Bilinen İlk Türk

 

 

Hz. Nun’un Semavi kutsal kitaplara göre 3 tane oğlu vardır, bunlar: Sam, Ham, Yafes.( kenan )

 

Tekvin’e göre üç temel ırk Nuh’un bu üç oğlundan meydana geldi.

  • Yafes, Yafesi ırkın
  • Ham, Hami ırkının
  • Sam Sami ırkının atası oldu.

Nuh’un ilk torunları

  • Yafes’in oğulları:Turk, Gomer, Magog, Madai, Javan, Tubal, Meshech ve Tiras.
  • Ham’ın oğulları: Cush, Mizraim, Put, ve Canaan.
  • Sam’in oğulları: Elam, Asshur, Arpachshad, Lud ve Aram.

Altta yazılı olan bilgilerde Yafes’in oğullarının tümünün soyunu Türk olarak değerlendirildiği bilgisi göze çarpmaktadır.

undefined- “ve gemiden çıkan nuh’un oğulları sam, ham ve yafet idiler. ve bütün yeryüzüne yayılanlar bunlardan oldu… _kenan’ın atası ham, (bir gün) babasının çıplaklığını gördü, kardeşlerine söyledi… (utanan) sam ile yafet babalarının çıplaklığını örttüler…”

- “ve nuh dedi: ‘kenan lânetli olsun!.. kardeşlerine kullar kulu olacaktır! sam’ın allah’ı rab, mubarek olsun, ve kenan ona kul olsun! allah, yafet’e genişlik versin!.. sam’ın çadırlarında otursun!.. ve kenan ona kul olsun!..’”
burda söylendiği gibi sam’ın oğulları yani araplar zamanı geldiğinde yafes’in oğulları yani Türklere sığınmışlardır.
bilindiği gibi ham, eski kenan diyarı olan şimdiki filistin (israil) halkının atası idi. bu bölge sayda şehrinden gazza’ya kadar uzanıyordu. yahudiler bu gruba sahip çıkarlar… ancak tevrat’tan anladığımıza göre, bu kabileler lânetlenmiş ve diğerlerine kulluk etmeğe mahkûm edilmişlerdir. kenan, seba, babil, akad halkı ve kral nemrud bu oğuldan olmadır. tarihî gelişmeler bu lâneti gerçek yapmıştır.

 
3. oğul yafes ise, bizim, bütün Türk boylarının atasıdır. görüldüğü gibi, hadislerden ve kur’an’dan çok önce tevrat’ta da, en büyük iltifata mazhar olmuş millet Türkler’dir. hz. nuh’un, en sevgili oğlu yafes için ettiği dua, çok derin mânâlıdır ve olduğu gibi gerçekleşmiştir.
Türkler gerçekten de 900 yıllarından itibaren araplar’ın çadırlarında, ülkelerinde oturmaya başlamışlardır. yine aynı tarihlerden başlıyarak hıtay’ı, hindistan’ı, kuzey afrika’yı ve avrupa’yı hakimiyetlerine almışlardır.
yafes’e dönersek; gomer, magog. madai, tiras, yavan, tubal(tuval), meşeç adlı oğulları…. gomar (sümer), magog (gog-magog gibi), madai (medler) âşina gelmektedir…

gomar’ın togarmi, rıfat (dicle ve fırat) ve aşkenaz oğulları…. aşkenaz, hazar soyundan olan doğu avrupa musevîleri’ne verilen addır…

ve yavan’ın oğlu tarşiş bize ismen çok âşina geliyor… bu kelimeler Türkçe özellikler taşımaktadır.

togarmi’nin (hz. nuh’un yafes’ten torunu) on oğlu vardır ki, bunlar uygur, tiros, avar, hun, barsil, zarna (tarniyaklı), kozar (hazar), sanar, bulgar ve sâbir’dir.

işte biz de bunu diyoruz! bütün kafkasya, Türkistan (ortaasya), sibirya, balkanlar ve anadolu halklarının atası bir!.. hz. nuh’un oğlu yafes’ten geldikleri için yafetik olarak adlandırılırlar. yafes’in en az üç oğlundan (gomar, magog, madai) geldikleri için sümer, gog, magog, gur, guz, oğuz, macar olarak adlandırılırlar. ve togarmi’nin on oğlundan çoğalarak pek çok soy ve boya ayrılmışlar, yüzlerce oymak ve aşiret halinde dünyaya yayılmışlardır.

