öncesinde;
“Ancak eğer sizin peygamberinize duyarlılık gösterip karikatür çizemezsek, Müslümanları duygularından dolayı, bu kendini sansür etmek olur”diyor.
İkincisinde konuştuğu adam:
“Kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz bir ülkede yaşıyoruz. Buna niye karşısın?” diye sorduğunda;
[Fransız Gazeteci yazar Max Gallo] ”Niye kendini özgürce ifade etme hakkına sahip olmadığını söyleyeceğim. Holokost [Almanya'nın Nazi döneminde yaklaşık 6 milyon Yahudinin (kaynaklara göre ölü sayısı değişir) sistemli bir şekilde öldürüldükleri katliama verilen isimdir.] yüzünden. Komedin bu yüzden küçük bir sorun ortaya çıkarmaktadır.” diyor.
Dieudonne’ gibi birkaç Yahudi şakası yapan biri terk ediliyor. İş hayatı sona eriyor ve o ünlü bir komedyen. Dini her olguyla kendileri alay ediyor. Fakat kendileriyle alakalı bir konuda alay edilmesini kabullenmiyorlar!
Amaç belli ve “Teröre Karşı Savaş” ile “Yeni Dünya Düzeni”ne çok iyi uymaktadır.
Londra’daki sözde Müslüman yürüyüşlerinde size de bir şey garip gelmedi mi? Sizinle nasıl oynadıklarını bir bilseniz. Bir daha bakın. Ne ilginizi çekiyor?
Öncelikle; aynı nefret mesajlarını taşıyan sloganlar AYNI EL YAZISIYLA YAZILMIŞ!
Demek ki bütün sloganları sadece bir kişi yazmış!
Ayrıca, o günkü bütün göstericilerden sadece sloganları tutanların YÜZÜ KAPALIYDI!
[Pankartlarda yazanlar]
-özgürlük cehenneme git
-küfredenlerin kafasını kesin İslam’a küfredenleri katledin.
-liberalizm cehenneme git!
Terörle mücadele başladı. Ancak gerçekten 11 Eylül’de mi başladı? Bu mücadele aslında çok daha evvelden planlandı. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden hemen sonra. Bombaya dikkat edin. Soğuk savaş.
 
Amerika’nın bir süper güç olarak askeri planlarını yürütebilmesi için sizi dünya çapında bir tehlikeye inandırması gerekiyor. Bu sebeple bu sahte terör siması Ortadoğu ve dünyadaki amaçlarına ulaşabilmeleri için oluşturulmuştur.
[Aaron Russo anlatıyor] “Rockefeller’larla tanıdığım bir avukat hanım vasıtasıyla tanıştım. Beni arayıp, “Rockefeller’lardan biri seninle tanışmak istiyor” dedi. O sıralar “Cehennem Kadar Öfkeli” adlı bir film yapmıştım. Filmi o da izlemiş ve benimle tanışmak istemiş. Nevada valisi olmaya çalıştığımı biliyordu. Çok zeki bir adam! Konuşup, fikir alışverişinde bulunurduk. 11 Eylül olayları olmadan 11 ay evvel bana bir olayın olacağını ve bu olay sayesinde Hazar Denizi üzerinden boru hatları ile petrol taşıyabilmek için Afganistan’a saldıracağımızı söyledi. Petrolüne hâkim olabilmek ve Ortadoğu da bir üs kurabilmek için Irak[IraQ]’a saldıracağımızı ve hepsini Yeni Dünya Düzeni’ne alacağımızı ve Venezuela’daki Chavez’a saldıracağımızı söyledi. Ondan sonra 11 Eylül olayları oldu. ‘Askerlerin mağaralarda, Afganistan’da, Pakistan’da ve birçok başka yerde nasıl bakıldığını söylediğini’ hatırlıyorum. Gerçek bir düşmanın olmadığı bir terörler mücadelenin olacağını, hepsinin devletin Amerikan toplumunu ele geçirebilmesi için yapılmış bir aldatmanın olacağını söyledi.”
 
11 Eylül 2001 Saldırılarını Gerçekleştirdiği söylenen Tim Osman Lakaplı Üsame Bin Ladin’in başına 5 milyon Dolar ödül konduğu halde yakalanmamasına şaşmamalı!
11 Eylül olaylarının içeriden tertiplendiği artık daha açık bir şekilde görülüyor.
 
“Tim Osman”ı araştırın. Tim Osman C.I.A’in yıllarca sadık hizmetçisi olmuş birinin C.I.A’ce verilmiş takma adıdır. Tim Osman’ın kim olduğunu biliyor musunuz? Üsame Bin Laden!
[George W. Bush’un 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra yaptığı konuşma] “Bugün yurttaşlarımız, yaşam şeklimiz, özgürlüğümüz, kasıtlı ve ölümcül terör olayları ile saldırıya uğradı. Kurbanlar, uçaklarda ya da ofislerindeydiler, sekreterler, iş adamları ve kadınları, askeri ve hükümet personeli. Anneler ve babalar.”
 
