Kendine has yöntemler

 

  Kendisine yöntem, “Düstur” edinmiş ilk Devlet–Dışı kurum olan Vatikan’ın bu yöntemi“Eski için yeni fikirler dene, olmazsa yeni için eski fikirlere dön” şeklindedir. Vatikan’ı her devirde ayakta tutmuş olan sihirli formül budur


   Roma Kilisesi, gerçekte insanlığın 2000 yıldır kesintisizce sürdürebilmek başarısını gösterdiği ender kurumlardan biridir. Dile kolay tam 2000 yaşındadır ve hala etkili ve aktif bir kurumdur. Tarihte nice hanedanlar gelip geçmiş, nice devletler kurulup, yıkılmışlar, nice barış anlaşmaları en çok 40–50 yıl dayanabilmiş ama Roma Kilesi bütün bu alt üst oluşlardan kendisini koruyup ayakta kalmayı başarmıştır. Üstelik Kilise bu olayları kenarda durup seyrederek varlığını sürdürmüş değildir. Tam tersine bütün bu çalkantıların tam ortasında yer almıştır ama daima kaybedenler başkaları olmuştur. Kilise hep ayakta kalmıştır. Bazen sendelemiş hatta yok olma noktasına gelmiş ama 20–30 yıl içinde toparlanıp yine “Süper Güç” haline gelmekte gecikmemiştir. Günümüzde Vatikan da işte böyle bir yeniden güçlenme dönemini yaşamaktadır. Özellikle I. ve 2. Dünya Savaşları’nda yitirdiği etkinliğini 1962’den başlayarak yeniden elde etmek aşamasındadır. 20. yüzyıla girildiğinde aydınlar arasında  Roman Katolik Kilisesi’nin bu yüzyılı çıkartamadan dağılacağı varsayılıyordu. Bu yüzyılın sonuna gelindiğinde o aydınların vazgeçilmez sanılan görüşleri yel olup yok olurken Kilise’nin 21. Yüzyılda dünyadaki “Dine Dönüşü” yönlendireceği konuşuluyor. Vatikan 2000 yıldır nasıl ayakta kaldı? İşte bu soru Vatikan nedir sorusu kadar önem taşımaktadır.


VATİKAN’I AYAKTA TUTAN YÖNTEM 
   Vatikan’ı ayakta tutan direklerin en güçlüsü Roma Kilisesi’nin kendisini yönlendirmek için kullandığı “Yöntem”dir. Vatikan ilginçtir ki kendisine yöntem, “Düstur” edinmiş ilk Devlet–Dışı kurumdur. Bu yöntem görünüşte çok basittir: “Eski için yeni fikirler dene, olmazsa yeni için eski fikirlere dön”. İşte Vatikan’ı her devirde ayakta tutmuş olan sihirli formül budur. Eskiyen ve yenilenen dünyada Vatikan dengeyi daima bu yöntemi aracılığıyla sağlamıştır. Örneğin yeni fikirlerin geliştiği bir ortamda Kilise ilkin eski fikirlerinde ısrarcı olmuş, bunun yararlı olmadığına karar verince bu kez artık eskimeye başlamış olan bu fikirlere karşı yeni fikirleri gündeme getirmiştir.


1390 YILLIK YASAK 
   Vatikan’ın “Eski”de ısrar etmesi gerektiği zamanlarda başvurduğu kendi iç yönetmelikleri, kuralları ve gelenekleri vardır. Örneğin 607 yılında alınmış bir karara göre bir Papa ölmeden onun yerine kimin geçeceğini tartışmak veya konu haline getirmek yasaktır. Hatta ölüm bile yeterli değildir. Aradan üç tam gün geçmesi gerekmektedir. Ancak bundan sonra Roma Kilisesi’nde yeni Papa’nın kim olacağı konuşulabilir. Günümüzde 1390 yıllık geçmişi olan bu “Eski” kural Papa 2. John Paul’dan sonra ortaya çıkacak olan “Yeni” koşullara uygulanacaktır. Diğer bir deyişle Katolik aleminin yeni önderi, 265. Papa’nın kim olacağı tartışması “Resmen” Papa’nın ölümünden sonraki 4. gün başlayabilecektir. Ama hiç kuşkusuz kulaktan kulağa fısıldanan adlar, tercihler ve ittifaklar çoktan kurulmuştur ve yaklaşık üç yıldır kapalı kapılar ardında tartışılmaktadır.


