Ayın Bilinmeyen Yüzü

 

Ay’la ilgili olarak elde edilen bilgilerin bizlere ne kadarı açıklandı? Ortada ciddi ve çarpıcı iddialar var. Daha da ötesi, bilimcilerin gözlemleri var. Öyleyse işin aslı nedir? En inanılmazı ise, Ay’ın yapay bir uydu olduğu iddiasıdır. Yani Ay, dünya dışı bir zeka tarafından üretilmiş ve bilinmeyen bir nedenle dünyanın yörüngesine konmuştur. Bunlar doğru olabilir mi? Ama öncelikle bilimin gözlemlerini görelim.

Ünlü Condon Raporu’na göre Apollo 8 astronotları inanılması güç bir rapor vermişlerdir; Frank Bormann, James Loveli ve William Anders, ilk yörünge uçuşundayken (24 Aralik 1968), yüzeyde uçuş pistine benzer bir alan gözlerine çarptı. Ay’ın öteki yüzüne geçtiklerinde, dev boyutlarda bir cisim gördüler ve fotoğrafını çektiklerini söylediler. Cisim, astronotların tanımına göre 10 mil kare büyüklüğündeydi. Ama bir dahaki geçişte cisim yoktu. Bir diğer olay, Apollo 10′da yaşandı; astronotlar Eugene Ceman, Thomas Stafford ve John Young, Ay’a inmek için hazırlanırken yine uçuş pistine benzer dört alan gördüler. Ay modülü Snoopy ile yüzeye inerken, ışıklı bir cismin yanlarından geçip gittiğini rapor ettiler.

Apollo 11 ‘de, yani Ay’a yapılan ilk inişte; Armstrong ve Aldrin, yüzeye indiklerinde Michael Collins, Columbia adlı kumanda modülünde yörüngedeydi ve Collins gördüğü cisimleri “Bogey” adıyla tanımlayarak dünyaya rapor etti. Daha sonraki saatlerde, Aldrin ve Armstrong, Ay yüzeyinden örnekler topluyorlardı. Armstrong, birden haykırdı; “Bu da ne! Bu nebiçim şey. Bilmemiz gerek…” Ve konusma devam etti. Yer Kontrol: “Nerede? Yer Kontrol, Apollo-11′i arıyor…” Apollo 11: “Bu bebekler çok büyük… Çok iriler… Tanrım, inanamazsınız… Size bir başka uzay aracını anlatmak istiyorum… Kraterin uzak kenarındalar… Ay’da bizi izliyorlar… Onlar, bizden önce buradaydılar…” Yer Kontrol, bu andan sonra astronotlara konuşmayı kesmelerini ve objeleri filme almalarını söyledi. Ama bu filmler asla yayınlanmadı ve hatta varlıkları reddedildi.

Apollo 12 misyonunda ise, astronotlar garip sesler duydular ve ışıklı bir cismi Yer Kontrol’e bildirdiler. Apollo 15 astronotları olan James lrwin ve David Scott, Ay üzerindeyken önlerinde uçan garip bir cismi bir süre izlediler ama kaybettiler. Apollo 16 astronotu Thomas Mattingiy, kumanda modülünden Ay yüzeyi üzerindeki yanıp sönen ışıklı bir cismi rapor etti. NASA uzmanlarından Dr. Faruk El Baz, cismin bir UFO, yani Tanımlanamayan Uçan Cisim olduğunu belirtti. O anda, Ay’da SSCB veya ABD’ye ait bir başka uzay aracı yoktu. Apollo 17 aracının astronotları olan Ron Evans ve Harrison Schmitt de, Ay’da ışıklı noktalar gördüklerini belirttiler.

 

 

 Ay, dünyanın yörüngesine neden kondu?

 

   Ay’ın geçmişi nedir veya orjini nereden geliyor? Bu sorunun cevabı yoktur ya da bir bulmacadır. Bugün bilim, üç ana kuram üzerinde duruyor. Sovyet bilimcileri tarafından geliştirilen bu üç ana kuram şöyle:

1. Ay, bir zamanlar, dünyanın bir parçasıydı ve dünyadan koparak uzaklaştı. Ama bu görüş, büyük bir bilim grubu tarafından reddediliyor.

2. Ay, aynen dünya gibi, Güneş Sistemi oluşurken, bir gaz bulutuydu ve doğal olarak Ay’ın uydusu oldu.

3. Ay, farklı bir cisimdir. Yani dünya dışıdır. Güneş Sistemi’nin içinde bir yerden veya Güneş Sistemi’nin dışından gelmiş, dünyanın çekim alanına girerek, orada bir uydu olarak kalmştır.

 

Sovyet bilim adamları Vasin ve Shcherbakov, şaşırtıcı bir açıklama yaptılar; “Gerçekten de bilimciler, Evren’in kökenini ciddiyetle uzun süredir araştırıyorlar ama daha henüz kesin bir cevap yoktur. Aynı şekilde, Ay – Dünya sistemi de açıklanamıyor. Bize göre Ay, dünyanın yapay bir uydusudur ve bilinmeyen bir zeka oluşumu tarafından yörüngeye konulmuş olabilir.” Bu iki bilim adamına göre Dünya’nın çekim gücü, kübik santimetrede 5.5 gr.’dir Ay’ınki ise 3.33 gr’dir. Öyleyse Ay’ın içi boş olmalıdır. Yani yapaydır. Yapılmıştır ama kimin tarafından? Ay yolculukları sonucunda elde edilen bilgiler, çok önemli ama gizli tutulmaktadır. “Neden?” diye sorduğumuzda, uzmanlara göre kesin çözüm henüz yoktur veya erkendir.

 

 

 

Ay’ı Dünya’ya Kim “Uydu”rdu?


 

Peki Ay, nereden gelmiş olabilir? Bir NASA dokümanında, “Bu, en büyük bulmacadır.” deniyor. NASA bilim adamları, kesin bir çözüm olmadığını açıkça söylüyorlar. Çalışmalar var, bilgiler, olaylar var; ama henüz kesin cevap yok.

Günümüzün bilim adamlarının gerçeğinde, uygun bir kuram henüz bulunamadı. O zaman, genelde bakabileceğimiz yaklaşımlar vardır. Eğer Ay, evrenin bir yerinden gelmişse, bunu bir gün öğreneceğiz.