 
Terörle mücadele bir aldatmadır!
[Amerika Birleşik Devletleri, Haberler] Başkan George W. Bush’un saldırı hakkında neyi ne zaman bildiğini bilmeniz için bir komplo kuramcısı olmanız gerekmiyor. Beyaz Saray’ın resmi açıklamasına göre Başkan George W. Bush şu anda, Florida’daki bir sınıfta ikinci uçağın Dünya Ticaret Merkezi’ne çarptığını ve Amerika’nın saldırı altında olduğunu öğrenmiştir. İşte bu da George W. Bush’un 3 ay sonra 11 Eylül 2001 saldırıları hakkında bir soru sorulduğunda verdiği cevaptır.
 
[George W. Bush] “sınıfın dışında, içeri girmeyi bekliyordum. Birinci uçağın kuleye çarptığını gördüm. Orada bir TV açıktı tabii ki. Bende eskiden uçardım ve görünce “bu çok kötü bir pilot” dedim. “bu çok kötü bir kaza olmalı” dedim. Oradan alıp götürüldüm ve pek düşünmeye vaktim olmadı.”
 
-Nasıl yani? George W. Bush sınıftayken ikinci uçaktan haberdar olmuştu. Deminse TV’de birinci uçağın çarpışını izlediğini duydunuz. Ama bu imkânsız! Kimse 11 Eylül’de birinci uçağın çarpışını TV’de izlemedi çünkü görüntüler ancak bir gün sonra yayınlanmaya başladı.
TV haberleri yalan söyler. Sizi aldatmalar, dikkati dağıtan öğeler, çarpıtmalarla, hayallerle cahil bırakır. Kolektif Medya, Dünya’nın 1 numaralı düşmanıdır.
 
 
Yalanlar! Yalanlar!
[11 Eylül,1990, Amerikan senatosunda konuşma] “Bahsettiğimiz şey küçük bir ülkeden büyüktür, büyük bir düşünce, Yeni bir dünya düzeni.”
[George W. Bush] “11 Eylül 2001 hakkında yapılmış zalimce komplo kuramlarını asla desteklemeyelim. Suçu gerçek teröristlerden, suçlulardan uzak tutmaya çalışıyorlar. Komplo kuramları”
 
 
Demokrasinin ikiyüzlülüğü
[George W. Bush Başkanlık yemini ederken] “Ben, George Walker Bush, Tanrı’nın yardımıyla Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık makamını inançla, en iyi şekilde ifa edeceğime ve Birleşik Devletler anayasasına uyup, onu koruyup, savunacağıma resmen yemin ederim.”
 
[Amerika’nın başlattığı savaşlarda oğlunu kaybeden bir vatandaşın konuşması] “Burada ne kadar konuştuğuma ben bile inanamıyorum. Sonuçlar şudur; oğlum öldürüldü. İstediğim cevapları alamadım. Üzgünüm ve kızgınım. Birçok kişiyle konuştum. Birçoğu oldukça mantıklı ve çok güzel cevaplar verdiler. Bu benim kötü bir yanım. Olumlu bir yanım ise bu işe tutkuyla yaklaşmamdır. Hatalı yanlarımdan biri ise şimdi, hemen bir cevap istemem, oğlumun ölümüne sebep olanları istememdir. 6 senedir bütün komisyon oturumlarına katıldım. Birçok insanla konuştum. Çok, çok basit sorular sordum. Medyanın bahsetmediği çok basit sorular sordum. 7. kulenin düşüşü hakkında komşumla konuşamıyorsam; bana bakıp “delirdin mi?” diyorlar. Bunlar komşularım. Onlarla 5 dakika konuşmak bile zor artık. Bu delilik. Tamamıyla delilik. Bu hep böyle devam ediyor. Hayatım boyunca devletimizin yaptığı her şeyin doğru olduğuna inandım. Buna her zaman inandım. Şimdi 50’li yaşlarımdayım. İlk defa devletimize bakıp “belki de her şey doğru değildir” dedim.
 
 
Demokrasi savaşla mı yayılır? Özgürlük savaşla mı yayılır?
Orta Doğu’nun ve Dünya’nın çoğu bölgelerinin Amerikan Hükümeti’ne asla güvenmemesinin sebebi dış politikalarında ikiyüzlü davranmalarıdır. Amerikan hükümeti demokrasinin yayıldığını iddia edebilir. En yakın müttefiklerinin demokrasiler değil, kraliyetler olduğunu bilmelisiniz. Her biri kan bağı ile yönetimi devretmektedir. Amerika’nın devirdiği hükümetlerse halk tarafından seçilmiştir. Amerikan hükümetinin etkinliklerinin Siyonist ve Yeni Dünya Düzeni planlarına göre yapıldığını anlamalısınız. Amerika Dünya halklarının iyiliğine kesinlikle hizmet etmemektedir. Bu açık bir şekilde ortadadır.
 
