TÜRK NE DEMEKTİR ? TÜRK KİMDİR ?
- Mekale Detayları:
- Kategori: Kehanet ve Gizem
- Oluşturulma tarihi: Cuma, 10 Haziran 2011 00:32
- Son günceleme: Cuma, 10 Haziran 2011 00:32
- Yayın tarihi: Cuma, 10 Haziran 2011 00:32
- Makale Yazarı: Bu makale İnternetten alınmışdır, sayfa altında referansı verilen,
- Gösterim: 145
Güneyde Himalaya dağları, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, doğuda Kore Denizi, batıda Balkanlar"a
Bu insanlar neden kendilerine Türk demişlerdir? Türk kelimesi ne anlama gelmektedir? Bunu, eski Türkçe yazıt olan ve edebi

Resim-5
Bu yazıtta Türk, yaratana inanan anlamında kullanılmıştır. Fin Uygur Derneği Coğrafya Cemiyetinin 1890 yılında yayınladığı, Orhun yazıtlarının ilk çözümünü kapsayan, tahrif edilmemiş, aslına en
Yani günümüzden binlerce sene önce Türk kelimesi, o bölgede ve
O zamanın anlayışına göre, günümüzde de olduğu
Göçlerin uğrak yeri olan Türk"lerin yaşam yeri olan Orta Asya için de durum böyledir. Bu bölge içerisinde ve sonrasında dünyanın dört bir tarafına yapılan göçler (Resim–6) neticesinde ırklar, insanlar, medeniyetler karışmıştır, hakim kültür egemenliğini devam ettirmiştir. Bu
Ey türk kendini tanı
AY YILDIZ İSLAMİYET ÖNCESİNDE DE TÜRKLERİN SİMGESİYDİ !


Türklere ait ilk parayı Göktürkler bastırmış. Kazılarda ortaya çıkan ay-yıldızlı Göktürk paralarının bulunuşu ‘Orhun yazıtları kadar değerli’ diye yorumlandı
Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’da yapılan arkeolojik kazılarda ilk büyük Türk uygarlığı olan Göktürklere ait paralar bulunduğu ortaya çıktı. Paralar, ‘Türk uygarlığında
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nin 4-6 Ekim 2004′te Bişkek’te düzenlediği İkinci Uluslararası Türk Uygarlığı Kongresi’ne katılan Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Daloğlu, burada tanıştığı Özbek tarihçi Gaybullah Dr. Babayar’ın eski Türk devletleri paraları üzerinde yaptığı çalışmayı inceledi. Daloğlu, bu paralar arasında
Sikkelerden birinde ortada kağan kabartması ve kenarlarda üç tane ay-yıldız olduğunu söyleyen Daloğlu, bu sikkenin Türk uygarlığı açısından
“Göktürklerden sonra 8′inci yüzyılda Türgişlere ait paralar bulunmuştu.
Orta Asya’da yapılan kazılarda Göktürkler’e ait sikkeler bulundu. Sikkelerdeki ay-yıldız motofi, Türkler’in ay
Arkeologlar tarafından Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’da yapılan kazılarda ortaya çıkarılan toplam 104 sikke, ilk olarak geçen yıl Kırgızistan’da yapılan uluslararası bir konferansta kamuoyuna duyuruldu.
Altıncı ve yedinci yüzyılda basıldığı
Sikkelerdeki ay yıldız motifleri ise, Türklerin ay yıldızı İslamiyet’ten önce de kullandığının somut kanıtı olarak gösteriliyor.
GERÇEK TÜRK TARİHİ VE ATATÜRK'ÜN BİZZAT KENDİSİ TARAFINDAN YAPMIŞ OLDUĞU TÜRK TARİH ARAŞTIRMALARI
TARİH TÜRKLERLE BAŞLAR.