Apollo yolculukları öncesinde, Nobel ödüllü Dr. Harold Urey ve bir grup bilim adamının inanışına göre; “Ay, kozmosun bir parçasıdır ve Ay’da yabancı bir uygarlığın izleri bulunacaktır. Ay’a ayak basmamız ve bilgi toplamamız, Mars’a, Venüs’e veya asteroidlere ayak basmamız kadar önemlidir.” Urey, şöyle diyordu; “Dünya’yı ve Ay’ı toplarsanız, bütün olarak hemen hemen uzaydaki herhangi bir cisim olarak düşünebilirsiniz. Bu kadar yoğun bir materyalden dev bir kitle oluşur ama dünyanın yoğunluğu, bu kadar büyük bir cismin olması gereken yoğunlukta değildir. Yoğunluğumuz, daha küçük bir cisme aittir. Göründüğü kadarıyla, Ay ve Dünya’nın tek bir cisim olmasını kabullenmek, bugün için olanaksızdır.”

 

 

Açıklanmayı bekleyen bazı sorular

Sorular çok sayıda ve önemli görünüyor. Şimdi bunları ve bazı açıklamaları alt alta dizelim;

- Ay, Dünya’dan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür.

- NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı. Ama bu, Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihti.

- Önemli bilim adamları ve Ay uzmanları, Ay’dan getirilen elementlerin Dünya’dakilerden daha eski olduğunu belirlediler

- Bir grup bilim adamı, Ay’ın yıldızlararası bir yerde yapıldığı görüşündeler ve Dünya tarafından yakalandığını düşünüyorlar.

- Neden bazı bilimciler, Ay’ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay’ın içi boş olabilir mi? Ve bu biliniyor mu?

- Niçin Ay’ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var? Bu, elementer olarak doğal mıdır?

- NASA tarafından 100 millik bir alana yayılmış su buharı saptandı; ama Ay’da su olmadığı biliniyor.

- Ay’ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor; ama bunu dünyadaki benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki, henüz açıklanamadı.

- Ay’da Doğa kanunlarına aykırı olarak, ağır metaller yüzeydedir.

- Ay’ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Güneş Sistemi’nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu yoktur.

- Ay, dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.

- Normalde Ay’ın çizdiği yörünge, Dünya’nın ekvatoral çemberiyle karşıt olmalıdır; ama Ay, garip bir şekilde, Dünya’nın yaptığı gibi, Güneş’e bağımlı bir yörünge çizer.

- Ay, periyodik olarak sarsılmaktadır. Bu, bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar, sanki tek bir kütleymiş gibi tüm yüzeyi dolaşabiliyorlar.

Bunların sonucunda, Ay’ın yapay bir transformer dünya olduğu söylenebilir veya iddia edilebilir. Ay’da bir yaşam olduğu ile ilgili bir belirti veya iz bulunamamıştır; ama Dünya’daki volkanik küllere benzeyen Ay toprağı veya tozu üzerinde yapılan deneylerde, bitkisel yaşama elverişli olduğu anlaşılmıştır. Ama ortada böyle bir yaşam yoktur. Marjinal iddialara göre Ay, UFO’ların üssüdür veya kullandıkları özel bir araçtır; ama bu da bir iddiadan öteye gitmemektedir. Yüzeyde zaman zaman garip ve geometrik şekiller görülmüş; ama bu görüntüler ya hemen kaybolmuş, ya da bir daha görülememiştir.

 

Dünyadışı bir anlaşma

2001 Uzay Yolu Macerası “A Space Odyssey” filmini hatırlarsınız. Filmin temel objesi, dev bir monolit, yani taş bir bloktu. Arthur C.Clarck’ın bu ölümsüz romanında ve de filminde monolit, insanlığa yol gösteriyordu.

Ranger Krateri yakınında, benzer bir monolit, birkaç kez görüldü; ama sonra kayboldu. Derken başka yerlerde yine görüldü; ama onlar da kayboldular. Adı gizli tutulan bir NASA görevlisinden aldığı fotoğrafı kanıt olarak gösteren araştırmacı George Leonard, yine aynı kraterin yanındaki dev taş blogu gösterdi. Resim, çok netti ve üzerinde Y ve Z harflerine benzer şekiller vardı. Leonard, şöyle diyor; “Ay, UFO’lara aittir. Bizi Bronz Çagı’ndan beri izliyorlar. Politikalarımızı ve savaşlarımızı gözlemliyorlar. Aslinda, Dünya üzerinde birçok iz bırakmışlardı. Ranger 7′nin fotoğrafları, bunları gösteriyor.”

 

NASA, neleri saklıyor?

En azından astronotların gördüklerini saklıyor. Hatta onların bizzat anlattıklarını dahi inkâr ediyor. Peki, NASA bunu neden yapıyor? Eğer astronotların Yer Kontrol ile konuştukları doğruysa – ki elde birçok teyp bantı vardır – bunlar neden yeterli görülmüyor? California Üniversitesi’nden Dr. James Harder, kayıtları NASA kayıtlarıyla karşılaştırdığını ama NASA’nın her nedense bu kayıtları resmen kabul etmediğini; ama üst düzeyde özel olarak doğrulandığını söylüyor. Bir hükümet ajanı ise olayların örtüldüğünü kabul ederken, korkunun panik kaygısından kaynaklandığını belirtiyor. UFO’lar bir yana, Ay’la ilgili bilgilerin SSCB ve ABD tarafından saklanması için gösterilen “panik” olgusu yeterli değil.
Arizona’daki Amerikan Meteorit Müzesi Müdürü otan Dr. H. H. Nininger, 1952 yılında yapılan bir gözlemde, Ay’da 20 mil uzunluğunda bir cam duvarın bulunduğunun resmen kanıtlandığını söylüyordu. Nininger’e göre, bu duvarın bulunduğu Verimlilik Vadisi’ndeki Messier ve Pickering kraterleri, normal değildirler ve hatta yapay olmaları gerekir. Bu iki kraterin arasında girişinin gözlemlendiği bir tünel vardır (Science Sgest-Kasım 1952).

Benzeri bir iddia, Britanya Astronomi Birliğinden DR. H. P.Wilkins tarafından ileri sürülmüştür. Bilim adamına göre, Ay’ın dış yüzeyinden içeri giden tüneller ve yollar, yani Ay’ın içinde boşluklar vardır.

5 Mart 1587 “Ay’ın yüzeyinde bir yıldız görüldü.” Yüzlerce insan, bu mucizeye saşırdı. Işığın sivri uçları ve boynuzları vardı. (Harrison 1876 – Lowes 1927)
12 Kasım 1671 Gökbilimci ve fizikçi Cassini, Ay’ın üzehnde küçük beyaz bir bulut gördü.
18 Mayıs 1787 Astronom Halley ve De Louville, Ay yüzeyinde hareketli ışıklar gördüler.
Mart-Nisan 1787 William Herschel, Ay’da parlak noktalar ve dört volkan gördü. Açıklamakta zorluk çekiyordu ve en çok, gördüklerinin hareket etmesine şaşırmıştı.
Temmuz 1821 Alman astronom Gruithuisen, Ay yüzeyinde, birden parlayan ışık patlamaları gördü. Yanıp sönen bu ışıkları birkaç kez görmüştü.
12 Nisan 1826 Fizikçi Emmett, Ay’daki Krizler Denizi üzerinde, kara bir
bulutun hareket ettiğini rapor etti. Benzer bir rapor, 1954 yılında modern astronomlar tarafından da verilmişti.

