Parapisikoloji:. RUSYA'DA DUYULAR DIŞI İDRAK
- Mekale Detayları:
- Kategori: Parapisikoloji
- Oluşturulma tarihi: Cuma, 10 Haziran 2011 00:53
- Son günceleme: Pazar, 04 Eylül 2011 13:26
- Yayın tarihi: Cuma, 10 Haziran 2011 00:53
- Makale Yazarı: Bu makale İnternetten alınmışdır, sayfa altında referansı verilen,
- Gösterim: 58
Alexander Spirkin
Sovyet araştırmacılar; şifa, psikokinezi, ve telepatinin arkasındaki kuvvet olarak, herhangi bir engeli aşabilen ve bir insan yayını olan “biyoenerji”yi vurguluyorlar.
Kilometrelerce uzakta bulunan cisimlerin ve yerlerin görülmesi (uzaktan görme), el değdirmeden cisimlerin hareket ettirilmesi (psikokinezi), durugörü ve geleceği bilme… Bu olayların ardında ne yatıyor? Moskova’daki laboratuarımda bir yıldan beri hep bunlarla uğraşıyoruz. Şimdiden söyleyebilirim ki, beş duyunun yanında diğerleri de vardır.
Bundan kırk sekiz yıl önce bir Rus şifacı; Alexi Krivorotov, ellerinden, hasta organ üzerinden iyileştirici etki yayıldığını hissetti. Fakat bunun ne olduğunu, 1964 yılında Rusya’nın Kuzey Kafkas bölgesindeki Krasnador’a gidinceye kadar kendiside anlayamadı.
Orada Semyon ve Valentina Kirlian çifti ile tanıştı. Bu araştırıcı karı – koca, çeşitli akım ve radyasyonların fotoğrafını çekerken aygıtlar icat etmişlerdi. Krivaratov, istediği an yoğunlaştırabildiği yayma yeteneği ile Kirlianlar’ı çok şaşırttı ve ışımayı fotoğraf filmi üzerine kaydetmek için çalışmaya karar verdiler. Ve başarılı da oldular.
Kirlian fotoğrafında, Krivorotov’un ellerinden, Kuzey Kutbu’nda rastlanan aroraya benzer bir şeylerin yayıldığı görüldü. Kenarlara doğru daha da parlaklaşan turuncu renkli bir lekeyi çevreleyen mavi bir hale gözlendi. Fotoğraf, Krivorov’un, enerji yaymak için herhangi bir çaba sarf etmediği bir anda çekilmişti. Böyle bir gayret sarf ettiğinde ise, mavi hale üzerinde, güneşin çıkıntılarına benzer şekilde ışın çıkıntıları görüldü. Kirlian fotoğrafı, insan, hayvan ve bitki gibi biyoloji alanında canlılardan yayılan tüm ışınları film üzerinde kaydediyordu.
Bir ekstrasensörün (bu kelimeyi, duyular dışa algılama örneklerini defalarca tekrarlayabilen biri için kullandım) biyolojik alanının enerjisi, fotoelektrik yükselteçler gibi araçlar ile saptanabiliyordu. Ayrıca bir ekstrasensörün, biyolojik alanını kendi iradesi ile altı misline yakın bir miktara çıkarabileceğini de saptadık.
Bitkiler bu biyolojik alana cevap verirler. Örneğin, bir kişinin parmak uçlarından çıkan biyolojik alana maruz kalan bir fasulye tohumu, çok daha hızlı gelişecektir. Bu enerji bir suya yönlendirilir ve o su da bitkileri sulamak için kullanılırsa, bitkiler daha sağlıklı ve yeşil görünürler ve de tamamen çürüyünceye kadar tazeliklerini yitirmezler.
Bitkiler ile denemelerini yapan Amerikalı araştırmacı Cleve Bakcster, onların, insani hislerini algılama yeteneğine sahip olduklarını iddia etti. Ancak ben, onların hissi duyarlılığa değil, biyolojik alana karşı hassas olduklarına inanıyorum. Bir kişi sert ve kızgın halde iken, onu çevreleyen biyolojik alanı da saldırgan bir titreşime sahip olacak, bitki de bunu algılayacaktır.
Bazı bilim adamları biyolojik alanları, birlikte fonksiyon görmeleri nedeniyle, bir sisten olarak kabul edebilecek türdeş fizik alanların tezahürü olarak düşünüyorlar. Diğer bir kısım ise, bugüne dek bilinen elektrik, elektromanyetik, manyetik ve gravitik gibi alanlara benzemesinden dolayı özel bir alan olarak kabul ediyorlar. Güçlü bir ekstrasensör olan Vera Kulagina kendisinden yaklaşık iki santim uzakta duran bir kişi üzerinde biyoerjiyi odaklayarak, vücudunda su toplanmasına benzer kabarcıklar oluşturabiliyor. O halde biyolojik alan UV ışınlarını da içermektedir. Biyolojik alanın emsalsiz özellikleri şunlardır: Hiçbir engel tanımaması, çok uzak yerlere de gönderilebilmesi ve bir kimsenin psikofizik durumu hakkında bilgi verebilmesi.
