Galataport'tan sonra sıra Haliçport'ta

 

Aytunç Altındal: Fener Rum Patrikhane'sinin marifetlerini ve iktidarın gelişmeler karşısındaki tavrını değerlendirdi. 

Galataport'tan sonra sıra Haliçport'ta

“Haliç'ten Deniz Kuvvetlerini çıkarttılar. Tam Fener Rum Patrikhanesi'nin karşısı, mücavir alan. “Efendim burayı satıyoruz” denilecek ve ABD pasaportlu iki tane Yunanlı veya Yahudi gelip, bastıracak 250 milyon doları satın alacak”.

 

Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Kudüs patriğini yargılamasının ardından, 10 Kasımda, Kıbrıs patriğinin seçimi nedeniyle, tekrar şeriat mahkemesi kurup gövde gösterisi yamak istemesini, gelişmeler karşısında AKP hükümetinin vurdumduymaz politikalarını Araştırmacı-yazar Aytunç Altındal'la konuştuk...

 

Fener Rum patriği Bartholomeos ekümenik olduğunu iddia ediyor. Böyle bir hakkı var mı?

Bu son derece önemli ve kilit bir kavram. 1453 yılından bu yana patrikhanenin ekümenik sinodu topladığı görülmüş değil. 1431 yılında topladığı bir sinod var ve bu da tamamen dinle ilgili bir sinod'dur. Diyorlar ki, o sıralarda roma kilisesi ile, Doğu Roma İmparatorluğu'nun kilisesi olan patrikhane arasında dini nedenlerle çatışma vardı. Ve o çatışmanın konusu da Tanrı'nın ışığı var mıdır yok mudur şeklindeydi. Tanrı bir ışık olarak insanlara gözükür mü gözükmez mi tartışmasıydı. Bunların o ekümenik kararlarını Vatikan bile kabul etmiyor. Fener patrikhanesi, Ortodoks Patrikhanesi herhangi bir şekilde ekümenik konsil, sinod, meclis veya başka bir ad altında toplantı yapması yasaktır.

 

Buna rağmen neye dayanarak istediğini yapabiliyor?

ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi var. Bu projede patrikhane koçbaşı statüsünde. Bu nedenle patrikhaneye önce Vatikan tarafından bazı kutsal emanetler verildi. Çünkü bu patrikhanenin elinde hiçbir kutsal emanet kalmamıştı. Dördüncü haçlı seferi sırasında hepsi alıp götürülmüştü. Dolayısıyla birkaç tane kutsal emanet verilerek kiliseye yeniden bir merkez temin edilmeye çalışılıyor. Kim temin etmeye çalışıyor. Tabii ki ABD ve İsrail. Buradan baktığımız zaman, geçen şubat ayında, aslında beşi Yunan vatandaşı olan ama değişik ülke pasaportu taşıyan altı yabancı sinod'a metropolit olarak atandı. Ben o sırada Abdullah Gül'e konunun çok tehlikeli olduğunu defalarca anlattım. Gül bana “evet kilise haddinden büyük işlere kalkışıyor. Takip ediyoruz ve de edeceğiz” dedi. Bugüne kadar herhangi bir sonuç çıkmadığına göre herhalde halen takip etmekteler.

 

Türkiye patriğin ekümenik sıfatını kabul ettiği takdirde neler olur?

Şimdi bu altı yeni üye, Kıbrıs veya başka bir ülke konusunda patriğe ekümeniklik yetkilerini kullanma hakkı veriyor. Bu da bizim anlattıklarımızı zaten doğruluyor. Çünkü eğer Türkiye Cumhuriyeti, bu adamın ekümenikliğini kabul ederse, iç hukuk adı altında, aynı ytkileri bu defa Türkiye için kullanacak. Ve Türkiye'deki mevcut siyasal yapı dışına çıkarak, Hıristiyan şeriat yasalarını kendi hakkıymış gibi kullanmaya başlayacak. Kıbrıs neselesinin önemi buradadır. Yani Kıbrıs veya başka bir kilise bu hiç fark etmez. Bu gelişme onun ekümenikliğinin Türkiye'de kabul ettirilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti, bunu şu veya bu şekilde kabul etmesi halinde; adam diyecek haklı olarak “ben ekümenik miyim? Ekümenikim. Öyleyse bana ekümene gösterin. Bana bir yer gösterin. Benim ekümenikliğim nerede geçer?” İşte devlet içinde devlet, Vatikan gibi oluşum bu demektir. Onun için Kıbrıs veya başka bir kilise meselesi hiç fark etmez. Bunların bir tanesini, şu veya bu şekilde Türkiye ile ilgili gözükmese bile, ilk etapta aldığı kararlar Türkiye'yi bağlar mahiyette olacaktır.

 

Bir de Galataport konusu var...