 


hz. ibrahim ve Türkler

tevrat’ta hz. ibrahim, sam’ın soyundan ve terah’ın oğlu olarak gösterilmektedir… islam’a göre hz. ibrahim’in babası azer’dir. yani hazar Türkü’dür. buna göre yafes’in soyundan olması gerekir… zaten arap tarihçiler de “gerçek arapların ad, semud, amalike gibi kabileler olduğunu; hz. ibrahim’in oğlu ismail soyunun sonradan araplaşmış olduğu”nu ifade ederler…
yine tevrat’ta allah’ın hz. ibrahim’e bir hitabı var ki, hz. nuh’un duasına cevap gibidir:

- “seni büyük millet edeceğim! ve seni mubarek kılacağım! seni mubarek kılanları, mubarek kılacağım! ve sana lânet edene, lânet edeceğim!.. yeryüzünün bütün kabileleri, sende mubarek olacaktır!..”
(tekvin, 12. bab)
rivayete göre, hz. ibrahim’in kantura adında bir eşi daha vardı. bu mubarek kadın da Türk boylarının anası, atası idi… peygamberimiz Türkler’den kantura oğulları diye söz ederdi. hatta bu sebepten 9. asırda müslüman olup halife etrafına toplanmaya başlıyan Türkler, soyları sorulduğunda, “babamız ibrahim, amcamız ismail” derlerdi!..
yahudiler hz. ibrahim’in bu ifadesinin kendilerini kastettiği zehabına kapılarak büyük israil, hatta dünya hakimiyeti hayali peşinde koşarlar!
halbuki kur’an’daki yahudiler’i suçlayan ve lânetleyen ifadeler, böyle bir kutsama varsa bile ortadan kalktığını göstermektedir. yahudiler kitab-ı mukaddes’in zebur’dan (mezmurlar) sonraki bölümlerde bile kınanır… bu yüzden pek çok kere kıyıma ve sürgüne uğramışlar, ancak hiç bir zaman bundan ders almamışlardır!.. halen de filistinliler’e, lübnan’da, ırak’ta araplar’a zulmedip durmaktadırlar!
- “ey iman edenler!..içinizden kim dininden dönerse, (bilsin ki) allah bir kavim getirir ki, onları sever. onlar da o’nu severler… onlar müminlere karşı mutevazı, kâfirlere karşı zorlu olurlar. allah yolunda cihad ederler. (kendilerini) yerenlerin çekiştirmesinden yılmazlar. bu (özellik) allah’ın bir inayetidir ki, onu dilediğine verir.” (maide suresi, 54. ayet)

çok şükür ki, tanrı bu lütfu Türkler’e vermiştir! gerçekten de Türkler inananlara karşı son derece mütevazı, onlara saldıran inançsızlara karşı son derece amansız olmuşlardır. haçlı seferlerine karşı koyanlar araplar değil, Türkler’di!.. arap fatımiler selçuklular’ı arkadan vurmuşlar, haçlılar’ın işini kolaylaştırmışlardı. haçlılar bu suretle kudüs’ü ele geçirip müslümanları katletmişlerdi. (1098)

820 sene sonra 1. dünya savaşı’nda araplar yine Türkler’i arkadan vurmuşlar, ve lavrence’in peşine takılarak ülkelerini batılılara adeta peşkeş çekmişlerdir. (l918)

bu ihanet sonucunda ingiliz orduları mukaddes topraklara; kudüs, mekke, medine’ye hükmedecek şekilde arabistan’da söz sahibi oldular. daha sonra ingiliz, fransız ve amerikalılar ırak, suriye, filistin, mısır, libya, cezayir, tunus’u ve bu ülkelerin sahip olduğu zenginlikleri aralarında bölüştüler. hatta rus ihtilali’ni bahane ederek gürcistan, ermenistan, azerbeycan’a el attılar. eğer Türkiye batı’ya karşı AtaTürk liderliğinde direnip galip gelmeseydi; bütün bu bölgede topraklar, zenginliklerin yanısıra islam da elden gidebilirdi!

700 yıllık endülüs’te bir tek müslüman bırakmıyan batılı hıristiyanlar zaten bu amaçlarından hiç bir zaman vazgeçmemişlerdir.

öte yandan peygamberimizin de Türkler ile ilgili pek çok hadisi vardır. bir tanesi şudur:

- “sizler (araplar) deriden çarık giyen bir kavimle (Türkler) çarpışmadıkça, kıyamet kopmıyacaktır!”

buradaki kıyamet sözü, ahiretteki kıyamet değildir. her şeyin kökünden değişmesidir.

gerçekten de 750 yılında araplar talas savaşı’nda Türkler ile çarpışmışlar, onları yenmişler; ama bu savaştan sonra kitle halinde müslüman olan Türk ırkından halklar, islam devleti’nin hâkim unsuru haline gelmişlerdir. arab’a dayalı her şey, kökünden değişmiştir.

bir diğer hadis şöyle:

- “Türkler size dokunmadıkça, siz de onlara dokunmayınız. zira kantura oğulları, allah’ın (ilk önce) ümmetime (araplar’a) verdiği saltanatı, (onların elinden) çekip alacaklardır.” (21)

bu hadis peygamberimizden 1500 yıl önce inmiş olan tevrat’ta yer alan ve 2500 yıl önceki hz. ibrahim’e allah’ın vaadi olan:

- “seni büyük millet edeceğim! seni mubarek kılanları mubarek kılacağım! sana lânet edene lânet edeceğim!”

ifadesinin tam teyididir!…

araplar bu nasihate uymamışlar, Türkler’in üstüne yürümüşler, onları yenmişler, ancak sonunda saltanatı Türkler’e devretmek durumunda kalmışlardır.

ama en dikkat çekici hadis, aşağıdakidir.

hz. muhammed’e sorarlar:

- “mevali nedir ya resulullah?..”