Şubat 1877 Işıklı bir hat veya çizgi, Eudoxus Krateri’nin batısından doğusuna giderken görüldü. Olay, bir saat sürdü.

4 Temmuz 1881 Ay yüzeyinde piramit şeklinde ışıklı iki tümsek belirdi ve bir saat içinde yavaş yavaş sönerek kayboldu.

24 Nisan 1882 Aristotle Bölgesi’nde hareket eden dev gölgeler gözlemlendi.

31 Ocak 1915 Yunanca’daki Gamma işaretine benzer 7 beyaz ışık görüldü.

23 Nisan 1915 Clavius Krateri yanında dar ve ışıklı bir
çizgi belirdi ve on dakika sonra
kayboldu.

14 Haziran 1940 Sisli, keskin bir çizgi, çok net olarak Plato Krateri yanında görüldü. Çevresinde binlerce küçük ışık yanıp sönüyordu.

19 Ekim 1945 Darvin Duvarı yanında üç büyük parlak nokta görüldü; Olay, astronom Moore ve daha birçok astronom tarafından rapor edildi.

24 Mayıs 1955 Ay’ın güney kutbu bölgesinde, elektriksel panamalar, bilimci Firsolf tarafından izlendi.

8 Eylül 1955 Taurus Hattı sınırında iki parlak ışık görüldü. Bu yer, yıllar sonra Apollo 17′nin indiği yerdi.

21 Haziran 1964 İki saat süreyle, gözlemci Floss D. tarafından, haraket eden büyük, siyah bir gölge izlendi.

3 Temmuz 1965 Bir saat on dakika süreyle, Aristarchus Bölgesi’nde nabız gibi yanıp sönen bir ışık gözlendi.

25 Eylül 1966 Yine Plato Krateri yakınında, yanıp sönen ışıklar gözlendi; Bazılarına göre kırmızımsı bir yama gibiydiler; aynı gün, Gassendi Bölgesi’nde 30 dakika süreyle kırmızı, büyük bir ışık belirdi. Bir ay sonra ise, aynı yerde yine yanıp sönen kırmızı ışıklar vardı.

11 Eylül 1967 İnsanlığın ilk ayak bastığı yer olan Sessizlikler Denizi’nde görülen kara bir bulut, sonradan mor renge dönüştü. Olayın Montreal’i, bir astronomi grubu tarafından gözlendiği NASA tarafından açıklandı.

kaynak:http://www.okumaz.com/index.php/tag/dunyanin-uydusu-ay

 

 

 Dünyamızın uydusu; Ay

Dünyamızın uydusu olduğu halde; yapılan araştırmalar neticesinde AY'ın dünyamızdan daha yaşlı olduğunu kanıtlayabilecek taş örnekleri toplanmıştır... 

AYIN KENDİSİ İLE İLGİLİ GARİPLİKLER 
* Güneş sistemimizde, çevresinde dolandığı gezegene oranla bu büyüklükte başka bir uydu daha yoktur. Ay, Dünyamıza nazaran çok büyük bir uydudur; Dünyamızın yaklaşık ¼’ü kadardır. Aydan sonra, gezegenine oranla en büyük uydu Jüpiter’in uydusudur ki o da Jüpiter’in ancak 1/8’i kadardır. 

* Dünya gibi küçük ve çok zayıf bir gravitasyon alanına sahip olan bir gezegenin bir uydusu olmaması daha doğal olurdu. Örneğin Merkür ve Venüs’ün uyduları yoktur veya çok çok küçük oldukları için henüz keşfedilemediler. Fakat dünyanın var! Hem de sıradan bir uydu değil, yaklaşık 3458 kilometre çapında dev bir uydu! 

* Ay ile ilgili başka bir cevaplanamayan soru da şudur ki ve gerçekten çok ilginçtir: Güneş sistemindeki tüm uydular, bağlı bulundukları gezegenin ekvator düzleminde dönerler. Fakat Ay, dünyanın güneş etrafındaki yörünge düzleminde dönmektedir. Bizim uydumuz, diğer uyduların uydukları Ekvator Düzlemi kuralına neden boyun eğmemiştir? 

* Başka uyduların yanında ayın küresel biçiminde de bir tuhaflık vardır. Belki diğer uydular da kusursuz birer küre değillerdir ama Ay gibi sırtında bir kambur olanı da yoktur! …Ayın, görünmeyen arka yüzünde kalan çıkıntının ne olduğu şimdiye kadar açıklanamamıştır! Böyle oluşumları kısmen açıklayabilen Med-Cezir teorisine göre bu çıkıntı, olması gerekenden 17 kat daha büyüktür. 

* Ay kraterleri nasıl oluştu? Bununla ilgili iki teori vardır. Birincisi: Meteor veya astroid çarpmasıyla oluştukları, diğeri ise volkanik etkinlikler sonucu oluştuklarıdır. Ancak bu teoriler ile de yanıtlanamayan birçok soru akılları kurcalamaya hala devam etmektedir. Örneğin: Milyonlarca yıldır beraber dönüp durmakta olan Ay-Dünya ikilisi, yüzey şekilleri bakımından neden bu kadar farklılık gösteriyorlar? Eğer meteor veya astroid bombardımanı söz konusu ise, Dünya daha büyük olduğuna göre daha fazla meteor ve astroidi üzerine çekmesi gerekmez miydi? (Bahsi geçen meteorlar, küçük çaplı şeyler değil; yani atmosferimizin yakıp kül edemeyeceği kadar büyük meteorlar) Oysaki tam tersine! Ayda kraterden geçilmiyor, dünyada ise yok denecek kadar az! 

* Ayın kraterleri ile ilgili başka bir anormallikte geniş çaplarına rağmen çok sığ oluşudur. Ayın en büyük krateri olan Gagarin krateri’nin çapı 298 kilometre olmasına rağmen sadece 6 kilometre değinliğindedir. 