“Bir Ekonomi Tetikçisinin İtirafları” kitabından: Amerika’nın dünyayı gerçekte nasıl ele geçirdiğinin şaşırtıcı hikâyesi! John Perkins, CIA için çalıştığı ömrü boyunca yaptıklarını ayrıntılı bir biçimde anlatıyor. İşi, kâğıt üstünde harika gözüken ve gerçekte ilgili ülkeyi borca düşürecek anlaşmalar hazırlamaktı. Sonsuza kadar borçta tutacak! Neden mi? Çünkü bu borç sayesinde bu ülke sonsuza kadar Amerika’nın kölesi olacaktır. Örneğin; Perkins, Suudi Kraliyet Ailesine 70’lerde sunulan ve imzalanan bir anlaşmayı ortaya çıkarmıştır. Bu anlaşma petrolden kazanılan bütün Suudi Arabistan kazancının Amerikan bankalarına yatırılması zorunluluğunu getirmiştir. Karşılığında kraliyet tahtı korunmuştur. Bu sayede tutucu Suud Kraliyet Ailesi ile takip eden Amerikan hükümeti arasındaki bağlar sağlamlaştırılmıştır. Bu sayede 1. Körfez Savaşı için niye “Çöl Kalkanı” adının kullanıldığını anlayabiliriz. “Çöl Kalkanı” Suud petrollerini ve böylece Amerikan yatırımlarına “kalkan” olan bir tatbikat olmuştur.
 
2 Ağustos 1990’da Saddam Hüseyin’in güçleri petrol zengini Kuveyt’e saldırdı. Amerika ve koalisyon güçleri Arap yarımadasına yerleşip caydırıcı bir güç oluşturdu. Bu caydırıcı davranışın adı daha sonra ”Çöl Kalkanı” olarak bilinecektir. Sonucunda, hızlıca umutsuz bir hal alacak bir dizi diplomatik görüşme ve müzakereler yapıldı. 17 Ağustos 1991’de “Çöl Kalkanı” “Çöl Fırtınası”na dönüştü.
 
Savaş, CNN ve BBC vasıtasıyla, teknolojik siyasi ve ekonomik açıdan kat kat üstün koalisyonun, Saddam’ın güçlerinin sistematik yok oluşunun propagandası olarak yayınlandı. Ancak, savaş çoğunluğun bildiklerinin aksine Masonlar/Siyonistler/Satanistler/İlluminatiler tarafından tasarlanıp, denetlenip, yönlendirilmiştir. Nükleer güce karşı, bir milyonluk bir orduya sahip bir düşman varmış gibi gösteren bir topluluk. Bir gece de dünya petrolünün beşte birine sahip olan bir adam. Ancak gerçekte birçok piyon arasında o da sadece bir piyondu. Körfez Savaşı’nın bir basamağını oluşturduğu büyük planda sadece bir kuklaydı.
 
[11 Eylül,1990, Amerikan Senatosunda konuşma] “Bahsettiğimiz şey küçük bir ülkeden büyüktür, büyük bir düşünce, yeni bir dünya düzeni.”
Orta Doğu’dan Güney Amerika’ya birçok ülke bu kötü planın kurbanı olmuştur.
 
“Amerika istemeyenlere kendi yönetim şeklini dayatmayacaktır. Amacımız başkalarının kendi seslerini duyurabilmesidir.” [Amerika”nın yayılma sloganı]
1998’de Hugo Chavez Venezuela Başkanlığı’na seçilmiştir. Sosyal reformlara karşı amansız saldırılar düzenlemiştir. [Fox-Haber]- Herhangi biri tarafından çok önceden öldürülmeliydi. Şu anda hapse atılıyor. Bu bir darbe!
Nisan 2002’de hükümeti devrildi.
 
[basın açıklaması] Başkan ve anayasa mahkemesi üyeleri geçici olarak görevlerinden alınmışlardır.
Özgürlük, demokrasi ve terör adına savaşlar sürerken neyi planlıyor biliyor musunuz?
 
 
UFO fenomeni
Yeni Dünya Düzeni’nin oluşumunu sağlayacak son planlarından birinin ne olduğunu biliyor musunuz? Planların en büyüğü!
Bu plan ilk defa öğrenen bazılarınıza oldukça saçma gelebilir.
 
Bu plan, dünyaya yapılacak sahte bir UFO saldırısıdır. Bütün medya kanalları tarafından son birkaç yıldır uzaylılar ve UFO’lara inanmamız telkin edilmiştir. Dünya dışı varlıklar ile boyutlar arası varlıklar iki farklı konudur. Günümüz UFO fenomenini incelediğimizde; şu ana kadar görülen UFO’ların %99’unun bilinmeyen uçan objeler değil askeri teknolojinin ürünleridir! Bir de anket ve soruşturmalar üzerinde durmak istiyorum. Devletlerimiz, yöneticilerimiz, resmi kurumlar vs. durmadan bize anket ve soruşturmalar yollarlar.
 
Yönetici güçlerin sizin ne düşündüğünüzü merak ettiğine gerçekten inanıyor musunuz?
 
Karar vermeden evvel sizin fikrinize danışacaklarına mı inanıyorsunuz?
Örneğin “sizce Amerika bundan sonra hangi ülkeye saldırmalı?” gibi bir anketi düşünelim. Eğer örneğin Amerikan toplumunun %70’i İran’ı seçmişse, bu medya propagandasının etkinliğini ölçen bir araştırma halini almaktadır. Böyle sonuçlar elde ettiklerinde “Harika, çok güzel. Propagandamız işe yarıyor. İnsanları İran’a saldırmamız gerektiği konusunda telkin edebilmişiz. Anket sonuçlarına bakın. Propagandamız çok başarılı” diyeceklerdir. Eğer sonuçlar uygun olmazsa, örneğin %20 İran’la savaşı ve %80 barışı tercih etmişse “Peki, bu yüzdeleri değiştirecek daha etkin propagandalar hazırlamalıyız.” diyeceklerdir. Bunları niye mi söylüyorum? UFO fenomeni yüzünden! 1960’lardan beri dünya dışı varlıklara inanan insan sayısı tavan yaptı. Günümüz dünyasında bu git gide artmaktadır. Bu, UFO fenomenine olan ve daha sonra olacak bir UFO saldırısıyla bütün dünyayı onlara karşı birleştirecek inancı oluşturan ve sonucunda Yeni Dünya Düzeni’ni getirecek planın başarısını göstermektedir.
 