74 bin yıl önce başlayan ve bugün Almanya"nın Berlin şehrine kadar uzanan buzul döneminin 12 bin yıl önce sona ermesiyle, dünya ısısı 4-5 C° artmaya başlamıştır. Artan ısıya bağlı olarak buzulların erimesi ve şiddetli yağmurlar nedeniyle deniz ve göllerdeki su seviyesi 125 metre kadar yükselmiş, dünya iklim ve coğrafyasında büyük
Coğrafi koşulların içinde barındırdığı medeniyetler üzerindeki büyük etkisi vardır. Özellikle yaşamsal değeri olan suyun, uygun yaşam koşullarının sağlanmasında çok önemli bir faktör olduğu için de uygarlıkların var olması ve büyümesi bu su havzalarının bol olduğu yerlerde olmuştur.
Türklerin ana vatanı olan Orta Asya toprakları için de durum böyledir ve Orta Asya topraklarında yaşayan Türkler suyun bol olduğu bu topraklarda yerleşerek, tarım yapmışlar, hayvanları ehlileştirmişler, yeraltı
Çok uzun
Asya kıtasının ortasında Baykal ve Balkaş, Issık göllerini, Ala Tau (Tanrı dağlarını) ve en eski yerleşim bölgesi olan Yedi Su"yu da içine alıp kucaklayan ve Hazar Denizine kadar uzanan bugünkü Altay, Tuva, Kazakistan ve Kırgızistan toprakları, ilk yazının ortaya çıktığı yerlerdir. Mağara resimleri ve Sıntaşlar"dan (anlam ifade eden heykelcik) sonra piktogramlar (resim vasıtası ile düşünceyi belirten yazı) 20.000 yıl önce, petroglifler (Kaya resimlerinin değişmiş ve yazılardaki sembol şekillere dönüşmüş biçimi ) 15.000 yıl önce, tamgalar (ilk harf sembolleri) 10.000 yıl önce, harfler ve sonunda alfabeye geçişin dünyada ilk örneklerinin olduğu yer Türkistan topraklardır.

Resim-1(Altın elbiseli adamın parmağındaki
Kurgandan çıkan


Altın elbiseli adam, kıyafeti ve kuşandığı kılıç
Türklerin bilinen tarih boyunca Orta Asya topraklarında ve sonrasında bu bölgeden tufanlar başta olmak üzere çeşitli etkilerle dağıldıkları yeryüzünün çeşitli coğrafyalarında üstün medeniyetler kurduklarının kanıtını geride bıraktıkları binlerce eserde bulabiliriz. Kırgızistan"ın Talas bölgesinde Çiğimtaş (Çizgili Taş) ve Narın Bölgesindeki Saymalı Taş (nakışlı taş) (3500m yükseklikte, 90.000 kaya resmi), Talas Yazıtı,
Kazakistan"da Essik Kurganlarındaki Altın Elbiseli Adam (Resim-1), Tamgalı"da Tamgalısay (ilk Türk tamgaları,10.000 yıllık 1.000 piktoğraf), Ceti - Yedi Su yazıtları, Yakutistan"da Baykal-Lena yazıtları, Tuva"da Uluğ-Kem Sülyek Köyü-Karayüz yazıtı, İtalya"da Etrüks yazıtları, Moğolistan"da Kül Tigin yazıtları, Yenisey yazıtları (şimdilik bilineni 107 tanedir), Rusya Uluğ Kem, Şülyek Köyündeki Yazılıkaya Karayüz yazıtı, Altaylar"daki Pazırık Kurganı ve yazıtları, Anadolu"da; Antalya Side yazıtı, Eskişehir"in Han İlçesinde Yazılıkaya (Resim–3) ve Uçuz yazıtları,