265. PAPA KİM OLACAK? 
   Yeni Papa’nın kim olacağını kestirebilmek ve önceden açıklayabilmek, inanın, hiç bir insanın bilgisi dahilinde değildir. Çünkü Katolik inancına göre Papa’yı insanlar değil, Kutsal Ruh seçmektedir. Sistine Kilisesi’ne hapsedilecek olan Kardinallerin “Ruhlarına” Yeni Papa’nın kim olacağını sadece Kutsal Ruh bildirecektir. Kuşkusuz bu seçim olayının dinsel ve doktriner olan tarafı böyledir. Gerçekte her kardinalin bir tercihi, tarafını tuttuğu birisi vardır. Siyasi ve ekonomik beklentileri, askeri ve diplomatik görüşleri vardır. Bunların ötesinde Katolik Protestan, Ortodoks, Anglikan Kiliseleri tarafından farklı tanımlarla anılan “Kutsal Ruh”un gerçekte hangi süper güçlerin isteklerine kulak vermekte olduğu da bilinmemektedir. Bu nedenle sadece bazı tahminler yapılabilmektedir.
Nedir ki tahmin yapabilmek de belirli bir ön–bilgilenmeyi gerektirmektedir. Bu nedenle tahminleri yapabilmek için öncelikle “Vatikan Siyasetini” iyi bilmek, bunun dünya ekonomi–politiğinde oynadığı yeri ve rolü iyi saptamak zorunludur.
Bu kısa açıklamalardan sonra bir tahmin yürütelim: 265. Papa kim olacak?
İlkin siyasi akımlara bakalım. Vatikan’da başlıca iki siyasi görüş vardır. Bunlardan birincisi “Tutucular” diğeri de “İlericiler”dir. İki tarafın da güçlü taraftarları vardır ve bunlar, “Renksiz” denilen görüşleri esnek olan kardinalleri taraflarına geçmek için uğraşır dururlar.
   Halen seçimi yapacak olan Kardinaller Koleji’nin 184 üyesi vardır. Ama daha önce de söylediğim gibi bunlardan 44 kadarı 80 yaşın üstünde oldukları için seçime katılmayacaklardır. Dolayısıyla yeni Papa’nın seçimi 140 ile 142 kardinal tarafından gerçekleştirilecektir. Bu kardinallerden son onsekizi kendisi de tutucu olan 2. John Paul tarafından atanmıştır. Bu durumda yeni Papanın tutucuların tercihleriyle seçileceği düşünülebilir. Ama bu garanti değildir. Çünkü bambaşka ve konu dışında olanlar tarafından hiç bilinmeyen başka etkenler de vardır. Örneğin dünya “ilaç” tekellerinin Vatikan’daki lobisinin ne denli etkili olacağı gibi. Şimdi ilaçla Papa seçiminin ne ilgisi olduğunu soracaksınız ama az sonra anlatacağım.
   Tutucu kanattan aday olabilecek vasıfta iki kardinal vardır. Bunlardan ilki San Salvador Başpiskoposu Kardinal Neves, diğeri de halen Devlet Bakanı olan Kardinal Sadeno’dur. İlerici kanadın da iki güçlü adayı vardır. Bunlar Milano Başpiskoposu Kardinal Martini (Carlo Maria) ile Kardinal Hume’dur. 2. John Paul’un 1994’te atadığı 12 Kardinal bu iki gruptan hangisine ağırlık verirse o tarafın şansı yükselecektir. Ayrıca halen Kolej’de 11 Amerikalı Kardinal vardır. İtalyan asıllı Kardinallerin sayısı 22’ye düşmüştür. Asyalı, Latin Amerikalı ve Doğu Avrupalı Kardinaller’in sayısı ise yükselmiştir. Coğrafi, kültürel yakınlıklar Papa seçiminde önemli rol oynamaktadır.


BİR SİYAH TAŞLA ON MİLYONLARCA SİYAH KUŞ AVLAMA 
   Tutucular ve İlericiler birbirlerini dengelerlerse son anda sürpriz yapacak altı kardinal vardır. Bunların şansları da dünya konjonktürüne bağlı olarak çok yüksektir. Örneğin, siyahi Kardinal Arinze, Vatikan’daki Taht’a oturan ikinci siyahi Papa olabilir: ABD’deki zencilerin hızla İslamiyet’e yönelmiş olmalarıyla Afrika’da Hıristiyanlığın gerileyerek İslamiyet’in güçleniyor olması, Vatikan’a siyahi bir Papa seçerek geri püskürtülmek istenebilir. Böylelikle Katolik dininin ne kadar eşitlikçi, ne kadar ilerici, ne kadar insancıl vs. vs. vs. olduğu da dünyaya gösterilmiş olur. Bir siyah taşla on milyonlarca siyah kuş avlanmış olur... Türkiye’de kadın başbakan olur da Vatikan’da siyah Papa olmaz mı? Bal gibi olur. Ama ne kadarlık bir süre için olur. Ona deyim yerindeyse “Ecinniler” karışır. Çağımızın Batılı Ecinnileri de “Tekin” olmadıkları bilinen bir takım gizli örgütlerdir...