GAGARİN KRATERİ 
* Ayda, “Ölü Deniz” olarak adlandırılan oluşumların dağılımı da biraz tuhaftır. Bu denizlerin %80’i Dünya’dan görülen yüzün sağ yarısına toplanmış durumdadır. Apollo-8 Astronotları Ay Denizleri’nin üzerinden geçerlerken araçlarının hızlandığını ve alçalıp yükseldiğini belirtmişlerdir. bilim adamları bu etkiyi, söz konusu bölgedeki gravitasyonel çekimin, öteki bölgelere nazaran daha fazla oluşuyla açıklamışlardır ancak bu gravitasyona neden olan etkinin ne olduğu hususunda bir açıklama yapılmamışır.Bilimadamları, Ay üzerindeki bu noktalara, Kütle Konsantrasyonu anlamına gelen “Mass Concentration” kelimelerinden türettikleri MASCON adını vermişlerdir.Masconlar genellikle Ölü Denizlerde ve karanlık tabanlı kraterlerde bulunmaktadırlar. 

AYDAKİ GARİPLİKLER 
Bu konuyla ilgili en objektif gözlemlerden ilki 29 Temmuz 1953 yılında John O’Neil tarafından gerçekleştirildi. O’Neil teleskobu ile ayı gözlemlerken gözlerine inanamamıştı. Öncelikle bunun bir göz yanılgısı olabileceğini düşündü çünkü Ay, daha önceden birçok kez gözlemlenmişti. O’Neil, “Krizler Denizi”ne tekrar tekrar baktığında orada gördüğü şeyin yaklaşık 19 kilometre uzunluğunda köprüye benzer bir yapının olduğunu ve yanılmadığını anladı. O’Neil bu gözlemini, Ay ve Gezegenler Kurumuna rapor ettiğinde ise böyle devasa bir yapının ay üzerinde aniden belirivermesi, bilim çevresinde büyük bir şaşkınlık yaratmıştı. Tutucu bilimciler, şaşkınlıkları geçer geçmez bunun doğal bir fenomen olduğu yorumunu yaparak rahatladılar. Fakat bu rahatlamaları, Ay gözlemlerinin bir numaralı astronomu H.P. Wilkins’in açıklamalarıyla tekrar bozuldu. Wilkins, O’Neil’in gözlemlerini doğruluyordu. 

KRİZLER DENİZİ 
Bu olayları izleyen haftalarda, İngiliz Astronomi Kurumu’nun önde gelen isimlerinden Patrick Moore da Krizler Denizi’nde köprüye benzer bir yapının uzandığını bizzat kendisinin gözlemlediğini açıklayınca ortalık iyice karıştı … 

Bunlar, Wilkins’in Ay ile ilgili tek keşfi değildi. 30 Mart 1950 yılında teleskobu ile Ay’ın Aristarchus-Heredotus bölgesinde alev alev yanan garip bir ışık saptamıştı. Bu ilginç keşfi hakkında Wilkins şunları söylüyordu: “Alev alev yanan makine gibi birşey kraterin tabanı üzerinden havalanmış duruyordu” 

Bu ilginç gözlemleri yapan tek kişi Wilkins değildi. 16 Eylül 1953’te İngiliz Astronomi Kurumu’ndan Rudolph M. Lippert, Ay’da bir flaş şeklinde Sarı-Turuncu garip bir ışıklar huzmesi görmüştü. 30 Ekim 1963 yılında da başka bir Astronom John Greenacre, Ay yüzeyinde alev alev yanan kırmızı bir ışık tespit etmişti. 

Ayın, astronomi literatüründeki 400 yıllık zamanda, yukarıda bahsedilen biçimlerde 400’ü aşkın gözlem literatüre geçmiştir. Arizona Üniversitesi Ay ve Gezegenler laboratuarı'ndan Barbara M. Middlehurst, bu 400’ü aşkın gözlemin 3 ana bölgede sınıflandırılabileceğini belirtti. 

1) Dünya’dan karanlık lekeler olarak gözlemlenebilen Mascon Bölgelerinde 
2) Tycho gibi ışınlı olarak nitelendirilen kraterlerin yakınlarında 
3) İçi kısmen ya da tamamen karanlık görünen kraterlerde 

TYCHO 
Patrick Moore, Krizler Denizindeki gizemli köprüyü gözlemlemiş birçok astronomdan birisidir. Ayrıca, 30 Nisan – 2 Mayıs 1966 tarihleri arasında Cassendi Krateri’nde kırmızımsı bir ışık saptadığını bildirdiğinde bu tespit, P. Satory ve T.Moseley gibi astronomlar tarafından da teyid edilmiştir. 

İngiltere’nin en büyük Astronomlarından John Herschel, 1783 yılındaki ay tutulması sırasında garip parlak ışıklar ve 18 Ağustos 1787 yılında da üzeri biraz küllenmiş yavaş yavaş yanan kömürlere benzeyen bir şey gördüğünü açıklamıştı. Herschel, bunların dışında 7 kez daha (Bazıları da hareketli olan) garip ışıklar gördüğünü rapor etmişti.1821 yılında, bir ay içinde arka arkaya üç kez Herschel bu garip ışıkları gözlemlemişti.

Hayatının büyük bir kısmını ay haritaları çizerek geçirmiş olan ünlü Alman Astronom J.H. Schroeter, 26 Eylül 1788 yılında Plato Krateri yakınlarındaki Ay Alpleri’nin tepeleri arasında aniden ortaya çıkan beyazımsı bir ışık tesbit etmişti. Ayın karanlık yüzündeki bu tanımlanamayan ışıkları, Kraliyet Astronomlarından Nevil Maskelyne de gözlemlemiştir. 

John Herchel, gözlemleri sırasında tesbit ettiği bu tanımlanamayan ışıkların birçoğunun, Ay yüzeyinde havada hareket ettiklerini gözlemlediğini ifade etmiştir. 

Ne olduğu tanımlanamayan bu ilginç ışıklar, her nedense çoğunlukla Mare Crisium bölgesinde gözlemlenmiştir. Düzinelerce astronom ; bu dairesel ışıkların tek tek, dairesel gruplar halinde ve üçgen veya düz formasyonlar halinde hareket ettiklerini ve zeki bir varlık tarafından kontrol ediliyormuşcasına yoğunluklarını çoğaltıp azalttıklarını gözlemlemişlerdir. 

1874 yılında, Fransız bir gözlemci olan Monsieur Lamey, çok sayıda siyah objelerin Ay yüzeyinde dolaştığını rapor etmiştir. Aynı yılın 24 Nisanı’nda Prof. Dr. Schafarik şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Ay yüzeyinde kendisine özgü özellikleri olan öyle acayip bir nesne gördüm ki, onun ne olduğunu anlatamıyorum. Son derece parlak bir objeydi ve Ay yüzeyini bir uçtan diğer uca geçti”. 
Benzer bir Siyah obje, Hollandalı Astronom Muller tarafından da gözlemlenmişti. Muller'in raporuna göre bu cisim, Ay yüzeyini, ufka paralel doğrultuda yavaş yavaş katetmişti. Bu gözlemlerin tarihi 4 Nisan 1869’dur. Bundan 4 yıl sonra ise Amerika’nın Smith gözlemevi’nden W.R. Brooks benzer ama daha ilginç bir olaya tanık oluyor. Astronom, gözlemlediği bu siyah objenin büyüklüğünün, Ay’ın çapının otuzda biri kadar olduğunu ve Ay’ın yüzeyini bir baştan diğer başa yaklaşık 4 saniyede katettiğini raporlamıştır. 