1789 yılında Fransız Komutan Napolyon Doğu hakimiyetini sağlamak için Osmanlı"lara ait Filistindeki Akka kalesi önlerine
Erken Türk yazıtlarını okumadan o zamanki yaşam ve medeniyet
Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler; örtülen doğacak.
Dinleyin sesini, doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak,
Yalan tarihi görüp, doğru tarihe giden.
Asya"nın ortasında Oğuz Oğulları
Avrupa"nın Alplerinde Oğuz Oğulları,
Doğudan çıkan biz, batı"da yine biz,
Nerede olsa, ne de olsa kendimizi biliriz.
Hep insanlar kendilerini bilseler,
Bilinir o zaman ki hep biriz.
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri,
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Dünya o zaman görecek,
Hakikat nerede, hakikat nerede?
Mustafa Kemal Atatürk
2. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK"ÜN TÜRK TARİH TEZİ
Mustafa Kemal ATATÜRK"ün, Türk Tarih Tezinde Türklerin kökeninin Orta Asya olduğu resmen dile getirmiştir. Atatürk 1922"de Türkiye
Atatürk öncülüğünde 2 Temmuz 1932 ve 20 Eylül 1937 tarihlerinde yapılan Türk Tarih Kurultayları o devrin en ünlü yerli ve yabancı
3. TÜRK NE DEMEKTİR?
Güneyde Himalaya dağları, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, doğuda Kore Denizi, batıda Balkanlar"a kadar uzanan coğrafya ile Asya ve Avrupa kıtalarının yani Avrasya olarak adlandırdığımız karanın milyonlarca kilometre karelik topraklarında, son buzul çağının sona erdiği 12 bin yıl zaman derinliğinde yaşamış insanlar, meydana getirdikleri yazılı eserlerde kendilerini Türk olarak adlandırmışlar ve ortak dil olarak da Türkçeyi kullanmışlardır.
Bu insanlar neden kendilerine Türk demişlerdir? Türk kelimesi ne anlama gelmektedir? Bunu, eski Türkçe yazıt olan ve edebi bir dille yazılan Türkistan"daki Orhun Abidelerinden öğreniyoruz.(Resim-5)

Resim-5
Bu yazıtta Türk, yaratana inanan anlamında kullanılmıştır. Fin Uygur Derneği Coğrafya Cemiyetinin 1890 yılında yayınladığı, Orhun yazıtlarının ilk çözümünü kapsayan, tahrif edilmemiş, aslına en uygun olan "Fin Atlası" kitabında birinci taş, doğu yüzü 38. satırda “Ökük Türök” yani "Rabbani Türük ", "Tanrı Türü" denilmektedir. Türklerin Orhun Yazıtlarından önceki binlerce yıllık tarihinde, Asya'nın milyonlarca kilometre kare topraklarına yayılmış yaşarlarken kendilerine verdikleri ad; "töreye uyan" "yaratanını bilir", "Rabbani Türk", "Tanrısını tanır", "Yaratanına bağlı" anlamlarında "Ökük Türök" dür. "Ökük Türök " deki "Ök" (tanrı, yaratan) Türkçe deki ses uyumundan dolayı "ük" olmuş ve kelime böylece "türük" olarak okunmuş, günümüze de Türk olarak gelmiştir. “Ök” ekinin günümüzdeki kullanımına “Öksüz ve Ökkeş“ kelimelerinde rastlayabiliriz. Yaratan anlamında kullanılan “Ök” eki ile Öksüz, yaratanını yitirmiş, yetim anlamında, Ökkeş ise yaratanına bağlı anlamında kullanılmaktadır.
Yani günümüzden binlerce sene önce Türk kelimesi, o bölgede ve sonrasında tüm dünyaya yayılmış, yaratana inanan insanları tanımlamak amacıyla kullanılmıştır ve hiçbir zaman bir ırkı tanımlamak için kullanılmamıştır.
O zamanın anlayışına göre, günümüzde de olduğu gibi Türk olmak için Türk ana ve babadan da türemek gerekmiyordu. Zaten 18 yy. a kadar savaşların amaç ve yöntemlerini anımsarsak pratikte de bunun böyle olamayacağını anlarız. Bir birleriyle savaşan iki taraftan yenen, yenilen tarafın erkeklerini öldürmüş kadınlarını ise kendilerine eş olarak almış, bu şekilde de neslini devam ettirmiştir. Dolayısıyla saf, arı bir ırktan bahsetmek mümkün değildir.
Göçlerin uğrak yeri olan Türk"lerin yaşam yeri olan Orta Asya için de durum böyledir. Bu bölge içerisinde ve sonrasında dünyanın dört bir tarafına yapılan göçler (Resim–6) neticesinde ırklar, insanlar, medeniyetler karışmıştır, hakim kültür egemenliğini devam ettirmiştir. Bu büyük göçlerin neticesinde ise ortak kültürlerinde mevcudiyetlerini devam ettiren ana unsurun adı hep Türk olarak tarih boyu yaşamıştır. Bu büyük göçlerin neticesinde ise inançlarında asimile olmayarak Tanrısına inanan grupların adı hep Türk olarak kalmıştır.