[Amerika Birleşik Devletleri, Haberler] “Bir eski Kanada hükümet görevlisi, galaksiler arası savaşın olabileceğini söyledi. Bush hükümeti ile gelip giden ziyaretçileri denetlemek ve gerekli olursa ateş açmak için AY’a bir üs kurulması konusunda anlaşmaya vardıklarını söyledi.”
 
[Carol Rosin Sue açıklıyor]-Amerikan füze biliminin babası sayılan rahmetli Werner von Braun ile tanışma fırsatı buldum. İlk buluşmamızın ilk 3,5 saatinde, “Carol, sen uzayın silahlanmasını önleyeceksin, çünkü herkese bir yalan söylenmektedir. Uzayın silahlanması için ilk bahane kötü Rus İmparatorluğu olacak. Birçok düşmana karşı uzay bazlı silah sistemleri kurulacaktır. O dönemde var olanların ilki Ruslar’dı. Ondan sonra teröristler olacak. Onlardan sonra üçüncü dünya ülkeleri olacak. Şu sıralar onlara ‘serseri’ ya da ‘endişe uyandırıcı’ devletler diyoruz. Ondan sonra asteroitler olacak.” Ondan sonra art arda şunu tekrarladı. Son bahaneleri ise ‘dünya dışı varlıkların tehlikesi’ olacak. Bir askeri strateji uzmanı ve daha sonra MX füzesi üzerinde çalışmış biri olarak uzay bazlı silahlar üretmek için bir düşman bulunacağını göreceksin” demişti. Şu sıralar o bahane ortaya çıkacaktır. Planları bu. Tek sorun hepsinin bir yalandan türemesi.
 
“Gümüş Böcek” adlı bir süper sonik uçan daire. Adeta bilimsel bir devrim! Planlar son derece yüksek hız ve manevra kabiliyeti olan, çok püskürtmeli bir aracı ayrıntılarıyla göstermektedir. Bu konu 2. Dünya Savaşı sonrasında Amerika’ya “uçan daire teknolojisini” getiren Alman bilim adamlarıyla ilginç bir şekilde örtüşmektedir.
 
[Melvin Goodman, CIA, Kıdemli Tahlilci, 66-88, anlatıyor] “Göstermelik bir öyküye ihtiyaç duyuldu. İnsanlar Nevada’daki hava üssünden kalkan olağan dışı uçan cisimler görüp bunu gazetecilere anlatırsa ne diyebilirsiniz? Çıktığı yer burasıydı. CIA, insanları UFO’lar gördüklerinde inandırmakla görevlendirildi. CIA ve ordu, gazetecilerin bu konuda yazmalarına yardımcı oluyordu. Bu bölgedeki ve ülkenin insanlarının gördükleri konusunda akıllarını çelmeye çalıştılar.
 
[Amerika Birleşik Devletleri, Haberler] “Meksika hava kuvvetleri pilotları 11 tane UFO’yu videoya kaydetti. Meksika Hava Kuvvetleri bazılarımızın inanmakta zorlanacağı bir görüntü yayınladılar. Bir gazeteci bu görüntünün bir Meksika askeri uçağını takip eden UFO’ları gösterdiğini söyledi.”
 
UFO’lar ilk ortaya çıktıklarında kaba ve şapka tipi uçan nesneler olarak gösteriliyordu. İnsanoğlunun teknolojide gelişmesiyle uzaylıların UFO teknolojisi de değişerek, insanlara ileri teknoloji de askeri uçan objeleri UFO diye gösteriyorlar.
 
UFO’lar hakkındaki gerçek ne peki? Büyük bir gizlilik içinde yeni uçuş yöntemleri bulmanın başarı dolu hikâyesi ayrılmaz bir şekilde son 60 senedir UFO’larla olan ilişkilerimize bağlıdır.
1942’de garip ışın toplarından gelen sinyaller gören müttefik pilotları ya da beş sene sonra Roswell’de olan olayları göz önüne alırsak gizli askeri teknolojinin çoğu UFO hikâyesini açıklamaktadır.
[Cathy O’Brien, hükümet sırları ve 1947 Ulusal Güvenlik Kanunu Hakkında konuşması]
 
-Bunları bize karşı kullanıyorlar. Yıllar içinde Yeni Dünya Düzeni’ni devreye sokacak planın bu ülkenin ve dünya insanlarının Yeni Dünya Düzeni’nin gelmesine karşı kendilerini çaresiz hissedeceğini duymuştum. Bu dünya hâkimiyeti planı, uzaylılar tarafından istilaya uğradığımızı söyleyerek bizim “Birleşmiş Milletler lütfen bize yardım edin” dememizi sağlayacaktır. Sözde Ulusal Güvenlik Kanunu ile gizli tutulan teknoloji ve insanları teslimiyete zorlayacaklardır.
 