AY'LA İLGİLİ TESPİTLER
* Ay, dünyadan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür. 
* Niçin bazi bilim adamlari, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar. Yani dünyadan daha eski... 
* NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı ama bu Günes Sistemi öncesine ait bir tarihti. 
* Önemli bilim adamlari ve Ay uzmanları, Ay'dan getirilen elementlerin dünyadakilerden daha eski olduğunu belirlediler ama neden resmen açıklamadılar 
* 40 Ay tasinin en azindan 7 milyar yıllık oldukları belirlendi, bu tarihleme dünyadan ve güneşten iki kez daha eskidir. 
* Buna karsin Ay'ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık nereden geliyor 
* Bir grup bilim adami Ay'ın yıldızlararası bir yerde yapıldığı görüşündeler ve dünya tarafindan yakalandığını düşünüyorlar. Ama bu nasıl olabilir 
* Neden bazi bilimciler, Ay'ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farkli oldugu düşüncesindeler. Gerçekten Ay'ın içi boş olabilir mi? Ve bu biliniyor mu? 
* Niçin Ay'ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var, bu elementer olarak doğal mıdır? 
* NASA tarafindan 100 millik bir alana yayılmış su buharı saptandı ama Ay'da su olmadığı biliniyor. Bu gizem, Ay'ın yapay olduğu anlamında mı? 
* Ay'ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor ama bunu dünyadaki benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki henüz açıklanamadı. 
* Ay, hem dünyanin doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadir. 
* Ay, olmasi gerekenden daha düzgün bir yörüngeye sahiptir. 
* Ay kraterleri çok fazla ve garip bir biçimde yüzeyseldir. 
* Ay'ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Güneş Sistemi'nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu yoktur. 
* Ay ölçümlemeleri çok fazla demir olduğunu gösteriyor. 
* Ay toprağı, Ay kayalarından çok daha yaşlıdır. 
* Ay'ın bileşimi, dünyadan farklıdır. 
* Doğa kanunlarına aykırı olarak, ağır metaller yüzeydedir. 
* Ay'da önceden eriyik olan metaller yoktur. 
* Ay dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir. 
* Ay bir moloz yığını gibi gözükmektedir. 
* Ay, periyodik olarak sarsılmaktadır, bu bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar sanki tek bir kütleymiş gibi tüm yüzeyi dolaşabiliyorlar. 
* Dünyadan bakıldığında Ay, bir güneş diski gibidir yani tutulmalarda güneşi tam olarak kapatır, ne biraz küçük veya büyüktür sanki büyüklüğü güneşi örtmek için ayarlanmıstır. 
* Eger Ay, dünya tarafindan yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay yine uzaklaşıp gidecektir. 
* Normalde Ay'ın çizdigi yörünge, dünyanin ekvatoral çemberiyle karşıt olmalıdır, ama Ay garip bir şekilde dünyanın yaptığı gibi, güneşe bağımlı bir yörünge çizer. 
* Her ne kadar Ay volkanların ölü olduklari söyleniyorsa da, yüzyillardır Ay'da garip ışıklar, parlamalar görülmekte ve hala izlenmektedir.

kaynak:http://www.harbiforum.org/genel-kultur/78185-dunyamizin-uydusu-ay.html

 

 

Ay aslında yapay bir uydu mu ?

 

Biz, ona(Ay'a), menziller (haller) takdir ettik, ta ki, kurumuş bir hurma dalına benzer bir yol izleyinceye kadar. Ne Güneş, Ay'a erişip-yetişebilir, ne de gece, gündüzün önüne geçebilir. Her biri, bir yörüngede yüzmektedir." [1]


"(Allah), gökleri ve Arz'ı, hak olarak yarattı. Geceyi, gündüzün üstüne, gündüzü de, gecenin üstüne sarıp-örtüyor. Güneş'e ve Ay'a boyun eğdirdi. Her biri (yörüngesinde), belirli bir süreye kadar hareket eder. Dikkat et! O (Allah), Aziz (üstün-şerefli) ve Ğafur (bağışlayan)'dur." [2]


"Hayır; Ay'a and olsun, Döndüğü zaman geceye, Aydınlandığı zaman sabaha, Muhakkak o, büyük (ayetlerden) biridir. Beşer için, bir uyarıdır." [3]


"Şimdi sen dahi, ey Katre içine giren hakîm feylesof! Senin katre-i fikrin dürbünüyle, felsefenin merdiveniyle tâ kamere kadar terakkî ettin, kamere girdin. Bak, kamer kendi zâtında kesâfetli, zulümâtlıdır; ne ziyâsı var, ne hayatı. Senin sa'yin beyhûde, ilmin faydasız gitti. Sen ye'sin zulümâtından ve kimsesizliğin vahşetinden ve ervâh-ı habîsenin iz'âcâtından ve o vahşetin dehşetinden şu şartlar ile kurtulabilirsin ki, tabiat gecesini terk edip, hakikat güneşine teveccüh etsen; ve yakînen inansan ki, şu gece nurları gündüz güneşinin ışıklarının gölgeleridir. Bu şartı yaptıktan sonra, sen, kemâlini bulursun. Fakir ve karanlıklı kamer yerine haşmetli güneşi bulursun. Fakat, sen dahi öteki arkadaşın gibi, güneşi sâfî göremezsin. Belki, senin aklın ve felsefen ünsiyet ve ülfet ettikleri perdeler arkasında ve ilim ve hikmetin nesc ettiği hicabların halfinde ve kabiliyetin verdiği bir renk içinde görebilirsin..." [4]

 

 

Ay; Doğal mı, Yapay mı?

Şu sıralar bazı bilim çevreleri, Ay'ın yapay olduğunu tartışıyor.Onlara göre yaşam olduğu bilinen tek gezegen olan sevimli dünyamızın uydusu, zeki varlıklar tarafından dünyanın çekim alanına oturtuldu. Saçma gibi geliyor... Bir çok defa gidip geldiğimiz Ay, başka varlıkların ürünü olabilir mi ki?
Gelin biz en iyisi neden böyle diyorlar, biraz kulak verelim.