Resim-6 (M.Ö.14.000 den M.S. 1200 yıllarına kadar devam eden göçler.)
4. ETRÜSKLER, TÜRK MÜDÜR?
Orta Asya"dan dünyanın diğer yerleşik yerlerine yapılan göçler sonucunda, Orta Asya"da gelişen medeniyet ve özellikle de yazı Avrupa"ya taşınmıştır. Binlerce sene süren göçler, ilk olarak M.Ö. 5.000"lerde İskandinav ülkelerine doğru başlamıştır. ETRÜSK olarak adlandırılan bu toplum İtalya"ya gelmeden önce, Fransa"da, Glozel"de ve Avusturya"da (M.Ö. 4.000) yaşamışlardır. Etrüskler"in M.Ö. 1.500"lerde Po ovasına oradan da maden bakımından

Etrüsklerin hâkimiyeti kuzeyde Po ovasından Roma şehrinin güneyine kadar hem karada hem de denizde üstün bir medeniyet olarak sürmüştür. M.Ö. 600 yıllarında en güçlü oldukları dönemde Roma şehri M.Ö. 743 de Etrüsk" lü Romulus tarafından kurulmuştur. Roma şehrinin simgesi olan ve Roma şehrinin değişik yerlerinde bulunan heykel, Türk"lere Ergenekon"da yol gösteren efsanevi hayvan dişi kurt Asena"nın memelerinden süt emen iki çocuk simgesidir. (Resim-8 )

Resim-8
Roma şehrini kuranların Etrüskler olduğu ve bunların da Türk oldukları, 2004 yılında Etrüsk mezarlarındaki kemiklerin genetik araştırmalarından da anlaşılmıştır. İtalya"da Ferrara Üniversitesi Genetik bilimci Prof. Guido BARBUJANİ, Firenze İtalya"da Ferrara Üniversitesi Genetik bilimci Prof. Guido BARBUJANİ, Firenze Üniversitesinden Prof. Davit CARAMELLİ, Bologna Üniversitesi Prof. Loredana CASTRY, Parma Üniversitesi Prof. Antonella CASOLİ, Pisa Üniversitesi Prof. Francesco MALLEGNİ, İspanya Barselona"da Pompeu Farba Üniversitesi Prof. Carles LALUEZA imzalı raporda yaşları 2700 ile 2300 arasında değişen 80 Etrüks iskeletinin genetik araştırması sonucunda Etrüsklerin Doğulu olduğu sonucu açıklanmıştır. Ayrıca, Etrüsklerin Orta Asya"dan gelen ama Hazar kuzeyinden gelip Avusturya"daki İnsburg bölgesi üzerinden İtalya"nın Po ovası bölgesine inen bir
İtalya"da 1995 yılında Etrüsk konusunda en yetkili bilim adamı olan Floransa"dan Prof.Dr. Giovannangelo CAMPOREALE, Sn Mirşan ile bir
Ayrıca araştırmacı yazar rahmetli Adile AYDA, “Etrüskler Türk mü idi?” (Ankara 1974), kitabında da aynı konu işlenmiştir. Adile AYDA bu araştırmalarında özellikle Türkçe ve Etrüskçe arasında söz benzetmeleri yapmıştır. Adile AYDA ayrıca,“Herodot (M.Ö. 484-425 ) Attika halkının Helen asıllı olmadığını söylemekte” diyerek, Etrüsk"lerin Türk olduğunu belirtmektedir.
Roma"yı Kuran Etrüsklerin M.Ö. 100 yılına kadar bu bölgede üstünlüklerinin sürmesine karşın bir süre sonra kendi dillerini konuşmayı bırakarak Latince konuşmaya başlamışlar, sonrasında da kültürlerini kaybederek tarih sahnesinden yok olmuşlardır.
5. TÜRKLER İLK DEFA ANADOLU"YA NE ZAMAN GİRMİŞLERDİR.
Türklerin Anadolu"ya ilk defa 1071 de Malazgirt zaferi ile girdiğini iddia etmek doğru değildir! Türklerin Orta Asya"dan başlayıp Avrupa içlerine kadar uzanan izlerine rastlanmasından anlaşılacağı üzere Anadolu topraklarının 7000 yıllık sahibi Türk"lerdir ve en köklü medeniyete sahip olan Türkler Orta Asya"dan Avrupa ve Anadolu" ya, bir kısmı yine Avrupa"dan tekrar Anadolu"ya gelmişlerdir. Bunu İsveç, Norveç, Danimarka, Almanya, İsviçre, Romanya, Fransa gibi coğrafyalarda, bırakmış oldukları birçok tarihi eserlerde yer alan yazıların okunmasından biliyoruz.
Milattan önce Anadolu"da yaşamış ve çok gelişmiş kültürleri ile çevrelerindeki insanlara medeniyet aşılamış bir