Böyle bir olayı nasıl sahneleyebilirler?
Böyle bir yalana nasıl inanacağız?
Aynı daha evvel sahneledikleri diğer olaylara inandığımız gibi. Bu yalanlara inanmanızı sağlayacak aynı araçları kullanacaklardır.
[Amerikan Senatosunda Konuşma] “Bu ortak bağımızı fark edebilmemiz için belki de evrensel bir dış tehdide ihtiyacımız vardır. Bazen dünya dışı varlıkların tehdidi altında kaldığımızda farklılıklarımızı ne kadar da hızlı unutacağımızı düşünüyorum.”
 
UYUYUN!
İngiliz evrenbilimci Stephen Hawking, uzaylıların gerçekten var olduğunu, ancak onlarla irtibata geçilmesinin insanlık için tehlikeli olabileceğini söyledi. Belgesel kanalı Discovery Channel için hazırlanan bir programda konuşan Hawking, evrende 100 milyar galaksi, bu galaksilerin her birinde de 100 milyonlarca yıldız olduğunu söyledi. Bu şartlar altında sadece dünyada yaşam olduğunu düşünmenin imkânsız olduğunu savunan Hawking, “Benim matematiksel beynime göre, bu rakamlar bile uzaylıların varlığını gayet rasyonel kılıyor. Esas soru, uzaylıların neye benzediğini çözebilmek” dedi. Bu zeki yaşam formlarının insanlık için tehdit oluşturabileceğini söyleyen Hawking, bu canlılarla irtibata geçmenin yıkıcı sonuçları olabileceğini vurguladı. Uzaylıların dünyaya yapabileceği olası bir ziyareti kâşif Christoph Colomb’un Amerika’yı keşfine benzeten evrenbilimci, “İşin sonu, Amerikan yerlileri için pek iyi sonuçlanmamıştı” dedi.
[26 Nisan 2010, Radikal Gazetesi, Milliyet Gazetesi, Gazete5, Genç Haber Türk]
 
 
 
YAKINDA SALDIRACAKLAR!
UFO fenomenlerinin geri kalan %1’i ne acaba? Hiç gerçek bir temas gerçekleşti mi? Devletlerin ve halkın UFO’lar hakkındaki bilgilerinin farkının çok büyük olduğu bir sır değildir. Ne yazık ki kimi devletler ve örgütler bu fenomeni dünyevi kazançlar için kullanmaktadır.
 