Galataport'u almış. İsrail'e götürecek hali de yok. Ama yarın öbür gün gelip oraya yerleşecek ve “ bu toprak benimdir. Benim hukukum geçerlidir.”diyecek. Tıpkı İsrail'in Filistin'de yaptığı gibi. Şimdi bizim uyanıklar diyor ki: “alıp cebine koyup mu götürecek.” Elbette ki hayır, alıp cebine koyup götürse işimiz daha kolay, daha rahat olacak. Hiç değilse “parasını verdi alıp götürdü” diyebileceğiz. Ama adam gelecek 5-10 sene sonra “bu toprak benim ve benim yasalarım geçerli” diyecek. Zaten değişiklikler yapılıyor. “Siz de AB'ye zaten gireceksiniz meselesiyle Türkiye gidiyor. Dava burada. Galataport bittiği zaman iki sene sonra oraya bir tek Türk dahi giremeyecek. Kimi istiyorsa onu sokacak. Birçok bahane uydurarak Türkleri sokmayacak. Üstelik senin polisini bile sokmayacak. Şimdi hiç kimse farkına varmıyor. Tama Galataport verildi. Ama asıl önemli olan sıradaki Haliçport. Haliç'ten Deniz Kuvvetlerini çıkardılar ve tam Fener Rum patrikhanesinin karşısı, mücavir alan. “Efendim burayı da satıyoruz.” denilecek ve ABD pasaportlu iki tane Yunanlı veya Yahudi gelip bastıracak 250 milyon doları ve satın alacak.

 

Altyapı da turizm propagandası ile mi hazırlanacak?

Turizm adı altında iki tarafı birbirlerine birleştirecekler. “Fener Rum patrikhanesi hele bir ekümenik olsun da bakın o zaman kaç turist gelecek” diyecekler. Yahu zaten Türkiye'ye her sene 2,5 milyon Rum turist geliyor. Bunlardan hangisi gidip Fener Rum patrikhanesini ziyaret ediyor. Çünkü Ruslar burayı ekümenik olarak kabul etmiyorlar.

 

Azınlıkların tazminatlarıyla ilgili konu gündeme getirildi...

Tazminatlar, AB adı altında Türkiye'ye dayatılacak. Türkiye bunları ödemeye mahkum edilecek. Mevcut hükümetin kararları bu yönde. Devletin hükümetten ayrı olarak birtakım planları var. Bugünkü hükümet bunları çözümleyemeyeceği için, ki kendileri de “efendim devletin içinde bürokratların yüzde yetmişi AB'ye karşı ulusalcıdırlar demektedirler. Herhalde böyle olunacaktır. Devlet AKP değildir. Ne yapacaklar? AB yap diyecek onlar da yapacaklardır. Bunlar Türkiye'de, onlara göre kılıf uydurmakla görevli parti. Bunlar minareyi çalıp kılıf uydurabilen bir kadrodur.

 

Atatürk'ten intikam alma peşinde

“Mustafa Kemal Paşa, ekümenik veya patrik olmasını kabul etmeyen kişiydi. Ölüm yıldönümünde intikam duygusu pekişti.”

 

Kıbrıs patriğinin 10 Kasım'da seçilecek olması ne anlama geliyor?

Bu doğrudan doğruya Mustafa Kemal Paşa'ya yönelik bir intikam meselesidir. Kendisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Türkiye Cumhuriyeti olan bu kişi, “10 Kasım'ın ne anlama geldiğini bilmiyorum. Hayır, anlamamıştım” diyemez. Mustafa Kemal Paşa, ekümenik veya patrik olmasını kabul etmeyen kişiydi. Onun ölüm yıldönümünde intikam duygusuyla böyle bir toplantıyı gündeme getirdi.

 

Peki, bu toplantı ertelenip, iptal ettirilemez mi?

Bu toplantı ile ilgili Dışişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği takibat yapıyor. Şu veya bu şekilde erteletebilirler. Burada esas olan hükümetin kararıdır. Dolayısıyla 10 Kasım'da ancak kendisi “aaa tesadüfe bakın 10 kasıma denk gelmiş. Ben bunu 11 kasıma alıyorum” diyecek ve böylece yine ayrı bir güç gösterisinde bulunacaktır. Ya da Abdullah Gül, “yahu yapmayın. 10 Kasım'a Türkiye'de insanlar büyük saygı duyuyorlar, biz pek duymuyoruz ama insanlar saygı duyuyorlar. Şunu 11'e alıver papaz efendi” diyebilir.

 

Patrikhane'ye karşı başlatılan kampanya Yunan Hükümeti ve basını tarafından kışkırtma olarak değerlendirildi...

Kışkırtılmış olsa ne olacak? Farzedelim ki ben kışkırttım, organize ettim. Her gün sen Batı Trakya'da ne yapıyorsun? Adam Yunanistan'dan çıkıp Türkiye'ye döndüğünde, sen onun vatandaşlığını kaldırıyorsun. “Siz Türk değilsiniz Müslümansınız” deniliyor. Bu kışkırtma değil mi? Kenan Evren'e “Yunanistan NATO'ya dönsün” diye akıl veren İlter Türkmen'di. Ve aynı İlter Türkmen bugün patrikhane konusunda şunları söylüyor: “patrikhanenin ekümenikliği meselesi bir komplo teorisidir.” Ve “Türkiye'nin bütün yapacağı iş, patriğin kullandığı ekümenik sıfatını görmezlikten gelmektir” diyor. Şimdi bu mason kafasıyla, bunu görmezlikten gel, bunu boş ver, onu sallama, diyerek nereye varılır.

Yeniçağ, 10 Kasım 2005

Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.