EVRENDEKİ İLK KISKANÇ: TANRI JHVH

 

Kıskançlık doğal bir ruh hali midir yoksa bir tür hastalık mıdır? Kıskançlık konusunda sorular çoğaltılabilir ama kısa kesmekte yarar görüyorum. Şöyle ki çevrenize bir baksanız kıskançlık olgusunu doğa dahil hemen her görebilirsiniz. Bu nedenle olsa gerek Yahuhidiler' in kutsal kitabı Tevrat'ta İsreal'in Tanrısı JHVH ( Yahev, Jehovah) nin kıskanç bir tanrı olduğu yazılıdır. Okuyalım Tevrat'ın Exodus bölümünü (34:14).

 

“ do not worship any other god, for the LORD, whose name is Jealous, is a jealous God”

“başka hiçbir tanrıya tapma,çünkü LORD ( Adonai = tanrı'nın sıfatı, efendimiz anlamında) ki adı Kıskançlıktır, kıskanç bir tanrıdır”

Bu sözlere bakıldığında Kıskançlık olgusunun Tanrısal bir özellik olduğu söylenilebilir. İncil ‘in Yeni Ahid bölümünde de Kıskançlık'ın insan ruhunun bir parçası olduğu birçok kez belirtilmiştir diğer bir değişle Kıskançlık ile İman arasında dolayımsız bir bağ vardır. Zaten ilginçtir ki İngilizce “jealous” (kıskançlık) sözcüğü Latince “zelasus, zelus” sözcüğü “ inanca sofuca bağlı olmak ve bunu başkalarıyla paylaşmak” anlamına gelmektedir. Bu acıdan bakıldığında Kıskançlık özel bir duyuş, düşünüş ve davranış TARZ'ıdır. ( tarz ve tavır birlikte anlaşılmalıdır). Bu nedenledir ki kıskançlık olgusunun temelinde, bireyin kendi benimsediği “Doğru(lara) ya” körü körüne ve/veya sofuca bağlanması keyfi yatmaktadır. Birey Kıskançlık ortaya koyarken kendine uygun gördüğü ve başkasıyla paylaşmak istemediği herhangi bir öznel “Doğrusunu” mutlaklaştırmaktadır.

Bu açımlama Kıskançlık olgusunu nereye kadar tasvir etmektedir bilinmez ama, tanımsal olarak, (by definition) İsreal'in tanrısı JHVH evrenin yaratıcısı olmasına rağmen ilk Kıskanç –kişi değil—VARLIK olarak adını Tevrat'a yazdırmıştır.

 

İyi de Tanrı doğmamış, doğurulmamış ve BİR ve TEK olduğu halde kimi ve/veya neyi kıskanmıştır diye bir soru sorulabilir -- ve de bu haklı bir sorudur.

Tanrı JHVH bu açıklamayı Musa'ya söylemiştir ve ondan başka tanrılara tapmamasını istemiştir. Ama Tanrı başka tanrılar derken bir de “Özelleştirme” yapmıştır. Tanrı JHVH Musa'dan özellikle bir Tanrıça'ya tapmamasını istemiştir. Kimdir bu Tanrıça? İ.Ö. 1000 yıllarında Kadim Mısır'da tapınılan Tanrıça İSİS'in devamı olarak yaratılmış olan ASHERAH' tır. Tanrı JHVH işte Musa'dan özellikle bu Tanrıça'ya ait tüm sembollerden, şifrelerden ve yeminlerden uzak durmasını emretmiştir. Ve eklemiştir Tanrı JHVH : “ Eğer O ‘ndan uzak durursan seninle bir Antlaşma= Mukavele ( Covenant) yaparım.”

İşte sözün burasında Kıskançlık olgusunda özde yer alan bir hususa geliyoruz. Tanrı JHVH ‘ya göre bazı topluluklar ASERAH' ı kendisinin “Hasmı=Rakibi” yapmak istemektedirler. Tanrı JHVH buna izin vermeyecektir…

Bu durumda Kıskançlık olgusunu anlayabilmek için ortada öncelikle “Hasmane= Rivalary” bir Tavrın bulunması gerektiği gerçeğini yakalarız. Ancak sadece Hasım olmak tam ve olgunlaşmış bir Kıskançlık için yeterli değildir. Başka unsurlar da vardır.

Tanrı JHVH Musa'dan ASHERAH'a ait, onu yücelten veya tanımlayan ne varsa kırmasını ve yok etmesini de istemişti: Diğer bir anlatımla Hasmı olanı sadece hipotetik bir “Rakip” olarak tanımlayıp bırakmamıştır: Musa'dan onun varlığını ortadan kaldırmasını ve adını yeryüzünden silmesini de istemiştir. İşte bu husus da Kıskançlık olgusundaki ikinci temel özelliği , “Düşmanca” davranma gerçeğini ortaya koymaktadır. Kıskançlık, Hasmın ve/veya Rakibin her ne pahasına olursa olsun mutlaka yok edilmesine kadar gitmesi gereken bir süreci öngörmektedir—Tanrı JHVH için… Bu süreçte Tolerans = Müsamaha/ Hoşgörü gösterilmektedir!