Resim-9 (Etrüsk Alfabesi)
Türk
6. ÇİN"DEKİ BEYAZ PİRAMİTLER.
Doğu Türkistan"da Himalaya Dağı eteklerinde Tibet sınırına yakın Shensi Bölgesinde Çin hükümeti tarafından dünyadan gizlenen Beyaz Piramit (Resim-10) ve civarındaki 100 kadar diğer piramitler Türk"ün Orta Asya"daki geçmiş tarihinin birçok sırlarını içlerinde saklamaktadır. Meksika"daki ve Mısır"daki piramitlerin bazı araştırmacılar tarafından atası kabul edilen bu Beyaz Piramit"in Mısır"daki büyük piramitten iki misli büyüklükte ve yaşının 5000 yıl dan fazla olduğu bilinmektedir.

Resim-10 (Beyaz Piramit bölgesinden dünya ilk defa 1912"de iki Avusturyalı gezgin sayesinde
7. PSİKOLOJİK SAVAŞ FAALİYETLERİ ALTINDA BATININ TÜRK TARİHİNE BAKIŞI
1000 yıldan fazla süren İslamlık-Hıristiyanlık davalarının doğurduğu düşmanlık duygusu içindeki tutucu tarihçiler, bu davalarda asırlarca İslâm"ın öncülüğünü yapan Türklerin tarihini, kan ve ateş maceralarından ibaret göstermeye çalıştılar. Türk ve İslâm tarihçiler de Türklüğü ve Türk medeniyetini İslâmlık ve İslâm medeniyeti ile kaynaştırdılar; İslâmlıktan önceki binlerce yıla ait devreleri unutturmayı Ümmetçilik siyasetinin icabı ve din gayreti vecibesi bildiler.
18. yüzyıldan sonra üretilen Avrupa merkezci tarih teorisi, insanlık tarihini, eski Yunan-Roma uygarlıkları ekseninde açıklamış ve uygarlık mirasını da Asyalı ve Ortadoğulu kaynaklardan kopararak, Avrupa" nın tekelinde göstermiştir. Batı Avrupa dışındaki halklar, bu arada Türkler uygarlık yaratan değil, uygarlık yağmalayan ikinci sınıf “barbar” ırklardan sayılmıştır.
Bu hususta 8. Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL"ın 1988 yılında, kaleme aldırdığı “La Turquie İn Europe” isimli eserinde şu ifade yer almaktadır. ”Bizi Türk sayarak dışlıyorsanız bilin ki, bizim Türk denecek bir şeyimiz yoktur, uygarlık adına neyimiz varsa hepsini Yunanlılardan aldık, bizim kültürümüz Yunan kültürüdür, oğlumun adı olan Efe bile, Yunancadır; Bu nedenle, Avrupa Birliğine girmemiz için kültürel engel yoktur(….) Biz tepemizde Türk olmayan yöneticiler bulunmasını yadırgayan bir toplum değiliz, Avrupa Birliğine alınmamıza bu açıdan da herhangi bir engel yoktur”
