Papa ziyarete değil, ticarete geliyor!

 

   Papa Türkiye'ye Cumhurbaşkanı'nın davetine uyarak "devlet başkanı kimliği ile gelecek. Bu sonuç tartışmalara nokta koydu ve konuyu Türkiye gündeminden düşürdü. Vatikan'ın gündeminde ise herhangi bir değişiklik yok; Fener Rum Patrikhanesi üzerinden Türkiye ve Ortadoğu'yu şekillendirmeyi planlıyor. Kamuoyu "Ayasofya kutsal mekâna dönüşür mü?" tartışmaları ile meşgulken, Türkiye Vatikan'a rekor tazminat ödemeye hazırlanıyor!

  Papa, sadece Ayasofya ziyaretini anlamlandırmak için seçildi. Patriğin asıl meselesi kendini ekümenik kabul ettirmekti. Hükümet bu konuda hiç ağzını açmadı. Çünkü AB, Erdoğan'dan bu ekümeniklik meselesini istiyor. Bunlar da düşünüyor "ne yapacağız" diye. En güzel formül papanın buraya gelmesiydi. "Koskoca Vatikan'ın başı, Katolik âleminin başı geldi Patriğe ekümenik patrik dedi. Biz ne yapabiliriz" deyip, bir oldubittiyle kabul ettirme yönüne gideceklerdi. Bu bomba ellerinde patladı. 

Papa 16. Benedictus'un Bartholomeos tarafından "ruhani lider" olarak Türkiye'ye davet edilmesi üzerine, Cumhurbaşkanlığı yaptığı manevra ile ziyaretin niteliği ve tarihini değiştirmeyi başardı. Papa Türkiye'ye Cumhurbaşkanı'nın davetine uyarak "devlet başkanı" kimliği ile gelecek. Bu sonuç tartışmalara nokta koydu ve konuyu Türkiye gündeminden düşürdü. Vatikan'ın gündeminde ise herhangi bir değişiklik yok; Fener Rum Patrikhanesi üzerinden Türkiye ve Ortadoğu'yu şekillendirmeyi planlıyor. Kamuoyu "Ayasofya kutsal mekâna dönüşür mü?" tartışmaları ile meşgulken, Türkiye Vatikan'a rekor tazminat ödemeye hazırlanıyor!



ULUSLAR ARASI SKANDAL 

Selcan Taşçı: Papa'nın Türkiye'ye gelişiyle ilgili muamma yaşandı. Siz Patrik'in daveti üzerine gelmesi halinde ortaya korkunç sonuçlar çıkacağını iddia etmiştiniz. Ancak şimdi Cumhurbaşkanı Sezer, Papa'yı 2006 yılı için Türkiye'ye davet etti. Vatikan'ın devlet başkanı olarak. Sonuçta Papa Türkiye'ye gelmeyecek mi? Bu iki ziyaret neden farklı anlamlar taşıyor ve farklı sonuçlar doğuruyor? 

Aytunç Altındal: Birincisi, Papa bir devlet başkanı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de laik bir devlet. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin reisi cumhuru, Papa'yı "devlet başkanı" olarak davet etme yetkisine sahiptir. Onun dışında, herhangi bir kişi veya kuruluşun, ruhani bir lideri Türkiye'ye davet etmesi Dış İşleri Bakanlığı'nın iznine tabidir. Fener Patriği, bu daveti Kardinal Joseph Ratzinger'in papa seçilmesinin hemen ertesi sabahında yapmıştır. Davet mektubunda Konstantinopolis diyerek. Buna karşılık, Papa'nın basın ajansının yaptığı açıklamada da Papa'nın Kasım ayında muhtemelen İstanbul'a gelebileceği söylendi. Konstantinopolis denmedi. Ayrıca Papa, ancak devlet başkanı davet ettiği takdirde gelebileceğini ifade etti. Buna karşı ben bir kampanya başlattım. Söylediğim şuydu. Papa Türkiye'ye gelmek istiyorsa tabii ki gelebilir. Bu onun seyahat özgürlüğü ile ilgilidir. Bu ziyaret davet üzerine olursa, devlet başkanı davet ettiği takdirde gelebilir. Aksi takdirde, yani Patrik'in davetine icabet ederek geldiği takdirde büyük bir skandal patlak verir. 


SELCAN TAŞÇI: Bu skandalın nedenini merak ediyoruz bizde… 

AYTUNÇ ALTINDAL: Niçin uluslar arası skandala dönüşür... Devletin üst düzey yetkililerine de anlattım. Patrik Bartholomeos'un herhangi bir devlet başkanını Türkiye'ye davet etme yetkisi yok. Patrik siyasi manevra yapmak istedi ve kendi ekümenikliğini Türkiye'ye kabul ettirmek için doğrudan doğruya davet etti. Burada iki husus ortaya çıkıyor. Birincisi Vatikan açısından. Papa, Patriğin davetine uyarak Türkiye'ye gelse idi, Patriği kendisi ile eşit düzeyde görüyor demekti ki, Vatikan bunu zaten kabul edemezdi. Öte yandan ise Papa, Patriğe destek vermek amacıyla, yani ekümenik olduğunu kabul ettirebilmek için, Türkiye'ye gelmek istiyordu. Bu kendi arzusundan kaynaklanmıyordu.