[Richard C. Hoagland anlatıyor] “200.000 G uzaklıktaki objelere parçacık ışınları ile ateş ediliyor. Kesirli bölünüyorlar. Böylece savaşlar içinde savaşlar oluşturuyorlar. NASA bu görüntüleri yayınladı. NASA’da iyi olan, fakat kullanılan adamlar var. İyi adamlar gizli tutulacak bir şeyin olduğunu bile bilmiyorlar. Unutmayın, her kademe de yalan değişiyor. Onlara söylenen yalanlara inanıyorlar. Açık, dürüst ve mekik uçuşlarını TV’de canlı yayınlayacak bir örgüt kurduğunuzda size canlı yayın vereceklerdir. Denetçiler ‘şunu yayınlayın ama bunu yayınlamayın’ diyemezler, çünkü dürüst adamlar karşı çıkacaktır. O zaman insanlar bunun olduğunu söylerler ve ortaya çıkar. Katolik kilisesi Hıristiyanlara ‘uzaylıları sevmeliyiz, onlar bizim kardeşlerimiz’ diyorsa, bütün mezhepler, filmler, 80 olimpiyatlarında sahte uzaylıların indiği programlar yapıldığında, Dallas’ın üstünde 3 futbol stadyumu boyutunda şeyler uçtuğunda ve benzeri şeyler olduğunda arkasında bir şey vardır. Sahte uzaylı temasları hakkında devlet belgeleri bulundu. Northwoods harekâtını hatırlayın ya da 11 Eylül 2001 saldırılarını da düşünebiliriz. Devletler, toplumları tarihin belirli noktalarında yönlendirmek için çok büyük olaylar tertiplemektedir. Hileleri çok severler. Üretilmiş tarih denilebilir. Yapılandırıyoruz! Bir açıklamaya doğru gittiğimizi sanıyorlar. Gerçekte gizli örgüt üyesi, 2. Dünya Savaşı’ndan beri teknolojilerini mükemmelleştirmiş Nazi’lerin sahte oynayacağı, çok iyi hazırlanmış bir sahte olaya doğru gidiyoruz. Bütün dünyayı aldatacaklar. Gizli Nazi operasyonları konusunda çok derin bilgiler var. Savaşı yenmek için savaşın sonuna doğru bölümlere ayrılmış programlar. Bu hilenin temelinde, bazıları yer çekimini bile yenen teknolojiler yer almaktadır. Bu yine boyutlar üstü fizik konusun da ki çalışmalarımda görülmektedir. Bir yığın bastırılmış teknolojinin var olduğunu biliyoruz. B-2 bombardıman uçağının varlığı 20 sene kullanıldıktan sonra açıklanmıştı. Birçok böyle örneğin var olduğunu biliyoruz. Bir gölge hükümetin varlığını biliyoruz. Bu adamların yaptıkları bir mum ışığıyla hidrojen bombası yapacak kadar farklı teknolojilerdir. Piramitlerin içinde bölümleriniz var ve bu piramitlerin içinde piramitleriniz var. Bu yüzden zaten Yeni Dünya Düzeni’nin sembolü piramitlerdir. Ellerinde ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü çok gizliler. Çok yalan söylüyorlar. Sadece ileri teknoloji olduğunu biliyoruz. Biz kendi deneylerimizi yaptık. Kendi verilerimiz var. 30 sene evvel Demir Perde indiği zamanki Sovyetler Birliği’nden veriler edindik. Glastnost’un sonunda ayakta kaldığı zaman KGB bir yığın bilgiyi açığa çıkardı. Bu bilgileri bir araya getirdik. Hem kullandıkları fiziği biliyoruz, hem de ne yapabildiğini ve neyi taban aldığını biliyoruz. Nasıl çalıştığını biliyoruz. Kendi deneylerimizde fazlasıyla ispat elde ettik. Amerika ve hatta Avrupa topraklarında bunun kimi örneklerini kanıtlayan deneyler gördük. En son üzerinde çalıştığım şey Von Braun’un da bu fizik deneyleri üzerinde derince çalıştığını göstermektedir. İyi olan tarafları kendilerine saklıyorlar. Çünkü eğer biz iyi taraflarına, teknolojiye, enerjiye erişebilirsek benzinin galonunun 4 ya da 10 dolar olması bizi düşündürmezdi. Bu teknolojiyle 6 milyar insanımızda, yaşaması gerektiği gibi Dünya’da yaşardı. Daha uzun yaşarız. Daha uzun ve daha iyi yaşarız. Yirmilerindeki gibi güçlü, 200-300’lere kadar yaşanır. Tıp, fizik, teknoloji ve enerji konularında inanılmaz gelişmeler var. Hepsi gizli tutuluyor. Uzayda salınan bir gezegendeyiz. Etrafımız gizemlerle dolu. Alternatif medya’daki, bazı deliller gölge devlet ve itiraf edildiği gibi NASA’yı bir yığın akıl dışı örgüt yerine Hollywood tarzı yeşil adamlardan bahsetmeleri yüzünden bunları sorgulamamızın gerektiği söyleniyor. Amerika Birleşik Devletleri Askeri UFO danışmanı Clifford Stone: “Bayanlar ve baylar, bu toplantı da size UFO fenomeninin tarihini, isimleriyle, grup halinde, araştırma grupları halinde gizli devleti, günümüzde kimler olduğunu, bunun ne hakkında olduğunu, çocuklarınıza kimlerin uyuşturucu sattığını ve Amerikan hükümetinin UFO’lar hakkındaki gerçeği bilmenizden niye korktuğunu açıklayacağım.” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Daha sonra açıklamasını yapamadan emekli oldu. Takımın üyesi olduğunu, astronot olduğunu hatırlamasına rağmen dediklerinden hiçbir şey hatırlayamıyordu. NASA’da artık niye çalışmadığını hatırlamıyordu. Çok büyük hafıza boşlukları vardı ve bu normal değil. Bütün uçuş ekiplerinde aynı durum görülüyor. Acı gerçek şu! Beyinleri yıkandı, akılları kontrol edildi. Onlarda böyle bir teknoloji var. Gerçek görevi silen çok gelişmiş bir teknoloji.”
Yaz tatili dönüşü insan günümüz çocuklarına verilen pop kültürünü düşünmeden edemiyor. Şu ana kadar medyamızda akıl kontrolü yöntemlerinin nasıl etkin işlediğini anlattık. Beyninizi yıkamak için kaç milyon dolarların harcandığını gördünüz. Bu akıl kontrolü yöntemi sizi çeşitli “hayat tarzları” ile yönlendirmeye çalışıyor. Masonlar/Siyonistler/Satanistler/İlluminatiler yakıtı materyalizm olan, kontrol isteyen, yozlaşmayı seven ve Din ile ALLAH’tan nefret eden, tüketim yarışı yapan bir toplum oluşturup varlığını sürdürüyor!
 