Hastalıkları teşhis edebilin kuvvetli bir ekstrasensör ile çalıştık. Öyle ki hasta karşısında veya uzakta olsun fark etmiyor, hatta fotoğrafına, elle çizilmiş resmine veya heykeline bakarken aynı sonucu elde edebiliyordu. Ekstrasensör Vladimir Safanov böyle bir örnektir. Antropolojist Prof. Rabest’in alçıdan yapılmış büstünü incelerken, “ölümü kulaklarından olmuş” dedi. Sonradan öğrendik ki, Debest gerçekten otitisten (kulak iltihabı) ölmüş.
Laboratuarımızdaki denemeler, bu metotla, bir hastalığın daha ilk safhalarında anlaşılabileceğini doğruluyordu. Bir ekstrasensör, prostat iltihabını, doktorun patolojik verilerini incelemesinden önce söyleyebiliyordu. Kan basıncı, tansiyon aleti ile ölçülen kadar hassas saptanmakta, kalp atışlarındaki düzensizlik, kemik iltihapları, nevroz, şizofreni, hatasız sayılacak şekilde teşhis edilebilmektedir.
Geçenlerde Tbilisi’de bir peptik ülser tedavisi yapıldı. Ekstrasensör Dzhuna Davitashvili, sadece on beş dakikada ülseri kuruttu. Sonraki beş dakikada ise, yeni derinin oluştuğuna dair sanki bir kanıt olarak, zar gibi ince bir pembe ışık görüldü.
Belirtmeliyim ki, insan vücudu biyoenerjiyi aldığında onu, ilk önce ihtiyacı olanlara olmak üzere, bütün organlara dağıtır. Bu işlem, vücutta meydana gelen ve bir biyoenerjitik ahenk olan akupunktur projesine benzetilebilir.
Biyolojik alanın incelenmesi, teşhis ve tedavi imkanları, bilim alanında bir takım yeni sorunları beraberinde getiriyor. Bu, insan biyonerjisinin araştırılması konusunda değil, hala sadece küçük bir kısmının anlaşılmasından kaynaklanıyor. Bu araştırmalardaki ilerlemeler, şifacılık ve teşhis alanlarında, tıbbın bili dağarcığına çok şeyler ilave edecektir.
Laboratuarımızda, iyileştirici özellikleri olan kristallerin, biyolojik alanlarındaki sırrı da çözmeye çalıştık. Alanı birbirinden farklı olan çeşitli kaynakların (doğal olarak biyolojik alan meydana getiren kaynakların) yeri, biyolojik alanlarından saptanarak tayin edildi ve doğrulandı.
Biyolojik alanlardaki sırrın çözümü, inanç tarihindeki bazı esrarengiz (şimdilik) olayları anlamamıza da yardım edecektir. Bugün biliyoruz ki, şifalı su “kutsal” olduğu için değil, biyolojik alan yaydığı için iyileştiriyor. Üzerine kiliselerin inşa edildiği arazi de benzer bir tesir meydana getirebilir, doğa-üstü demek gerekmez. Bazı bölgelerde gerek insanlar, gerekse hayvanlar kendilerini oldukça iyi hissederler. Bu, yeryüzünden yayılan tesirler ile oldukça uyum içerisinde beslenmelerinden ileri gelir. Fakat bazı bölgeler ise, bunun tersine, kişilerin sağlığı üzerinde tamamen olumsuz etkiler yapar.
Bir diğer ilginç olay da, telepatidir. Geçenlerde bir grup bilim adamı, Moskova ve Leningrad arasında yapılan bir telepati deneyine tanık oldular. Bir biyofizikçi olan gönderici durumunda ekstrasensör Yuri Kemnski başkentte ve mesleği aktörlük olan, alıcı durumunda ise Karl Nikolayev Leningrad’daydı. Her ikisi de gönderilecek olan mesajın katı bir cisme ait olduğunu biliyordu. Düşünülecek olan cisimler önceden belirlenmişti ve ekstrasensöre sadece, cismin on iki belirgin özelliğinin ne olduğunu söylemek kalıyordu.
Leningrad’daki Nikolayev, yuvarlak, uzun, açık renkli bir cismi tarif etti. Yanında bir de çentik olan cismin on iki özelliğini saydı (pergel). İkincisinin (pudra kutusu) bütün özelliklerini saymasına rağmen ne olduğunu söyleyemedi.