BOP'UN KOÇBAŞI FENER! 

SELCAN TAŞÇI: Katolik Papa niye Ortodoks patriği evrenselleştirmek istesin ki? 

AYTUNÇ ALTINDAL: Çünkü Fener Patrikhanesi ABD'nin BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) projesinde koçbaşı görevini görüyor. Türkiye'de bilinmeyen husus bu. Fener, Rusya'daki Ortodoksları kışkırtmak amacıyla faaliyetlerde bulunması istenilen bir kilise statüsünde. Tıpkı bundan önceki papanın Polonya'yı Sovyet sisteminden koparabilmek amacıyla yaptığı gizli faaliyetlerde, siyasi çalışmalarda ve örgütlenmelerde olduğu gibi. ABD'liler tarafından Rusya içinde örgütlenmeler yapmakla görevlendirildi. Ben dedim ki, "Papa'nın Türkiye'ye gelmesi Türkiye-Rusya, Türkiye Ukrayna arasında büyük bir soruna" neden olur. Ruhani lider olarak gelmesinden bahsediyorum. Çünkü Rusya'daki Ortodoks Kilisesi ve onun başı olan 2. Alexi, Papa'nın Rusya'ya girmesini yasakladı. Çünkü Rusya'da ki Ortodokslar Vatikan'ın gizli faaliyetlerini biliyor. Rusya'ya gelmesi halinde, hem dini açıdan, hem siyasi açıdan karışıklıklar çıkacağını bildikleri için Rusya'ya sokmuyorlar. Nitekim Putin Türkiye'ye geldiğinde, "ekümenik patrik var gidip elini öpecek misiniz?" diye sorduklarında; "kim o? Ben ekümenik patrik filan tanımıyorum" dedi. "Hiç de duymadım" dedi. "Bizim için böyle birisi muhatap değildir" dedi. Ve dedi ki "bizim kilisemiz bellidir. Dünyadaki 263 milyon Ortodoks da bu adamı hiçbir şekilde kabul etmiyor". Putin'in bunları söylemesinin ne anlamı var? Putin dünyanın en büyük Ortodoks devletinin, yani laik bir devlet tabii ama halkı Ortodoks; başı. Şimdi böyle bir devlet, Papa'yı ülkesine sokmuyorken, siz "ruhani lider" sıfatıyla soktunuz mu işin rengi değişir. Uluslar arası siyasette bu çok büyük husumet olarak algılanır. Dünyanın en büyük Ortodoks devleti ve onun kilisesi, "biz bu adamı buraya sokmayız" derken, İstanbul'da 2 bin kişiye ait olan bir küçük kilise " ben bu adamı ruhani lider olarak davet ediyorum" diyemez. Çok büyük bir kriz çıkar. Ukrayna, Rusya ve diğer Ortodoks ülkelerle Türkiye arasında. Dolayısıyla cumhurbaşkanı doğru bir karar verdi. Son on yıl içinde ilk defa bir milli istek hükümeti geçerek, hükümete bağlı olmadan engellenmiş oldu. Milli bir istek gündeme getirilmiş oldu. Bu minik ama milli güçler için anlamı çok büyük olan bir zafer demektir.



BOMBA AKP'NİN ELİNDE PATLADI 

SELCAN TAŞÇI: Patriğin daveti tartışılırken odaklanılan diğer nokta da tarih meselesiydi. İlla bir ayin vesilesi olacaksa Hıristiyanlığın kronolojisinde birçok özel gün var, niye 29 Kasım'ı seçtiler? 

AYTUNÇ ALTINDAL: Aziz Andre günü çünkü. Bu kilisenin kurucusuna atfen yapılan bir gün. Ama bugüne kadar hiçbir papa gelip Aziz Andre gününde bulunmuş değil. Aslına bakarsanız 10 öncesine kadar hiçbir anlamı da yoktu. Azizi Andre günü 1700 senedir kutlanır ama böyle gelen giden olmazdı. Son on yıl içinde bunu bu patrik büyüttü. 28-30 Kasım tarihleri arasında Vatikan'dan bir delegasyon gelmeye başladı buraya. O delegasyon ayine katılıp dönüyordu. Buna karşılık Fener Patriği de her sene 29 Haziran tarihinde bu defa Vatikan'ın kurucusu sayılan Aziz Peter için yapılan ayine katılmak için Roma'ya gidiyordu. Yani sadece delegasyonlar düzeyinde yürütülen bir eylemdi. Bu, Papa'nın sadece Ayasofya ziyaretini anlamlandırmak için seçildi. Patriğin asıl meselesi başta da söylediğim gibi kendini ekümenik kabul ettirmekti. Hükümet bu konuda hiç ağzını açmadı dikkat edin. Çünkü AB, Erdoğan'dan bu ekümeniklik meselesini istiyor. Bunlar da düşünüyor "ne yapacağız" diye. En güzel formül papanın buraya gelmesiydi. "Koskoca Vatikan'ın başı, Katolik âleminin başı geldi Patriğe ekümenik patrik dedi. Biz ne yapabiliriz" deyip, bir oldubittiyle kabul ettirme yönüne gideceklerdi. Bu bomba ellerinde patladı. Dikkat ederseniz hükümetin yaptığı bütün açıklamalar olay bittikten, cumhurbaşkanının davetinden sonra yapıldı. Ondan öncesinde ağızlarından bir kelime çıkmadı bu konuda. Hâlbuki bu hükümetin tasarrufuydu. Dışişleri Bakanlığı'nın tasarrufuydu.