- “onlar sizin azadlılarınızdır. yani faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: ey araplar!.. siz fazla taassuba kaçtınız.”

- “siz bunlara gereği gibi hak tanımazsınız. sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır!”

bu hadisteki mevali, arap olmayan’dır…faris, iran’dır…faris yönü, horasan’dır… gelen kavim ise, Türkler’dir!.. çünkü dünyada Türkler’den başka kölelikten yükselip te hükümdar olan bir millet yoktur!..

şu halde Türkler, nuh tufanı’ndan beri var olan, ilk devleti kuran, dünyanın en eski dilini kullanan; ve hem tevrat’ta, hem de kur’an’da övülmüş, dünyanın dört bir yanına yayılmış bir millet’tir.
hz. peygamberin hadislerinde Türkler

“ebû hüreyre’den rivayet edildiğine göre; bir defasında hz. peygamber’in huzurunda el-acem; yabancı kavimler konuşuldu, onların durumları dile getirildi. hz. peygamber bu münasebetle buyurmuşlardır ki; onlarla veya onlardan bazıları ile birlikte olmam benim için, sizlerle veya sizlerden bazıları ile birlikte bulunmamdan daha güvencelidir”. (et-tirmizi, sünen-i tirmizi)
ebû hüreyre’den rivayet edilen bir başka hadiste hz. peygamber iki parmağını birbirine sürterek aynen şöyle buyurmuştur; “kıyamet kopmadan önce sizler çarık giyen bir kavim (Türkler)le mutlaka çarpışacaksınız”
ebû hüreyre’den rivâyet edildiğine göre; hz. peygamber buyurmuştur ki; “sizler küçük çekik gözlü, kırmızı benizli, yassı burunlu, yüzleri sanki örs üstünde dövülmüş ve üzeri derilerle kılıflı kalkanlar gibi sağlam bir kavim olan Türkler’le çarpışmadıkça, kıyamet kopmayacaktır. yine sizler, kıldan örülmüş çarıklar giyen bir kavimle (Türklerle) çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır” (el-buharî, sahihu’l-buhari, mekke, 1376. vı.s.35.)
görüldüğü gibi bu hadiste iki kez çarpışmadan sözediliyor. şahsi fikrimce ilk çarpışma büyük değişikliği, ikincisi ise gerçek kıyameti kastetmektedir.
huzeyfe b. el-yemanî’den bildirildiğine göre, peygamber şöyle buyurmuşlardır; “yakın gelecekte kantura oğulları ırak ahalisini ıraktan çıkaracaklardır. sanki ben bunu gözlerimle görür gibiyim. onlar kısık gözlü, yassı burunlu, değirmi yüzlü insanlardır”(asım, a.ebu’l-kemal, kamus okyanusya tercümesi, istanbul, 1305, ıı.s.646)
hz. peygamber’in amcası ve hz. ali’nin babası olan ebu talip bir şiirinde şöyle der; “düşman bizim gücümüze boyun eğip kahroluyor. halbuki onlar bizim Türk ve aftalitler’in kapılarına sığınmamızı isterler. allah’ın evi (kâbe’ye) and olsun ki; sizler yalan söylüyorsunuz. işleri karma karışık etmeden ne mekke’yi terk ne de buralardan Türk yurtlarına göçüp gitmeyeceğiz. allah’ın evi (kâbe’ye) and olsun ki; sizler yalan söylüyorsunuz. biz muhammed’e, göğsümüzü siper edecek; onun etrafında çarpışacak, o’nu (sonuna kadar) koruyacağız….” (ibni hişam, es-sire, mısır 1955, ı., s.275)
görülüyor ki araplar bu sözlerden çok sonra gün gelip Türkler’in kapısına sığınmışlar, ve bir de onları(bizi) arkadan vurmuşlardır.
halife hz. ömer şöyle demiştir; “Türkler ne yaman bir düşmandır. onların (düşmanlarına) verecekleri (ganimet) çok az, alacakları ise pek çoktur” (el-câhız,fezâilü’l- etrak, ı. s.58). yine hz. ömer bir keresinde hz. peygamber’in bu konudaki hadisinden hareketle şöyle demiştir; “yüzleri deriden kalkan gibi yuvarlak ve geniş, gözleri sanki nazar boncuğu gibi olan kavimlerden çekininiz. onlar size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz”(nuaym b. hammad, el-fiten, s.1226)

ibn abdi rabbih’in dediğine göre kerbelada yezid’in adamları tarafından muhasara altına alınınca hz. hüseyin yezid’in temsilcisi ömer b. saad’a şöyle demiştir; “ey ömer! benim için şu üç şıktan birini seç; ya beni bırakırsın geldiğim gibi geri dönerim veya yezid’e emniyetle gitmemi sağlarsın, elimi onun elinin üstüne koyarım. yahut da Türk yurtlarına çekip gitmeme müsaade edersin. orada kalır ve ölünceye kadar cihad ederim” (et-taberi, v.s.393)

------

kaynak:

http://turkcihantarihi.wordpress.com/about/

Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.