VATİKAN VE İLAÇ MAFYASI 
   Dünyadaki dev “İlaç Tekelleri”nin yıllardır üzerinde durdukları bir konu vardır. Bu amaçla dünyada çeşitli örgütler kurdurmuşlar ya da bunları gizlice desteklemişlerdir. Bu konu “Doğum Kontrolü”dür. İlaç tekelleri Vatikan’dan bu yasağı kaldırmasını beklemektedirler. İlaç tekellerinin destekledikleri Kadın Özgürlüğü dernekleri, Feminist kuruluşlar, İnsan hakları örgütleri vardır. Tekellerin amacı tektir: Daha fazla “Hap” satıp daha fazla kâr etmek. Papa, daha önce de belirttiğim gibi, doğum kontrolüne karşı olmak zorundadır. Ama bu muhalefeti bir kılıfa uydurup izini çıkartabilmek olasıdır. Katoliklerin doğum kontrolüne yeşil ışık yakılırsa ilaç tekelleri günde ortalama en az 150–200 milyon adet hap daha fazla satabileceklerdir. Benzer şekilde diğer kontrol malzemeleri satışında da rekorlara ulaşacaklardır. Dahası, Katolik dünyası “Doğum Kontrol Haplarını” yutmaya başlarsa, sıra İslam alemine gelecektir. Onlardan sonra bu kez de 800 milyonluk –ve de çok verimli– Müslüman kesimi “Hap Tüketimine” zorlayacaklardır. İşte bu dev pazarlar nedeniyle yeni Papa’nın kim olacağı ve bu konuda nasıl bir karar alacağı yeni Papa’nın seçimini etkileyecektir. Bu tekellerin etkisi ortaya çıkarsa doğum kontrolünden yana olduğu bilinen Hollandalı Kardinal Danneels Papa seçilir. Böylelikle Kilise özellikle de kadın Katoliklere kendisinin ne denli onlardan yana olduğunu göstermiş olur. Yani yine bir taşla üç–beş kuş avlamış olur.
   Diğer adaylara ve ihtimallere gelince: Eğer uluslararası diplomatik ilişkiler ve Fransız Masonları etkili olurlarsa Fransız Kardinal Etchegeray; Avrupa Birliği etkili olursa Kardinal Tamko; mutlaka yeniden tutucu ve İtalyan bir Papa seçilecekse Kardinal Laghi, Papa seçilirler. Öyleyse ya yeni Papa olacak ya da yeni Papa’yı Kutsal Ruh’tan aldıkları ilhamla seçecek olan ilk dokuz kardinal şunlardır, diyebilirim: Neves, Sadeno, Martini, Hume, Laghi, Etchegeray, Arinze, Tomko ve Danneels. Bu dokuz kardinalden biri Papa olacaktır. Ama hangisi derseniz kanımca Milanolu Cizvit Carlo Maria Martini en şanslı adaydır, derim. Halen OPUS DEI’nin bunaltıcı baskısı altında tutulan Vatikan’a Cizvitler ve diğerleri Martini’yi getirmek isteyeceklerdir. Yoksa bu gizli örgütü, OPUS DEI’yi, bir daha frenleyemezler. Martini sadece siyasi bilgi düzeyi itibariyle değil ama özellikle ulusal ve uluslararası “Askeri ve Güvenlik” konularında da başarılı olmuş diplomat bir kardinaldir. Arkasında Milano’nun köklü, soylu zengin sanayici aileleri ve bankalarla, Amerika’daki zengin Katolik İtalyan asıllı Amerikalılar vardır. Martini ayrıca bölünme tehlikesiyle karşı karşıya olan İtalya’da, İtalya Bİrliği’ni yeniden sağlayabilecek tek adaydır. Şu anda Roma’daki Seküler=Dünyevi Parlamento’nun, Vatikan’daki Ruhani Senato’dan (Kardinaller Koleji) beklediği acil yardım budur. Tek sorun Martini’nin Cizvita OPUS DEI’nin baskısı altında olmasıdır. 
Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.