Sizin de bildiğiniz gibi Ay'ın nasıl uydumuz olduğu hakkında birkaç kuram var. Bunlardan ilki; Ay, Dünya'mızın bir parçasıydı ve dünyaya çarpan bir meteordan dolayı gezegenden kopan parça, dünyanın çekim alanında kalıp gezegenimizin uydusu oldu.

İkincisi, Güneş sisteminde bulunan Ay, Dünya tarafından çekildi ve uydumuz oldu. Fakat Dünya ile Ay'ın toprak elementlerinin uyuşmaması ve aydaki taşların yaşlarının Dünya'nın ve Güneş'in yaşlarından daha fazla olması, bu iki kuram hakkında şüpheler yaratmaktadır. Biraz daha konunun üzerine düştüğümüzde ise Ay'ın aslında göründüğü kadar masum olmadığını düşünmeye başlıyoruz.

Hepimiz Ay'ın sadece ön yüzünü görebiliyoruz çünkü Ay, kendi etrafında dönüşünü 24 saatte tamamlıyor; yani Dünya'mızla aynı olduğu için; biz, uydumuzun sadece ön yüzünü görebiliyoruz. Aynı zamanda Ay'ın yörüngesi, kusursuz bir daireyi andırmakta; yani Ay'ın yörüngesi olması gerektiğinden çok daha düzgün. Ayrıca Ay - Güneş tutulmalarında Güneş'i ilginç bir şekilde tam olarak örtmektedir. İnsanı; Ay'ın büyüklüğünün Güneş'i tam örtecek şekilde ayarlandığı hakkında düşündürmekte.

Ay'da bazen garip, tanımlanamayan ışıkların görülmesi, herkesi şaşırtmaktadır. (Ay'da volkanizma yahut herhangi bir doğal faaliyet olmadığından dolayı olay, çok garip karşılanmaktadır).

Ay'ın çizdiği yörünge, Dünyanın ekvatoral çemberi ile zıt olması gerekmektedir. Fakat Ay'da gezegenimiz gibi Güneş'e bağımlı şekilde bir yörünge izler.

Doğada ağır metaller yeryüzünde bulunmamaktadır; ancak Ayda bu söz konusu değildir.

Ay'a yapılan Apollo uçuşlarında, arka planda kalan gezegenimiz hakkında bazı noktalar bulunmaktadır. Mürettebat ve Dünya ile yapılan konuşmalarda Apollo, Ay'ın arka yüzeyindeyken tanımlayamadıkları gölge ve ışıkları Dünya'ya iletmiştir. Konuşmalarında da ne kadar heyecanlı ve şaşkın oldukları duyulmaktadır. Dünyadan da bunun gibi daha bir çok gözlem yapılmıştır.

Yani Ay'da bazı anlam verilmez olaylara rastlanmakta. Kimi çevreler, Ay'da Galaktik bir federasyon tarafından gizli üs olduğunu ve bizlerin incelendiğini ve negatif güçlerden korunduğunu iddia etmektedir. Kimileri ise bunlara deli saçması demekte.

Elbette aslını kimse bilmemekte; ama değişmez yasaların bize,evrene yön verdiğini ve evrende bir dengenin olduğunu ve bu dengenin korunması gerektiğini hepimiz biliyoruz.[5]

 

Ay Nereden Çıktı Geldi? Ay'ın Kökeni Nedir?

Ay, Dünya ile aynı zamanda mı oluştu, yoksa Dünya’dan ayrılarak mı oluştu? Belki her ikisi de değil…

Ay, belki de başka bir yerden, hatta Güneş Sistemi’nin dışından çıkıp geldi ve Dünya’nın çekimine kapıldı ve bir daha bu çekimden çıkamadı.

Ay’ın Dünyadan kopma bir parça olduğunu öneren teori, Evrim Teorisinin kurucusu Charles Darvin’in oğlu George Darvin tarafından geliştirilmişse de, günümüz Ay bilimcilerinin çoğu tarafından kabul edilmemektedir.

Dünya ve Ay’ın aynı kozmik gaz-toz bulutundan oluştuğu görüşü, daha çok bilimsel bir desteğe sahiptir.

Bu ikisinin dışındaki bir görüş ise, Ay’ın Güneş Sistemi’nin dışından geldiğiyle ilgilidir. Ay bu şekilde her nasılsa Dünya’nın gravitasyon etkisine kapılmıştır.

Peki ama Ay, Dünya ile senkronize halde bulunan bugünkü hemen hemen daire biçimindeki yörüngesine hangi açı ve hızla gelerek yerleşebilmiştir? Bu şekilde bir gravitasyonel yakalanma, sonuçta eliptik bir yörünge doğurması gerekirdi. Birçok bilim adamına göre, bu işin rastgele ve kendi kendine olması çok çok zayıf hatta imkansız bir ihtimaldir.

Bugünkü daireye çok yakın yörüngede bulunabilmesi ve Dünya’nın dönüşüyle senkronize halde olması için; AY’IN HESAPLANARAK BU YÖRÜNGEYE OTURTULMUŞ OLMASI GEREKİYOR.

Fakat Nasıl ve Kimler Tarafından?

O zaman Sovyet Astrofizikçiler Mikhail Vasinse ve Alexandre Shcherbakov’un Dev Uzay Gemisi teorisi geçerlilik kazanıyor demektir.

Ay’da o zaman Müslüman olan Uzaylıların olması ve bunların çok üst düzeyde bilgi ve zekaya sahip olmaları akla mantıklı gelmiyor mu? Ay’da duyulan Ezan sesi ve Kubbe biçimindeki yapı da bizim teorimizi desteklemektedir. Ay’da yaşayan birileri olmasaydı, Amerikalılar şimdiye kadar yaptığı uzay mekikleri ile malzeme taşıyıp y üssü kuramazlar mı idi? Elbette kurarlardı. Zaten oradaki canlılarla iletişim kurmak istiyorlar. Bunun için Rosetta Taşı ve İncil, kimler için bırakıldı..

Ay’da elde edilen ve Arapça’ya daha yakın olan o cümlelerdeki sır nedir. Evet; tüm bunların cevaplarını NASA biliyor ama açıklamıyor.

Çünkü Ay temel olarak birçok sırrı bünyesinde taşıyor. Eğer orada bir üs varsa, eğer o bir uzay gemisi ise bu da; Dünya’yı kontrol ediyor demektir.

Esrarengiz bir Hilkat Garibesi olarak nitelendirilen Ay’daki Kraterler ilgili olarak görüş bildiren Arizona Üniversitesi Öğretim üyelerinden Robert Strom: “Anlaşılmaktadır ki, Ay kraterlerinin yüzde 10’u meteor ve asteroit çarpmasıyla, yüzde 10’u volkanik etkinlikle olmuştur. Kalan yüzde 80’inin de nasıl oluştukları şimdilik bilinmemektedir.