Neden?
Bunun hükümetinizi devirmekle alakası yok, içinizdeki savaşı kazanmakla alakası var! Bu savaşta, siz hem asker hem de savaş alanısınız. Gerçekleri görmek için, dünyevi cazibeleri aşmalısınız. Sadece o zaman ışığın yaşayan bir örneği olursunuz. Çünkü bu sistemin size yedirmeye çalıştığı her şey karanlıktır.
2008’in “hit şarkılarına” bakalım.
2008’in bir numaralı şarkısı
“çok cesurdum, elimde içkim, aklımı bir kenara bıraktım. Alışkın olduğum şey değil, bir de seni üstümde deneyeceğim. Merak ediyorum, ilgimi çektin. Bir kızla öpüştüm ve hoşuma gitti, vişneli nemlendiricisi. Bir kızla öpüştüm, sadece denemek için umarım erkek arkadaşım rahatsız olmaz. Kötü hissettim, iyi hissettim, bu, bu gecelik aşık olduğum anlamına gelmiyor. Bir kızla öpüştüm ve hoşuma gitti. Hoşuma gitti.”
2008’in 2. en başarılı şarkısı
“benim neyim var? Niye böyle hissediyorum? Şimdi deliriyorum. Yakıt kalmamış, kırmızı ışıktayım, araba çalışmıyor bile. Hiçbir şey duymadım, söyleyemedim, hakkında konuşamıyorum bile. Hayatımda, kafamda, düşünmek bile istemiyorum. Galiba deliriyorum, evet. Geceleyin gelen hırsız gibi gelip seni kapabilir, içinize girip sizi tüketebilir. Bir akıl hastalığı; sizi kontrol edebilir. Yakın olmak için fazla yakın. Güzel yalanlarını hazırla, mucizeler şehrindesin. Efendi olmayacağım, dikkat et belki sende kanarsın. Bir kere daha düşün, düşüncelerin değiştirilecek. Bocalasan bile bilge ol. Aklın hasta. Karanlık artık aydınlıktır.”
2009’un “hit şarkılarına” bakalım.
Pitbull - I KNOW YOU WANT ME
“Biliyorum beni istiyorsun (beni istiyorsun). Biliyorsun seni istiyorum (seni istiyorum). Biliyorum beni istiyorsun. Biliyorsun seni istiyorum (seni istiyorum). Biliyorum beni istiyorsun (beni istiyorsun). Biliyorsun seni istiyorum (seni istiyorum). Biliyorum beni istiyorsun. Biliyorsun seni istiyorum (seni istiyorum). Saat 6, zirveye doğru yoldayım.
Pit bunu dolaba kilitledi biracıdan. Değil, ama lanet olsun o çekici. Etiket uçuyor ama Pit durmayacak. Onu arabaya aldı, (como) su ile çalmayı bıraktı. Onu film çekerken izle. Alba Hitch Hock gibi. Tadımı çıkar. Anneciğin eşek gibi kıçı var, maymunla. King Kong gibi gözüküyor. Gerçekten hızlı ne ise. Bir kadınla. Oyunlar oynama. Onlar zincire kalkışıyor ve onlar yapmasına izin veriyor. Her şey ve herhangi şey vur şu şeyi ve onlar onu almayı sever. Devam etmeyi, tüm gece boyu. Bebek onu alabilirsin, eğer bunu kazanırsan oynayabiliriz. Bebek yemliklerim var, bahçede evlerim var kalabileceğimiz. Hatta kral boyu minderlerim var uzanabileceğimiz. Bebek umurumda değil, umurumda değil, ne dedikleri.”
 
Pitbull - HOTEL ROOM SERVİCE
“Herkes her ne yapıyorsa durmasını istiyorum. Şimdi biliyorsan biriyle berabersen bu gece bir otel odası tutacaksın, biraz gürültü yapın. Benimle otel odasında buluş. Erkek arkadaşını unut ve benimle otel odasında buluş, kız arkadaşlarını da getirebilirsin ve benimle otel odasında buluş. Oteldeyiz, moteldeyiz, tatildeyiz.
 
İlluminati’nin kurucularından Rothschild’in sözü:“şeytan yaşıyor, o ilahımız ve biz şeytanın seçkin kullarıyız”
Temelde, pop kültürü, elit kesimin putu şeytana övgüler ile doludur. Elit kesimin sahibi olduğu sanatçılar, yayınlar, kuruluşlar ve organizasyonlara gelince, ortak şeytani temellerinden sapma görmek imkânsızdır.
Niye Washington’un yer planı şeytani pentagrama benziyor? Niye Beyaz Saray’a işaret ediyor? Niye bütün dünya başkentlerinde aynı dikilitaşlardan bulunuyor? Niye Washington’daki hükümet binasını bir baykuş çevreliyor? Şeytani yıldızın merkezindeki şekil ne? Bir beşgen[pentagon] [piramitteki göz, halkın gözü]
 
Şeytanın ve bu satanistlerin planı ALLAH’ı hayatımızdan kaldırmaktır.
Bu sistemin nasıl dünyevi zevklere odaklı çalıştığını ve bizi dünya illüzyonuna bağlamaya uğraş gösterdiğini anlıyor muyuz?
 