Bu kapsamda yapılan hata ilk değildir son da olmayacaktır. Atatürk"ün ölümünden sonra iktidardaki CHP nin sözcüsü durumundaki Nurullah ATAÇ, batı kültürünün mutlak ve eksiksiz alınmasının, bunun için de Yunanca ve Latince"nin mecburi ders olarak Türk okullarında Türk çocuklarına okutulması gereğini savunmuştur. O devirlerde Yunan Latin eserleri okullarda ders olarak okutulmaya başlamış, hatta Latince
Likya"nın Yunan medeniyetinin temeli olduğunu göstermek amacıyla Likya uygarlığı konusunda ilki Akdeniz Medeniyetleri Enstitüsü (AKMED) tarafından 1977"de İstanbulda,1990 da Viyana"da yapılan Likya sempozyumlarının bir üçüncüsü 7-10 Kasım 2005 tarihinde en geniş katılımla (350 katılımcı) Antalya"da yapılmıştır. AKMED" in kurucusu ve sempozyumun (Bilgi Şöleni) şeref başkanları Suna KIRAÇ ve İnan KIRAÇ"ın düzenlediği ve Antalya valisi Alaaddin Yüksel"in açılış konuşmasını yaptığı sempozyumda İnan Kıraç Bizans ile ilgili “Bazı şeyleri dışlıyoruz. Bizim değil diyoruz. Oysa Bizans bizim. 1100 yıl birileri yaşamış, sonra ben Osmanlı olarak bunun bir parçası olmuşum.
Oysaki bu bilgi şöleninde “Likya medeniyeti Yunan medeniyetinin temelini meydana getirir.” iddialarına verilecek
Tarihçi Dr. Serhat Kunar “Antalya ve yakın çevresi” adlı kitabında, Midilli"de oturan Yunan"lıların Anadolu"da yaşayan Türklere, bayraklarındaki Kurt başından dolayı, Yunancada Kurt anlamına gelen Likos diye hitap ettiklerini belirterek Likya"lıların bıraktıkları yazılardan da bunların Erken Türk olduklarının anlaşıldığı yazmaktadır.
1977 den beri Likya medeniyeti ile Yunan medeniyeti arasında ilgi kurmak için AKMED bünyesinde yapılan çalışmaların hiçbir bilimsel temeli yoktur.
8. SONUÇ
Dünyada en eski uygarlığa sahip olan biz Türkler, bunun bilincinde olarak dünyanın neresinde olursa olsun atalarımızın bırakmış oldukları eserlere sahip çıkmak zorundayız!
.
· İlk Alfabetik yazıyı Türkler buldu.
· 12 Hayvanlı Türk Takvimi Dünyadaki ilk takvimdir.
· İlk Ödüsleri (Devletleri) Türkler kurmuştur.
· Pusulayı, anahtarı, saati, kağıdı ve matbaayı Türkler bulmuştur.
· Avrupa medeniyetinin temelini oluşturan Etrüskler Türk"tür.
· Türk Topraklarının en eski sahibi Türklerdir.