Bilim adamlarını daha çok kraterlerin oluşma şekli değil de, onların sığ oluşları ilgilendiriyor. Çünkü en küçüğünde, en büyüğün de de derinlik birkaç milden fazla değildir.

Ay üzerindeki koyu renkli bölgelerin oluşumunu, volkanik etkinlik sonucu yüzeye çıkıp, donan lav örtüsüyle açıklamaya çalışan bilim adamlarına karşı: Vasinse ve Shcherbakov, bu erimiş lavın, Ay’ın içinden çıkmış olacağını fakat bunun volkanik bir nedenle olmadığını belirtmektedirler. Bu lav görünüşlü eriyik, Ay’ın içinde üretilmekte ve bir meteor çarpmasından sonra oluşan çukurluğa aktarılmakta ve bu şekilde hasarın büyümesi önlenmektedir.

Gravitasyon etkisini ise Sovyetler şöyle açıklıyor: Dış kabuğu tamir amacıyla çukurlara dondurulan yapay lav birikintisidir. Ay’ın öteki kısımlarına oranla ek bir madde birikimi görünümünde olan bu bölgelerde gravitasyonun kuvvetli olması bu nedenden olayı son derece normaldir.

Dünya’nın görünen yüzüyle, arka yüzü arasındaki yüzeysel farkı yeni teorinin ışığında şöyle açıklanıyor: Ay yapay bir uydu olarak üretildiği yerden Dünya yörüngesine getirilene kadar, değişik asteroit ve meteor yağmurlarına uğramıştır, ve bu kozmik etkilere sürekli hep hareket halindeki ön kısım yani Dünya’ya bakan yüzey maruz kalmıştır. Onun için de Ay’ın arka yüzünde daha az krater ve ölü denizler vardır. Dolayısıyla da arka yüzü daha doğal bir manzaraya sahiptir.

Bu teoriyle birlikte Ay’ın Dünya’ya oranla çok daha az yoğun olmasının nedeni de ortaya çıkmaktadır. En tutucu bilim adamları bile Ay’ın bu özelliğinden dolayı, hiç değilse Ay’ın içinde bazı bölgelerinin boş olması gerektiğini kabul etmek zorunda kaldılar. Kısacası Ay’ın içinin boş olduğu da ortaya çıkmış bulunmaktadır…[6]

 

 

Ay’daki Uzaylı Üsleri

Her geçen gün daha çok insan Ay’da bir uzaylı üssü olduğunu söylemektedir. Anlatılanlara göre bu ay üssü, Ay’ın Dünya’dan görülmeyen karanlık tarafında bulunmaktadır.

Ay araştırmalarının neden durdurulduğunu ve Ay’da neden bir üs kurmaya çalışmadığımızı hiç merak ettiniz mi? Sizce bu uzayda yüzer bir istasyon kurmaktan daha iyi bir fikir değil mi? Neil Armstrong’a göre, Ay’da uzaylılara ait bir üs bulunmaktadır, bu yüzden uzaylılar Ay’dan uzak durmamızı istemişlerdir. Eski Donanma İstihbarat görevlisi Milton Cooper da, Ay üzerinde bulunan ve istihbaratçıların “Uzaylı Üssü Luna” olarak adlandırıldıkları bir üsten söz etmektedir. Cooper’a göre, Ay’ın uzak kesimlerinde bulunan bu uzaylı üssü Ay’a inen Apollo astronotları tarafından da görülmüş ve filme alınmıştır. Ana gemi adı verilen devasa uzay gemilerinin bulunduğu bu üste, çok büyük makinalar kullanılarak maden çalışmaları yapılmaktadır.

1960’larda Pentagon’un Araştırma ve Geliştirme Departmanı’nda görev yapan Yarbay Philiph Corso, ABD Ordusu’nun ve Hava Kuvvetleri’nin elinde astronotlar tarafından çekilen ve Ay’da uzaylıların varlığını açık bir biçimde kanıtlayan en az 122 fotoğrafın bulunduğunu iddia etmektedir.

 

 

ABC’ de Ay’la İlgili Haberler

Amerikan ABC haber kanalının web sayfasında yayımlanan, 13 Haziran 2000 tarihli makale Ay’la ilgili gerçeklere biraz olsun ışık tutmaktadır. Makalede şöyle denilmektedir:

“Yeni elde edilen kanıtlar, Ay’ın bazı astronomların düşündüğü gibi tamamen ölü bir gezegen olmadığını ortaya çıkarmaktadır. Ay yüzeyinde zaman zaman yoğun bir hareketlilik gözlemlenmektedir. Uzun aralıklarla da olsa Ay yüzeyinde değişiklikler olduğu rapor edilmektedir. Bu iddialar tartışmaya açıktır. Pek çok bilim adamı ise Ay üzerindeki parlaklıklar ve sis gibi zaman zaman rapor edilen gözlemleri ciddiye almamaktadır. "

Aydınlık Yer: 136 kilometre uzunluğundaki büyük krater Langrenus. Fransız bir astronom Ay yüzeyinin zaman zaman bir şeyler tarafından aşındırıldığı yolunda sağlam kanıtlar bulmuştur. Bu gözlem 1992 yılında, Paris Gözlemevi’nde görev yapan deneyimli Ay gözlemcisi Audouin Dollfus tarafından bir metrelik Meudon teleskopuyla yapılmıştır. Dollfus araştırma sonuçlarını incelemeyi yeni bitirmiş ve yayımlanmak üzere sunmuştur.

Solan Işık: Dollfus, 30 Aralıkta büyük Langrenus kraterinin tabanında birtakım parlaklıklar görmüştür. Bunlar o gün ortaya çıkmışlardır. Profesör Dollfus, bu ışıkları bir kaç gün izlemiş ve kraterin içinde dans eden ışık kümeleri görmüştür. Dollfus, teleskoptan her baktığında bu ışıkların şeklinin değiştiğini fark etmiştir. Ona göre bu ışıklar, bir gazın Ay yüzeyinden toz kaldırması ve bunun güneş ışığıyla birleşmesi sonucu oluşan bir görünümdür. Bazı Ay gözlemcileri, değişime uğramadığı sanılan Langrenus krateri üzerinde bu tür bir sis görülmesini şaşkınlıkla karşılamışlardır.

Profesör Dollfus, detaylı olarak incelendiğinde Langnerus’un tabanında bir çok çatlak izine rastlanacağını söylemektedir. Ona göre söz konusu gaz bu deliklerden çıkmış olabilir.” [7]

Peki Ay, Dünyanın Yörüngesine Neden Kondu?