Bazı araştırıcılar, düşünce ve imajların telepatik olarak nakledilebileceğini düşünüyorlar. Ben o şekilde olduğunu zannetmiyorum. Beyinsel imajlar sübjektif olaylardır ve beyne bağlıdırlar, ayrı düşünülemezler. Gerçek iletişimi biyolojik alanların sağladığını sanıyorum. Alıcının şuuraltına işliyor, oradan irade dışı olarak, şahsi imajlarmış gibi açığa çıkıyor. Özellikle algılanıyor, sonunda alıcı, cismin imajını, şekline kendisi çeviriyor.
Ekstrasensörler, diğerlerinden, bizlerden farklı, acayip insanlar mı? Onları incelemeye başladığımızda, biyolojik alanlarının sıradan kişilerinkinden daha kuvvetli olduğunu bulduk. Hepsi, karakter ve kişilik olarak oldukça farklıydılar. Bazılarının biyolojik alanları özel bir görüşe neden oluyordu. Mesela bunlardan genç bir hanım, birine baktığında onu boydan boya görebiliyordu; iç organlarını, kalbinin nasıl attığını, kanın nasıl dolaştığını. Kısacası, görüşü bir x ışınını andırıyordu.
Kanaatime göre, biyolojik alanlar ve bilimin tanımladığı fiziksel alanlar, evrende, biraz daha temel, biraz daha evrensel alanların bulunduğunun bir göstergesidir. Onların hangi elemanlardan yapıldığını öğrenmek için yaptığımız teşebbüsler, varlıklarının günden güne tamamlanmasına yardımcı oluyor. Ama şimdilik bu bilinmeyen uçurumun içine doğru ancak küçük bir adım atmış oluyoruz.
kaynak:
http://www.parapsikoloji-tr.org/makaleler/yazilar/par17.html
Anlatılmayan Hristiyanlık
- Ben kimim ?
- Kitabı Mukaddes'in Kayıp Kitapları
- Gizlenen Tarih
- Yakın Tarihimizin YALANLARI
- Yahudilere kurulan Mucize '' IM '' eki Tuzağı, oku, okut
- Karadenizli Temelin Hristiyan Misyonerle Teması
- YA KUTSAL KİTAP YA KURAN! Yoksa ikisi de doğru olabilir mi !!?
- ...... ... Kitabı Mukaddes Allah-ı Teala tarafındanmı gönderilmiştir?
- Hristiyanlık
- İsa'dan sonraki peygamber...
- Kimler Rab'bin topluluğuna katılabilir?
- ...... ... Tanrı ve İsa herkesin kurtulmasını istemiyor !!!
- ...... Hıristiyanlığın Tarihi
- ...... ... ... Galileo GALILEI
- ...... ... ... ... Kutsal Kitaptan tepsi gibi bir Dünya inancı !!!
- ...... ... '' Kalıtsal Günah '' Mirasımız varmı?
Son Eklenenler ...
- ZİHİNLERİ ESİR ALINANLAR: GÜDÜLENLER
- İsrail İran’ı Bu Yıl Vuracak – Ronen Bergman
- Ayın Bilinmeyen Yüzü
- Ben kimim ?
- Kitabı Mukaddes'in Kayıp Kitapları
- Zazaca Kürtçe değildir
- Yahudi Türk İmparatorluğu
- Gizlenen Tarih
- Yakın Tarihimizin YALANLARI
- Yahudilere kurulan Mucize '' IM '' eki Tuzağı, oku, okut
- Türkiye Üzerindeki Uçan Daireler
- İncil Yazarları Hz. İsa'nın Hayatına Şahit Olmamışlardı
- Barnabas İncili Genel Bilgi
- islam ve Kuran: YORUMLAMALAR
- Tarihten Alıntılar: Sibirya’dan Hakkariye Taştaki Türkler
- Tarihten Alıntılar: El-Harezmi ve Çalınan Türk Tarihi
İsmail HÜSEYİNOĞLU - Analiz ve YORUM
- Sayın ABDÜLAZİZ BAYINDIR’a HADİSLER KONUSUNDA AÇIK MEKTUP (2)
- Sayın ABDÜLAZİZ BAYINDIR’a HADİSLER KONUSUNDA AÇIK MEKTUP
- SAYFAMIZA HOŞ GELDİNİZ…!
- EVET, “HÜKÜM ALLAHINDIR”… FAKAT…
- VATAN BÖLÜNMEZ Mİ?
- ANA DİLDE İBADET
- KADIN, ÖRTÜNME ve BAŞÖRTÜSÜ...
- HADİS KONUSU ve UYDURMALAR
- İSLAM'a BAKIŞ AÇIMIZ...!
- MEZHEPLER KONUSU
- KURAN'da NAMAZ...
- Bizim Takım?
- ŞEFAAT KONUSU
- YARATANI TANIMAK
- İslam'ı yeniden ANLAMAK
- GÖZLÜKSÜZ BAKABİLMEK