Anadolu topraklarının eski Yunan medeniyeti ile hiçbir alakası yoktur! Anadolu topraklarının en eski sahipleri Atatürk"ün de dediği gidi Türklerdir! Bizlerden önce bu topraklarda başkalarının olduğunu kabul etmek, büyük bir yanılgıdır! Aksi takdirde herhangi bir milletin ve medeniyetin kültürel üstünlüğünü kabul etme ezikliği içerisinde olmamız, kültürel değerlerimizi zamanla kaybetmeye, sonuçta da tarih sahnesinden yok olmamıza sebep olacaktır!
Bütün bu gaflet, delalet ve hıyanet içerisinde yapılan saldırılar karşısında bilimsel araştırmalar kaldığı yerden devam ettirilmelidir. Kabul edilmelidir ki, Atatürk inkılâpları Türk Uygarlık tarihin bir ürünüdür!
Atatürk önderliğinde, dört yıl olan lise eğitimi için hazırlanan, fakat Atatürk"ün ölümüyle 1939 (yeni kitapların hazırlanıncaya kadar bu kitaplar 1941 yılına kadar okutulmaya devam edilmiştir) yılında müfredattan kaldırılan tarih kitapları yeniden müfredatlara ilave edilmelidir.
Ulusal birliğin en önemli öğelerinden biri tarih bilincidir. Uluslar, tarihlerine güvenerek geleceklerine yön verirler. Tarih bilinci olmayan ve bağımsızlıktan ödün veren milletlerin
ATATÜRK e Türk nedir diye sormuşlar. işte ATA nın cevabı;
"Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu; Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım,
GAZİ MUSTAFA KEMAL"
İşte bir Türk evladı,Dünyanın neresinde olursa olsun bir Türk ferdi,Türk lüğüyle öğünmeli,o meziyetini her yerde savunmalı, Dinine,Irkına ,Bayrağına ve Toprağına sahip çıkmalıdır.
İlmin ve teknolojinin yakın takipçisi olup,uzay teknolojisini yakalayıp bir zamanlar dört kıtada hüküm süren,at koşturan,çağ kapatıp çağ açan,imparatorluklar yıkıp , tarih yazan Atalarımızın bize emanet ettiği bu kutsal toprakları,sonuna kadar korumalıyız.
“Ne Mutlu Türküm Diyene.”
Ahmet Yaman
Çevreci Doğa Sever,Araştırmacı Muhabir.
kaynak:http://www.webhatti.com/kultur/331992-turk-ne-demektir-turk-kimdir.html
Anlatılmayan Hristiyanlık
- Ben kimim ?
- Kitabı Mukaddes'in Kayıp Kitapları
- Gizlenen Tarih
- Yakın Tarihimizin YALANLARI
- Yahudilere kurulan Mucize '' IM '' eki Tuzağı, oku, okut
- Karadenizli Temelin Hristiyan Misyonerle Teması
- YA KUTSAL KİTAP YA KURAN! Yoksa ikisi de doğru olabilir mi !!?
- ...... ... Kitabı Mukaddes Allah-ı Teala tarafındanmı gönderilmiştir?
- Hristiyanlık
- İsa'dan sonraki peygamber...
- Kimler Rab'bin topluluğuna katılabilir?
- ...... ... Tanrı ve İsa herkesin kurtulmasını istemiyor !!!
- ...... Hıristiyanlığın Tarihi
- ...... ... ... Galileo GALILEI
- ...... ... ... ... Kutsal Kitaptan tepsi gibi bir Dünya inancı !!!
- ...... ... '' Kalıtsal Günah '' Mirasımız varmı?
Son Eklenenler ...
- ZİHİNLERİ ESİR ALINANLAR: GÜDÜLENLER
- İsrail İran’ı Bu Yıl Vuracak – Ronen Bergman
- Ayın Bilinmeyen Yüzü
- Ben kimim ?
- Kitabı Mukaddes'in Kayıp Kitapları
- Zazaca Kürtçe değildir
- Yahudi Türk İmparatorluğu
- Gizlenen Tarih
- Yakın Tarihimizin YALANLARI
- Yahudilere kurulan Mucize '' IM '' eki Tuzağı, oku, okut
- Türkiye Üzerindeki Uçan Daireler
- İncil Yazarları Hz. İsa'nın Hayatına Şahit Olmamışlardı
- Barnabas İncili Genel Bilgi
- islam ve Kuran: YORUMLAMALAR
- Tarihten Alıntılar: Sibirya’dan Hakkariye Taştaki Türkler
- Tarihten Alıntılar: El-Harezmi ve Çalınan Türk Tarihi
İsmail HÜSEYİNOĞLU - Analiz ve YORUM
- Sayın ABDÜLAZİZ BAYINDIR’a HADİSLER KONUSUNDA AÇIK MEKTUP (2)
- Sayın ABDÜLAZİZ BAYINDIR’a HADİSLER KONUSUNDA AÇIK MEKTUP
- SAYFAMIZA HOŞ GELDİNİZ…!
- EVET, “HÜKÜM ALLAHINDIR”… FAKAT…
- VATAN BÖLÜNMEZ Mİ?
- ANA DİLDE İBADET
- KADIN, ÖRTÜNME ve BAŞÖRTÜSÜ...
- HADİS KONUSU ve UYDURMALAR
- İSLAM'a BAKIŞ AÇIMIZ...!
- MEZHEPLER KONUSU
- KURAN'da NAMAZ...
- Bizim Takım?
- ŞEFAAT KONUSU
- YARATANI TANIMAK
- İslam'ı yeniden ANLAMAK
- GÖZLÜKSÜZ BAKABİLMEK