Ancak bu unsurlar da Kıskançlık olgusunu tam olarak açıklamaya yetmemektedir. Bir de “Rekabet” unsuru vardır. Tanrı JHVH, ASHERAH'ı sadece Rakip ve Hasım olarak görmüyordu. Kendisine “Sofucu / Kıskançca İman” edilmesinin ASHERAH'a iman etmekten daha “Avantajlı ve Üstün” olduğunu vurguluyordu. Tanrı JHVH'ın Musa'ya söylediği ezcümle şöyleydi: “ ASHERAH'a değil de bana İman edersen hem avantajlı hem de Üstün olursun. Ben sana bu avantajları ve Üstünlüğü sağlarım.”

Tanrı JHVH Musa'ya vaatte bulunuyor ve Rakip ASHERAH'a değil bana bağlan, kazanırsın diyordu—ki, Musa'nın istediği de ZATEN buydu. Firavun'un karşısında üstün ve avantajlı olabilmek…

 

Birisi ve/veya birileriyle Hasım olmak, Düşman olmak, Rekabet altında olmak Kıskançlık olgusunu açıklamaya yeter mi? Yanıtı, kanımca hayırdır. Hal böyleyse başka duyuş, düşünüş ve davranış tarzlarına da bakmak gerekmektedir. Örneğin bu tavırlardan ve tarzlardan biri “Pişmanlık” duygusu, bir diğeri “Korku”, bir başkası “Kuşku” diğer bir başkası da eski deyimle “İtimat = Güven” erozyonu ve bunun neden olduğu “İhanete Uğramışlık” duygusu ve inancası olabilir. Bunları tek tek ele alarak örneklemeye kanımca gerek yoktur çünkü her birey yaşamının bir döneminde şu yada bu nedenlerle Pişmanlık , İhanet veya Kuşku hislerine kapılmıştır, bunları bire bir yaşamıştır. Bunların tamamını bir arada yaşamış olanlarda vardır. Kıskançlık bunlardan biri tarafından başlatılmış olabileceği gibi bireyin kendisine seçtiği ve vazgeçemediği bir başka Takıntı'dan kaynaklanmış da olabilir. Özellikle sofuca izlenen bireysel ve vazgeçilmez sanılan “Takıntıların” Kıskançlık olgusunu tetiklemekte olduğu bilinen bir gerçektir.

Demek ki Kıskançlık, birbirini izleyen ve tetikleyen birbiriyle iç içe geçmiş en az dokuz karmaşık duygusal tepkinin veya tavrın bir “Bütün” oluşturarak ortay cıkması keyfiyetidir. Bu bütün kendi içinde çok tehlikeli bir unsuru da barındırmaktadır : Her ne pahasına olursa olsun Kıskanılan kişiye zarar vermek dahası ortadan kaldırmak tehlikesini.

Örneğin kişi bazı öznel beğenilerine uygun düştüğü için birisine aşık olmuştur. Kendi vazgeçilmez “Doğrusu” ona bu kişiye gözü kapalı Güvenmesi gerektiğini dikte etmeye başlar.kendi doğrularına takıntılı kişi bir süre sonra sevdiği kişinin onun “Doğrusuna” uymayan bir davranışını görürse – yada yakalarsa—kendisine “İhanet” edildiği kuşkusuna kapılır ve Kıskançlık bunalımı anında ortaya çıkar. Çünkü onun sofuca (Zealously) savunduğu bir “Doğru vardır ve sevilen kişi O'nun bu doğrusunu ihlal etmiş veya yoksamıştır. Sevdiğini söylediği kişiye “Hemşerin senin doğrun herkesin doğrusu olmak zorunda mı?” diye sorarsanız yanıtı öfkeli bir çıkış ve kırıcı sözler olacaktır. O artık Takıntı haline gelmiş olan kendi Doğrusu'nun bir ve tek gerçeklik olduğunu düşünmeye ve ona göre davranmaya devam eder. Yapacağı ilk iş nedir derseniz kendisiyle sevdiği kişi arasına Rekabeti sokmaktır derim. Kişi öncelikle çok sevdiğini söylediği kişiyle “Kimin Doğrusu Daha Üstün” Rekabetine girer. Türkiye'deki Töre ve Kıskançlık cinayetlerinde dikkat edilen temelde hep bu “Kimin Doğrusu Daha Üstündür Rekabeti” vardır..