Ay'ın geçmişi nedir veya orjini nereden geliyor? Bu sorunun cevabı yoktur ya da bir bulmacadır. Bugün bilim, üç ana kuram üzerinde duruyor. Sovyet bilimcileri tarafından geliştirilen bu üç ana kuram şöyle:

1. Ay, bir zamanlar, dünyanın bir parçasıydı ve dünyadan koparak uzaklaştı. Ama bu görüş, büyük bir bilim grubu tarafından reddediliyor.

2. Ay, aynen dünya gibi, Güneş Sistemi oluşurken, bir gaz bulutuydu ve doğal olarak Ay'ın uydusu oldu.

3. Ay, farklı bir cisimdir. Yani dünya dışıdır. Güneş Sistemi'nin içinde bir yerden veya Güneş Sistemi'nin dışından gelmiş, dünyanın çekim alanına girerek, orada bir uydu olarak kalmıştır.

Sovyet bilim adamları olan Vasin ve Shcherbakov, şaşırtıcı bir açıklama yaptılar; "Gerçekten de bilimciler, Evren'in kökenini ciddiyetle uzun süredir araştırıyorlar ama daha henüz kesin bir cevap veya açıklama yoktur. Aynı şekilde, Ay - Dünya sistemi de açıklanamıyor. Bize göre Ay, dünyanın yapay bir uydusudur ve bilinmeyen bir zeka oluşumu tarafından yörüngeye konulmuş olabilir." Bu iki bilim adamına göre Dünya'nın çekim gücü, kübik santimetrede 5.5 gr.'dir Ay'ınki ise 3.33 gr'dir. Öyleyse Ay'ın içi boş olmalıdır. Yani yapaydır. Yapılmıştır ama kimin tarafından? Gizemin çözümü, kraterlerin içinde. Ay yolculukları sonucunda elde edilen bilgiler, çok önemli ama gizli tutulmaktadır. "Neden?" diye sorduğumuzda, uzmanlara göre kesin çözüm henüz yoktur veya erkendir.

 

 

12 Maymun Sorusu...

Sorular çok sayıda ve önemli görünüyor. Şimdi bunları ve bazı açıklamaları alt alta dizelim;

1. Ay, Dünya'dan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür.

2. Niçin bazı bilim adamları, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar? Yani, Dünya'dan daha eski...

3. NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı. Ama bu, Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihti.

4, Önemli bilim adamları ve Ay uzmanları, Ay'dan getirilen elementlerin Dünya'dakilerden daha eski olduğunu belirlediler; ama neden resmen açıklamadılar?

5. 40 Ay taşının en azından 7 milyar yıllık oldukları belirlendi. Bu tarihleme, Dünya'dan ve Güneş'ten iki kez daha eskidir.

6. Buna karşın Ay'ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık nereden geliyor?

7. Bir grup bilim adamı, Ay'ın yıldızlararası bir yerde yapıldığı görüşündeler ve Dünya tarafından yakalandığını düşünüyorlar. Peki bu nasıl olabilir?

8. Neden bazı bilimciler, Ay'ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay'ın içi boş olabilir mi? Ve bu biliniyor mu?

9. Niçin Ay'ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var? Bu, elementer olarak doğal mıdır?

10. NASA tarafından 100 millik bir alana yayılmış su buharı saptandı; ama Ay'da su olmadığı biliniyor. Bu gizem, Ay'ın yapay olduğu anlamında mı?

11. Ay'ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor; ama bunu dünyadaki benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki, henüz açıklanamadı.

12. Sonuç, Ay'la ilgili neden bu kadar çok cevapsız soru var?

Peki bütün bunlara karşı, şunları söyleyebilir miyiz?

1. Ay, hem Dünya'nın doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadır.

2. Ay, olması gerekenden daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.

3. Ay kraterleri, çok fazla ve garip bir biçimde yüzeyseldir.

4. Ay'ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Güneş Sistemi'nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu yoktur.

5. Ay ölçümlemeleri, çok fazla demir olduğunu gösteriyor.

6. Ay toprağı, Ay kayalarından çok daha yaşlıdır.

7. Ay'ın bileşimi, dünyadan farklıdır.

8. Doğa kanunlarına aykırı olarak, ağır metaller yüzeydedir.

9. Ay'da önceden eriyik olan metaller yoktur.

10. Ay, dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.

11. Ay, bir moloz yığını gibi gözükmektedir.

12. Ay, periyodik olarak sarsılmaktadır. Bu, bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar, sanki tek bir kütleymiş gibi tüm yüzeyi dolaşabiliyorlar.

13. Dünyadan bakıldığında Ay, bir Güneş diski gibidir. Yani tutulmalarda, Güneş'i tam olarak kapatır, ne biraz küçük veya büyüktür. Sanki büyüklüğü, güneşi örtmek için ayarlanmıştır.

14. Eğer Ay, Dünya tarafından yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay, yine uzaklaşıp gidecektir.

15. Normalde Ay'ın çizdiği yörünge, Dünya'nın ekvatoral çemberiyle karşıt olmalıdır; ama Ay, garip bir şekilde, Dünya'nın yaptığı gibi, Güneş'e bağımlı bir yörünge çizer.

16. Her ne kadar Ay volkanlarının ölü oldukları söyleniyorsa da, yüzyıllardır Ay'da garip ışıklar, parlamalar görülmekte ve hala izlenmektedir.

Bunların sonucunda, Ay'ın yapay bir transformer dünya olduğu söylenebilir veya iddia edilebilir. Ay'da bir yaşam olduğu ile ilgili bir belirti veya iz bulunamamıştır; ama Dünya'daki volkanik küllere benzeyen Ay toprağı veya tozu üzerinde yapılan deneylerde, bitkisel yaşama elverişli olduğu anlaşılmıştır. Ama ortada böyle bir yaşam yoktur. Marjinal iddialara göre Ay, UFO'ların üssüdür veya kullandıkları özel bir araçtır; ama bu da bir iddiadan öteye gitmemektedir. Yüzeyde zaman zaman garip ve geometrik şekiller görülmüş; ama bu görüntüler ya hemen kaybolmuş, ya da bir daha görülememiştir.[8]

Kaynaklar

[1] Kurân-ı Kerîm, Yasin Suresi 39-40.
[2] Kurân-ı Kerîm, Zümer Suresi, 5.
[3] Kurân-ı Kerîm, Müdessir, 32-36.
[4] Risale-i Nur, Yirmi Dördüncü Söz



KAYNAK: http://www.snhazinem.in/astronomi/174923-ay-aslinda-yapay-bir-uydu-mu.html

Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.