Neden?
“Dünya” Arapça’da “maddi” anlamına gelmektedir ve İslam’da olumsuz bir çağrışımı vardır. “Ahiret” sonsuz, sonraki yaşam demektir. Arapça’da “Dünya”nın ne anlama geldiğini biliyoruz. “Dünya” yer kürenin hayali kısmıdır. İnsanları ahiretten alıkoyan öğedir. İşte bu da şeytanın oyunu! Şeytanın oyunu insanları uzaklaştırmaktır. “şeytan” uzaklaştırmak anlamına gelmektedir. “Dünya” yakındadır. Şeytan “ahiretin” yerine “dünyanın” yakın olduğunu, bize hissettirmeye çalışır. İslam bize “dünyanın” uzak olduğunu söyler. “dünya” kelime kökünün anlamlarından biri “elde edilemeyecek üzümlere uzanmaktır”. Bu “dünyanın” doğasında vardır. Asla elde edemezsiniz. Her zaman elinizden kaçacaktır.
“Ademoğlunun bir dağ altını olsa ikincisini isteyecektir.”
[Buhari]
Etrafınıza bakın. Dünyadaki insanlar neyin peşinde koşuyor? Para, kumar, içki, araba, ev, uyuşturucu, sanatçılar. Hepsinin temeli fiziksel zevk!
Dünyanın bize sunacakları bunlar mı? Buyurun ve istediğiniz kadar peşinden koşun, ancak er ya da geç ne olduğunu göreceksiniz.
Nasıl yaratıldığımızı biliyor musunuz?
Bir ruh olarak yaratılıp, bu fiziksel bedene yerleştirildik. Bedenimiz sadece “aracımız”. Ruhumuzun sonsuz hayatımız için bu geçici fiziksel bölümü yaşayabileceği bir araç. Ruh için çalışıp, onu beslemeye yönlendirilmesi gerekilen bir araç. Ancak ne yapıyoruz? “aracı” fiziksel ve dünyevi zevklerle doyurmaya hayatlarımızı adıyoruz. Bu sistem akıllıca bu dünyevi illüzyona bizi bağlamak için tasarlanmıştır ki, denetlenebilelim! Bu, eğlenceye doymuş toplumun şans eseri ortaya çıkmadığını hiç düşündünüz mü?
[Haberler] “4 ton kokain taşıyan CIA uçağı kaza geçirdi.“
Sizce medya patronları sizi bilgilendirmeye mi yoksa kâr karşılığı eğlendirmeye mi çalışıyor?
İnsanlar ruh yerine bedene yatırım yapmaya devam ediyorlar. Karşılığı ne olursa olsun! Ruhu düzeltmeyi unutuyorlar. Güzellik anlayışımızın çarpık olmasına şaşmamalı. Ne büyük gayretle deneseniz de elde edemezsiniz. “dünya” insanı terk edip bırakır.
 
İnsanların birçoğu gerçekleri görmek, duymak istemez. Bu neden böyle olur? İnsanlar bu bilgileri niye reddeder, niye mücadele ederler? İnsanlar niye size saldırır? Çoğunlukla şu sebeplerden birinden olmaktadır.
1-Bu bilgilerin, psikolojik açıdan bakıldığında hazmı pek kolay değildir. Çünkü bunlar kabul edildiğinde hayata olduğu gibi devam edilemez. Beyin, yıllar içinde topladığı bilgileri yeniden düzenleyip yeni bir programa başlaması gerektiğini fark edecektir. Beyin karşı çıkacaktır. Çünkü bu oldukça güçlü bir zihinsel çaba isteyecektir. Bundan kurtulmanın en kolay yolu karşı çıkmaktır.
2-İkincil sebep egodur. Kişinin egosu yüzünden sizinle ve bilgilerinizle mücadele edecektir. Çünkü onun sözleri daha değerlidir. Onların daha evvel fark edemediği önemli gerçeklere rastladığınızı kabul edemeyeceklerdir. Egolarını koruma adına gerçekleri inkâr edeceklerdir.
3- Birçok durumda da insanlar hayatlarından o kadar memnundurlar ki ondan vazgeçip dünyada olan bitenlerle ilgilenmek istemeyeceklerdir. Kendilerine odaklı yaşamaktadırlar.
4- İnsanların çoğu bağını koparmak istemiyor. Çoğu o kadar durağan ve umutsuzca sisteme bağlı ki, onu korumak uğruna savaşacaklardır.
5-Sistemin sesine inanıp değer veriyorlardır. Onların gerçeklerine belirlemesine izin veriyorlardır. Sistemin sesi nedir? Medya! “Dünyadaki en başarılı hipnozcu odanın köşesinde ki tahta kutudur. Yani Televizyon! Aralıksız bir şekilde neyin gerçek olduğunu bize söyler. “ Eğer insanı gözünün gördüğünün doğru olduğuna inandırırsan insanları kullanırsın. Çünkü olanları daha geniş bir biçimde açıklayan her şeye güleceklerdir.
6-Şeytana boyun eğmeye alışmışlardır, gerçekleri duymak istemezler. Zaten gerçekler anlatılmaya başlanıldığında “olur mu öyle şey, ben şöyle biliyorum, böyle gösteriliyor, bu kadar insan yanlış mı biliyor?” vb. açıklamalarla savunmaya geçer.

kaynak:http://www.evladiresul.com/olum-kyyamet-ahiret/51677-ylluminati-dunya-komplosu.html

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar   

 
Anonim
+2 # Anonim 21-07-2013 11:15
Yazıların bir kısmını okudum ve gerçekleri görmeme biraz daha yardımcı oldu. Güzel paylaşım
Cevap | Alıntıyla Cevapla | Alıntı | Yöneticiye raporla
 
 
aysu
0 # aysu 14-07-2014 13:36
gerçekten inanılmaz gerçek işte 2pac söylemişti ya belki bunun karşısını ala bilmedim amma gelecekdekileri n ilhamı olmak istiyorum bnce savaşmlıyız tşkler
Cevap | Alıntıyla Cevapla | Alıntı | Yöneticiye raporla
 
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.