 

Günümüzün “Çağdaş” denilen aile ortamlarında en sık yaşanılan çatışma, kanımca, birbirlerini delice (!) sevdiklerini söyleyen kadın ve erkeklerin gündelik hayata yön veren “Rekabet” unsurunu kendi sevgi ortamlarının içine, ailelerine ve hatta en mahrem yatak ilişkilerine sokmaya çalışmakta olmalarından kaynaklanmaktadır. Oysa hayatı ve Aşk'ı yapan “Rekabet” değil “Fark”tır. Gerçekte kişiler birbirlerinin farklı yönlerini beğendikleri için bir araya gelirler ( ya da tersi!). Yoksa yarış atları gibi birbirleriyle bir ömür boyu yarışmak için bir araya gelmezler. Nedir ki günümüzde içinde yaşanılan Kapitalist üretim ilişkileri kişilere sadece “Rekabet” için varolmalarını bunun dışına çıkmamalarını imparative olarak dayatmaktadır. Kapitalizm tıpkı İncil'de İsa Mesih'in ağzından söyletildiği gibi, “Baba ile Oğul Anne ile Kızın ve Anne ile Baba arasında Barış istemem, onlar birbirleriyle olmalıdırlar.” Mantığını empoze etmektedir. Herkes herkesle kavgalı ve Rekabet halinde olmalı… Kapitalizm'in istediği budur. Bu ilkel isteğe uyup Rekabeti sevdiğiniz kişiyle kendi aranıza sokarsanız Kıskançlık sizi yakalar ve Ruhlarınızı ve Bedenlerinizi esir alır. Ömrünüzün geri kalan kısmın Korku, Kuşku ve İhanet duygularıyla geçirmeye adaysınız demektir…

 

Kıssadan Hisse: Bırakın Rakipleriniz olsun. Onlar siz Kıskansalar da siz onları kıskanmayın. Tek gerçek Rakibiniz kendiniz olsun, kendinizle yarışın. Kıskançlık duygusunu yenebilmenin yolu kişinin sadece kendisiyle rekabet halinde olmasından geçer. Ancak böylelikle kendinize Hasımlar, Rakipler, Düşmanlar ve Hainler bulmaktan vazgeçersiniz. Kıskanç kişi, hiç unutmayın ki, en başta kendisine “İhanet” eden kişidir, kendisini Rakip veya düşman olarak algılamaya alışmış kişidir.

Aslonan “Özenmektir” Haset etmek değil. Güzelliğe, İyiye, İnsanlığın hayrına / Yararına olana özenmek kişiyi yüceltir, Kıskançlık duygusu ise kişiyi bataklıklara sürükler. Kıskandıkça kendinizi yıpratırsınız, kıskandıkça “Özünüzü” tahrip edersiniz.Ve Kıskandıkça “Kamil – İnsan” (Universal Man ) olmaktan uzaklaşır, ilkin sıradanlaşıp sonra da sıfırlanmış KUL konumuna düşersiniz. Kendisini Düşman gören, ilgili ilgisiz herkesi düşman görmeye başlar ve hazindir ki işte bu gözleri Kıskançlıkla bağlamış olan kişi gerçek dostlarıyla gerçek düşmanlarını ayırt edemez hale gelir.

Kıskançlık olusunun ünlü düşünür ve gönül adamı Halil Cibran'ın şu sözleriyle bitirmek istiyorum:

“Kardeşlerim birbirinize danışın, çünkü hatadan ve pişmanlıktan kurtulabilmenin yolu öğütten geçer. Öğüt dinlemek istemeyen kişi budaladır.” (Sözler)

“Çoğu kez ruhlarınız savaş alanı gibidir ve burada düşünceniz ve yargılarınız, hırs ve doyumsuz iştahınızla mücadele eder.”

“Keşke elimden gelse de, içinizdeki unsurların ahenksizliğini ve rekabetini birliğe ve ahenge çevirerek ruhlarınıza huzur ve barış koyabilsem.” (Ermiş)

 

 

Aytunç Altındal

16.Ocak.2006

İspilandit

--------------------------------

kaynak:http://www.aytuncaltindal.com/makaleler.htm#evrendeki

Powered by Bullraider.com
 
Telif hakkı©2011 Metin YILMAZ www.kutsalkitaplar.net Bu sitenin bütün hakları saklıdır.
 
Kutsalkitaplar.net sitesinde bulunan bize ait makaleler ve e-kitaplar (A'dan Z'ye Kitabı Mukaddes) yazarın izni alınmadan ticari amaçla kullanılamaz. Ticari amaç taşımayan kullanım, yazarın ve sitenin kimliği belirtilerek kullanılabilir. kutsalkitaplar.net sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kisişel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
 
 
 
 
Tekrar kullanım:
Bu sitede bulunan bize ait makaleler, kopyelenip ücret ödemeksizin aşağıdaki şartlara uyup kullanılabilir.
(1) - Kesinlikle ücret talep edilmeyecek.
(2) - Makalelere herhangi bir yazı eklenmeyip, çıkarılmayacak. Websitenizde en az harf büyüklüğü 10pt kullanılacak
Sitemizde yer alan yazılar ve haberler kaynak URL belirtilerek kullanılabilir. 
Not:Yukarıda bahsettiğimiz bu şartlar bize ait olmayan makaleler için geçerli değildir.