20 BİN KİŞİ İLE AYASOFYA'YA 

SELCAN TAŞÇI: Ayasofya meselesine gelelim. Konu hassas. Bir anda Ayasofya kilise mi oluyor gibi bir kaygı yayıldı. Papa ruhani lider olarak veya devlet başkanı olarak yani ister Sezer'in, ister Bartholomeos'un davetiyle gelsin, Ayasofya'yı ziyaret ederse, bir de üstüne burada dua ederse ne olurdu? 

AYTUNÇ ALTINDAL: Kilise oluyor kısmı kulaktan dolma tabii. Ama kutsal mekâna dönüşürdü. Kültür Bakanı bu konuda bir skandala imza attı. "Orada her isteyen ibadet edebilir" dedi. Papa'nın ibadet etmesi ile bir Müslümanın ibadet etmesi farklı. Papa'nın ibadet etti yerler ziyaretgah anlamı taşır. Hıristiyanların hac yerlerinden sayılır. Hıristiyanların tümü ibadet etme hakkına kavuşur. Cumhurbaşkanımızın daveti ile gelir ise o zaman resmi törenlere katılır. Papa da turist gibi gelir gezer. Kültür Bakanının dediği gibi müzede ibadet yapılıyorsa ben de açık söylüyorum toplayacağım 20 bin kişiyi bir Cuma namazı kılmaya gideceğim Ayasofya'ya. Papa ibadet ediyorsa ben haydi haydi ederim.



SELCAN TAŞÇI: İyi de hocam, bildiğim kadarıyla Ayasofya Bizans'ta hanedan'a, Osmanlı'da padişaha aitti, yani ne kilisenin nede hilafetin sayılmadı hiçbir zaman. Kutsaliyeti nereden kaynaklanıyor? 

AYTUNÇ ALTINDAL: Kutsaliyeti yok. Müze çünkü. Louvre'da ibadet edebiliyor musunuz? Ya da Avrupa'nın başka bir müzesine gidip, Papa ibadet edebiliyor mu? Edemiyor. Müze seküler bir kurum. Yani üzerinde dini bir hak talep edilemez. Türkiye 1934'te laik oldu, Hıristiyanlar hak talep etmesin diye müze yapıldı Ayasofya. 70 senedir de tamir ediliyor adı altında öyle duruyor orası. 2001 senesinde AB Parlamentosu'na 13 parlamenter bir önerge verdi. Ayasofya'nın yeniden Ortodoks ibadetine açılması münasebetiyle.



TAZMİNAT KISKACI 

SELCAN TAŞÇI: Papa'nın Türkiye gündemi Ayasofya ile mi sınırlı hocam? 
AYTUNÇ ALTINDAL: Değil tabii. Bizi asıl ilgilendirmesi gereken konu hiç konuşulmuyor. Papanın ziyaretinin bir de başka tarafı var. Katolik kilisesinin Türkiye'de çok büyük taşınmaz malları var. Yeni çıkan vakıflar yasası ile Vatikan bu mallarını geri istiyor. Ya da tazminat talep ediyor. Türkiye'deki kaybedilmiş veya kamulaştırılmış mallarının iadesi söz konusu. Ve Türkiye bu konuda hiçbir girişimde bulunamamıştı. Şimdi bunların tazminatı cihetine gidecek ve Türkiye bunlara tazminat ödemek zorunda bırakılacak. Sadece Ermenilere değil, Türkiye Katoliklere de tazminat ödeyecek. Tabii Rumlara da, Süryanilere de… Önümüzdeki on yıl içinde karşısına gelecek olan korkunç tazminat davaları olacak. Kıbrıs'ta olduğu gibi. On beş senedir söylüyorum; 
"bugünlere geleceğiz" diye. Ve o günlere geldik. Şimdi tazminat taleplerinin kaç para olacağı üzerinde konuşuluyor. Neyin ne kadar tazmin edileceği üzerine konuşuluyor. maalesef Türkiye'nin geldiği nokta bu

 

Ekim2005

Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.